Şule Tüzül

6.4K posts

Şule Tüzül banner
Şule Tüzül

Şule Tüzül

@suletuzul

hiç kimse

Gümüşlük Katılım Mart 2012
307 Takip Edilen678 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Şule Tüzül
Şule Tüzül@suletuzul·
“Her erdem ve her günah için hayvanlardan alınacak bir ders vardır; hayvanlar, insancıl dünyayı örneklerler.” Umberto Eco, Gülün Adı
Türkçe
0
4
40
0
Şule Tüzül retweetledi
Şule Tüzül retweetledi
Şule Tüzül retweetledi
Altı Üstü Kitap
Altı Üstü Kitap@altiustukitap·
Özgürlüğümüz, bağımsızlığımız ve çocuklarımızın geleceği dün de kendi yazgımıza egemen olmamıza bağlıydı, bugün de öyle. Ulusun egemenliğinden daha büyük güç yoktur. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!
Altı Üstü Kitap tweet media
Türkçe
0
6
8
521
Şule Tüzül retweetledi
T24
T24@t24comtr·
✍️ Mine Söğüt yazdı: 🔴 Başkanlığın dokuzuncu yılı 📌 Evet bu ülkenin yüzde 48’i yani yarısı başkanlık sistemine hayır dedi ama diğer yarısı da evet dedi. Hiç düşündünüz mü ülkeyi tam ortadan ikiye bölerek bir felakete sürükleyen o şuursuzluğun çekirdeğindeki neden neydi? t24.com.tr/yazarlar/mine-… @minesogut
T24 tweet media
Türkçe
4
13
31
13.8K
Şule Tüzül retweetledi
KulturaLitera
KulturaLitera@EdebiyatKultura·
Marazi romanların kraliçesi: Kıskanmak! Oylum Yılmaz ve Şule Tüzül ile KulturaLitera Kitap Kulübü buluşması 2 Nisan’da. book.love/clubs/kultural…
KulturaLitera tweet media
Türkçe
0
3
7
306
Şule Tüzül retweetledi
Sedef Erken
Sedef Erken@SedefErken·
ALFA -EVEREST olayından yola çıkarak Türkiye'de Kültür Sanat Endüstrilerine dair, meraklısına, bu alanda 20 yıldan fazla zamandır çalışmış bir avukattan... .... Ben avukat olarak sadece telif hukuku çalışmış biriyim, gelen başka işleri almam, anladığım ve sevdiğim hukuk alanı budur ve 30 yılı aşan iş yaşamımda 20 yıldan fazla buna emek verdim. 90'larda iş hayatımın ilk 10 yılında perakende sektöründe şirket yöneticiliği yaptım, bir dönem D&R'ın satın alma süreçlerinden sorumlu direktörüydüm ve o zamanlar Everest yoktu ve Alfa bizim en büyük alımları yaptığımız toptancımızdı. Daha sonra yayınevi kuruldu ve bildiğiniz gibi bugün ülkenin en önemli aktörlerinden biri. Telif hakları konusunda müzik, sinema -tv, tiyatro, edebiyat, resim gibi kültür sanat alanlarında çalıştığım sürenin büyük bölümünde sanatçı hakları ve sanat emekçileri konusunda bugünkü tanımıyla aktivizm denilebilecek biçimde çaba gösterdim. Danışmanlık, festival organizasyonu, albüm ve klip yapımcılığı, menajerlik yaptım. Müzik meslek birlikleri, Oyuncular Sendikası ve meslek birliği gibi kurumlarda kurucu avukat olarak bu yapıların geliştirilmesinde emek verdim. Yani bu konuları sahada dibine kadar yaşamış biriyim. Tabiri caizse son 20-25 yıl bu ülkenin kültür sanat alanında girip çıkmadığım yer-konu kalmadı. Bütün bunları kendimden bahsetmek için değil, fikrimin arka planındaki yaşanmışlığı vurgulamak ve deposundan sahnesine bu endüstrileri iyi bilen biri olarak yaptığımı ifade etmek için anlatıyorum. Bu alanların