rabia yaşa koştaş

177 posts

rabia yaşa koştaş banner
rabia yaşa koştaş

rabia yaşa koştaş

@rykostas

Lecturer @GUniv2008, PhD in CS @infAtEd @EdinburghUni Computational linguistics, NLP, Semantic analysis. Formerly @HuaweiUK R&D. Tweets: English/Turkish

Gümüşhane, Türkiye Katılım Haziran 2012
253 Takip Edilen125 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
rabia yaşa koştaş
rabia yaşa koştaş@rykostas·
Official announcement from @HuaweiUK of our Team achievement (me and @kkostas) #HuaweiUK University Competition #phdlife #PhD #challenge #prize #WINNER
HuaweiUK@HuaweiUK

Congratulations to #uni #students Kahraman Koştaş & Rabia Yaşa Koştaş who won the #HuaweiUK University Competition 🏆 The pair were tasked to find a solution for indoor positioning problems using data science. Their solution came 1st amongst 150 teams, earning them top prize 🤝

English
1
1
7
0
rabia yaşa koştaş
rabia yaşa koştaş@rykostas·
İnternet alışverişinde açıkça belirtilmeyen 'hediye' olayını sevmiyorum.Ürünle ilgili sektörde gönderilen deneme boy ürünler satın alma rehberi olması açısından mantıklı; diğer plansız gönderimler çoğunlukla çöpe giden eşyalar ve israf. Sadece aldığınız ürüne ihtiyacınız var.
Türkçe
0
0
1
65
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Türkiye'de küfürsüzlük çok zor biliyor musun? @rykostas. Abdullah Gül Üniversitesi (@abdullahgul_unv) "Sağlıkta Yapay Zekâ" konusunda Çalışacak öğrenci gönderiyor bu sene.
Türkçe
6
0
2
543
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Devletin Akıl Ermeyen İşleri YLSY kontenjanları açıklandı. Başvurmayı düşünen arkadaşlara hayırlı olsun. Ben çok detaylı incelemedim, şöyle bir göz gezdirdim: Üniversiteler adına yaklaşık 600 kişi gönderiliyor ve bunların önemli bir kısmı kritik alanlar olarak tanımlanan sahalarda. Kritik alanlar derken; yapay zekâ, nesnelerin interneti ve siber güvenlikten onlarca kadro var. İşin ilginç tarafı şu: Bu kadroları talep eden üniversitelerin pek çoğuyla birebir görüştüm, kendilerinde çalışmak istediğimi açıkça ifade ettim. Yüzüme bile tükürmediler. Akademik profilim de öyle çok zayıf falan değil; yeni mezun olmama rağmen başvurduğum yerlerdeki birçok akademisyenden iyi durumda olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Şu anda aldığım eğitimle hiç alakası olmayan bir iş yapıyorum. Diğer taraftan, beni görüşmeye değer bile görmeyen bu üniversiteler, tam olarak benim çalışma alanımda yurt dışına doktora öğrencisi gönderiyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Türkçe
1
0
4
851
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Kimmiş Bu Yakışıklı ? Aaa Benmişim
T.C. Millî Eğitim Bakanlığı@tcmeb

🇹🇷 ”15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, Anlam ve Önemine Yakışır Bir Panelle Taçlandırıldı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca Bakan Yardımcısı @CelileErenOKTEN’in katılımıyla akademisyen ve alan uzmanlarının panelist olarak yer aldığı panelde Türkçenin eğitim, kültür ve diplomasi alanındaki yeri ve önemi ele alındı. Program kapsamında; 📌 İlk oturum, “Dünya Türk Dili Ailesi Günü: Eğitim, Dil ve Kültür Alanında Kurumsal Yaklaşımlar”, 📌 İkinci oturum ise “Türkçe Düşünmek ve Eğitim Diplomasisi” başlığıyla gerçekleşti. 👉🏼 meb.ai/UL6Qrs1

Türkçe
0
1
12
444
rabia yaşa koştaş retweetledi
T.C. Millî Eğitim Bakanlığı
