
Nebi Sümer
4.3K posts

Nebi Sümer
@nebisumer
Prof. @sabanciu Psikoloji


Atatürkçü ve sosyal demokrat değerleri benimsediğim 1980’li yıllarda siyaset sahnesinde ne Özgür Özel ne Ekrem İmamoğlu ne de Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Şimdi bazı arkadaşlarım bana “Kavgada tarafını seç” diyor. Niye? Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütünlüğü içinde mücadelemizi büyütmek diye bir seçenek yok mu? Partimize daha bugün “dövüş kulübü” demekten keyif alan kişinin Erdoğan olduğunu görmüyor musunuz? Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nin mücadelesini gerileten bir kavganın tarafı olmam.

KK’yi 13 yıl boyunca genel başkan olarak taşıyan bir partide ciddi, belki de tamir edilmesi mümkün olmayan yapısal sorunlar yok mudur? Bazı gerçeklerle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi? Bugün yaşananları yalnızca rejimle işbirliği yapan bir avuç ihtiras sahibinin komplosuna indirgemek eksik bir okuma olur. Daha isabetli yorum şudur: Rejim, partinin yapısal zaaflarını doğru teşhis etmiş ve stratejisini tam da bu zayıflıklar üzerine kurmuştur. Bu yüzden asıl soru şudur: Bu aşamada öncelik partiyi kurtarmak mı olmalı, yoksa CHP’yi aşan daha geniş bir siyasal zemini kurmak mı? Bir gerçek giderek belirginleşiyor: 2024 seçimleriyle ortaya çıkan, henüz adı konulmamış, hatta kendisinin bile tam farkında olmadığı geniş bir demokratik hareket var. Türkiye’nin umudu giderek bu harekettir. Bu hareket, CHP’nin kurumsal habitatının ötesinde siyaset üretebilme kapasitesi kazanmak zorundadır. Çünkü bu hareket enerjisini CHP koridorlarında tüketirse, Türkiye’nin önündeki son demokratik umutlardan biri de buharlaşacaktır. Taktik olarak ne yapmak gerektiğinin kolay bir cevabı yok. CHP içindeki hukuk mücadelesini sürdürmek elbette gerekir. Ama bu mücadeleyi asıl mücadelenin yerine ikame etmemek şarttır. Bir süre ikili bir çalışma yürütülebilir. Fakat bu hareketin adını koymak ve oradan ilerlemek, artık asıl yol gibi görünüyor.




Özlem Yalım yazdı | Üniversitenin tasarımı: Eski bir kurumun yeni dünyayla sınavı medyascope.tv/2026/06/06/uni…







Herşey çok karıştı, paylaşamadık. Habitat @habitatdernegi ile beraber yürüttüğümüz gençlerin iyi olma hali araştırmasının detaylı raporunu da açıkladık: habitatdernegi.org/yayinlar/ @boracaldu @ersinkopuz

Burada İnönü-Ecevit rekabetine yapılan benzetme tarihsel olarak çok yanlış. Kılıçdaroğlu'nun yapmaya çalıştığı gibi sırtını iktidara dayayarak ana muhalefet partisini ele geçirme operasyonunun Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri yok. Bu yapılan analizlerin bilinçli veya farkında olmadan yaşananları normalleştirme riski var: 1) İnönü kurultaya girerken seçilmiş genel başkandı; koltuğunu korumak için de iktidarla ortaklık kurmadı. 2) İnönü-Ecevit kapışması sadece kuşak çatışması değil, ideolojik bir farklılık üzerine de oturuyordu. 3) İnönü kaybettiği kurultay sonuçlarını tanıdı, dolayısıyla 1972 kurultayı sonrası da partiyi mahkeme kapılarına düşürmedi. 4) İnönü'nün partide genel başkan olarak ciddi bir tabanı vardı. Kurultayda 1200 küsur delegenin 500 civarında oyunu aldı. Ayrıca bu sürekli dile getirilen "devletçi gelenek" ifadesi de oldukça sorunlu. Hangi devletçi gelenekten bahsediyoruz 2026 senesinde? Tamamen kişiselleşmiş otoriter bir iktidar var ve onun kontrolünde devlet kurumlarının içi boşaltılıyor. Parti kadrolarında tabanı kalmamış, seçmenlerin tiksinme noktasına geldiği, kurultayda kaybeden bir eski siyasetçi, iktidara sırtını dayayarak partiye çökmeye çalışıyor.






10 yıldır Bilim Akademisi öncülüğünde sürdürülen Yapay Zekâ Yaz Okulu bu yıl 3-6 Temmuz arasında Piri Reis Üniversitesi Deniz Kampüsü’nde yapılacak! Bu yılın teması “Yapay Zekâda Temellerden Otonom Sistemlere ve Güvenilir Yapay Zekâya”. Ayrıntılar için: bilimakademisi.org/yaz-okulu-bayz…



