Süreyyya Evren

9.7K posts

Süreyyya Evren banner
Süreyyya Evren

Süreyyya Evren

@sureyyya

yazar, şair, editör, çevirmen. Son kitap: Ortadoğu'da Bir Ülkenin Acil Durum Alarmı (Can, 2024).

İstanbul Katılım Haziran 2009
2K Takip Edilen6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Süreyyya Evren
Süreyyya Evren@sureyyya·
Yeni roman elime ulaştı. Geçen sene Şubat ayında, deprem haftasında duyduğum öfkeden doğan sert bir kitap. Roman kahramanı dostlarım olmasa tek başıma bu kadar öfkeyle başedemezdim. Ortadoğu’da Bir Ülkenin Acil Durum Alarmı. Can Yayınları. #süreyyyaevren @canyayinlari
Süreyyya Evren tweet media
Türkçe
4
16
110
10.7K
Süreyyya Evren retweetledi
Mehmet Türkmen
Mehmet Türkmen@mturkmenn27·
“Bayram değil, seyran değil, Sabah neden sendika ve odalarda demokrasi ve şeffaflık savunucusu kesildi ve özellikle iktidara yakınlığıyla bilinen oda ve sendikaları neden hedefe koydu? Yakında bazı oda ve sendikalarda, iktidara yüzde 99 destek verenler tasfiye edilip yerlerine yüzde 100 destek verecekler gelirse şaşırmamak lazım!”
aziz çelik@Emegin_Halleri

