🚨 Cristiano Ronaldo in his first 2 seasons in Real Madrid scored 86 goals all competitions
🚨 Raul Gonzalez in his first 2 seasons scored 36 goals for Real Madrid
🚨 Karim Benzema in his first 2 seasons scored 35 goals for Real Madrid
🚨 Kylian Mbappe has scored …look below
@mhmtrtk@DahiliyeDoktoru Sevgili kardeşim seni anlıyorum helede konu sağlık ise, Ancak bağırmak medeni ve insanca bir davranış olmazdı!! Seninde kim olursa olsun şikayet etme hakkın var onu kullanmak gerekir.
@DahiliyeDoktoru 1-Bu işlerin tamamen karşılıklı olması gerekiyor
13,10 randevusuna doktor 14,15 te geldi doktor gelmeden sekretere doktor nerde diye sorduğum için dr eşimi muayene etmedi kayıt açılmadığı için 15 gün randevu alamadık şimdi ben bağırsam haksız mıyım? Doktor ceza alacak mı hayır.
Fransa’da bir hastane…
Fotoğrafı bizzat ben çektim.
Serviste hasta odalarının kapısına asmışlar.
Mesaj oldukça net:
• Sağlık çalışanına sözlü saldırının cezası: 7.500 €
• Fiziksel saldırı durumunda polis ve adli süreç devreye giriyor
• Servis kurallarına uyulmaması halinde ziyaretler durdurulabiliyor
• Gerekirse hasta başka bir hastaneye transfer edilebiliyor
Yani “sağlıkta şiddet” burada sadece kınanan bir şey değil, doğrudan yaptırımı olan bir mesele sayın bakanım @drmemisoglu
@KemalKYL42@Hekimce261050 Sevgili meslektaşımın asıl yaptığına takılmayıp para lafına takılmakta???(para mevzusu ise bazıları evet iş yapıyorsunuz paranızıda alıyorsunuz sözlerine atfen eklenmiştir mutlaka yoksa hangi verilecek paralar bu hizmetin karşılığı olur ki!?)bu Meslek insan üstüdür,Kişiler değil!
𝗡𝗼̈𝗯𝗲𝘁𝗰̧𝗶 𝗼𝗹𝗱𝘂𝗴̆𝘂𝗺 𝗯𝗶𝗿 𝗴𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗮𝗮𝘁 𝟮𝟭.𝟬𝟬 𝘀𝘂𝗹𝗮𝗿ı𝗻𝗱𝗮 𝗯𝗶𝗿 𝗸𝗼𝗻𝘀𝘂̈𝗹𝘁𝗮𝘀𝘆𝗼𝗻 𝗶𝘀𝘁𝗲𝗻𝗱𝗶. Beyin cerrahisinde beyin kanaması şüphesiyle yatan; 19 yaşındaki bir kadın hastanın trombositleri düşük olduğu için ameliyat öncesi değerlendirmemi istemişlerdi. Hastayı değerlendirdim ama trombositlerinin düşük olmasının sebebini açıklayamadım. Trombosit sayısı aslında ameliyat olmasına engel olacak kadar düşük değildi. Bu değerlerle ameliyat olabilir, sonrasında hematoloji kontrolü diyebilirdim.Ama periferik yayma yapılmasını istedim. Mikroskopla değerlendirirsem içim rahat edecekti. Ben konsültasyonu kapattıktan sonra hastanın doktoru aradı, "Hocam mesai saatleri dışında periferik yayma hazırlanmıyormuş," dedi. Laboratuvarı aradım, "Biz sadece acil testlere bakıyoruz, periferik yayma boyamıyoruz," dediler.
Saat 23.00’ü bulmuştu. Önce nöbetçi idari sorumluyu, ardından Başhekim yardımcısını aradım. Onlarda aynı şeyi söylediler:
Mesai dışında boyamıyoruz! "Laboratuvarı açabilir misiniz, ben kendim boyayacağım," dedim. Anahtar Mikrobiyoloji uzmanındaymış. Onu bağlattım, durumu anlatarak anahtarı getirmesini rica ettim. Gece yarısı olmasına rağmen geldi ve laboratuvarı açtı.
Ben bu arada yaymayı yapmıştım, laboratuvar açılınca da yaymayı boyadım.
