Yakup ÇEP
3.7K posts










Bu paradoks Türkiye'de "muhafazakar" teriminin hatalı kullanılmasının bir sonucudur. Türkiye'de muhafazakar adıyla anılan insanların büyük çoğunluğu muhafazakar değil, sadece dindardır. Oysa ki dindarlık ve muhafazakarlık birbirinden farklı şeylerdir. Türkiye'deki dindarların büyük çoğunluğu ise muhafazakar değil tam tersine revizyonisttir. Dindarların çoğunluğu alt sınıftan orta sınıfa gelmiş, şehrin çeperinden merkeze taşınmış, sınıf atlama arzusu olan revizyonistlerdir. Hatta dindarlıkları da bir cihetiyle bu sınıfsal geçişin meşrulaştırılması için araç işlevi görür. Kemalistlerin, özellikle eski nesli, ise muhafazakardır. Devrimcilikleri 20. yüzyılın başında, o dönemin dünya görüşü içerisinde kalmıştır. Amaçları da o dönemi, yani kendileri için altın çağı, muhafaza ve müdafaa etmektir. Biri haklı diğeri yanlış veya biri iyi öteki kötü gibi bir ayırım yapmıyorum. Her iki tarafın da kendi perspektiflerinden mantıklı tarafları olsa da günün sonunda senaryo budur.

şu talana itiraz eden bir tek "muhafazakar" bulamazsınız mesela. muhafazakârlar neyi muhafaza ediyor öyleyse?


📍Şu şatafata, şu lükse, şu şaşaya bakın. — Suriye’nin Siyasal İslamcı lideri Ahmed El-Şara, Berlin ve Londra'ya yaptığı "devlet ziyareti" sırasında yaklaşık 145.000 € değerinde bir Patek Philippe 5236P saat taktı! Saatin Türk Lirası karşılığı yaklaşık 7 milyon 400 bin TL! Düşünün bu şahsın ülkesine biz ev yapıyoruz, camilerine halı gönderiyoruz ve maddi yardımda bulunuyoruz! İşte “siyasal islamın” en güzel özeti bu!









Seyda Feyzullah Konyevi ; “İran, bugün mazlumdur.”















