
Antalya’da engelli oğlunun başka bir kente sevk edilmesini engellemek için 35 metre yüksekliğindeki falezlere çıkıp intihar girişiminde bulunan anneyle görüştüm. Oğlunun naklinin durdurulması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile defalarca temas kurmuş. “Neden çocuğumu uzak bir şehre gönderiyorsunuz?” diye sormuş; ancak net ve tatmin edici bir yanıt alamamış. “Göndermeyin” diye yalvarmış, sesini duyuramamış. Evine gelmişler, zorla belge imzalatılmaya çalışmışlar. İmza atmadığında ise “Aile çocuğuyla ilgilenmiyor” diye tutanak tutacaklarını söylemişler. Mecburen imzalamış. “Son çare olarak ölümü düşündüm” dedi. “Çocuğum madem Manavgat’taki bir merkeze yerleştirilebiliyordu, neden bu noktaya gelmem gerekti? İlla intihar mı etmeliyim? Benim tek isteğim çocuğuma yakın olmak.” dedi. Yüreğim sızladı. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir. Ancak bugünün iktidarı, ayrıcalıklı azınlık hariç herkesi yalnızlığa terk ediyor.






