Mikroskopla baktım; anormal hücreler gördüm. Saat gece yarısını geçmişti. Hematoloji hocamı cepten aradım ve durumu anlattım. Sağolsun her zaman yardımcı olurdu. "Hastayı opere etmesinler, Akut Lösemiye benziyor, ben yer ayarlıyorum, hemen bize gönder," dedi. Ambulans ayarlayıp hastayı Hematolojiye gönderdik.
Hasta AML (Lösemi) çıktı ve tedavisine o gün başlandı.
Şimdi o günün sağlık bakanlığı nezdindeki değerine bakalım:
Konsültasyon : 15 puan
Periferik yayma: 10 puan
Toplam 25 puan!
Hastanenin bir aylık puan ortalaması: 30 bin puan.
𝗩𝗲 𝗯𝘂𝗴𝘂̈𝗻𝘂̈𝗻 𝗽𝗮𝗿𝗮𝘀ı𝘆𝗹𝗮 𝘆𝗮𝗽𝘁ı𝗴̆ı𝗺ı𝘇 𝗶𝘀̧𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗿𝘀̧ı𝗹ı𝗴̆ı 𝗶𝘀𝗲 𝟰𝟭 𝗧𝗟 !!...
Türkiye Cumhuriyeti'ne, bu milletin bayrağına, toprağına el uzatma cesareti gösteren provakatörler bilsinler ki,
Ay yıldızlı bayrağımız aziz vatanımızın üzerinde gururla dalgalanmaya devam edecek! 🇹🇷
Dün transfer ettikleri Guendouzi’yi ilk 11’e almışlar. Dün Mali elenince Dorgeles Nene’yi özel uçakla getirip kadroya almışlar. Galatasaray korkusundan Alex’i, Anelka’yı da futbola döndürecekler utanmasalar. Galatasaray böyledir, titretir adamı.
@hekimsen Hasta red etti deniyor ancak doğumdan sonra aynı kişi test yapılmadı diyor ve dava açılıyor!!! Burda o zaman kaideler ve kurallar eksik yapılmış yani hekim yazılı ve imzalı ret beyanı almamış??? Malpraktis yasasına göre burda sağlık ekibi hatalıdır maalesef sözlü beyan yetersiz!!
— Türkiye’de Tıp Camiasını Sarsan Karar —
“Test istemiyorum” dedi…
Hastasının kararına uyduğu için hekim 77 milyon ₺ tazminata mahkûm edildi!
🎙️ Üstelik hastanın talebi epikriz raporunda kayıtlı olmasına rağmen…
📌 Olayın Özeti (Kayıt Var, İddia Var)
35 yaşındaki gebe hasta, hekim tarafından önerilen ikili tarama ve üçlü tarama testlerini şu ifadeyle reddediyor:
“Hayır, istemiyorum. Allah’tan gelene diyecek bir şey yok.”
Bu ret yalnızca sözlü değil:
📄 Epikriz raporuna açıkça kaydediliyor.
Hasta, gebeliğin 14. ve 17. haftalarında aynı ret beyanını yeniliyor → tamamı kayıt altında.
⸻
⚠️ Doğumdan Sonra Ne Oluyor?
Doğumdan sonra bebek Down sendromlu dünyaya geliyor.
Aynı kişi bu kez:
🗣️ “Test yapılmadı” gerekçesiyle dava açıyor.
Yani:
❗ Testi açıkça reddeden hasta,
❗ Sonradan “test yapılmadı” iddiasıyla,
❗ 77 milyon ₺ tazminat talep ediyor.
⸻
⚖️ Bilirkişi Raporu Ne Diyor?
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda:
📌 “Hekime kusur yüklenemez.”
📌 “Tazminat şartları oluşmamıştır.”
📌 “Reddin epikrizde kayıtlı olduğu açıktır.”
Uzman görüşü net: Hekimin kusuru yok.
Ancak mahkeme;
❗ hastanın ret beyanını,
❗ iki ayrı haftada tekrarlanan reddi,
❗ “riskler anlatıldı” kaydını,
❗ bilirkişi raporlarını
dikkate almıyor.
⸻
💥 Mahkeme Kararı: 77.482.262 ₺ Tazminat!
Evet, yanlış okumadınız.
Hastanın kayıtlı reddine uygun davranan hekime:
💸 43,7 milyon ₺ maddi tazminat
💸 225 bin ₺ manevi tazminat
💸 3 milyon ₺ harç
💸 1,6 milyon ₺ yargılama gideri
💸 Faizlerle toplam: 77.482.262 ₺
⸻
🩺 HEKİMSEN: “Bu Haksızlık Kabul Edilemez!”
