Salih Aygün
166 posts





Kayseri Türk Kızılay'ı Başkanı Cafer Beydilli "Evde kız kalmadı Hepsi sokakta Evde kalsın kızlar ne olur Reis" diyen bu çirkin sözlü videoyu tepkiler gelince "SEVHEN" modasına uyarak korkup silmiş #ÜlkeÇöküşteAcilSeçim KadınlarTürkiye'yi her konuda aydınlığa kavuşturacak

Kişisel zaruri bir açıklama. 2019 yılında Prof. Haluk Savaş'ın cesaret vermesiyle bir grup KHK'lı arkadaşla kurduğumuz KHK TV, 7 yılda 2 bin 600 video yayınladı. Polis takibinde, yargı kıskacında maddi ve manevi zorluklara bugüne kadar geldi. Mağdurların seslerini duyuran ve KHK hukuksuzlunu dile getiren ilk ve tek sosyal medya kanalı olan, ülkenin ağır koşullarına rağmen ses getiren, gündem oluşturan KHK TV'yi artık yürütmekte zorlanıyorum. Vicdanlara dokunan, ses getiren her KHK'lı hikayesini yayınladıktan sonra yada cesurca yapılmış röportajların ardından Türkiye'nin ve dünyanın her yerinden tebrik, teşekkür ve dua alıyoruz fakat bu işleri nasıl dönderiyorsun diye soran neredeyse olmuyor. Dua etmekten ziyade dua olmanın önemli olduğuna inanıyorum. KHK TV'nin teknik ve yayın ekibinde 4-5 kadar arkadaşımız var onlar da KHK'lı ve geçimlerini sağlamak için çalışmak zorundalar. Yayıncılık zor ve zahmetli bir iş. Çekimi, kurgu-montajı, ekipmanı, ulaşımı, sosyal medyası hepsi ayrı ayrı maliyetli işler. KHK TV'nin Youtube "reklam ve katıl" geliri ortalama bir asgari ücreti bulmuyor. (Vergiler kesildikten sonra 20-25 bin TL) Patreon gelirimiz ise aylık 350 Dolar civarı (15 bin TL). Toplam 40 bin TL gelirle bu çapta iş yapan bir kanalın yaşaması çok zor. (Bir öğretmen maaşı 70-80 bin TL) Bu gelirler yaz aylarında dibe vuruyor dolayısıyla şehir şehir dolaşıp KHK'lı hikayelerini çekmeye, röportajlar yapmaya Haziran ayından itibaren son vermeyi planlıyorum. Kimseden emir ve talimat almadan evrensel gazetecilik ilkeleri doğrultusunda buraya kadar geldim, vicdanım rahat. Maddi manevi destek olanlara teşekkür ediyorum. Haziran ayından sonra bana müsade dostlar...