⭕️ Çok alametler belirdi! ⭕️ Sabah gazetesi şimdiye kadar hükümete yüzde 99 destek veren bazı meslek odalarına ve sendikalara bayrak açtı. Sabah birdenbire sendika ve odalarda demokrasi ve şeffaflık savunucusu kesildi. Aşağıdaki haber epeyce ilginç. Haberde TOBB, TESK, TZOB, Türk-İş, Hak-İş ve Memur-Sen hedef alınıyor. Yazılanlarda yeni bir şey yok. Bilinen meseleler: Yüksek ücretler ve uzun görev süreleri. İddiaların çoğu doğru elbette. Ancak bu haberin Sabah’ta yer alması ilginç. Hükümetle uyumlu hatta sadık bu kuruluşlara karşı yine hükümete oldukça yakın bir gazete böyle haber yapılması oldukça manidar. sabah.com.tr/ekonomi/uye-ai… ⭕️ Sabah’ın tavrı bu haberle bitmiyordu. Belli ki kapsamlı bir hazırlık yapılmıştı. Aynı gün Sabah yazarı Dilek Güngör şöyle yazdı: sabah.com.tr/yazarlar/dilek… ✏️ "Türk siyasi tarihinde sivil, askerî ve bürokratik vesayet her zaman var oldu. Ancak 25 yıldır bu vesayet odaklarıyla ciddi bir mücadele başlatıldı. Birçok alanda başarılı da olundu. Eski vesayet kurumları güçlerini kaybetti. Bir mesele hariç! Ne mi? Türkiye'deki sendika ve odaların vesayeti... Hemen hemen hepsi kendilerini sivil toplum kuruluşu gibi gösterir. Ancak hatırlayın çoğu askeri müdahaleler döneminde demokrasinin altını oymaya çalıştı. Anayasa'da siyaset dışı kurumlar olarak tanımlansalar da yıllardır aktif siyasetin içindeler." Yazarın oda ve sendikaların anayasada siyaset dışı kurumlar olarak tanımlandığı iddiası vahim bir bilgisizlik örneği. Sabah yazarı yanlış biliyor veya hiç bilmiyor. 1995'te yapılan Anayasa değişikliğiyle sendikalara siyaset yasağı getiren 52. maddenin Anayasadan çıkarıldığından bihaber! Öte yandan Anayasanın 135. maddesinin ise meslek kuruluşlarına siyaset yasağı getirmediğinin farkında değil. Tersine Anayasanın 135. maddesine göre meslek kuruluşlarının seçimlerinde siyasî partiler aday gösteremezler.  Yani Anayasa sendikalara ve meslek kuruluşlarına siyaseti yasaklamıyor, tersine siyasi partilerin meslek kuruluşlarının işine karışmasını önlüyor. Anayasanın hiçbir yerinde sendikaların ve meslek odalarının siyaset dışı kurum oldukları yazmaz. Bu iddia gayri ciddidir. Sendikalar ve meslek örgütleri geniş anlamda siyaset yaparlar. Bunca yıllık sosyal politika hocasıyım, doktoramı sendikacılık ve siyaset konusunda yaptım ancak sendika ve meslek örgütlerinin siyaset dışı olabileceğini savunan tuhaf fikirlerle Kenan Evren’den bu yana pek karşılaşmamıştım. Kenan Evren habire sendikaları siyasete karışmakla suçlardı. Zaten sendikalara siyaseti yasaklayan bir Anayasa yaptı. Ama bu yasağın ömrü sadece 13 yıl oldu. Yazarın “Kırılamayan tek vesayet” iddiası daha da vahim! Türkiye'de oda ve sendikalarda şeffaflık olmadığı, ciddi suistimaller ve demokrasi dışı uygulamalar olduğu doğru. Bunları yıllardır eleştiriyoruz. 23 yıldır iktidarda olan parti, sendika ve meslek örgütlerinde demokrasi ve şeffaflığı sağlayacak önlemleri neden almadı diye sormak lazım. Sendika ve odaların vesayet odağı olduğu ve bunun kırılamadığı iddiası oldukça tuhaf. Kime ve nasıl vesayet ediyormuş bu sendika ve odalar? Öyle bir cesaret ve mecalleri mi varmış? Ne yapmışlar mesela? Hükümetin ekonomi politikasını mı eleştirmişler? Yoksa hak aramak için eylem mi yapmışlar? Maşallah yıllardır kuzu gibiler! Sendika ve odalar siyaset üzerinde vesayet oluşturmak bir yana, bizzat kendileri iktidarın siyasi vesayeti ve güdümü altındalar. Sendika ve odaların çoğu hükümetin bir dediğini iki etmeyen, oldukça uslu ve ses çıkarmayan yönetimlere sahip. O kadar ki hükümetin ekonomi politikasına laf etmekten korkan, basın açıklaması taslaklarından son derece hafif ekonomi politikası eleştirilerini bile çıkartan konfederasyon yöneticileri biliyorum. Sendika ve odaların çoğu siyasi iktidarın arka bahçesi durumunda. Asıl sorgulanması ve değişmesi gereken bu. Siyasi vesayet ve tasallut ama sendika ve odalardan iktidara doğru değil, ters yönde. Sendika ve büyük meslek örgütlerinin çoğu, yüzde 99 nispetinde siyasi iktidara biat etmiş durumda. Bunca yıldır sendika-siyaset ilişkisi üstüne çalışıyorum. Böyle bir durumun DP ve AP dönemlerinde bile yaşanmadığını söyleyebilirim. Ancak anlaşılan yüzde 99 biat yetmiyor. Yüzde 100 biat isteniyor. Kayıkçı dövüşü ve göstermelik eleştiri yapılmasına bile tahammül edilmiyor. Mini minnacık eleştiriye bile tahammül yok. Örneğin Türk-İş Genel Başkanının asgari ücret tespit komisyonuna katılmaması bile iktidar katında büyük öfke yaratabiliyor ve bu öfke kendisine manidar bir şekilde hissettiriliyor. Bayram değil, seyran değil, Sabah neden sendika ve odalarda demokrasi ve şeffaflık savunucusu kesildi ve özellikle iktidara yakınlığıyla bilinen oda ve sendikaları neden hedefe koydu? Yakında bazı oda ve sendikalarda, iktidara yüzde 99 destek verenler tasfiye edilip yerlerine yüzde 100 destek verecekler gelirse şaşırmamak lazım!

