hando

3.7K posts

hando

hando

@tavhando

ATATÜRK hayranı..hayvansever..hem de çok sever..Dağıstanlı..Türk milliyetçisi..İYİ PARTi üyesi ve koyu BEŞİKTAŞ taraftarı:))) DM❌

Katılım Mayıs 2011
1.1K Takip Edilen677 Takipçiler
hando
hando@tavhando·
@TOPRAK_2_ @BahceEvi Ah benim güzel sevgilim ah bebeğim içimi parçaladı keşke seni ben bulsaydım❤️
Türkçe
0
0
5
860
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Komşu başka bir şehre taşındı. Ve köpeği koridorda, kapalı bir kapının önünde bıraktı. Hayvan kapıya öyle bakıyordu ki… sanki kendisinin sonsuza kadar terk edildiğini henüz bilmiyordu. Akşam 18.30’da eve döndüm. On iki saatlik mesainin ardından. 3B numaralı dairenin kapısının önünde kahverengi bir labrador vardı. Kapıya sakin ve sabırlı bir şekilde bakıyordu. Hâlâ inananların bakışıyla. Kapıyı çaldım. Sessizlik. Daire çoktan boşaltılmıştı. Bunu bazen koridordan bile hemen anlarsınız. Akşam dokuzda köpek hâlâ oradaydı. On birde kapının eşiğine uzandı. Kendini öyle sıkı sıkı toplamıştı ki, sanki mümkün olduğunca az yer kaplamak istiyordu. Gece yarısı hafifçe inlemeye başladı. Yüksek sesle değil. Çaresizce de değil. Sadece birkaç dakikada bir çıkan, kırık küçük sesler… İnsanın içini ürperten türden. Alt kattaki komşu, Pura Hanım, sabah beni koridorda buldu. Ayakta durmuş, köpeğe bakıyordum. Alçak sesle: “Ev sahibi bütün gün eşyalarını topladı,” dedi. “Köpek de peşinden ayrılmadı. Son ana kadar.” Labradora uzun uzun baktı ve ekledi: “Köpekler terk edildiklerini anlar. Ona bak.” Baktım. Korkmuş ya da saldırgan görünmüyordu. Sadece kırılmıştı. Sanki kendisine nedenini hiç açıklamamışlar da, hâlâ birinin gelip açıklamasını bekleyen bir insan gibiydi. Nedenini bilmiyorum ama en kötüsü buydu. Elli yaşındaydım. Yalnız yaşıyordum. Çok çalışıyordum. Evin içinde sessizlik vardı. O sessizliği duymamak için televizyonu açık bırakıyordum. Hayvanım yoktu. Bir hayvan sahiplenme planım da yoktu. Kendime bunun bana göre olmadığını söylüyordum. Bunu, o ayağa kalkmaya çalışana kadar söylemeye devam ettim. Arka bacakları tutmadı. Bir şekilde durdu ama zar zor. Bir saniye sendeledi, sonra tekrar yere uzandı. Gidip bir battaniye aldım. Yanına yavaşça çömeldim. Her türlü tepkiyi bekliyordum: korku, hırlama, geri çekilme… Ama o sadece başını elime koydu. Sakin ve ağır bir şekilde. Sanki son gücüne kadar kendini tutmuş da, sonunda yaslanabileceği bir şey bulmuş gibiydi. Bu, hırlamasından daha çok acıttı. İlk üç gün neredeyse hiç yemedi, içmedi. Bir köşede yatıyordu. Burnu duvara dönüktü. Uyumuyordu. Sadece orada, bir noktaya bakarak duruyordu. Veteriner onu muayene etti. Bir süre sessiz kaldı. Sonra şöyle dedi: “Kendi içine kapanıyor. İnsanını kaybetmiş ve nedenini anlayamıyor. Bu olur. Zorlayamayız. Sadece bekleyebiliriz.” Evde artık onu hiçbir şeye ikna etmeye çalışmayı bıraktım. Her akşam sadece yere, onun yanına oturuyor ve konuşuyordum. Trafikten bahsediyordum. Yorgunluktan. Aklıma