🇹🇷 ”15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, Anlam ve Önemine Yakışır Bir Panelle Taçlandırıldı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca Bakan Yardımcısı @CelileErenOKTEN’in katılımıyla akademisyen ve alan uzmanlarının panelist olarak yer aldığı panelde Türkçenin eğitim, kültür ve diplomasi alanındaki yeri ve önemi ele alındı. Program kapsamında; 📌 İlk oturum, “Dünya Türk Dili Ailesi Günü: Eğitim, Dil ve Kültür Alanında Kurumsal Yaklaşımlar”, 📌 İkinci oturum ise “Türkçe Düşünmek ve Eğitim Diplomasisi” başlığıyla gerçekleşti. 👉🏼 meb.ai/UL6Qrs1
T.C. Millî Eğitim Bakanlığı tweet media
Türkçe
25
147
377
27.4K
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Gümüşhane MYO’da değerli öğrencilerle Yapay Zekânın Dünü, Bugünü ve Yarını üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Göstermiş oldukları ilgi, enerji ve misafirperverlikleri için teşekkür ederim. Gençlerin teknolojiye olan merakı ve vizyonu geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor. 🚀
Kahraman Koştaş tweet mediaKahraman Koştaş tweet mediaKahraman Koştaş tweet mediaKahraman Koştaş tweet media
Türkçe
0
1
13
322
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Haluk’un Defteri: Prometheus’tan İkarus’a Tevfik Fikret, oğlu Haluk’u bir Prometheus olarak görüyordu. Onun gözünde Haluk, karanlıklar içindeki millete bilimin ve aklın ateşini getirecek bir kurtarıcıydı. Prometheus nasıl tanrılardan ateşi çalıp insanlığa sunmuşsa, Haluk da Batı’dan ilim kıvılcımını alıp kendi ülkesinin sinesine taşıyacaktı. O ateş bir gün bu topraklarda da yanacak, millet yeniden doğacaktı. Bu büyük hayali gerçekleştirmek için Fikret, oğlunu İskoçya’ya, Glasgow Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümüne gönderdi. Çünkü o, ilerlemenin yolunu bilimde, teknikte ve özgür düşüncede görüyordu. Fakat kader, Prometheus’un değil, İkarus’un hikâyesini yazdı. Mitolojide İkarus, babasıyla birlikte tutsak olduğu adadan balmumundan kanatlarla kaçar. Babası onu uyarır: “Sakın uçmanın şehvetine kapılma; ne güneşe çok yaklaş, ne de denize fazla in.” Ama İkarus, özgürlüğün sarhoşluğuna kapılır; yükselir, yükselir… ve sonunda kanatları eriyip düşerek ölür. Fikret’in Haluk’u da bir anlamda uçmanın şehvetine kapıldı. Babasının, "geri kalmışlığın nedeni" olarak gördüğü ve kendisine adeta düşman olarak öğrettiği bir dünyaya, inancın dünyasına yöneldi. Oysa Haluk, Batı’da gördüğü toplum düzeninde inancın bambaşka bir rol oynadığını fark etti. Ona göre inanç, bireylerin vicdanını şekillendiren bir ahlak sistemi, bir medeniyet zeminiydi. Ancak belki de büyüdüğü evden dolayı İslam onun için hiçbir zaman bir seçenek olamadı. Haluk’un bu yönelişi, belki de İslam’ı reddedişten çok, babasının omuzlarına yüklediği devasa Prometheus misyonuna ve katı inkârcı tutumuna bir tepki, inanç arayışının kişisel bir tezahürüydü. Haluk, inancın izinde Amerika’ya gitti, orada bir papaz olarak yaşamını sürdürdü ve bir daha babasının ülkesine dönmedi. Böylece Tevfik Fikret’in Prometheus’u, İkarus’a dönüştü. Aklın ateşini getireceği umulan genç, inancın alevinde yandı. Babasının ütopyası, oğlunun inanç yolculuğunda eriyip gitti. Bu hikâye, yalnızca bir baba ile oğulun dramı değildir. Aynı zamanda Türk modernleşmesinin trajik bir aynasıdır. Doğu ile Batı, akıl ile iman, gelenek ile yenilik arasında sıkışmış ve bir sonuca varamayan bir kuşağın sembolü. biz ise İkarus olmadık, ama Sisifos’a dönüştük.
