
Neris
9.4K posts

Neris
@milserin
başıboş köpek sorunu özelinde, insan ve çocuk hakları aktivisti



"Hayvanseverlik" maskesiyle anne olmayı, aile olmayı böyle basitleştiremezsiniz! Bir annenin çocuğuyla kurduğu bağ ile bir hayvanla kurulan ilişkiyi aynı kefeye koymak; hem aile kavramını sulandırır hem de gerçek ebeveynliğin yükünü, emeğini ve fedakarlığını küçültür. Biz aile olmayı trendlerden, reklamlardan öğrenmedik. Bu algı çalışmalarınızın yeri bu ülke değildir.



🔴 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral: Hiçbir vatandaşımızın hayatı sahipsiz sokak köpeklerinden daha değersiz değildir. Bu konuda tereddüde yer yoktur. Gerekli tedbirler, kararlılıkla ve gecikmeden alınmalıdır.

Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir! Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın —biyolojik ya da koruyucu— gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir. Sevginin her biçimi elbette kıymetlidir. Ancak annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz. Annelik; bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur.



Hayvan Partisi üyesi olarak, Ajda Pekkan'ın vasiyetinin yerine getirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.



Aslıhan Hanım haklıdır. Hayvanlar Tanrı’nın güzel yaratıklarıdır; ancak hiçbir hayvanın hayatı, bir insanın, hele ki masum bir çocuğun canıyla eşdeğer tutulamaz. Tanrı insanı tüm yaratılış üzerinde ontolojik olarak üstün kılmıştır. Kutsal yaratılış hiyerarşisini (taxis) bozmak ancak kaos ve yıkım getirir. Köpekler, insanın sadık dostu ve hizmetkârı olarak evcilleştirilmiştir. Başıboş, sahipsiz köpek diye bir kavram, medeni alemde yoktur. Köpeğin yeri sokaklar, parklar veya çocukların oyun alanları değil; sahibi olan insanın yanıdır. Başıboşluk, bir özgürlük değil, bir "düşmüşlük" (fallenness) belirtisidir. Kedilerin aksine köpekler başıboş kaldığında özellikle savunmasız insanların can güvenliği için tehdit oluşturabiliyorlar. Bu nedenle sokaklarda kontrolsüzce gezen köpekler olmamalıdır. Ortodoks Hristiyan inancına göre her can kıymetlidir, ancak her şey kendi yerinde ve hiyerarşisinde güzeldir. Köpekler kulübesinde, sahibinin yanında olmalıdır, başıboş olmamalıdır. Bir toplum, köpeğin "yaşam hakkını" bir çocuğun yaşamından üstün tutuyorsa, o toplum yalnızca yasaları değil, Tanrı'nın koyduğu kutsal hiyerarşiyi de (Taxis) yıkmıştır. Akşam kuzu eti yiyip sabah başıboş köpekleri savunan sözde hayvanseverlerin aksine, ömrünü bütün dünyevi zevklerden arındırarak oruçla geçiren, bu nedenle hayvansal gıda yemeyen münzevi Aziz Kilisr babalarımız bile bu konuda şöyle buyurmuştur; "Merhamet, bir kurdun bir kuzuyu ya da bir insanı parçalamasını izlemek değil; mazlumu zalimden korumaktır." "Tanrı'nın Ruhu, her canlıyı sevmeyi öğretir; öyle ki, ağaçtaki bir yaprağın solmasını bile istemez, ona acır. Tanrı’nın sevgisiyle dolan bir can, tüm dünyayı kucaklar ve hiçbir hayvanın, hiçbir canlının incinmesini istemez. Ancak bir hayvan, insanın can güvenliğini tehdit ediyorsa, onun ortadan kaldırılması dini bir ihlal değil, kaçınılmaz düzenin gereğidir. Bir çocuğun hayatı söz konusu olduğunda, hayvanın öldürülmesi def-i mefasedettir (kötülüğü durdurmaktır)."

Sokakta yaşayan hayvanlar için hayatı biraz olsun kolaylaştırabiliriz. Yeter ki dünyayı onlarla paylaştığımızı unutmayalım. #DünyaOrtakEvimiz

Dost acı söyler taban inanılmaz tepkili bu yüzden görevden alması gereken isimler var. Özlem Zengin, Mustafa Şen ve Mahinur Özdemir Göktaş aklıma ilk gelenler.

Hayvan Partisi üyesi olarak, Ajda Pekkan'ın vasiyetinin yerine getirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.