gelen herhangi bir şeyden. Ona değil aslında. Boşluğa konuşuyordum. Sadece bir şey istemeyen bir ses duysun diye. Beşinci gün, mama kabındaki suyun azaldığını fark ettim. Uzun süre o su seviyesine baktım. Öylece durup baktım. Altıncı akşam yere oturdum. Elimde bir parça pişmiş jambon vardı. Hiçbir şey beklemiyordum. Kanepenin arkasından yavaşça bir pati göründü. Sonra bir tane daha. Sonra burnu. Tüyleri matlaşmıştı. Kaburgaları belli oluyordu. Gözlerinde insanın bakmaya dayanamayacağı kadar derin bir yorgunluk vardı. Ama bana bakıyordu. İlk kez… Doğrudan bana. İçimden geçip gitmeden, gerçekten bana. İkimiz de uzun süre kıpırdamadık. Sonra yavaşça, sanki buna kendisi de inanamıyormuş gibi, parmaklarımın arasındaki jambon parçasını aldı. Başımı çevirmek zorunda kaldım. Ondan sonrası yavaş ilerledi. Ama gerçekti. Önce sadece yanında durursam yemek yiyordu. Sonra bir gün mutfağa kadar peşimden geldi. Sanki hep böyleymiş gibi. Ardından kapıda beni beklemeye başladı. Ve bir akşam eve özellikle bitkin döndüğümde, kuyruğu oynadı. Tereddütlü bir şekilde. Sanki buna kendisi de şaşırmış gibiydi. Onun bu şaşkınlığına güldüm. Yaklaşık bir ay sonra, gece ayaklarımın üzerinde bir sıcaklık hissederek uyandım. Yanımda yatıyordu. Ağır patisini bileğimin üzerine koymuştu. Sanki hâlâ orada olup olmadığımı kontrol ediyordu. O gece ona bir isim verdim. Bruno. Sadece ona yakıştığı için. Ağır, sağlam, sıcak bir isim. Bir anda değişmedi. Sokaktan geçen kamyonlar hâlâ bazen onu korkutuyor. Bazen kapının önüne oturup uzun uzun bakıyor. Sanki içindeki bir parça hâlâ başka bir kapıyı hatırlıyor. Ama bu anlar giderek azalıyor. Bugün Bruno kanepeye, sanki evin sahibiymiş gibi yayılıyor. Pura Hanım ona gizlice oyuncaklar getiriyor; bunun tesadüf olduğunu söylermiş gibi yaparak. Postacı her salı ona bisküvi veriyor. Ve her akşam eve döndüğümde Bruno beni kapıda bekliyor. Kuyruğunu öyle güçlü sallıyor ki, vücudunun bütün arka tarafı onunla birlikte hareket ediyor. Pura Hanım onun tamamen değiştiğini söylüyor. Ben ise her zaman dürüstçe cevap veriyorum: “Ben de.” Ben koridordan bir köpek sahiplendiğimi sanıyordum. Ama aslında o, beni öyle sessizleşmiş bir hayattan çıkardı ki… Ne kadar yalnız olduğumu fark bile etmez hâle gelmiştim. Sizin de tam doğru zamanda hayatınıza girip her şeyi değiştiren biri oldu mu? İnsan ya da hayvan fark etmez. ❤️ Alıntı
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
45
198
1.2K
26.6K
hando
hando@tavhando·
@ilkersucluilker Bunları söyleyebilen bir kadın su ta dibinden gelmiş demektir enteresan bir üslup bu jargona kimse yetişemez
Türkçe
0
0
0
23
YalanAvcisi
YalanAvcisi@YalanAvcis11·
küfür et, engelle! Bunlar böyledir! Sinsi Sibel bu olmalı bir burada bir orada sahte hesap aç, millete küfür et, engelle! Siz nasıl bir zihniyetsiniz? İyi ki de çocuğunuz yok! Ama fazla internet insanı hasta eder Sibel! Git bir hobi ara, yeni insanlarla tanış, dünyayı gez !
