Ömer F.
3.4K posts


@byvelioglu @siyahsancakx Teşekkürler. Bizde 2011 3.0 tdi var aylardır ilanda satılmıyor hahaha
Türkçe

@lightning406 @siyahsancakx Soyledigim 2016 yiliydi 2,5 tdi olan 2006 modeldi. Enjektor bakimi yaptirmistim. 120 ile giderken oldu
Türkçe

@byvelioglu @siyahsancakx Çok geçmiş olsun hocam. Bizde de Touareg var. Sizin aracın model yılı ve motoru neydi acaba?
Türkçe

@ajansJargon Olur tabi ki. Ucakta otobuste oluyor ya. Zihninde bile kilabilirsin. Seninle onun arasinda.
Türkçe
Ömer F. รีทวีตแล้ว

Dünya hızla yeni bir jeopolitik düzene savrulurken Türkiye’nin yön arayışı her zamankinden daha kritik hale geliyor. Yazımın ilk bölümlerinde bu büyük kırılmanın tarihsel arka planını, Westphalia’dan Pax Britannica’ya ve Pax Americana’ya uzanan düzen değişimlerini, ABD’nin geri çekilme stratejisini ve NATO’nun anlam kaybını ele alıyorum. Bu çerçeve, bugün yaşanan gelişmelerin tesadüfi değil, uzun süredir biriken jeopolitik fay hatlarının kırılması olduğunu ortaya koyuyor.
ABD’nin İsrail ile kurduğu jeopolitik ortaklık üzerinden yürüttüğü savaşlar, küresel sistemi istikrarsızlaştırırken aynı zamanda kendi gerilemesini yönetme çabasıdır. Çin’i çevreleme, Avrupa’yı zayıflatma ve enerji hatlarını kontrol etme hedefiyle yürütülen bu strateji, aslında Pax Americana’nın son evresine işaret etmektedir. Bu süreçte Avrupa Birliği yönsüz, NATO ise ABD’siz işlevsiz bir yapıya dönüşmektedir.
Türkiye ise bu kırılma döneminde net bir rota ortaya koyamamaktadır. 1939’dan itibaren başlayan savrulma, Soğuk Savaş sonrası dönemde de devam etmiş; NATO’nun kuruluş gerekçeleri ortadan kalkmasına rağmen Türkiye, Batı eksenli reflekslerden kopamamıştır. 2000 sonrası süreçte ise ABD ve İsrail jeopolitiği ile uyumlu adımlar, Türkiye’yi kendi ekseninden uzaklaştırmıştır.
Ukrayna savaşı sonrası oluşan yeni denklem, Türkiye’nin Montrö çerçevesinde sürdürdüğü denge politikasını daha da hassas hale getirmiştir. Buna rağmen Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu gibi yapılarla Türkiye’nin fiili tarafsızlığı aşınmakta, Karadeniz’deki denge rolü risk altına girmektedir. Bu gelişmeler, Türkiye’nin tarihsel olarak en güçlü olduğu alan olan “çatışma dışı denge kurucu” kimliğini zayıflatmaktadır.
NATO’nun Soğuk Savaş sonrası dönüşümüyle ortaya çıkan yeni yapılanmalar, özellikle 2023 Vilnius Zirvesi sonrası hız kazanmıştır. Adana’da kurulması planlanan çok uluslu kolordu (MNC TUR) karargâhı bu sürecin bir parçasıdır. Ancak bu kararların, 7 Ekim 2023 sonrası oluşan yeni jeopolitik gerçeklikten önce alınmış olması, bugünün şartlarında ciddi bir sorgulamayı gerekli kılmaktadır.
