Mel Bigson
162 posts


35 yaşına geldim, oğlum 6 yaşında. Onu büyütürken anlıyorum ki, bizim jenerasyondaki ebeveynler bizimle ASLA ilgilenmemişler. Bizi büyütmemişler. Yani bir bitkiye bile su veriliyor, etrafındaki otlar temizleniyor, budama yapılıyor vs. Bizle bu kadar bile ilgilenmemişler. Ne bir yönlendirme, ne günlük rutin kazandırma, ne hayata dair eğitim, insan ilişkileri vs. Anneler sadece temizlik yapıp çay içmiş. Babalar işe gidip TV izlemiş. Hemen hemen herşeyi deneme yanılma ile kendimiz öğrenmişiz.

“Ortalama bir Türk’ün tanıştığında sorduğu ilk soru, ‘Nerelisin?’ sorusudur. Bu, taşralılığın bir işaretidir. Sorbonne mezunu ya da Boğaziçi mezunu biri bunu sormaz. ‘Nerelisin?’ sorusuyla aslında kişinin Türk mü, Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi olduğu anlaşılmaya çalışılır. Çünkü doğrudan ‘Alevi misin?’ diye sorulamaz.” — Prof. Dr. Besim Dellaloğlu





"Nezaket ve Görgü" Eğitimi veren Rüzgar Mira Okan: "Bir şey içer misiniz sorusu nazik bir soru değil.. "

İngiltere'de literatüre geçmiş bir hikaye bu, "Shy Tory Effect" deniyor, sağ partilere oy verenler dışlanmamak için anketlerde dahi kendine saklıyor bu durumu. Sessiz çoğunluk hikayesi de oradan gelme.

Ebeveynlik işini çok abartıp çocuğa her şeyi vereyim her şeyi öğreteyim kafasında olanlar var. Yapın tabi ama zamanla, sırayla. Az önce sosyal medyada 17aylık bir bebeğin odasında periyodik tablo gördüm. 👀 Kafayı mı yediniz!?



My entire college experience was truly about meeting ppl with leftist politics who loved the idea of class struggle as an aesthetic but were horrified to learn my dad had a ninth grade education and I was in the same class as them

makale nasıl okunur bilmediğimi fark ettim utanç içerisindeyim