HEKİMSEN’in açıklaması:
🟥 “Hekim, hastanın kendi isteğine saygı gösterdiği için cezalandırılamaz.”
🟥 “Kayıtlı ret yok sayılmıştır.”
🟥 “Bu karar tıbbi kayıtları değersizleştirir.”
🟥 “Bu, sağlık sistemini zora sokacak bir emsal niteliğindedir.”
HEKİMSEN Hukuk Birimi:
📌 İstinaf başvurusu yapıldı.
📌 Süreç sonuna kadar takip edilecek.
⸻
📢 Kamuoyuna Çağrı
Bu karar yalnızca bir hekimin değil;
➡️ tüm sağlık çalışanlarının,
➡️ tüm gebe takiplerinin,
➡️ tüm tıbbi kayıt sisteminin,
➡️ hekim–hasta güven ilişkisinin
geleceğini ilgilendiriyor.
✊ “Hekim yalnız değildir.”
✊ “Hastanın kayıtlı kararına uymak suç değildir.”
✊ “İvedilikle hakkaniyet istiyoruz.”
@turkogluteyfik@mmsahin4040 Arızalanıp yada başka şekilde olduğu şaibeleri var ya Kendi hava sahamızdaki düşen uçak üzerindeki koruma ile gönderilen heyetin başka sebeple düşürülme şaibesi ortadan kalkar bence.
Libya Genelkurmay Başkanının ve Kara Kuvvetleri Komutanının Ankara’da vefat etmesi en çok da İsrail’i ve Yunanistan’ı sevindirmektedir.
İsrail şu anda Libya’da gerek Hafter tarafına gerekse Dibeybe tarafına “Tarafınızı tekrar düşünün ve bizi seçin.” mesajını en üst perdeden vermiş oluyor.
Ancak Türkiye köklü tarihi ve kültürel bağlarının güçlü olduğu Libya’da kardeşliğin hakim olması için elinden geleni yapacaktır.
Doğu Akdeniz’de deniz yetki anlaşması Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi için hayati öneme sahiptir.
Unutmayalım, Doğu Akdenizin güvenliği Türkiye açısından hayati öneme sahiptir.
Doğu Akdeniz temelli her meselede bizim için önemli olan “Ankara’nın güvenliği Libya’nın güvenliğinden geçer. “ düsturudur ve bu süreci bu düsturla yönetmek gerekir.
@tvnet yayınından…
@alikdk Tamamda Ali bey bu düşüncem diğer söylediklerinizden bağımsız Libya Genelkurmay başkanı gelip geri dönerken sınırlarımız içinde savaş uçağı eskort koruması verilmezmi⁉️
Hiç normal günlerden geçmiyoruz.
Türkiye’de garip bir şeyler oluyor.
Son bir haftada üç adet kimliği belirsiz droneler ülkemize düşürüldü. Bana göre bilinçli olarak. Öyle kontrolü kaybeden falan değil.
Dün akşam Libya heyetini taşıyan özel uçak düştü ve Libya Genel Kurmaya başkan dahil sekiz kişi hayatını kaybetti.
Ve son olarak Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın sözleri kesildi.
Türkiye üzerinde oyun oynamak isteyenler bilsin ki; bu ülke iç siyasette birbirini yiyebilir ama dışarıdan gelecek bir müdahaleye karşı tümden bir yumruk olur.
Bilin yeter. Bilmeyenlere yumruk yerden kalkmayacak şekilde ağır olur…
@Elibol24 Tamamda hanım efendi bu düşüncem diğer söylediklerinizden bağımsız Libya Genelkurmay başkanı gelip geri dönerken sınırlarımız içinde savaş uçağı eskort koruması verilmezmi⁉️
Gemiler vuruldu.
3 İHA sınırımızı ihlâl etti.
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi el sıkıştı.
Suriye’de Hakan Fidan’ın konuşması yarıda kesildi.
Libya Genelkurmay Başkanı'nın uçağı sınırlarımızda düştü.
Kenetlenme zamanı diyeceğim ama hainin adı genelde Ali, Mehmet, Ayşe...
Bu bir; “Ya kaza değilse” analizidir.
