
Haluk - "father" - "Our choices shape our destiny"
3.7K posts

Haluk - "father" - "Our choices shape our destiny"
@hturk3365
ATATÜRK TC KURUCUSU SAYGI GÖRMEK HAKKI ŞEHİTİN YAKINI BEDDUAYA İNAN-HERKESİ OKU YA ÖYLE DEĞİLSE SORGULA RT onay değil doğrumu diye sormak Deutschland-Married






Celine Dion Confesses on Deathbed: "I Ate Children to Stay Young - Now I'm Dying" Those are the chilling words spoken by Celine Dion - five-time Grammy winner, global megastar, and Hollywood's golden goddess - as she believed she was taking her final breath. We have the footage. The shocking, uncensored bombshell footage that will expose the Hollywood entertainment industry elites and the entire Epstein class for the monsters they are.

Kini ve nefreti büyütme operasyonu devam ediyor. Şu muhalefetin yarısını AKP'ye yapmadı bu herif...

Mutlak butlan kararıyla geri gelen Kemal Kılıçdaroğlu: "Kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. Hakkınızı helal edin ve beni affedin" birgun.net/haber/mutlak-b…







🔴AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu'ndan 'üniversitelerde organize istismar ağı' iddiası 📌Kafkas Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Munzur Üniversitesinin ismini verdi. 📌İddiaya göre istismar ağının içerisinde polisler de var. 📌Yoksul ailelerin çocukları hedef alınıyor. 📌Öğrenciler "Örgütçüsünüz" denilerek tehdit ediliyor ve istismara maruz bırakılıyor. 💬"Biri bana derse ki 'Sen bunu ispatlar mısın', evet ispatlarım." 🔗evrensel.net/haber/5986231/…