Ancak asıl kritik eşik, yazının son bölümünde ortaya çıkıyor. Türkiye’nin NATO ile ilişkilerinde yeni bir safhaya girildiğini görüyoruz. Adana’da kurulması planlanan çok uluslu kolordu karargâhı ile başlayan süreç, İstanbul Boğazı girişinde Anadolu Kavağı’nda kurulması 2023 Vilnius NATO Zirvesi sonrası gelişen planlama sürecinde gündeme gelen NATO Deniz Unsur Komutanlığı ile çok daha hassas bir boyuta taşınmıştır. Bu gelişme, teknik bir askerî düzenleme değil; doğrudan Montrö rejiminin ruhunu zorlayan jeopolitik bir adımdır.
Karadeniz’de sürüklenen mayın tehdidine karşı Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında kurulan bölgesel ve NATO dışı yapı doğru bir modeldi. Nitekim bu görev gücü Montrö’yü koruyan, kıyıdaş ülkelerin sorumluluk üstlendiği dengeli bir çözüm sundu. Ancak bu teknik ve sınırlı yapının zamanla NATO’ya bağlı kalıcı bir deniz komutanlığına evrilmesi, meselenin doğasını tamamen değiştirmektedir. Bu dönüşüm, Karadeniz’de ilk kez NATO’nun kurumsal ve operasyonel bir kimlikle yerleşmesine kapı aralamaktadır.
Daha da önemlisi, bu durum tarihsel hafızamızda son derece hassas bir kırılmayı çağrıştırmaktadır. Anadolu Kavağı’nda NATO bayrağı ile kurulan bir karargâh görüntüsü, 1923–1936 arasında egemenliğimizin sınırlı olduğu Lozan Boğazlar Komisyonu dönemini hatırlatmaktadır. Türkiye’nin Montrö ile kazandığı tam egemenlik yetkisinin, kendi eliyle aşındırılması riski söz konusudur.
Üstelik mesele yalnızca hukuk değil, doğrudan güç dengesi meselesidir. Karadeniz’de NATO kimliğiyle kalıcı bir deniz yapılanması, Türkiye’yi fiilen Rusya karşıtı bir askeri mimarinin parçası haline getirir. Bu da Türkiye’nin Montrö sayesinde elde ettiği “denge kurucu ve çatışma dışı aktör” konumunu zedeler. Tarih bize açık bir ders vermektedir: İkinci Dünya Savaşı’nda dahi Almanya Boğazları aşamamış, denizaltılarını Tuna üzerinden parça parça taşımak zorunda kalmıştır. Türkiye o dönemde Montrö’yü deldirmemiştir. Bugün ise benzer bir baskı altında bu rejimi zayıflatmak, stratejik bir hata olacaktır.
Sonuç açıktır: Karadeniz’de güvenlik NATO üzerinden değil, kıyıdaş ülkeler üzerinden sağlanmalıdır. Montrö’nün verdiği yetki, Türkiye’nin elindeki en güçlü jeopolitik kaldıraçtır. NATO Deniz Unsur Komutanlığı gibi girişimler bu dengeyi bozma potansiyeline sahiptir ve uzun vadede Türkiye’yi doğrudan bir çatışma hattına sürükleyebilir.
Bu Substack yazımda, küresel güç dönüşümünden başlayarak Türkiye’nin stratejik savrulmasını ve son olarak Boğaz’da kurulan NATO unsurunun yaratacağı jeopolitik kırılmayı bütüncül bir çerçevede ele alıyorum. Montrö’nün sadece bir sözleşme değil, Türkiye’nin jeopolitik sigortası olduğunu hatırlatıyorum. Karadeniz’de dengeyi korumak, bugün her zamankinden daha hayatidir.
open.substack.com/pub/mavivatan/…

