Vasat_civciv☀️

12.9K posts

Vasat_civciv☀️ banner
Vasat_civciv☀️

Vasat_civciv☀️

@BezginCivciv

kamboçyalı yarı sarhoş yahudiler dernek başkan yardımcısı...

kolorado Katılım Mayıs 2019
769 Takip Edilen245 Takipçiler
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@bytugbayram @crknms Geçmiş olsun, sizi çok iyi anlıyorum, ben de kızımla çok benzer bir süreçten geçtik, anlattıklarınızın hepsinin benzerlerini yaşadık. Mevzuattan dolayı öğretmen v yöneticilerin hiçbirşey yapamamaları bir tarafa En ağırıma giden karşı tarafın velisinin umursamazlığı/ukalalığı oldu
Türkçe
1
0
2
34
T U Ğ B A B.
T U Ğ B A B.@bytugbayram·
Olayda büyük ihtimalle akran zorbalığı meselesi var. İlkokulda uygulanan herhangi bir yaptırım yok. Velilerin tutumunu haklı çıkarır mı hayır ama öyle şeyler yaşanıyor ve önlem alınmıyor ki, işler böyle vahşet duruma gelebiliyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan olayda da tam olarak sorun buydu. Kızım birinci sınıfa başladığında sınıf arkadaşlarından gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddeti yazsam kanınız donar. Fiziksel engelli bir çocuk kızım, "Ayaksız, bacaksız," gibi söylemler, itip yere düşürmeler ve en son düzenli olarak fiziksel şiddet uygulayan bir erkek sınıf arkadaşı, kızım ingilizce öğretmenleri geliyor mu diye kontrol ederken kızımı tutup çekiştirerek küçük çocukların eşyalarını koyduğu dolapların olduğu odaya sürüklüyor. Boğazını sıkıyor, boğazını yumrukluyor ve karnını yumruklayıp, bacaklarını tekmeliyor. Kaç yaşındalar biliyor musunuz bunları yapan çocuklar? 6 yaşında. Okul herhangi bir yaptırım uygulayamıyor, kanunda herhangi bir yaptırım yok. Bir çocuk, sizin çocuğunuza kafayı takıp stres topu gibi çocuğunuzu kullanabiliyor. Biz okulunu değiştirdik, gittiği okulda ikinci sınıfta bireysel olarak böyle bir sorun yaşamadı ama sınıfında yine benzer olaylar yaşandı. Öyle ki okul kitaplarını koydukları dolap kapaklarını sökmek zorunda kaldı. Tek bir çocuktan dolayı öğretmen kız ve erkek çocuklarının birbiriyle oynamasını yasakladı. C*nsel şakalar, fiziksel taciz, fiziksel şiddet, arkadaşlarının eşofman altlarını aşağı çekme, arkadaşlarına googleda, "S*ks nedir diye aratın," gibi cümleler... benim duydukça kanım çekiliyordu. Özel okul ve idarenin yapıp yapabileceği hiçbir şey yok. Okuldan uzaklaştıramıyor, atamıyor, her katta psikolojik danışmanımız vardı onun desteği var ama yeterli olmuyor, çünkü olay tamamen ailede bitiyor. Bu ikinci olayda yine çocuk başka bir çocuğa kafayı takmıştı. O çocuğa sataşıyor, arkadaşları sözlü olarak uyarıyor ve çocuk bir kız arkadaşını yumrukla darp ediyor, başka bir arkadaşının kafasını dolap kapağını açıp dolap kapağına vuruyor. En son gelinen noktada darp raporları alınıyor ve mağdur taraf okul değiştiriyor. Yaşanan süreçte insan akıl sağlığını kaybetmeden o kadar zor durabiliyor ki... işte tüm olaylar sonucu bu noktalara geliniyor. Hem akran zorbalığı uygulayan tarafa önleyici tedbirler alınmadığı, topluma kazandırmak için çalışmalar yapılmadığı müddetçe geçtiğimiz günlerde yaşanan olay gibi olaylar kaçınılmaz olur. Hepsi zincirleme olaylar sonucu oluyor. Sorunlu tarafa doğru müdahale yapılmadığında dışlanıyor, agresiflik ve şiddetin dozu giderek artıyor; sağlıklı çocukların ve ailelerin de psikolojisi alt üst oluyor. İşte zorbalık böyle yayılıyor. Müdahale yok, yaptırım yok, okuldan uzaklaştırma yok. Özel okul bile çocuğun kaydını silemiyor, çünkü ilkokulda okuldan atma yok. Çocuk eğitim görecek diyor ama bu çocuklar için önleyici tedbirler alınmıyor. En fazla sınıfını değiştirebiliyorlar ama gittiği yerde de devam ediyor.