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
0
1
3
186
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Anadolu’ya avdet fikrinin muhayyel diyarı Manisa’dır. Biz bunu II. Murad’la gördük — tahtı bırakıp Manisa’ya yerleşti. Servet-i Fünûncularla teyit ettik — satır aralarında hep bu diyarın hülyası vardı. Pargalı’yla, Kanunî’yle gönüllerimizde yer etti — Manisa sevgisi dillere destan oldu. 💬 Biz Manisa’yı bir günde sevmedik. #Manisa #Tarih #Servetifünun #Osmanlı #MuhteşemYüzyıl @manisabsb @ManisaValiligi
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
1
0
3
421
rabia yaşa koştaş
rabia yaşa koştaş@rykostas·
@kkostas Geçen gün metro girişinde "modern" giyimli bir teyze, gayri ihtiyari önümde duran metro kapısında zorla önüme geçti, -benim için sorun yok- kapı açılınca omuz atarcasina ineceklere izin vermeyip içeri atladı. Neyseki köşe başına oturmayı başardı, huzur içindeydi.
Türkçe
0
0
1
53
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Türkiye’de modernliğin kılık kıyafet üzerinden gösterilmesi ciddi bir sorun. Özellikle Cumhuriyet devrimleri çoğu zaman sadece giyim-kuşam üzerinden anlatılıyor ve bu da genellikle kadın kıyafeti üzerinden görselleştiriliyor. Bu durumun tüm dünyada çok yaygın ve yerleşik bir uygulama olduğunun farkındayım; ancak meseleye biraz daha yakından bakınca bazı problemler göze çarpıyor. Örneğin, diğer ülkelerde geleneksel–modern ayrımı yapılırken bu ikisi birbirini dışlayan ya da hiyerarşik bir ilişki içinde sunulmaz. Oysa Türkiye’de bu ayrım çoğu zaman “modern” ve “geri kalmış” şeklinde kuruluyor. Yani “geleneksel” olan, olumsuz bir anlam yüklenerek sunuluyor. Oysa modern ve geleneksel arasında doğrudan bir çatışma olması gerekmiyor; bu iki kavram bir arada da var olabilir. Bu nedenle, eski Türk kıyafetlerini “modernliğin karşıtı” gibi göstermek bence eleştiriye açık bir yaklaşım. Elbette modernizmi kılık kıyafet üzerinden görselleştirmek anlatımı basitleştirdiği için sıkça tercih ediliyor olabilir. Ancak bu yaklaşımın da sınırlı ve indirgemeci olduğunu fark etmek gerekiyor. Modernlik, yalnızca dış görünüşle ölçülebilecek kadar yüzeysel bir olgu olmamalı.