YalanAvcisi tweet media
Türkçe
8
0
29
1.7K
hando retweetledi
AV. ÜMİT ALTAY
AV. ÜMİT ALTAY@avukatumitaltay·
Bu ilk çarkın değil son da olmayacak biliyorum buket gül. "Biz hepimiz ulaştık, Gergerlioğlu sesimizi duydu ona teşekkür ederim" demek söylediği her şeyin altına İMZAMI ATIYORUM demektir. Bak inkar ediyorsun ya şimdi o zamanki açıklaman şöyle olmalıydı: "Bir arkadaş ulaşmış Gergerlioğlu'na, söylediği şeylere asla katılmıyoruz, arkadaşımızı da kınıyoruz vs." "AKPARTİ KATİLİ KORUYOR" söyleminden tüm Tuğaltay ailesi avukatları olarak sorumlusunuz. Sadece sen değil. Av. Sedef Selçuk, Av. Hasan Kocabey, Av. Melis Yıldız, Av. Buket Gül. Hepiniz bu iftiradan sorumlusunuz. Hakkımdaki hakaretlerin için de suç duyurusu ve baro şikayeti yapacağımı söylememe gerek yok herhalde.
Türkçe
89
173
1.1K
29.5K
KUZGUN💔⚖️
KUZGUN💔⚖️@kuzgunburada·
arkadaşlar sebebini bilmiyorum .. spamsa destek istiyorum hesabıma
KUZGUN💔⚖️ tweet media
Türkçe
68
22
173
4.9K
hando retweetledi
Nilo
Nilo@nilarpat·
ZXX
6
2
29
1K
hando retweetledi
DUYGU Aksoy
DUYGU Aksoy@DUYGUAksoy1727·
Sayın Bakanım Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu Aile avukatlarının, kendisine katilin bulunduğunu ancak AKP'li bir milletvekili tarafından korunduğunu söylediklerini TBMM'de basına açıklamıştır Lütfen bu konu açıklansın @abakingurlek @adalet_bakanlik
AV. ÜMİT ALTAY@avukatumitaltay

PAYLAŞIM DESTEĞİ RİCA EDİYORUM. Çağla Tuğaltay'ın ailesinin avukatı Buket Gül; KATİLİ TESPİT ETTİKLERİNİ FAKAT KATİLİ AKPARTİ'NİN KORUDUĞUNU söylemiştir. Bu iftirasını da milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'na TBMM'de söylettirmiştir. @RTErdogan @Akparti @abakingurlek @furkantorlak @AbdullhAydgdu @ceyhanburakab #çağlatuğaltay #çağlatuğaltaycinayeti #akparti #akıngürlek #adaletbakanlığı #avukatbuketgül #tuğaltayailesi

Türkçe
1
13
64
1.8K
hando
hando@tavhando·
Paylaşalım lütfen!!!!
Türkçe
0
1
4
84
hando
hando@tavhando·
ZXX
0
0
3
69
GüldeNcim👑
GüldeNcim👑@gulden_ang·
Hesabımda birşeyler oluyor ekran var hiçbirşey yapamıyorum neden böyle ? Acilen bilgilendirir misniz?
Türkçe
13
0
18
688
GüldeNcim👑
GüldeNcim👑@gulden_ang·
@HerWay RTE yapamıyorum hala ama begenebiliyorım hemen geldim yarıdmıza karşılık 🌹
Türkçe
4
0
4
108
Her Way
Her Way@HerWay·
Destek lütfen 👇
Her Way tweet media
Türkçe
2
3
10
510
Tuğçe yıldız
Tuğçe yıldız@tugce190333·
Bunu çözersen, sen dahisin. Çözebilir misin ?