hepsinin sorunları ortaktır, şöyle ki; 1- Örgütsüzlük Sanatçı bireysel olarak yetenekli, güçlü olabilir ama örgütsüz olduğu sürece pazarlık gücü bireysel etkisiyle sınırlıdır ya da yoktur. Özellike alana yeni girenler bu sebeple 1-0 yenik başlar. Türkiye’de kültür-sanat alanında dayanışma refleksi zayıf, ortak hareket etme kültürü kırılgandır. Herkes kendi ayakta kalma mücadelesini verirken sistem karşısında tek tek kaybeder. Güçlü olduğu dönemlerde bunu sorgulamaz ama kötü gün gelince en çok bundan kaybedildiği açığa çıkar. 2- Kurumsallaşma eksikliği Meslek birlikleri, sendikalar ve sektör kurumları ya zayıf ya da etkisizdir. Var olanlar çoğu zaman gerçek temsil gücünden uzaktır, demokratik kültür gelişmediğinde belli grupların tekelinde yürür ya da kapanın elinde kalır. Gelir yapıları sürdürülebilir olmadığından kurumsal bir yapı kurmaları zordur. Kişilere bağlı sistemler olarak işler ve sürdürülebilir gerçek değişimler yaratmaları pek mümkün olmaz. 3- Telif bilincinin düşüklüğü Bu ülkede hâlâ telif gelirleri “hak” değil “lütuf” gibi algılanır. Sanatçı da çoğu zaman haklarını bilmez, dengesiz mali koşullarda yaşadığı için orman kanunlarına zamanla uyum sağlamak zorunda kalır. Kendisini güçlü kılacağını düşündüğü kişilere, yapımcılara, kliklere, sosyal gruplara aidiyet geliştirir. Bu zihniyet değişmeden hiçbir sistem işlemez. 4- Hukukun uygulanmaması (en kritik konu) Kanun var. Hatta birçok Avrupa ülkesinden geri değil ama uygulanmıyor. Yıllarca dijital gelirleri de içeren yeni telif yasası taslağı için çalıştık, taslak çoktan eskidi ama o hali bile meclise gelmedi. Denetim yok, yaptırım yok. İhlal eden için risk düşük, hak sahibi için mücadele maliyetli. Bu tabloyu değiştirmeden hiçbir reform mümkün değil. Peki ülkenin bunca yazarı, oyuncusu, yönetmeni, ressamı aklınıza gelebilecek sanatçısının TBMM ve siyasiler üzerinde kendi haklarına dair bir yasayı geçirecek gücü yok mudur? 5- Veri ve şeffaflık eksikliği Bu sektörün gerçek büyüklüğü, geliri, kaybı bilinmiyor. 500 milyar tl civarı olduğu düşünülüyor ama ölçülmeyen şey yönetilemez. Türkiye’de kültür-sanat ekonomisi hâlâ “tahminlerle” konuşuluyor. Bu bile başlı başına bir sorun. 6- Devlet politikalarının parçalı ve vizyonsuz olması Kültür-sanat hâlâ stratejik bir endüstri olarak görülmüyor. Oysa bugün dünya ekonomisinde yaratıcı endüstriler en hızlı büyüyen alanlardan biri. Türkiye bu fırsatı ya görmüyor ya da yönetemiyor. Sanatçılar ise örgütlenmedikleri için siyasilerin bu vizyonsuzluğundan sadece şikayet ediyor. 7- Emek sömürüsünün normalleşmesi “Görünürsen kazanırsın”, “bu iş / kişi sana kapı açar” gibi cümlelerle insanlar ücretsiz ya da düşük ücretle çalıştırılıyor. Bu, sektörün kendi kendini değersizleştirmesidir. Bu tabloda para kimin elindeyse kral odur ve tüm geleceğiniz bazen bir kişinin iki dudağı arasındadır. Dolayısıyla orman kanunları geçerlidir, büyük balık küçüğü yutar. Bugün Alfa Yayın Grubu’nun başına gelenler üzerinden yürüyen tartışma