Jeopolitik Fırtınanın Tam Ortasında: “Cephe Suriye, Araç Libya, Mesaj Ankara.”
Genkur. Baş. Org. Selçuk Bayraktaroğlu’nun davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Genkur. Baş. Org. Muhammed Ali Al-Haddad, MSB Bakanı Yaşar Güler ve diğer üst düzey Türk askeri yetkililerle görüştükten sonra ülkesine dönerken, uçağı Ankara yakınlarında düştü.
/
Libya Genelkurmay Başkanı uçağının Ankara semalarında düşmesi ve yakın geçmişte yaşanan (havada olanlar dahil) ardışık olaylar birer kaza ve tesadüften mi ibaret? En baştan söylemek zorundayız. Evet, mümkün? Ama biz bunların sadece birer kaza ve tesadüften ibaret olmadığını da düşünmek zorundayız. Çünkü dizilim son derece sıra dışı ve tam bir jeopolitik mücadelenin ortasında yaşanıyor.
Bütün bunların raslantısal olduğunu düşünüyorsanız, bu yazıyı okumanıza gerek yok. Ama raslantısal olmadığını düşünüyor ve ne olduğuna dair muhakemenizi-bakış açılarınızı geliştirmek istiyorsanız; biraz zihniniz yorulacak, ama eminim okumanıza da değecek.
/
Hadi başlayalım:
- Türk C-130’unun Azerbaycan’dan dönerken Gürcistan üzerinde düşmesi.
- Türkiye 4 savaşın ortasında kalmış, merkezde ve kenar kuşakta doludizgin yaşanan doğrusal etkiler, asimetri ve manipülasyonlar.
- Karadeniz başta denizlerde yaşanan istikrarsızlığın/ardışık olayların havada da gözükmesi.
- En son Türk Hava Sahasında görülen menşei belirsiz S(İHA)lar.
- Ve son olay: Libya Genel Kurmay Başkanının uçağının Ankara semalarında düşmesi…
Benzeşen bağlam; yakın geçmişte İran Cumhurbaşkanının helikopterinin Güney Kafkaslarda düşmesi.
///
Bütün bu olaylar raslantısal mı, komplo mu, bir etki/mücadele biçimi mi?
Tekil olarak mı okunmalı, bağıl mı?
Gerçekte nedir; bir baskı/manipülasyon mimarisinin katmanları mı?
///
Libya’da 3 günlük yas ilan eden Libyalı yetkililer olayın ilk saatlerinde ‘uçağın bir kaza kırıma uğradığı’ açıklaması yaptı. Oysa bu dakikada olayın bir kaza kırım olduğunu tespit etmek mümkün değildi. Bu açıklama/ön alma çabası, durumun Libya için de kadar hassas olduğunu gösteriyor.
TC. İletişim Başkanlığı ise; “Bu süreçte kamuoyunun sadece resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalara itibar etmesi; bunun haricinde sosyal medyadaki teyitsiz bilgi, spekülasyon ve komplo teorilerini dikkate almaması, dezenformasyon girişimlerine prim verilmemesi adına oldukça önemlidir” açıklaması yaptı. Bu açıklama da Türkiye’nin; ‘daha kontrollü, daha az konuşur, daha az görünür’ bir yaklaşımla, daha kapalı, daha sert, daha sıkı bir faza geçtiğini gösterir.
///
Olayın değdiği noktalar:
- Akdeniz, MEB-deniz yetki alanları, kaynak ve alan mücadelesi,
- Gazze savaşının başlangıcından beri Türkiye-İsrail arasında başgösteren gerginliğin bölgesel ve teopolitik rekabete, sürtüşmeye dönüşmesi,
- İsrail-GKRK-Yunanistan yakınlaşması,
- İsrail-YPG/PYD yakınlaşması,
- Suriye’nin üniterleşme arayışı ve Türkiye’nin olası Suriye Harekatı,
- Libya iç dengeleri, Afrika geçidi, enerji ve üsler,
- Kafkaslarda Orta Koridor mücadelesi,
- Türkiye yaşanan operasyon ve güç kavgalarının temas ettiği uluslararası ayaklar.
///
Bu olay bir kaza değilse, Yüksek Düzey Askeri-Diplomatik Güvenlik Olayı (High-Level Military-Diplomatic Security Incident) sınıfa girmiştir:
Bu sınıfın özellikleri:
- VIP askeri hedef,
- Devlet merkezinde gerçekleşme,
- Kritik görüşme sonrası zamanlama,
- Alınan kararları manipüle etme potansiyeli,
- Ve çoklu aktörü; devleti/alanı/güç odağını etkileme potansiyeli.