Tuğçe yıldız tweet media
Türkçe
4.3K
109
966
302K
Didem Yavuzyılmaz
Didem Yavuzyılmaz@didemyvzylmz·
UMARIM SABIRLA OKURSUNUZ 🙏 ​Bir anne düşünün; 26 yıldır evladının katilini aradığını söylüyor. Ama ekranda kendisine yöneltilen "Kocanız ya da oğlunuz katil çıkarsa ne yaparsınız?" sorusuna, sanki sıradan bir yabancıdan bahsediyormuş gibi, gülerek "Hayatımdan çıkar gider" veya "Elimle teslim ederim" cevabını veriyor. ​Normal şartlarda, o gün haberi aldıktan sonra eşiyle birlikte eve geldiğini iddia eden, oğlunun ise o sırada Ordu'da olduğundan emin olan bir annenin bu soruyu bir hakaret sayması gerekirdi. "Siz ne demek istiyorsunuz? Benim eşim o gün iş yerindeydi —"belgelerle ve esnaf arkadaşlarının ifadeleriyle teyitli— oğlum ise Ordu'daydı —o da HTS kayıtlarıyla, okulun rektörü, dekanı, öğretmeni ve 30 arkadaşının teyidiyle belgeli—Yani bu sorunuz abesle iştigaldir! Çünkü öyle bir ihtimal bile yok!" demesi gerekirken, biz ekran başında bu ihtimalin "kabullenilmesini" izliyoruz. Esra Ezmeci'nin profesyonelce yönelttiği bu soru, "aslında kamuoyunun zihnini yavaş yavaş bu cinayeti "aile içi" ihtimale mi hazırlıyor?"diye düşündürtüyor! ​Gelelim şu meşhur "Katil belli" iddiasına... ​Yaklaşık bir sene önce, bir milletvekiline dilekçe gönderip "Katili tespit ettik ama AKP'ye yakın olduğu için dokunulmuyor; devlet katili saklıyor" imasıyla, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve hükümeti zan altında bırakan sizler değil miydiniz? Madem katilin ismi cebinizdeydi, madem bu kadar emindiniz; neden o ismi adli makamların önüne koyup hesap sormadınız? ​Bugün gelinen noktada, Avukat Ümit Altay'ın büyük emeklerle açtırdığı "keşif" sürecini sahiplenmeye çalışıp, diğer yandan özel ekibi ve yargıyı keşiflerle oyalamak hangi mantığa sığar? Hem "Katil siyasi güçten dolayı yakalanmıyor" diyeceksiniz hem de o güçlü ismin üzerine gitmek yerine, dosyanın seyrini değiştirecek kanıtların peşine düşenleri engelleyeceksiniz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! ​Ve en acısı, o kirli "para" iddiaları... ​80 yaşına gelmiş, ömrünün son demlerinde, vicdanının sesini dinleyip "Ben babayı o gün elinde bıçakla balkonda gördüm" diyen bir kadını, sırf işinize gelmediği için "Para aldı da konuştu" diye itham etmek hangi vicdana ve adalete sığar? Gizli tanıklara, gönüllü destekçilere ve dosya için gecesini gündüzüne katan Avukat Ümit Altay'a "İnsanlara para dağıtıp twit attırıyor" demek, hukuki bir savunma değil, aciz bir çamur atma siyasetidir. Bir avukat, ortaya attığı iddiayı ispatlamakla mükellefdir. Eğer "Para akışı var" diyorsanız, o dekontları ortaya koyacaksınız. Koyamıyorsanız, hem bu halkı hem de devletin kurumlarını asılsız iddialarla meşgul etmeyi bırakacaksınız. Eğer bir avukatın, bir hukukçunun arkasında tanıkları ve kamuoyunu parayla yönlendirebilecek kadar büyük bir güç olduğunu iddia ediyorsanız, bu çok tehlikeli bir kapıyı aralamaktır. Zira bu mantıkla bakıldığında kamuoyu şu soruyu sormaz mı: "Madem bir hukukçunun böyle bir gücü olduğuna inanıyorsunuz, o halde sizin sunduğunuz tanıkların ve beyanların da benzer bir süreçten geçmediğinin garantisi nedir?" ​Başkalarını "para akışıyla" suçlamak, aslında adalete duyulan güveni temelinden sarsan bir zihniyettir. İğneyi kendinize batırmadan çuvaldızı başkasına yöneltmek, sadece kendi tanıklarınızın ve iddialarınızın da kamuoyu nezdinde