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
1
0
3
201
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Rabia (@rykostas) ile birlikte yürüttüğümüz IoT cihaz tanımlama (device identification) üzerine çalışmamız, dünyanın en saygın dergilerinden biri olan Elsevier – Internet of Things (Q1, IF: 7.6) dergisinde yayınlanmak üzere kabul edildi. 🎉 "GeMID: Generalizable Models for IoT Device Identification" başlıklı bu çalışmada, IoT cihaz güvenliği alanında model genelleştirilebilirliğini (generalizability) artırmak için yeni bir yaklaşım öneriyoruz. Kıymetli danışmanlarımız Dr. Mike Just ve Dr. Michael A. Lones’a değerli katkıları için içten teşekkür ederiz. 🙏 IoT güvenliği ve yapay zekâ tabanlı cihaz tanımlama alanına katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. ------------ Our paper "GeMID: Generalizable Models for IoT Device Identification", co-authored with Rabia Yasa Kostas, has been accepted for publication in Elsevier’s Internet of Things journal (Q1, IF: 7.6) — one of the most reputable journals in the field! 🎉 In this study, we propose a novel framework to improve the generalizability of IoT device identification models across diverse network environments. Heartfelt thanks to our brilliant mentors, Dr. Mike Just and, Dr. Michael A. Lones for their invaluable guidance and support. 🙏 Proud to contribute to advancing research in IoT security and AI-based device identification. arxiv.org/pdf/2411.14441
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
1
1
15
330
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Milli Eğitim Bakanlığı, “Ülkem Yanımda” projesi kapsamında yurt dışında yaşayan 5-16 yaş arasındaki vatandaşlarımıza yönelik çevrim içi, ücretsiz Türkçe ve Türk Kültürü dersleri sunmaktadır. Tamamen ücretsiz canlı dersler, kültürel atölyeler ve yaz buluşmaları ile öğrencilerimiz hem Türkçelerini geliştirmekte hem de kültürümüzle olan bağlarını güçlendirmektedir. Sizlerden ricamız, tanıtım videosunu sosyal medya aracılığıyla paylaşarak geniş kitlelere ulaşmamıza destek olmanızdır. Ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek, o kadar çok çocuğumuza dokunma imkânı bulabiliriz. #ÜlkemYanımda youtube.com/watch?v=nvTAqv…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
2
1
321
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Editörün Stratejisini Anladım ve Takdir Ettim: 7 Hakemli Bir Yayın Deneyimi Üzerine Geçtiğimiz günlerde oldukça ilginç bir editoryal süreçle karşılaştım. Daha önce benzerine hiç rastlamamıştım ve ilk etapta pek mantıklı da gelmemişti. Bir makaleme tam 7 hakem atanmıştı. Doğal olarak, ilk düşüncem şu oldu: “Karşımda çok ham, deneyimsiz bir editör mü var? Böyle bir şeyi tecrübeli bir editör yapmaz. Acemiler genellikle böyle büyük bir insiyatif almaz. Ne yapıyor bu deli?” Ancak süreç ilerledikçe editörün stratejisini kavradım. Hatta öyle ki, bu yaklaşımı son derece yenilikçi ve faydalı bulduğumu söylemeliyim. Strateji Ne? Gözlemlediğim kadarıyla editör, hakem sayısında bir üst sınır koymaksızın makaleyi uygun gördüğü herkese gönderiyor. Daha sonra, belirlenen sürede geri dönüş yapan hakemlerin tümünden gelen yorumları yazarla paylaşıyor ve bu yorumların tamamına cevap verilmesini istiyor. İlk revizyon tamamlandığında, ilk geri bildirimde bulunan hakemler yeniden görüş bildiriyor. Eğer bu yorumlardan ilk üçü arasında iki tanesi olumluysa —ve olumsuz olan yorum da bariz şekilde hakkaniyetsizse— editör süreci kabul veya olumlu revizyon ile sonuçlandırıyor. Ancak olumsuzluk ağırlıktaysa, diğer hakemlerden de dönüşlerin tamamlanmasını bekleyip tüm geribildirimleri değerlendirerek ikinci bir karar sürecine giriyor: yeniden revizyon ya da red. Neden Beğendim? Bu yöntem, klasik editoryal sürece kıyasla birkaç önemli avantaj sunuyor: Süreci hızlandırıyor: Genellikle 2-3 hakem üzerinden yürütülen süreçte bir veya iki olumsuz görüş, aylarca süren revizyonlara ve belirsizliklere neden olabiliyor. Bu yöntemde, erken ve olumlu geri dönüş yapan hakemlerin yorumları süreci ileri taşıyor. İyi makalelerin yıpranmasını önlüyor: Nitelikli bir çalışmanın, sübjektif veya yetersiz gerekçelere dayanan yorumlarla 3-5 kez revizyon görmesi çok sık karşılaşılan bir durum. Bu model, böyle “nane molla” yorumların süreci kilitlemesini engelleyebilir. Yayın kalitesini artırıyor: Çok sayıda hakem görüşü, yazar için daha zengin bir geribildirim havuzu anlamına geliyor. Bu, çalışmanın hem bilimsel içeriğini hem de sunumunu iyileştirme fırsatı sunuyor. İlk bakışta kaotik görünen bu yaklaşım, dikkatli uygulanırsa oldukça etkili bir model olabilir. Editör, burada ciddi bir sorumluluk alıyor ve “yorumların hakkaniyetini” tartmak gibi zor bir işi üstleniyor. Fakat bu cesaret, yayıncılığın verimliliğini ve adaletini artıran bir etkiye dönüşebilir. Şahsen ben, bu stratejiyi oldukça vizyoner ve çözüm odaklı buldum. Umarım daha fazla editör bu tarz esnek ve yapıcı yöntemler geliştirir.