GİTTİ... Koğuş arkadaşımdı… Daha ötesi Komutanımdı… Onu tanımadan önce adını hiç duymamıştım. İşin açıkçası, biz öğretmen subay tayfası genelde okullarda görev yaptığımızdan, kurmay tayfasından bîhaberizdir. Ama içerideylen ve dava arası molalarda ya da dışarı çıktıktan sonra başka bir kurmay subayla karşılaştığımda, kiminle kaldığımı sorsalar ve ben O’nun adını ansam… O an yüzlerindeki ifadeyi görmeliydiniz: O’nu tanımayan yoktu. Nâmı yürümüştü, sizin anlayacağınız. Ona baktığınızda, kelimelere ihtiyaç kalmadan bir duruş görürdünüz: Sakin, kendinden emin, güven telkin eden bir duruş. Bu güven öyle sıradan değildi… Onunla konuşan herkes zekâsının kıvraklığını, nüktelerinin inceliğini anında fark ederdi. Bir cümlesiyle sizi susturur, bir esprisiyle düşüncelerinizi alt üst edebilirdi. Söylediklerini anlamadan önce birkaç saniye sessiz kalır, “Bunu nasıl düşündü şimdi?” diye içinizden geçirirdiniz. Birlikte kaldığımız günlerde o ince esprileriyle koğuşun havasını değiştirirdiği çok olmuştur. Fakat bu sadece bir mizah değil, zekânın ta kendisiydi. Onun karşısında konuşmadan önce iki kez düşünürdünüz, çünkü sorgulayıcı bir zihnin karşısında hiçbir ezber cümle ayakta kalmazdı. Üst düzey komutanlara söylediği özlü ama sarsıcı sözler, karargâhta konuşulurmuş. Onu tanıyan herkes hemen hemen benzer cümleler kurardı: Kimisi çok iyi yetişmiş bir kurmay subay, bir diğeri derin bir hukuk bilgisine sahip usta bir hukukçu, başkasından dünyayı bilen bir entelektüel, parlak bir doktriner ya da vicdanlı bir insan sözlerini duyabilirdiniz. Görüşleri, sıradan düşüncelerin ötesindeydi. Tabu sayılan konulara cesurca girer, geleceği adım adım analiz ederdi. Yazdıkları, fikirsel sağlamlığı sayesinde çoğu zaman eleştirilmeden kabul görürdü. Çünkü o, kelimeleri bir kalkan değil, bir ışık gibi kullanırdı. Ama asıl fark yaratan, yaptığı işlerdi. 2011 yılında, TSK Disiplin Kanunu’nu, evrensel hukuk ilkelerine yaslanarak yeniden yazdı. Bu kanun, yıllarca süren sorunları kökten çözmüş ve hâlâ yürürlüktedir. TSK Personel Kanunu ve İç Hizmet Kanunu’ndaki büyük değişikliklerde de onun imzası vardı. Onun yer aldığı bir çalışmada kimse endişelenmezdi. Çünkü o, adeta bir “sigorta” gibiydi. Onu tanıyanlar, “Onun dâhil olduğu çalışmalarda endişeye gerek yoktur” derdi. Buraya kadar bahsettiğim kişi kim mi? Mustafa Barış Avıalan Albay… Koğuş arkadaşımdı… Daha ötesi Komutanımdı… Bir vefa insanı. Diğergâm bir ruh. Bir arkadaşımız hastalandığında çarşaflarını hiç düşünmeden yıkayan adamdı o. “Benim işim değil” demezdi. Kolları sıvar, sessizce yapardı. Biz yardım etmek istediğimizde ise elimizi bile sürdürmedi. Siz durun, ben halledeceğim dedi. Hayatının her anında olduğu gibi, son nefesine kadar da değerlerinden taviz vermedi. Haksızlığın karşısında eğilmedi, bükülmedi. Bilgisiyle, vicdanıyla ve inancıyla doğruları savundu. Mahkeme salonlarında yaptığı efsane savunmasını kendisi kaleme aldı. Hatta annesine savunma yapmak istemediğini söylemişti ilkin, Kendisinden sonra öteye göçen rahmetli Hatice anası, “Sen üstüne düşen vazifeyi yap, gerisini Allah’a bırak” diyerek oğlunu ikna etmişti. Aralarında geçen konuşmaları bir şiir halinde kalem almış, bana da okumak nasip olmuştu (youtu.be/YPdRcwStta0). Savunması bir gün tarih kitaplarında yerini alacak niteliktedir. Bulabilirseniz okuyun muhakkak. Bir gün sohbet ediyorduk. Yerde battaniyenin üzerinde oturuyordu. Bir anda bulunduğu yerden fırlayıp yatağının üstüne oturdu. Ne olduğunu anlayamadığımız saniyeler içerisinde nefesi kesilmiş, kan ter içinde kalmıştı. Zor nefes alıyordu. Uzandı, biraz dinlendi. Çok endişelendik. Bir süre sonra ilk kez kalbinde bir pil olduğunu, uzun süredir bu hastalıkla yaşadığını söyledi. O an anladım: Bu cesaretin arkasında kırılgan ama dimdik duran bir yürek vardı. Ben altı ay sonra o koğuştan ayrıldım ama ara ara davalarda karşılaştık. Dışarı çıkınca da tanıyanlara sağlığını sordum hep. Ama hastalığı iyiye gitmiyordu. O beklediğim güzel haber bir türlü gelmiyordu. Sağlam girdiği cezaevinde hastalığı ilerledi, gerekli hiçbir tedavi yapılmadı. Ailesi, tedavisi için ellerinden geleni yapmayı teklif etti ama izin verilmedi. En sonunda, “hayati tehlikesi vardır” şeklinde Araştırma Hastanesi tarafından verilen heyet raporuna rağmen tahliye edilmedi ve cezaevinde, mazlum olarak 5 sene önce tam da bugün 15 Ekim’de maalesef vefat etti. Mustafa Barış Avıalan Albay… Koğuş arkadaşımdı… Daha ötesi Komutanımdı… Yaşamıyla, duruşuyla, vefatıyla… Ardında bir iz bıraktı. Sıradan bir insanın değil, tarihe not düşen bir karakterin izi idi onunkisi. Allah rahmetiyle muamele eylesin.

Israel has destroyed the Arnon Castle of Shaqif, an ancient fortress built by the Romans and used by Crusaders. Israel is destroying Christian history. They HATE us.