da tam olarak bu yüzden yanlış bir zeminde ilerliyor. Bir kurumun hataları olabilir, bir çalışanın yaşadığı sorunlar da dibinek adar gerçek ve kendisi de % 100 haklı olabilir. Bunlar konuşulur, eleştirilir. Ama sosyal medyada birkaç gün süren linçlerle ne bu sektör düzelir ne de bir daha benzer krizler yaşanmaz. Çünkü mesele kişiler değil. Mesele sistem. Bu ülkede kültür-sanat alanı yıllardır aynı döngüyü yaşıyor. Kriz olur → tepki yükselir → taraflar kutuplaşır → birkaç gün konuşulur → unutulur → hiçbir şey değişmez. Sonra aynı hikâye başka bir kurumda yeniden başlar. Dürüstçe fikrimi söylemek istiyorum çünkü biliyorum ki birkaç ay sonra en fazla 1 yıl sonra bugün en yüksek tondan eleştiri yapanların bir kısmı yine dosyasını ya Everest'e ya da yine aynı koşullarda iş yapan bir benzerine göndermek zorunda. Eğer gerçekten bir şey değişecekse, enerjimizi linç etmeye değil, yapı kurmaya harcamak zorundayız. Örgütlenmeden, güçlü ve bağımsız kurumlar yaratmadan, telif bilincini tabana yaymadan, hukukun uygulanmasını talep eden kolektif bir irade oluşturmadan bu sektörün hiçbir sorunu kalıcı olarak çözülmez. Ve en rahatsız edici ama en gerçek cümle şu: Bu alanda çalışan yazar, editör, çevirmen ya da yazar temsilcilerinin birleşebilseler aslında büyük bir etki alanı ve gücü var ama dağınık. Bir araya gelmediği sürece, ne kendi hakkını koruyabilir ne de karşısındaki sistemi değiştirebilir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken asıl soru şu bana göre; Bu kadar büyük bir endüstri neden hâlâ kendi kaderini belirleyemiyor? Bu soruya dürüst bir cevap verilmeden, bana göre hiçbir tartışmanın gerçek bir anlamı yok. Sanatçıların sanatına ve emekçilerin emeğine saygılarımla... Av. Sedef Erken
Türkçe
8
125
448
106.4K
Şule Tüzül retweetledi
Altı Üstü Kitap
Altı Üstü Kitap@altiustukitap·
İstanbul yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın en önemli şehirlerinden biri. İstanbul’da olan Türkiye’de oluyor. İstanbul’un yaşadıkları hepimizi ilgilendiriyor. Biz de satırlarını aralayınca İstanbul manzarasıyla karşılaştığımız kitapları derlemek istedik. altiustukitap.com/2026/03/19/ist…
Altı Üstü Kitap tweet media
Türkçe
0
3
7
444
Ulaş Sunata
Ulaş Sunata@UlasSunata·
Birkaç aydır hissettim ağrıyı, sonra anladım ağrı ile acının farkını. Beklemediğim yerden ters köşe gol yemiş gibiyim. Teferruatlı zorlu bir süreç olacak, ama endişe etmeyin yeneceğim kanseri. Eski günlerdeki gibi kestirdim saçımı, bu sefer sebebim, savaşım başka. Yakışmış mı?
Ulaş Sunata tweet mediaUlaş Sunata tweet media
İstanbul, Türkiye 🇹🇷 Türkçe
171
13
2.2K
113.7K
Şule Tüzül retweetledi
Şule Tüzül retweetledi
Oylum Yılmaz
Oylum Yılmaz@OylumYilmaz·
Roman, ölüme karşı direnen bir tür bilinç makinesidir! Hazırsanız Hayalet Yazar bu hafta "roman" sayfasını açıyor. Romanı anlatmaya hikayeden başlıyor: Roman yazmak hikaye anlatmak değildir! open.substack.com/pub/oylumylmaz…
Oylum Yılmaz tweet media
Türkçe
0
2
8
265
Şule Tüzül retweetledi