Türkçe
1
49
205
14.3K
Süreyyya Evren retweetledi
Mustafa Mert Bildircin
Mustafa Mert Bildircin@mustafamertb_·
Müslim Bey, BirGün Gazetesi’ni ve yayıncılık anlayışını çok iyi biliyorsunuz. Üstelik yalnızca siz değil, bu haberi yalanlama telaşına düşen tüm CHP kurmayları da öyle… Haberi, pozisyonunuz gereği yalanlamanız bir ölçüde kadar kabul edilebilir olsa da “Tetikçilik” suçlamanız asla kabul edilemez. Bu tavır nedeniyle çok sayıda arkadaşımız partinizi takip etmek isterken hedef haline geliyor. 21 Mayıs itibarıyla haber takibi için çok defa CHP Genel Merkezi’ne geldik. Hiçbir belge ve bilgiye dayanmayan, “BirGün fonlanıyor” açıklamaları nedeniyle sözlü sataşmaya da maruz kaldık. Siyasetteki mevcut iklim gereği, sözlü saldırıların olağan olduğunu kabul ederek ve mesleki dayanışma sayesinde de olayı büyütmedik. Ancak bu açıklamanız ve “Tetikçi” çıkışınız, gerçeği yansıtmadığı gibi gazetecileri bir kez daha hedef haline getiriyor. Umuyorum ki nasıl bir hata yaptığınızın farkına varır, açıklamanızı geri alırsınız. Türkiye’de az sayıda kalan mecraları hedef göstermek size de bir şey kazandırmaz.
Türkçe
36
169
1.6K
57.5K
Süreyyya Evren
Süreyyya Evren@sureyyya·
@yazilama Benjamin biyografisi de ölüme itme kısmını destekliyor denebilir / marksist yan meselesi ayrı ve karışık
Süreyyya Evren tweet media
Türkçe
1
1
5
640
Barış Yıldırım
Barış Yıldırım@yazilama·
Adorno ve Horkheimer, Benjamin'i (Brecht'e yakın ve Marksist olduğu için) resmen ölüme itmişler, üstüne de eserlerini Marksist yanlarından arındırarak rezil rüsva etmişler. Biz bu Frankfurt Okulu denen şer yuvasından yeterince nefret etmiyoruz. (Who Paid the Pipers'ı okuyorum da)
Türkçe
6
18
185
18.4K
Süreyyya Evren retweetledi
Arter
Arter@arteristanbul·
Güncel sergilerdeki yapıtlar üzerine düşünmek ve onları daha yakından keşfetmek isteyenleri Arter Kütüphanesi’ne bekliyoruz! ➡️ Arter’de devam eden Mehtap Baydu’nun “Seni Sevmek Çok Zor!”, Tayfun Erdoğmuş’un “Atlas 1/137,035999” , Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” sergileri ile “Yapım Aşamasında” ve “Gökyüzü Şekerdendi” grup sergilerine dair özenle seçilmiş yayınlar, daha fazlasını merak eden okurlar için bir araya getirildi. İlham veren kaynaklar ve keyifli bir mola için ziyaret rotanıza Arter Kütüphanesi’ni eklemeyi unutmayın. 📖 🟡 Visit the Arter Library to explore the works featured in our current exhibitions. ➡️ A carefully curated selection of publications on Mehtap Baydu’s “Loving You Is So Hard!”, Tayfun Erdoğmuş’s “Atlas 1/137.035999”, Hera Büyüktaşcıyan’s “Phantom Quartet”, and the group exhibitions “Work in Progress” and “The Sky Was Candy”, all currently on view at Arter, has been compiled for readers eager to discover more. Take a moment to visit the Arter Library during your visit for inspiring reads and a quiet break. 📖
Arter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet media
Türkçe
0
1
5
592
Süreyyya Evren retweetledi
Arter
Arter@arteristanbul·