Türkçe
0
1
1
285
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
📢 Harika haber! "IoTGeM: Generalizable Models for Behaviour-Based IoT Attack Detection" başlıklı makalemiz, alanın en prestijli dergilerinden Computer Networks’te (CiteScore: 9.3 | Impact Factor: 4.6) yayına kabul edildi! 🎉 🔗 #IoTSecurity #AI #CyberSecurity #AcademicTwitter
Türkçe
0
1
10
351
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
📢 Great news! Our paper “IoTGeM: Generalizable Models for Behaviour-Based IoT Attack Detection” has been accepted in Computer Networks – one of the most prestigious journals in the field (CiteScore: 9.3 | Impact Factor: 4.6) 🎉 🔗 #CyberSecurity #AI #IoT #Research
English
0
1
3
199
rabia yaşa koştaş retweetledi
Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü
📢 “Ülkem Yanımda” projesi kapsamında, yurt dışında yaşayan çocuklara çevrim içi Türkçe ve Türk Kültürü dersi verecek öğretmenler aranıyor! 👩‍🏫 Kadrolu & sözleşmeli tüm branşlardan öğretmenler başvurabilir. 💻 Ek ders ücreti karşılığında 📩 Başvuru: ulkemyanimda@meb.gov.tr
Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü tweet media
Türkçe
2
60
184
24.8K
rabia yaşa koştaş
rabia yaşa koştaş@rykostas·
Gümüşhane Üniversitesi TTO’nun katkılarıyla 18 Haziran’da 1.sini gerçekleştirdiğimiz ve eğitmenliğini üstlendiğim “Akademide Yapay Zekâ Kullanımı” Atölyesini tamamladık. Haber 👉 lnkd.in/ebzCa8N3 📅Gümüşhane personeli için 2. atölye çalışmamız 👉 lnkd.in/eKNiCtej
rabia yaşa koştaş tweet media
Türkçe
0
1
2
263
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Dr. Rabia Yaşa Koştaş'ın (@rykostas) Gümüşhane üniversitesinde verdiği (@GUniv2008) akademide yapay zeka workshop'u. Dijital/online versiyonunu dört gözle bekliyoruz.
Türkçe
0
2
4
423
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Don Lastiğiyle Motor Çalıştırmanın Gururu: Doğu’nun Pratik Zekâsı Üzerine Bazı çözümler vardır ki, içinde mühendislik diplomasından çok mahalle tamircisi ruhu taşır. Bir lastik, bir tel parçası ya da biraz koli bandı... Belki geçici, belki pek estetik değil ama iş görür. İşte bu yazı, tam da o “iş görür” zekânın küçük ama kıymetli zaferlerine bir selamdır: don lastiğiyle motor çalıştırmanın o tarifsiz gururu. Bir Kalem Hikâyesi: NASA vs. SSCB Bu konuda anlatılan en meşhur hikâyelerden biri, 3 Idiots filmine de ilham olan o kalem meselesidir. 