Çok Önemli! Lütfen Herkese Duyuralım! ⚖️AİHM tarafından verilen ihlal kararlarına rağmen, bazı mahkemelerin yeniden yargılama taleplerini reddettiği ve sistematik hukuksuzluğu sürdürerek eski cezayı verdikleri görülmektedir. Hukuka aykırı bu kararlara karşı, kanun yolları ve bireysel başvuru hakları sonuna kadar kullanılmalıdır. 💥Bu noktada yapılması gereken bir diğer ve önemli husus, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesine bildirimde bulunmaktır. Nitekim bugüne dek, hakkında hukuksuz karar verilen 16 kişi bu bildirimde bulunmuştur (görsel 1). ⚖️Bakanlar Komitesi usulleri gereğince Komite bu bildirimi Hükümete iletmektedir (görsel 2 ve 3) ve Hükümet de kısa bir sürede bu bildirime cevap vermek zorundadır. Bu nedenle, Bakanlar Komitesi’ne bildirim yapılmasında zaruret vardır. Aşağıda linki ve metni bulunan bildirimin ilgili kişiye göre uyarlandıktan sonra, ilgili kararlar da eklenerek ve İngilizceye çevrilerek, Bakanlar Komitesi Kararların İcra Dairesi’nin mail adresine (dgi-execution@coe.int) gönderilmesi gerekmektedir. 📍 Bu bildirimler, hükümetin "AİHM kararlarını uyguluyoruz" şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak adına en etkili yoldur. Sadece bir e-posta gönderme kolaylığındaki bu bildirimin mutlaka yapılması gerekmektedir. Konuyla ilgili destek ve bilgi almak isteyenler, doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişime geçebilirler. 🖊️Yeniden Yargılama Talebinin Reddi Bildirim Metni İçin Link: justicesquare.org/aym-basvuru-fo… 📌Bildirim Metni (İngilizceye çevrilerekBakanlar Komitesine gönderilecek metin) 👇 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Kararların İcrası Dairesi’ne Konu: AİHM kararlarının icrası kapsamında bireysel önlemlerin alınmaması – yeniden yargılama talebinin gerekçesiz reddi/önceki cezanın tekrar verilmesi (Rule 9(1)) – AİHM Başvuru no:….. ve karar tarihi. Sayın Yetkili, İşbu yazı, Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ve dostane çözüm şartlarının icrasının denetimine ilişkin Kuralları’nın 9(1). maddesi uyarınca, yararlanan tarafın (başvurucunun) vekili sıfatıyla, bireysel önlemlerin alınmamasına ilişkin bir gelişmeyi Komite’nin dikkatine sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Başvurucu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli kararıyla, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan … yıl … ayhapis cezası ile cezalandırılmıştır. Mahkûmiyet, esas itibarıyla ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri, KHK ile kapatılan dernek/sendikalara üyelik, kapatılan kurumlarda çalışma, bağış faaliyetleri, tanık/itirafçı beyanları ve benzeri yasal ve görünürde meşru faaliyetlere dayandırılmış ve suçun maddi ve manevi unsurları yönünden somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapılmamıştır. Söz konusu mahkûmiyet kararı, sırasıyla istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiş; ardından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru, … tarihli kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanmıştır. İç hukuk yollarının tüketilmesi üzerine yapılan bireysel başvuru neticesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, … ve Diğerleri/Türkiye kararında, başvurucunun da dâhil olduğu dosyalar bakımından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve/veya 7. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. AİHM, söz konusu kararda; mahkumiyetlerin otomatik ve kategorik bir yaklaşımla, yasal ve dolaylı olgulara dayanılarak kurulduğunu; ulusal mahkemelerin suçun özellikle manevi unsurunu kişi bazında ortaya koymadıklarını, ayrıca ByLock verileri gibi belirleyici dijital delillerin elde edilme yöntemi ve güvenilirliğinin savunma tarafından etkin biçimde tartışılamadığını tespit etmiştir. AİHM, ayrıca Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (BD) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarına atıfla, başvurucuların Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkına sahip olduklarını ve ihlalin giderilmesi bakımından yargılamanın yeniden başlatılmasının en uygun bireysel önlem olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı] Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Ancak söz konusu talep, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1(f) paragrafındaki açık düzenlemeye rağmen, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Bu karara karşı yapılan itiraz da [itirazı inceleyen mahkeme adı yazılmalı] tarafından, yalnızca kararın “yasaya uygun olduğu” belirtilerek, yine kanunun açık hükmüne aykırı olarak ve gerekçesiz biçimde reddedilmiştir (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Mahkeme yeniden yargılama talebini reddederken aynı zamanda yine gerekçesiz biçimde infazın durdurulması talebini de reddetmiştir. [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu paragraf da yazılmalı] (Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi reddedildiyse bu paragraf yazılmalıdır. Mahkeme aynı cezayı verdiyse bu paragraf çıkarılmalıdır. Aynı cezanın verilmesi halinde bildirime yazılacak metin aşağıdaki paragraflarda belirtilmiştir). Bu doğrultuda, AİHM’in başvurucuya ilişkin ihlal kararına dayanılarak, …. tarihi itibarıyla [Mahkemenin ismi yazılmalı]Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Talep kabul edilerek yargılama yeniden başlamış, ancak mahkeme AİHM'in ihlal kararına neden olan önceki kararı onaylamış ve aynı cezayı tekrar vermiştir. ( Eğer yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, aynı cezanın verilmesine karar verildiyse bu paragraf yazılmalı ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin yukarıdaki paragraflar metinden çıkarılmalıdır). Bu suretle, başvurucunun dosyasında AİHM kararlarının gerektirdiği bireysel önlemler alınmamış; Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal iç hukukta giderilmemiş ve AİHM kararının icrası fiilen engellenmiştir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı biçimde [Kişi halen infazen cezaevinde ise bu cümlenin devamındaki hususlar yazılmalı]cezaevinde özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmekte; adli sicil kaydında hükümlü statüsü sürmekte ve söz konusu mahkûmiyetin yol açtığı ilave ve sürekli olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda bırakılmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır). İşbu iletişim, yukarıda anılan AİHM kararlarının icrasının Denetimi kapsamında, tespit edilen ihlallerin giderilmesi amacıyla başvurucu yönünden bireysel önlemlerin, özellikle yargılamanın yenilenmesi yoluyla alınmasının sağlanmasına yönelik olarak, Rule 9(1) çerçevesinde Bakanlar Komitesi’nin bilgisine ve değerlendirmesine saygıyla sunulmaktadır (Hem yargılamanın yenilenmesi ve hem de aynı cezanın verilmesi halinde yazılacak metinde bu paragraf kalmalıdır). Saygılarımla, İMZA [Ad – Soyad] Başvurucu Vekili [Baro / Sicil No – isteğe bağlı] [Şehir / Ülke] [İletişim bilgileri] EK: İletişime konu mahkeme karar/ları (Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi için hem ret, hem de bu ret kararına karşı yapılan itirazın reddi kararı eklenmeli. Aynı cezanın verilmesi halinde de verilen bu karar eklenmeli).