şaibeli hale gelmesine neden olur. Hukuk, dedikodularla ve çamur atmalarla değil, somut deliller ve şüphe götürmez gerçeklerle yürür. Kendi iddialarınızı güçlendirmek için başkalarının vicdanına leke sürmek, adalete giden yolu temizlemez; aksine o yolu daha da kirletir. ​Çağla'nın kanı yerde kalmasın diye uğraşanları "paralı asker" ilan edip, öbür yanda "Katili biliyoruz ama söylemiyoruz" havasında devletle oyun oynamak adalet arayışı değildir. Bu, 26 yıllık bir dramın üzerinde tepinmektir. Artık yeter! Kamuoyu bu çelişkileri, bu "velev ki" senaryolarını ve hedef saptırmaları yutmuyor. Gerçekler, sizin kurguladığınız ekran senaryolarından çok daha inatçıdır ve bir gün mutlaka karşınıza çıkacaktır! @abakingurlek @adalet_bakanlik #ÇağlaTuğaltayCinayeti #ÜmitAltaySusturulamaz
Türkçe
38
82
344
22.7K
hando
hando@tavhando·
@efsome @universallaw_21 @GoncaglYlmaz17 Narin nde olduğu gibi Çağla‘da da aileden şüpheleniyorum ve seninle aynı fikirde olduğum için çok mutlu oldum canım Efso’m❤️
Türkçe
0
0
13
439
Efsome
Efsome@efsome·
Çağla davasındaki kumpas çetesi aynı şekilde Narin davasındadır. Bunlar ne söylüyorsa tersi doğrudur. Bakın aynı senaryo ile ilerleniyor. Önce aile karşısında gibi tavır takınıp aileyi hedef haline getirip insanları birbirine kırdırıp, duygusal direnci düşük kişileri tehdit şantajla bezdirmeye çalışıyorlar. Ortamı gerekli kıvama getirdikten sonra karşıya geçip daha önce samimi oldukları insanlara karşı fake hesaplar açıyorlar ve tehdit / şantaj başlıyor. Her iki davada da aynı ekibin olması tesadüf olabilir mi? Hayır olamaz çünkü bunların derdi bir masumun ölümü değil, tırtıklayacakları para. Velhasıl Çağla’da da Narin’de de bu şerefsizleri temizlemeden bu çocuklara rahat huzur yok. Sizlerin odalarında konuşan bazı kişiler, başka isimle başka meslek sahibiymiş gibi Narin odalarında konuşmuş. Hepsi tespitli… Velhasıl her kim ki maktulden önce aile hakkını arıyorsa bilin ki orada bir bit yeniği var. Bitlerin kim olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Çağla’da fail içeriden tıpkı Narin’de olduğu gibi.
Türkçe
10
18
144
9.3K
Efsome
Efsome@efsome·
Diyarbakır'da çözülemeyen 70 faili meçhul dosya, kurulan özel heyet tarafından yeniden incelemeye alınmış. Hadi bakalım 🤔
Türkçe
9
6
131
4.8K
AV. ÜMİT ALTAY
AV. ÜMİT ALTAY@avukatumitaltay·
Yağ tüccarının iftirasını duyunca kendisinin hem gözleri bozuk onu biliyoruz da kafa da gitmiş baya onu anladım. Ticarethanesini de kapattı benim yüzümden ondan olabilir. Mayışları soranlara duyurayım. Biraz gecikti bu ay kusura bakmayın.
Türkçe
201
99
1.2K
37K
Ali Eryılmaz
Ali Eryılmaz@universallaw_21·
@kahveperisi42 Danaya birlikte girdik, kurban için ... Nerede keselim onu konuşacağız 🤣
Türkçe
2
1
27
2.5K
Ali Eryılmaz
Ali Eryılmaz@universallaw_21·
Köyde ağaçların diplerindeki otları temizleyip çapalıyordum. Telefonum çaldı, önce işi bırakıp gidesim gelmedi. Ama uzun uzun çalınca bıraktım herşeyi, eldivenlerimi çıkardım, aldım telefonu elime ... Arayan, Akın Bey! Yorgundum, terliydim, istemeden cevap verdim. Buyrun sayın savcım, dedim. Alışkanlıktan ... Yeni duruma hala adapte olamamışım. Bir dakika falan konuştuk, o da meşgul olduğu için uzun sürmedi. Konuşmamızın özetini söyleyeceğim sadece ... 29 Mayıs'ta mutlaka görüşelim dedi. Tmm, dedim. selamlar sevgiler ... Hadi bilin bakalım ... 29 Mayıs'ta ne görüşülecek?
Türkçe
19
3
129
20.6K