Bu tür olaylar kazayla başlar, ama kazayla bitmez.
///
Kim kazandı sorusu en önemli ipucu:
Stratejik analizde ilk soru “kim yaptı?” değil, “kimin işine yaradı”dır.
Peki bu olay kimin işine yarar?
///
Türkiye-Libya hattından rahatsız olanlar:
- Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya deniz yetki alanları,
- Trablus merkezli meşru askeri yapı,
- Türkiye’nin Akdeniz’de kalıcı askerî varlığı,
Bu hatta istikrar değil, belirsizlik isteyen herkes için bu olay kazançtır.
///
Libya’da “komuta boşluğu” isteyen aktörler:
Libya’da hala ciddi bir komuta boşluğu var. Ülke, siyasi olarak parçalanmış ve askeri yapılar arasındaki bütünlük hem iki başlı ve hem de eksenler içi bağlar oldukça zayıf. Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Al-Haddad, yalnızca bir asker değil, aynı zamanda Libya'da dengeyi sağlayan önemli bir figürdü. Bu tür kritik bir liderin kaybı, iç politikada gerginlikleri artırabilir ve dış müdahalelere zemin hazırlayabilir.
///
Türkiye’de iç güç mücadelelerini uluslararası zeminlerde nasıl kullanıldığı, örnekleriyle tarihsel olarak bilinir. Bu konuda hiç polemik yapmayacağım, hiç de girmeyeceğim. Sadece şunu vurgulayacağım: Yakın dönemde kamuoyunun da yakından ilgilendiği sansasyonel medya-fuhuş-uyuşturucu operasyonlarında, iç siyasi rekabet ve eksen içi güç mücadelelerinde ayak izi görülen uluslararası bağ nedir? Olan ve olası iç operasyonlar ile olası Suriye harekatının etkilenme potansiyeli nedir? Bu tür olayların caydırıcılığa psikolojik saldırı modu vardır. Algı artık harp unsurudur, sessiz ama derin etkilidir.
///
Şimdi en hayati, en dikkat çekmek istediğim nokta: Ya da en tehlikeli senaryo: Yanlış okuma:
Bu tür olayların en tehlikeli sonucu, yanlış aktöre yanlış anlam yüklenmesidir.
Yanlış bir okuma:
- Yanlış diplomatik tepkiyi,
- Yanlış askeri pozisyonu,
- Yanlış cepheleşmeyi,
- Yanlış geri dönüşsüz tırmanmayı getirir.
Yani “Yanlış savaş/yanlış mücadele ihtimali” tam da bu eşikte doğar.
Bu tür durumlarda devlet, aceleci kararlar almaktan kaçınarak, “Ya Sabır” çekip stratejik sabra yönelir. “Aceleyle alınan kararlar, yanlış sonuçlar doğurabilir” diye düşünür. Ancak bu stratejik sabır da kendi içinde büyük bir risk taşır.
Çünkü bu süreçte de;
- 2014 Kobani olayları merkezli 2013-2015 yanlış odaklanma,
- “2019’dan beri olduğu gibi” durağanlık ve zaman tuzağına düşme olasılığı vardır.
Yavaş ilerlemek, bazen gereksiz yere duraklamaya ve fırsatları kaçırmaya yol açabilir.
///
Bu olayın Libya üzerinden görünmesi ama Ankara’da olması, bana şunu söylüyor:
Hedef coğrafya başka, mesaj verilen merkez Türkiye.
Suriye dosyası şu an Türkiye’nin askeri olarak en sıcak, diplomatik olarak en kırılgan ve uluslararası alanda en ağır baskıyla karşılaştığı dosya.
Ve bütün şu başlıklar aynı anda masada:
- Türkiye’nin “bekle-gör”den çıkma hazırlığı,
- Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri harekat,
- YPG/PKK terör örgütünün varlığı, statüsü,
- Suriye (YPG/PKK-HTŞ-Dürziler-Nusayriler) + Gazze üzerinden yeniden şekillenen Türk-ABD-İsrail-Rusya-İran-Arap denklemi,
Bu ortamda Türkiye’nin karar eşiklerini etkilemek isteyen biri, doğrudan Suriye hattına dokunur.