New Publication 📚 Mehtap Baydu: Loving You Is So Hard! Accompanying Mehtap Baydu’s solo exhibition “Loving You Is So Hard!”, this publication offers a comprehensive overview of the artist’s practice through her performances, installations, photographs and video works. Opening with a letter by Selen Ansen, curator of the exhibition, addressed to Mehtap Baydu, the book also includes Sandeep Sodhi’s essay, titled “When The Peacock Dances Before The Rain”, which explores the artist’s practice, a poem by Anita Sezgener titled “24 Vertebral Pointillism”, inspired by Baydu’s works, an essay by Emre Şan titled “The Distance Between My Body and Everything Else”, focusing on the artist’s work “The Distance Between Me and Everything Else (a Body in Glass)”, and a conversation conducted by Mehtap Baydu with her mother in the Bingöl dialect of Zazaki. 📌 You may get your own copies from the Arter Bookstore or leaf through the pages of free access copies at the Arter Library. ✍️ Hazırlayanlar | Edited by: Selen Ansen, Süreyyya Evren 🖌️ Tasarım | Design: Ayşe Bozkurt 📷 Fotoğraflar | Photos: Hadiye Cangökçe, Kayhan Kaygusuz, Fırat Rüzgar
Arter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet media
English
0
3
5
1.3K
Süreyyya Evren retweetledi
Arter
Arter@arteristanbul·
Yeni Yayın 📚 Mehtap Baydu: Seni Sevmek Çok Zor! Mehtap Baydu’nun “Seni Sevmek Çok Zor!” adlı kişisel sergisine eşlik eden bu yayın, sanatçının performans, yerleştirme, fotoğraf ve video çalışmalarını bir araya getirerek pratiğine kapsamlı bir bakış sunmayı hedefliyor. Serginin küratörü Selen Ansen’in Mehtap Baydu’ya hitaben kaleme aldığı mektupla açılan kitapta, Sandeep Sodhi’nin sanatçının üretim pratiğini ele alan “Yağmurdan Önce Tavuskuşu Dans Ettiğinde” başlıklı metni, Anita Sezgener’in Baydu’nun eserlerinden esinle yazdığı “24 Omurlu Noktasallık” şiiri ve Emre Şan’ın sanatçının “Ben ve Her Şey Arasındaki Mesafe (Camdan Bir Beden)” yapıtına odaklanan “Bedenimle Diğer Her Şey Arasındaki Mesafe” başlıklı yazısının yanı sıra, Mehtap Baydu’nun annesiyle Bingöl Zazacasında gerçekleştirdiği söyleşi de yer alıyor. 📌 Yayını Arter Kitabevi’nden edinebilir veya Arter Kütüphanesi’nde sayfalarını karıştırabilirsiniz.
Arter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet mediaArter tweet media
Türkçe
1
2
4
1.2K
Süreyyya Evren retweetledi
LeMan
LeMan@lemandergisi·
Bu dünyadan büyülü çizgileri ve kocaman gülüşüyle bir Galip Tekin geçti. 6 Temmuz 2017
LeMan tweet media
Türkçe
43
214
3K
100.6K
Süreyyya Evren
Süreyyya Evren@sureyyya·
Çok keyifli bir Walter Benjamin biyografisi. Bitmek üzere olduğu için üzgünüm. Emeği geçenlerin ellerine sağlık. Benjamin: Eleştirel Bir Yaşam.
Süreyyya Evren tweet media
Türkçe
0
2
31
1.2K
Süreyyya Evren
Süreyyya Evren@sureyyya·
Türkiye'nin Turkey istemiyorum Türkiye olacak her dilde demesi gibi Cabo Verde Adaları da Yeşil Burun falan diye çevrilsin istemiyorum Cabo Verde Adaları olacak her dilde demiş 2013'te ve BM'de bu kabul edilmiş aslında
Türkçe
0
0
7
1.7K
Süreyyya Evren retweetledi
Cangül Örnek
Cangül Örnek@CangulOrnek·
Bunu kimsenin sorgulamamasına anlam veremiyorum. İlerideki yaşta insanlar için sorun olduğu gibi telefonla yaşamayı tercih etmeyenler için de sorun. Kamunun her hizmetinin akıllı telefon uygulamalarına bağlanması, telefonsunsuzluk seçeneğine yer bırakılmaması bir dayatmadır. Telefonunuz çalışmıyorsa müzeye bile giremiyorsunuz. Ne hakla!
🇹🇷 Kayberen 🇹🇷@Kayberen__

