Dün, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin can güvenliği için tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakarak Eğitim İş ile 10 saati aşkın süren bir eylemi dayanışma içinde omuz omuza gerçekleştirdik. Buradan Sayın Genel Başkan Kadem Özbay'a, örgütlerinee, tüm Eğitim-İş üyelerine , çok kıymetli mücadele arkadaşlarım Hürriyetçi Eğitim Sen üyelerine ayrıca eğitim çalışanlarına destek olmak için alana gelen milletvekillerine teşekkür ediyorum.
@kademozbay_@egitimisorg
GAZETECİ ALİCAN ULUDAĞ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Yargıyı bir devlet organından ziyade toplumsal muhalefet ve aydınlar üzerinde baskı aracı olarak kullanan hükümet, bir yandan demokrasi nutukları atarken bir yandan hukuk ve demokrasiye aykırı gidişatı hızlandırmaktadır.
Yargı haberleriyle bilinen ve kamuoyunca taktir edilen gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması da bunun son örneği olmuştur.
Yaklaşık 20 yıldır gazetecilik yapan, haberlerini belgeli şekilde, kulislerini ise etik bir dille yazdığı için bugüne dek bir kez bile tekzip edilemeyen Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” suçlamasıyla tutuklanması toplum vicdanını yaralamıştır.
Üstelik paylaşımlarda herhangi bir hakaret bulunmamasına karşın gelen bu tutuklamanın ayrıntıları da kendisi kadar vahimdir:
Daha önce defalarca kez ifade veren ve çağrılsa yine ifadeye gidecek olan, kamuoyu önündeki bir gazeteci polis zoruyla evinden alınmıştır.
Alican Uludağ ikametgah adresinden polislerce alınmasına ve kaçma şüphesi bulunmamasına rağmen tutuklanma gerekçesine “polis yakaladı, o nedenle kaçma şüphesi var” yazılması hukuk devleti açısından trajiktir. Tutuklama, yargılamalarda bir ilave tedbir olup kaçma şüphesi bulunmayan sanıklar için uygulanmaz. Onlarca suç kaydı olanların, hilafet sloganları atanların, ülkenin kurucusuna dil uzatanlar sokaklarda elini kolunu sallayarak gezip suç dosyalarını kabartırken, tüm yaşamı ve fikri kamuoyunca bilinen bir gazetecinin sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanması en hafif tabirle utanç vericidir.
Alican Uludağ, Ankara’da yaşayan bir gazetecidir. Uludağ’ın hakaret ettiği iddia edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan da başkenttedir. Buna rağmen soruşturma ve tutuklamanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle gelmesi, hukuk teamüllerine de aykırı düşmüştür.
Ayrıca Alican Uludağ, mahkemede "Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım. İki çocuğum vardır, bu ülkede gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım çünkü suç işlemedim” diye ifade vermesi de nasıl aydın ve dik duruşlu bir gazeteci olduğunu da bir kez daha göstermiştir.
Her zaman hukukun üstünlüğü ve tarafsızlığından yana olan Birleşik Kamu-İş olarak kamuoyu huzurunda sesleniyoruz:
Bir gazetecinin haksız yere tutuklanması sadece o şahsın hakkının gasp edilmesi değil aynı zamanda halkın haber alma hakkının da çiğnenmesidir. Halka doğru bilgileri verme sorumluluğuyla hareket eden, hiçbir odağa ve siyasi zümreye yaslanmadan mesleğini icra eden, kalemi keskin alnı ak gazetecilerin yeri hapishaneler olamaz.
Gazeteci Alican Uludağ’ın derhal serbest bırakılması ve bu hukuk garabetinin son bulması çağrısında bulunuyoruz.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu
Üzerinde Göztepe arması varken ağzını yaya siyaset konuşamazsın. Biz Göztepeliyiz konuşuruz da sen konuşmazsın. Kirli siyasi girişimlerinizi başka takımlar üzerinden yapın.
Eğitim-İş; emekten, aydınlanmadan ve Cumhuriyetten yana mücadelesiyle, laik ve bilimsel eğitimi savunan çizgisiyle Türkiye’nin en büyük sendikasıdır.
Sendikal mücadele susturulamaz.
Eğitim emekçilerinin sesi engellenemez.
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş olarak; tam bağımsızlığı, egemenliği ve Cumhuriyet değerlerini savunmak; bizim için bir tercih değil, tarihsel ve sendikal bir sorumluluktur.
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş; dün olduğu gibi bugün de baskılara boyun eğmeyecek; gerçeği söylemekten, eğitim emekçilerinin haklarını savunmaktan, Cumhuriyetin kazanımlarının, Atatürk ilke ve devrimlerinin sesi olmaktan asla vazgeçmeyecektir.
#EgitimisSusmayacak
Eğitim-İş olarak; tam bağımsızlığı, egemenliği ve Cumhuriyet değerlerini savunmak; bizim için bir tercih değil, tarihsel ve sendikal bir sorumluluktur.
#EgitimisSusmayacak
Kamuoyunun ortak hafızasında yer etmiş, birçok kurum tarafından da yapılan tarihsel bir anmayı Eğitim-İş için suç sayan bu yaklaşım; hukuki değil, siyasal bir tercihin ürünüdür.
#EgitimisSusmayacak
SİYASİ KADROLAŞMAYA, MOBBİNGE, SÜRGÜNE VE GÖREV DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİĞE SON VERİLMELİDİR
Mesleğe atanma, görevde yükselme, yönetici atama gibi süreçlerde mülakat kaldırılmalı, objektif kriterlere bağlı atama ve görevde yükselme sistemi kurulmalıdır.
#SefaletTeklifineCevabımızGrev
GELİR VERGİSİ %15’E SABİTLENMELİDİR
Gelir vergisi matrahlarında gerekli düzenleme yapılarak çalışanlardan yıl boyunca kesilen gelir vergisinin yüzde15’e sabitlenmesi sağlanmalıdır.
#SefaletTeklifineCevabımızGrev
Artık tüm iller İstanbul, Ankara, İzmir!
Kamu emekçileri öğrenciler gibi birleşerek kira ile başetmeye çalışıyor!
Kira desteği istiyoruz!
8. Dönem masanızın değil #emekçinindediği olacak!
Memur maaşından kesilen vergiyle geçinebilmek imkânsız! Vergi dilimi adil düzenlenmeli, maaşlar üzerindeki kıyıma derhal son verilmeli! #emekçinindediği