Ama doğrudan vurmak pahalıdır, o yüzden dolaylı vurur.
Libya bu denklemde kullanılıyor olabilir mi? Evet, hem de sadece bir tek mermiyle birkaç kuşu vurabileceği için tekrar tekrar evet.
Son sözü Türkiye’nin aklı, caydırıcılığı ve caydırıcılığını kullanma iradesinin belirleyeceğini çok iyi biliyorlar. O yüzden bütün oyun da; Türkiye’nin stratejik aklı ile caydırıcılığını kullanma iradesini etkileme üzerine dönüyor.”
///
Libya Özeli:
Libya, Türkiye için meşru ve savunulabilir bir angajman alanı. Türkiye'nin Libya'ya müdahalesi, meşru hükümeti destekleyerek dengeleri lehine değiştirti. Ayrıca, Türkiye'nin Libya'daki rolü, Hafter ekseniyle kurulan ve gelişen ilişkiler de, Libya'nın üniter yapısının korunması açısından da çok önemli. Türkiye, burada açık bir siyasi ve askeri inisiyatif kullanıyor, ancak bu durum bazı dış aktörler tarafından hazmedilemiyor. Özellikle AB-Yunan-İsrail-BAE hattında.
Yani Libya’ya dokunmak, Türkiye’ye önce “başka dosyalar da yanar” mesajı veriyor. Bu aslında çapraz bir baskı tekniği: Suriye’de hamle yaparsan, bedelini Libya’da, Akdeniz’de, hatta merkezinde üretsin demek istiyor.
///
Ankara’da olması: Karar merkezine, karar merkezinde mesaj:
Bu çok kritik. Eğer konu sadece Libya olsaydı: olay ya Libya’da olurdu ya Akdeniz üzerinde ve gelirken. Ama olay Ankara kalkışlı, Ankara yakınında, stratejik kararların alındığı bir görüşme sonrasında yaşandı.
Bu; “Tek mermiyle çoklu atış yapıyorum: Sahada değil, masada verilen kararlara mesaj veriyorum” demektir. Bu, Türkiye’nin geliştirdiği/geliştireceği inisiyatifleri, özellikle de harekâtı önlemek isteyen irade(lere) ait bir sinyaldir.
///
Bütün bu yaşadıklarımızda 2013-2015 terör kuşağında olduğu gibi ve/veya 2019’dan beri yaşanan jeopolitik engelleme-zaman kazanma süreçlerinde olduğu gibi, benzer şeyler görüyorum.
Ama koca bir fark eşliğinde.
O zaman Karabağ Savaşı, Ukrayna savaşı, küresel-teopolitik Gazze manipülasyonu ve İsrail karşı katliamları ile İran-ABD/İsrail savaşları yaşanmamıştı. Bütün bu olaylar dizisi, bu mücadelelerin bağlamında yaşanıyor.
O zaman yeni durumu kavramsallaştırmaya çalışalım: 2013-2015 terör saldırı kuşağının çok daha gelişmişi;
- Çok eksenli,
- Çok aktörlü,
- Çok devletli,
- Çok alanlı,
- Çok zamanlı,
- Çok daha tehlikeli, karar mekanizmalarını ve sosyolojik fay hatlarını hedef alma potansiyeli son derece yüksek bir asimetrik saldırı ve maniplasyon kuşağının içindeyiz.
///
Bu tür olaylar birkaç sonucu tekil ya da çoklu üretmek ister:
- Türkiye’nin kararlarını etkilemek,
- Türkiye’yi durdurmak,
- Durduramıyorsa oyalamak, zaman tuzağına düşürmek,
- Türkiye’yi yanlış yere savurmak.
///
Peki ben neden hala ısrarla olası Suriye harekatının peşinde koşuyorum?
- Türkiye’de Suriye ön koşullu “Terörsüz Türkiye süreci” çöker. YPG/PKK terör örgütünün Türkiye’ye bir tuzak kurduğu, oyun oynadığı, zaman kazanmaya çalıştığı ortaya çıkar.
- Türkiye Suriye harekatına hazırlandığını gösterir.
- Türk karar verici heyet (Fidan-Güler-Kalın) Şam’a gider.
- Bunlar bazı aktörlerin kırmızı çizgisine girer.