Değerli CHP’liler, AİHM Şaban Yasak/ Türkiye Kararı içinde yer alan tespitler, bugün yürüyen birçok soruşturma açısından son derece önemli ilkeler ortaya koymaktadır. Karar çok net şekilde şunu söylüyor: 👉Bir kişiye yönelik ceza sorumluluğu; varsayımlarla, siyasi atmosferle, aidiyet algılarıyla veya genel değerlendirmelerle kurulamaz. ✍️Suç kastı bireyselleştirilmeli, kişinin neyi bildiği, neyi amaçladığı ve hangi suça bilerek iştirak ettiği somut delillerle ispat edilmelidir. ✍️Mahkemeler, sadece delilleri alt alta dizemez; o delillerin suç kastını nasıl ortaya koyduğunu ikna edici biçimde açıklamak zorundadır. 🚩Bugün CHP’ye yakın isimler hakkında yürüyen soruşturmalarda da benzer tartışmalar yaşanmaktadır. “İltisak”, “çevre”, “temas”, “algı”, “ortam”, “ilişki ağı” gibi muğlak değerlendirmelerin; somut suç delilinin yerine geçirilmesi, yarın herkes açısından ciddi bir hukuk güvenliği sorunu doğurur. Bu nedenle CHP’nin, meseleye sadece geçmiş siyasi kırgınlıklar üzerinden değil; evrensel hukuk ilkeleri açısından yaklaşması gerekir. 🚩Çünkü bugün başkaları için görmezden gelinen ölçüsüz yorumlar, yarın muhalefetin tamamına karşı kullanılabilir. Hukuk devleti; kişiye göre değişen değil, herkes için aynı şekilde uygulanan ilkelerle ayakta kalır. Sessiz kalınmaması gereken nokta tam da budur. 10 gün geçti Şuana kadar @herkesicinCHP olarak Şaban Yasak Kararını gündeme getirmediniz. @eczozgurozel Bu karar en çok sizin işinize yarayacak, Kararda adı geçen mağdurlar zaten verilen haksız cezayı yatıp bitirdiler.


Şu an için sadece kapak sayfasının doldurulması isteniyor.



Güncel hukuk uygulamamızda yaşadığımız sorunlardan biri, soruşturmanın gizliliğinin ihlalidir. Adil bir yargılama yapılabilmesi için, sağlıklı bir soruşturma yapılması gerekir. Bunun yanı sıra, lekelenmeme hakkının güvenceye alınabilmesi için, soruşturma dosyasının içeriği, düzenlenecek iddianamenin kabulüne kadar harici kişilere ve özellikle medyaya karşı gizli tutulur. Soruşturma dosyasının içeriğinin harici kişilere ve özellikle medyaya karşı gizliliğinin ihlal edilmesi, savunma görevini önemli ölçüde engelleyen bir etki de meydana getirmektedir. Çünkü soruşturma dosyasının içeriğinin medya marifetiyle alenileştirilmesi, soruşturma konusu olay ve soruşturulan kişiler hakkında önyargıların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu önyargılar, Diyarbakır’daki “Narin cinayeti”nde olduğu gibi, yargılama faaliyetini olumsuz yönde etkilemekte ve maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkmasını engellemektedir. Buna karşılık, bazı soruşturmalarda, özellikle soruşturulacak bir şey olmadığının, içeriğinin boş olduğunun açığa çıkmaması için, soruşturma dosyası, savunma görevini yapan avukata karşı gizli tutulmaktadır. Bütün bunlar, kanun hükümlerinin, anayasal ilkelerin ve hukukun sistematik olarak ihlalinin örneklerini oluşturmaktadır. Bu ihlaller, müdafilik görevini yapan avukatların bu görev kapsamındaki girişimleriyle önlenememektedir. Bu ihlallerin önlenebilmesi için, bir KURUMSAL DİRENİŞe ihtiyaç bulunmaktadır. Bu direnişin öncülüğünü bütün Baroların katılımıyla Türkiye Barolar Birliği yapmalıdır. Bu direniş çerçevesinde yapılacak iş, gayet basittir: Gizliliği ihlal edilen soruşturmalarda ihlali gerçekleştiren kişiler hakkında gerekli işlemler yapılıncaya kadar, avukatlar, mensubu oldukları Baro ile koordinasyon içinde, savunma görevini yapmaktan imtina ederek, soruşturmaları kilitleyebilirler.