1960’larda ABD ve Sovyetler Birliği uzay yarışındayken, beklenmedik bir mühendislik problemi ortaya çıkar: Tükenmez kalemler yerçekimi olmadığı için uzayda yazmıyor! ABD ne yapar? Yıllarca süren Ar-Ge ve milyonlarca dolarlık bütçeyle “uzay kalemi” icat eder. Sovyetler ne yapar? Gayet basit: kurşun kalem kullanmaya başlar. İlk bakışta zekice bir doğu pratiği gibi görünür bu. Ama aslında Sovyetler sorunu çözmemiştir, sadece etrafından dolanmıştır. Zira uzayda yerçekimi eksikliği, sadece yazı yazmayı değil; dolaşım, boşaltım, üreme ve bitki büyümesi gibi pek çok biyolojik ve fiziksel süreci etkiler. Yani Amerikalılar yalnızca kalemi değil, büyük resmi çözmeye çalışmıştır. Araştırmaları bugün hâlâ kullanılmakta olan teknolojilerin temelini atmıştır. Ama dürüst olalım: Bir şeyin çalışması bazen her şeyden önemlidir. Doğu Zekâsı: Beklemek Yok, İt -Vurdur Gitsin! Otobüs bozulduğunda Batı’da insanlar genelde prosedürü bekler: Yetkili servise haber verilir, çekici gelir, yeni parça sipariş edilir… süreç uzar ama sistem işler. Bizdeyse “otobüs bozulduysa yenisi gelmez.” Ya da şöyle diyelim: Eğer sen o otobüsü çalıştırmazsan, kimse gelip senin yerine çalıştırmaz. Bu yüzden Doğu'da insanlar çözüm odaklı olmak zorundadır. İt, vurdur, kablo çek, don lastiğiyle kayışı değiştir… Ne gerekiyorsa! Çünkü çözüm beklenmez; çözüm yaratılır. Don Lastiğiyle Mühendislik: Bir Kültür Meselesi Mühendislik çevrelerinde efsaneleşmiş bir hikâye daha vardır: Uluslararası bir mühendislik ekibi sahada çalışmaktadır. Bir motor arızalanır. Herkes ne yapacağını bilemeden bekler. Tek bir kişi öne çıkar: Türk mühendis. Cebinden bir don lastiği çıkarır, kopmuş kayış yerine onu geçirir ve motoru çalıştırır. Herkes şokta. Çünkü kimsenin aklına böyle bir çözüm gelmemiştir. Bu bir mizah unsuru gibi görünse de, aslında ciddi bir kültürel fark gösterir. Batı'da her şeyin karşılığı sistemde vardır: yedek parça, servis, kaynak… Bizdeyse yedek parçayı beklersen her şey atıl kalır. O yüzden “işi döndürmek”, bazen sistemi düzeltmekten daha değerlidir. Don Lastiği Gururu: Estetik Değil Ama İş Görür Elbette ki hiçbir mühendis, sonsuza kadar don lastiğiyle çalışan bir sistemle övünmez. Ama o an için hayatı kurtaran, üretimi devam ettiren, zaman kazandıran şey bazen sadece o esneklik, o pratikliktir. Don lastiği, aslında içinde çaresizlikten doğan yaratıcılığı barındırır. “İmkân yok” diye oturmakla, “ne varsa elimde onunla yaparım” demek arasındaki farktır bu. Sonuç: Kimi Uzaya Kalem Yazar, Kimi Cebinden Don Lastiği Çıkarır Batı sistem kurar, Doğu sistemi döndürür. Biri detayda uzmanlaşır, diğeri bütünde ustalaşır. Ama ikisi de kendi koşullarında çözüm üretmeyi başarır. Mesele, hangi sistemin daha iyi olduğu değil; hangi sistemin seni ayakta tuttuğudur.