Türkçe
1
0
14
1.8K
crknms
crknms@crknms·
Az önce Ayşe Arman’ın instagram hesabında paylaştığı bir vahşeti okudum. Arkadaşlar, bu artık “duyduk geçtik” denecek bir şey değil. Konya’da bir ilkokulda, 2. sınıfta okuyan 8 yaşındaki bir çocuk. Ders saatinde, sınıfın ortasında, üç yetişkin tarafından dövülüyor. Yanlış okumadınız: Sınıfın içinde. Ders sırasında. Küçücük bir çocuğa. Bu çocuk istismarıdır, şiddettir, suçtur. Ve bu olay bir okulun içinde oluyorsa, burada herkesin sorumluluğu vardır. Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyorum, bu okulda olay yaşanırken öğretmen nerdeydi? Bu nasıl bir denetimsizlik? Nasıl bir ihmalkârlık? Biz çok yakın bir tarihte katliam yaşamadık mı? Veliler bu şekilde ellerini kollarını sallayarak nasıl sınıflara (ders saati zamanında) girebiliyorlar? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na soruyorum, bu çocuklar kimlerin elinde, bu aile yapısı ne durumda? O ilan ettiğiniz “Aile Yüzyılı” ne alemde? Bu işin üstü örtülemez. “Bir anlık sinir” diye geçiştirilemez. Üç yetişkinin bir çocuğa saldırması vahşettir. Bugün o çocuk, yarın başkası.. Sustukça, görmezden geldikçe bu düzen böyle devam edecek belli. Bu olayın sonuna kadar takipçisi olunmalı. Sorumlular hesap vermeli. O çocuklar korunmalı. Sessiz kalmayın. Çünkü bu mesele hepimizin meselesi. Bu arada #yusuftekini̇stifa @tcmeb @Yusuf__Tekin @tcbestepe @tcailesosyal
crknms tweet mediacrknms tweet mediacrknms tweet mediacrknms tweet media
Türkçe
23
415
1K
56.5K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@bcdyzixxxx @crknms -noktaya getirdi.öğretmen,okul yönetimi hiç kimse hiç 1şey yapamadı. Kızım okula gitmek istemez oldu. Çocuğun velilerinin umurunda olmadığı gb annesi 1de alay eder gb sırıtarak "büyüynce unutur" deyince kan beynine sıçradı.Araya insanlar girmese olay fiziksel müdahaleye gidiyordu
Türkçe
0
0
0
11
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@bcdyzixxxx @crknms Geçmiş olsun hnm efendi, elbette bu yapılanın asla mazereti olamaz v o veli cezasını da görmelidir. uygunsuz bir soru gb görünebilir ama bu olayın sizin çocuğunuzun davranışları ile alakası varmı merak ettim? Yakın zamanda kızımı sürekli zorbalayan bir çocuk beni çıldırtacak --
Türkçe
1
0
0
37
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@basaarkaya Yorumları okudum; anladığım kadarı ile eşine az raslanır bir yvşakmış kendisi, şöyle zevkine yarım saat dövmelik, sırtında sopa kırmalık bir dingil miş :)
Türkçe
0
0
3
193
Basar Kaya
Basar Kaya@basaarkaya·
2012 yılında Manisa'da Vestel'in tedarikçilerinden olan bir fabrikanın müdürüyle tanışmıştım. Kendisi de uzun yıllar Vestel'de çalışmış bir mühendisti. Şöyle bir anısını anlatmıştı: "Ben Vestel'de iken bir keresinde Ahmet Nazif Zorlu ani ziyaretlerinden biri yaparken mühendislerden birinin kıyafetini beğenmediği için kovulmasını istemişti. Ancak bu mühendis arkadaş o zamanki proje için çok kritik bir roldeydi ve kovamazdık. O sebeple uzun bir süre Nazif Zorlu fabrika ziyareti yaparken bu mühendis arkadaşı arka odalarda saklardık. Ara ara da Nazif Bey 'o mühendisi kovdunuz mu?' diye sorardı" Öyle garip bir insanmış kısacası.
Anonim Muhabir@anonimuhabir