- Bu karar verici ziyaretle eş zamanlı Suriye’de çatışmalar çıkar, YPG/PKK ekseninden iddialı, yüksek perdeden tehditler ve mesajlar gelir.
- Türkiye’de YPG/PKK paydaşı açık ve kapalı bazı aktörler aktifleşir.
- Siyasetteki (iktidar kanadı içindekiler dahil); İran ve ABD eksenlerindeki Kürtçülerin ayrışması ve rekabeti ayak izleri kendini göstermeye başlar.
- Ve diğer İrancı ve Atlantikçiler devrededir.
- FETÖ devrededir.
- Dışarıdaki angajeler maliyetli olduğu için doğrudan karşı çıkamazlar.
- O nedenle dış kaynaklı dolaylı, flu, inkâr edilebilir olay-olaylar üremeye başlar.
- Bunlar peşi sıra olaylar dizisi şeklinde gelişir.
- Diğer radikaller (IŞİD vb) fonda rol alma peşindedir.
- Kimi yüksek profilli, merkezde, belirsizken, kimi kenar kuşaktadır.
Sonuçta; Türkiye bir karar verirken “arka planda başka dosyalar da açılır” duygusu üretilir. Konsantrasyonu bozulmak istenir, “özellikle zafiyeti olanlar başta” kişisel mesajlar ve etkiler üretilir.
Bu tam olarak: çok alanlı caydırma, çok dosyalı baskıdır.
Bugün güney merkezli yaşanan olayların kaynak kodunda bir terör devletinin inşaşı ve Türkiye’nin bunu engelleme iradesini kırma çabası vardır.
Kuzey merkezli olayların kaynak kodunda da Türkiye’yi savaşta taraf etme çabası.
///
Kaza değilse (-ki kaza olsa bile durum okuması çok değişmiyor) bu olay, Libya’dan çok “Suriye karar dosyasını” etkilemeyi amaçlamış bir ön-alıcı baskı ve uyarı hamlesidir. Bunu başarırlarsa amaca ulaşmış olurlar.
Libya gibi görünen bu olay Ankara’da yaşanıyor, ama sadece Libya’yı değil Akdeniz’i, Gazze’yi, Suriye’yi, Suriye Harekatını ilgilendiriyor.
O yüzden bu mesajın bir özeli bir de geneli var:
Özeli: Cephe Suriye, mesaj Ankara, araç Libya.
Geneli: Cephe Türkiye’nin stratejik özerkliği, mesaj Ankara, araç Libya.
///
Türkiye için aşırı sert tepki de risktir, ama geri çekilme de risktir. Bence doğru olan kararı bozmayıp, yöntemi sertleştirmektir.
Bu yoğun asimetri, manipülasyon ve baskı ortamında Türkiye’nin hareket ekseni aslında çok belirgin ve masumdur.
İster İran; “Türkiye’yi İsrail’le savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin”, ister İsrail/ABD; “Türkiye’yi İranla savaştırmak/karşıtlaştırmak istesin.”
İster AB-İngiltere Akdeniz denklemini bozmak, Karadeniz’i ısıtmak, ister Rusya Türkiye’yi karşısında değil yanında-yakınında görmek istesin.
Türkiye’nin geleceği yakın tehdidini yok etmekten geçer. Çünkü en büyük tehdit, en yakın tehdittir.
Bütün bu olaylar, en büyük yani en yakın tehdidi, uzak ve küçük bir tehdit olarak gösterme çabasının bir parçasıdır.
Hançer El bu Kemal-El Kaim hattına değdiği an…
Türkiye sadece çoklu cepheleri değil, çoklu ihtiras ve dogmaları da çökertmiş olur.
Aynı IŞİD ve dogmasını Dabık’ta çökerttiği gibi.
Bir ömür öğrenilenle-bir gece sabahlayarak yazılan yazılardan biri oldu.
Saygılarımla…
Abdullah Ağar
24 Aralık 2025
🚨 BİLGİ | Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran ile Teknik Direktör Domenico Tedesco arasındaki transfer toplantısı gerçekleşti.
Aldığım istihbarata göre Tedesco, eğer bir santrfor transferi yapılacaksa bu oyuncunun 'gol garantisi' getirecek bir seviyede olmasını istiyor. Hocanın ocak ayındaki 'önceliği' ise çalım atma yeteneği yüksek, bire birde etkili bir sağ kanat oyuncusu...