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
0
1
4
226
rabia yaşa koştaş retweetledi
Kahraman Koştaş
Kahraman Koştaş@kkostas·
Çayda Süt mü Önce Gelir, Bilim mi? – Modern İstatistiğin Bir Fincanlık Hikâyesi İngiltere günlerimde bir Türk olarak süt ile çayı genelde ayrı tutsam da, İngiliz usulü çayın bol şekerli ve bol sütlü bir Pakistan versiyonu olan chay’a asla hayır demem. Dünyanın açık ara en çok çay tüketen toplumu biz olsak da, çay bazı toplumlar için sıra dışı bir öneme sahiptir. Özellikle İngilizlerin çay ile macerası oldukça ilginçtir. Kimi zaman, Doğu Hindistan Ticaret Şirketi ile çay satarak dünyanın en büyük ekonomisi haline gelir, Boston Tea Party ile en büyük kolonisinin kaybına yol açacak bir isyanı alevlendirir, bazen ise istatistik biliminin yeniden kurgulanmasını sağlar. Bugün size sütlü çayın modern istatistik deneylerinin yapılmasındaki payından bahsedeceğim; Doğu Hindistan Ticaret Şirketi ya da Boston Tea Party başka yazıların konusu olsun. Sütlü Çayla Başlayan Burun Kıvırma Yıl 1920’ler. Yer, İngiltere kırsalında bulunan Rothamsted Tarım Araştırma İstasyonu. Günlerden çay günü. İstatistikçi Sir Ronald A. Fisher, işin uzmanı edasıyla çayı demliyor, sütünü ekliyor ve gururla servis ediyor. Fakat içlerinden biri, biyolog Dr. Muriel Bristol, fincana şöyle bir bakıyor, sonra nazikçe (ama kesin bir ifadeyle) şöyle diyor: “Kusura bakmayın ama ben çayımı önce çay, sonra süt şeklinde tercih ederim. Sütü önce koyunca tadı bozuluyor.” Fisher, İngiliz zarafetiyle gülümsüyor ama içinde bir bilim insanının şaşkınlığı ve kuşkusu kabarıyor. Bu bir damak tercihi mi, yoksa gerçekten duyumsal bir fark mı var? Daha da önemlisi: Bu farkı gerçekten ayırt edebilir mi? Yoksa bir plasebo mu? Fisher, bu burun kıvırmaya bilimle cevap vermeye karar veriyor. “Hadi Bakalım, Anlayabiliyor musun?” Deneyi Fisher hemen bir deney tasarlıyor — hem de şansa yer bırakmayacak şekilde: -Sekiz fincan çay hazırlanıyor. - Dördüne önce süt, sonra çay; diğer dördüne önce çay, sonra süt konuyor. - Fincanlar rastgele sıralanıyor. - Dr. Bristol’a fincanları tek tek sunuyorlar ve ondan hangisinde hangi sıralamanın olduğunu ayırt etmesi isteniyor. Fisher’ın amacı açık: Bu işin şans eseri olup olmadığını göstermek. Eğer katılımcı sürekli doğru tahmin edebiliyorsa, bu durumda gerçekten bir fark algılanıyor olabilir. Edemiyorsa — işte o zaman, bilim kazanmış olacaktır. Ama işin ironisi tam da burada başlıyor: Dr. Bristol deneyde yüksek isabetle doğru tahminlerde bulunuyor. Fisher’ın özenle tasarladığı bu küçük bilimsel “tuzak”, onun ayağına dolanıyor. Kadın haklıdır. Ve Fisher, bunu kitabında dürüstçe kabul eder. Bilimsel Bir Fincan Çay Bu olay Fisher’ın 1935’te yayımladığı “The Design of Experiments” (Deneylerin Tasarımı) adlı kitabında yer alır. Kitapta bu anekdot yalnızca bir çay hikâyesi olarak değil, deneysel tasarımın ne denli önemli olduğunu göstermek için bir örnek olarak sunulur. Fisher’ın bu deney üzerinden geliştirdiği hipotez testi yöntemleri, günümüzde tıptan psikolojiye kadar birçok bilimsel alanın temelini oluşturur. Özellikle küçük örneklemlerde kullanılan ve hâlâ “Fisher's exact test” olarak bilinen yöntem, bu çay deneyinin bilimsel mirasıdır. Hem Çay, Hem Bilim Demlenince Bu hikâye bize şunu gösteriyor: Bilim bazen sadece teleskopla gökyüzüne, mikroskopla hücreye değil, bir fincan çayın içine de bakar. Ve kimi zaman, bir bilim insanı tüm hesaplarına rağmen yanıldığını kabul eder. İşte gerçek bilim de tam olarak orada başlar. Son Yudum Bir dahaki sefer biri size çayın nasıl hazırlandığını fark edebileceğini söylerse, burun kıvırmayın. Belki de sizin mutfağınızda, istatistik tarihine geçecek bir deney başlamak üzeredir.
Kahraman Koştaş tweet media
Türkçe
0
1
1
223