80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir. O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir. 2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü. Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin. Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor. Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Onları sessizce yalnız bırakıyoruz. Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz. Bu bize gerçekten insani geliyor mu? Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu? Doktor randevusu için torununu arıyor. Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor. Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor. Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor. Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor. Peki torun işteyse? Çocuklar başka şehirdeyse? Evde sadece sessizlik varsa? İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor. Tren gişesi yok artık. Uygulama var. Market kasası insan değil. Makine var. Kimlik bile elektronik oldu. Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor. Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor. Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler. Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar: “Bu sizin için bir kolaylık.” Kimin için kolaylık? Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor. Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar. Çoğu, annesinin bir gün sessizce: “Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…” dediğini duymamış insanlar. O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı. Ama kimse duymuyor. Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor. Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu. Ve onlar o kapıyı açamıyor. Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir. Teknoloji destek olmak için vardı.İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil. Ama sistem başka bir şeyi seçti: İnsanlığı değil verimliliği… İnsanı değil algoritmayı… Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı. Bir şifreyi hatırlayamadıkları için. Bir gün sıra bize de gelecek. Bir gün biz de geride kalacağız. Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz: Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir. Bahar Meir

Türkçe
30
156
782
59K
Süreyyya Evren retweetledi
Dr. Mahir Polat
Dr. Mahir Polat@mhrpolat·
Carlo Ginzburg’u kaybettik… Sanırım 26 sene önceydi, daha öğrenciydim. Kafamı allak bullak eden elime geçip okuduğumda beni büyük bir şaşkınlığa sürükleyen, ezberlerimi bozan bir kitapla karşılaştım: Peynir ve Kurtlar. Tarih deyince aklımıza hep krallar, padişahlar ve büyük savaşlar gelirdi. Ama bu kitap bambaşka bir şey anlatıyordu: Günümüzden 430 yıl önce, 16. yüzyıl İtalya’sında, engizisyon mahkemesinin soğuk ve korkutucu duvarları arasında yargılanan sıradan bir değirmencinin, Menocchio’nun hikayesini. Menocchio 2 kere tutuklanıp zindana atıldı, uzun yargılama süreçleri boyunca kendi anladigi şekli ile doğayı insana ve varlığa ilişkin görüşlerini anlattı. Ölümle burun buruna geldiği, o korkunç yargıçların karşısına çıktığında bile geri adım atmadı ve kendi gerçeğini savundu. Dedi ki; “Bana göre her şey bir kargaşaydı... ve o kütle tıpkı sütün kesilip peynire dönüşmesi gibi bir araya geldi…” Menocchio 1600’de yakılarak öldürüldü. Ondan geriye sadece bu mahkeme kayıtları kaldı. Kendi köylü aklıyla evrene bambaşka, dokunulabilir bir açıklama getirmişti. Eğer mahkeme tutanakları sadece egemenlerin haklılığını kanıtlamak için okunup geçilseydi, Menocchio ve onun isyanı sonsuza dek unutulup gidecekti. İşte o resmi engizisyon kayıtlarının arasına dalıp, belgeleri “tersten okuyarak” bu köylünün muazzam hikayesini çekip çıkaran kişi, dün 87 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz İtalyan tarihçi Carlo Ginzburg’du. Tarihin içinde silinip gitmemesini sağlayan şey; o büyük devletlerin, kurumların, makro yapıların gürültüsü arasında kaybolan “küçük insanın” sesini duyurmaya adadığı hümanist ömrüydü. Ginzburg bize ideolojik kalıpların dışına çıkıp insanı anlamayı öğretti. Eğer bugüne kadar okumadıysanız, tarih ve hayata bakışınızı tamamen değiştirecek şu kitapları mutlaka okuyun: * Peynir ve Kurtlar * Tahta Gözler * Gece Savaşları * Efsaneler, Amblemler, İzler * Güç İlişkileri Bu eserleri dilimize kazandıran Metis, Pinhan ve Dost yayınevlerine ne kadar teşekkür etsek az kalır. İnsan detayını, duyguyu ve hayatın ta kendisini tarihe geri veren bir büyük ustaya saygıyla. #carloginzburg @Metiskitap @Dost_Yayinevi @pinhankitap
Dr. Mahir Polat tweet mediaDr. Mahir Polat tweet media
Türkçe
21
349
2.3K
84.2K
Süreyyya Evren retweetledi
rober koptaş
rober koptaş@roberkoptas·
ermenistanlı göçmen çocukların eğitim statüsü yıllardır bilinçli olarak bir arafta tutuluyor. istanbul'daki ermeni okullarına "misafir öğrenci" olarak devam edebiliyorlar ama sınıf arkadaşlarının aksine devlet onlara diploma vermiyor; böylece ilkokuldan ortaokula ya da ortaokuldan liseye geçemiyor, üniversite sınavına giremiyorlar. aileleleri türk vatandaşlığı alınca bu sefer "türkiye ermeni cemaatine" mensup sayılmadıklarından ermeni okullarına gidemiyorlar, devlet okullarına kaydolmaları zorunlu tutuluyor. okumak isteyen pek çok çocuk bu yok sayılmalar yüzünden okulu bıraktı, bırakıyor. türkiye-ermenistan normalleşiyor, normalleşecek derken tamamı anadolu kökenli ve yoksul ailelerden gelen çocuklar ayrımcılığa uğruyor. umarım @evrenselgzt'nin haberi bu haksızlığa son verilmesi için bir adım olur.
Evrensel Gazetesi@evrenselgzt