Türkçe
Ömer F. รีทวีตแล้ว

GÜNÜMÜZ HAÇLI SAVAŞI
Dün Anadolu Selçukluları, Zengiler, Eyyubiler, Osmanlılar Ehl-i Salip Haçlılara karşı mücadele etmişti. Öldüler, şehid oldular, ama boyun eğmediler, sonuçta onları defettiler.
Bugün de Ehl-i salib’i temsil eden İsrail ve ABD’ye karşı aynı mücadeleyi İran yerine getiriyor. Ancak o dönemle bugün arasında çok büyük bir fark var.
Ehl-i salib’e o tarihte hiç bir Müslüman yardım etmemiş, hiç bir hrıstiyan ülke de karşı çıkmamıştı. Ne gariptir ki bugün, ehl-i salib’e ilk karşı çıkan hrıstiyan İspanya, destek ise Müslüman olarak nitelendirilen kimi devletler.
Ülkesinde ABD’ye üs veren Müslüman ülkelerden İran’a saldırı karşısında İran da haklı olarak o ülkelerdeki Abd üslerine füze atıyor. Maalesef Türkiye de dahil Müslüman ülkeler İran’ı kınıyor, İsrail ve ABD’ye tek kelime etmiyor.
Peki İran kime karşı savaşıyor? Filistin’de 72 bin sivili (12 bini çocuk) öldüren, onları aç bırakan, İran’da 168 küçük okul çocuğunun üzerine bomba atıp katleden canilerle ve Epstein pisliklerinin failleriyle. Ama ne yazık ki bugün kendisine din adamı diyen reziller, siyonistleri ve emperyalistleri İran’a tercih ediyor. Hem de hiç gitmedikleri, bilmedikleri İran’ı kötülüyor, sanki kendileri çok temizmiş gibi.
Halbuki İran’da da camilerde beş vakit ezan okunuyor, namaz kılınıyor. Aynı Allah’a dua ediliyor, aynı Peygamber’e inanılıyor, aynı Kur’an okunuyor.
Bu kafayla emperyalistlere karşı biz müslümanız diyenler daha çok eziliriz.
Bütün ambargo ve baskıya rağmen, dünyanın efesi biziz diyenlere kök söktüren İranlı kardeşlerimizi kutluyor, mücadelelerinde başarılar diliyorum.
Türkçe

#aksa saticilar savundu. Izin vermedi reis
Ömer F.@byvelioglu
#aksa iyice gerildi bence bi patlama yapip %7 yapar gibi
Türkçe

@sonadam2134 Ask Grok şu anda yalnızca Premium ve Premium+ abonelerine açıktır. Bu özelliği açmak için abone olun: x.com/i/premium_sign…
Türkçe

#öldü hey @grok Netenyahu öldü mü doğru söyle gerçek bilgi getir görüntü getir
Türkçe
Ömer F. รีทวีตแล้ว

TÜRKİYE’Yİ İRAN’A KARŞI KIŞKIRTANLARA DİKKAT!
➡️ İran açık açık reddeti,“Türkiye’ye füze fırlatmadık” dedi, “Azerbaycan'a İHA saldırısı gerçekleştirdiğimiz yönündeki iddialar doğru değildir” dedi.
Buna rağmen sanki fail İranmış gibi kışkırtıcılık yapanlar var!
➡️ Açık ki Türkiye ve Azerbaycan’dan İran’a cephe açmaya, Türkiye’yi ABD-İsrail ittifakına sokmaya çalışıyorlar.
Kimler mi? “Göreceksiniz, Türkiye ve İsrail, Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacak” diyen ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerini unutmayın.
➡️ Saldırıların İran kaynaklı olduğuna dair kanıt olmamasına ve Tahran yönetimi bu saldırıları reddetmesine rağmen, Türkiye’den ve Azerbaycan’dan İran’a karşı yükseltilen savaş kışkırtıcılığının asıl faili ABD ve İsrail’dir.
➡️ Kamuoyu tarafından tanınan kimi isimlerin ise ısrarla İran’ın parçalanmasını istemesi ve İran topraklarında Türk devleti kurulmasını savunması, en hafifinden alçaklıktır.
Bu tür düşünceler “Türkçülük” değildir; Amerikancılıktır, İsrailciliktir, emperyalizm ve siyonizm uşaklığıdır!
➡️ Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek bir tek ABD ve İsrail’in işine yarar.
Türkçe

@byvelioglu @Grog Göztepe beşiktaş maçında mı ne ortalık karışmıştı .
Türkçe