Hrant Dink Okulu Müdiresi Heriknaz Avagyan, diplomasız kaldığı için çocukların Ermenistan’a gitmek zorunda kaldığını söylüyor. Avagyan, sorun çözülerek eğitim hayatlarına burada devam etmeleri olduğunu dile getirdi. Melike Ceyhan’ın haberi evrensel.net/haber/5988170/…

Türkçe
30
99
287
47.8K
Süreyyya Evren retweetledi
Manel Márquez 🍉
Manel Márquez 🍉@manelmarquez·
Los vecinos y vecinas de Madrid empiezan a rebelarse contra #AIRBNB. Segun parece 153 accesos a pisos turísticos han sido saboteados en Puente y Villa de Vallecas, Latina, Lavapiés, Carabanchel, Tetuán y Ciudad Lineal han sido saboteados. Así empieza todo!
Español
377
2.2K
10K
1.4M
Süreyyya Evren retweetledi
Milliyet Sanat
Milliyet Sanat@milliyet_sanat·
Çağdaş sanatın en etkili isimlerinden biri olan David Hockney, Londra’daki evinde 88 yaşında hayatını kaybetti.
Milliyet Sanat tweet mediaMilliyet Sanat tweet mediaMilliyet Sanat tweet media
Türkçe
0
2
14
1.3K
Süreyyya Evren retweetledi
behic ak
behic ak@behicak·
“Şiirin amacı bizi şiir haline dönüştürmesidir” Edgar Morin…Filozofu kaybetmişiz. Bir filozof öldüğünde Evren biraz daha eksilir.
Türkçe
3
26
225
7.2K
Süreyyya Evren retweetledi
Agence France-Presse
Agence France-Presse@afpfr·
Le sociologue et philosophe Edgar Morin, figure majeure de la vie intellectuelle française, est mort vendredi à l'âge de 104 ans.
Agence France-Presse tweet media
Français
115
691
1.7K
261.2K
Süreyyya Evren retweetledi
Milliyet Sanat
Milliyet Sanat@milliyet_sanat·
Çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden #MustafaHorasan’ı geçirdiği trafik kazası sonucu 61 yaşında kaybettik
Milliyet Sanat tweet media
Türkçe
0
3
7
1.2K
Süreyyya Evren retweetledi
SANATATAK
SANATATAK@sanatatak·
Mustafa Horasan vefat etti. “Şimdi de yine bir karanlık var. Hepimizin uyanacak mıyız, uyanmayacak mıyız gibi bir endişesi var.” “Uyku güzel bir kelime. Uyanılma ihtimali var.” Çağdaş resmin özgün isimlerinden Horasan, bugün ikindi namazı sonrası Moda Camii’nden uğurlanacak.
SANATATAK tweet media
Türkçe
0
6
19
1.5K
Süreyyya Evren retweetledi
Dr. Mahir Polat
Dr. Mahir Polat@mhrpolat·
Mustafa Horasan’ı çok genç yaşında kaybettik. Sadece büyük bir ressamı değil, dert sahibi, varlığına yansıyanları sanata dönüştürmüş hakiki bir insanı kaybettik. "Ben yıllar önce 'Alacakaranlık' diye bir sergi yapmıştım. O zaman Türkiye'nin faili meçhullerin olduğu, en karanlık dönemlerinden biriydi... Şimdi de yine bir karanlık var. Hepimizin uyanacak mıyız, uyanmayacak mıyız gibi bir endişesi var. Nereye gittiğimizle ilgili herkes sıkıntı içinde. Kendimi deşmekten hiç korkmuyorum." Ömrünü, sanatını, varlığını insanı ve toplumu anlamaya ve anlatmaya adamış bir ayna gibiydi. İnsanlık durumunu kaosu, yıkımı, insanın insana ettiğini, maskelerin ardındakini gösteren büyük bir ikonografi kurdu üretti anlattı. Kendini deşmekten korkmayan, hepimizin adına karanlıkla yüzleşen o inatçı ruhu unutmayalım. Onun resmi karanlığını yaşadığı hayatın ve günlerin karanlığıdır. Sanatçı yaşadığına şahitlik etmiştir, Goya gibi tarihe kanıt bırakmıştır. Emeğine ve saf sanatçı duruşuna sonsuz saygıyla… Hepimizin başı sağ olsun. #MustafaHorasan
Dr. Mahir Polat tweet media
Türkçe
24
174
1.9K
68.6K