Hasan Can Kaya, Ahmet Nazif Zorlu ile yaptığı ‘pahalı’ muhabbetini anlattı: “Zorlu'nun sahibiyle karşılaştık. Sohbet ederken 'Beymen çok pahalı' dedi. Dedim, 'Acaba şeyi mi söylüyorsunuz, şirketin değerini mi söylüyorsunuz? Hani o anlamda mı, 1 milyar dolar eder mi? Hani gömleği demiyorsun herhalde' dedim. Gömleği diyormuş. Çok enteresan… İnsanlar böyle böyle zengin oluyor işte.”

Türkçe
88
40
1.5K
515.1K
Thermal Resistivity
Thermal Resistivity@tamerdemir956·
@basaarkaya Böyle “vizyonlu” insanları severim. Evet şirketin bir kıyafet politikası varsa ve müşteriler ile birebir görüşülüyorsa veya kıyafeti diğer çalışanları rahatsız ediyorsa elbette uyarılacak. İşine son verme biraz acımasızca olsa da ısrarla kurallara uymayan çalışanlar da çok.
Türkçe
4
0
0
13.8K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@rahleited Cocukları eğitim alsın,paşa olsun diye gönüllü vermişler öylemi? İnsan olan şunu yazmaya utanır be ...
Türkçe
0
0
0
8
Maarifçi
Maarifçi@rahleited·
Osmanlı'ya karşı mücadele veya bağımsızlık talebi ayrıdır, oradaki Türk ve Müslüman unsurlara yapılanlar ayrıdır, kimse monarşiyi savunmuyor, onlarla beraber Türk ve Müslüman İttihatçılar da monarşinin anayasallaşması için mücadele ediyordu ama onlar da içlerindeki habis dinci ve ırkçılığı Türk ve Müslümanların üzerine kustular, karşımızdaki adamlar da insanlığın yüksek nirengileriyle yanıp tutuşmuyorlardı, bu arada Osmanlı Alevilere zulmetmiştir bunu kimse inkâr edemez çünkü Alevileri ehlikitap dahi saymamıştır ama azıcık objektif olmak gerekir Osmanlı döneminde gayrimüslimlerin tâbi olduğu bir ehlikitap hukuku vardır, bu hukuk dairesinde de münferit hadiseler, fetihler ve savaşlar sırasındaki olaylar dışında "gayrimüslimlerin kadınlarını kaçırmak" vs. bu gibi palavraları bir kenara bırakmak gerekir, gayrimüslimlerden cizye alınmış ve inanç ve ibadetlerine, sosyal, gündelik hayatlarına karışılmamıştır, devşirme sistemi Osmanlı'ya has bir şey değildir, Romalılar, Persler, Çinliler vs. birçok imparatorluk, devlet tarihte uygulamıştır bu tarz pratikleri, dönemin tarihinin bir gerçekliğidir bu, Osmanlı'da devşirme sistemi öyle birilerinin egzajere, ajite ettiği gibi bir şey de değildir, usûlleri, koşulları vardır, öyle her yıl devşirme çocuk alınmıyor, askeri seferlere göre 3 yılda bir 5 yılda bir bazen 7 yılda bir çocuk alınıyor, tek erkek çocuklu ailelerden alınmıyor, 40 haneden sadece bir hanenin çocuğu alınıyor, koskoca Balkanlardan devşirme oğlan alma seferlerinde maksimum 3, 4 bin çocuk toplanıyor, ailelerine maddi yardım veriliyor, bazı vergilerden muaf tutuluyor, bilgileri kaydediliyor, aileler de çoğu zaman gönüllü veriyor, "oğlumuz eğitim alacak, devlet adamı olacak, paşa olacak, sadrazam, vezir olacak, hayatı iyi olacak" diye, elbette dinsel, duygusal nedenlerle gönüllü olmayanlar da vardır, çocuğunu saklayan erken yaşta evlendiren Müslüman ailelerin çocuklarıymış gibi gösteren vs. vs. burada kimse bu usûlün savunuculuğunu da yapmıyor, sadece objektif olarak tam olarak nasıl bir şey olduğunu izah etmeye çalışıyoruz, bizim meselemiz Türk ve Müslüman ahâlinin yaşadığı zûlme dairdir ve bunun Osmanlı'nın son süreçlerindeki -ilerici devrimci dahi olsa- askeri bürokratik kadro üzerindeki sosyopsikolojik etkileridir.
Ho2@Ho269131645

@rahleited Ki Balkan halklari Nazile de değillerdi yıllarca kadınlarını çocuklarını kaçırıp köle yapan bir İslam halifeligine karşı özgürlük savaşı veriyorlardi

Türkçe
0
0
3
563
Gizot
Gizot@lawyeringskill·
@cavasansdiree @BezginCivciv Kimsenin kimseye küfür etme hakkı yok.görüşü ne olursa olsun.burada aksi yorum yapan birçok saygılı insan var.dön oku bakalım nasıl konuşmuşum.gerekirse giderim.
Türkçe
1
0
0
55
Gizot
Gizot@lawyeringskill·
Mesleğin ilk yıllarında çok hacze çıkardım.Yaşadığım olaylara dönüp baktığımda hayatta kalmam tamamen mucize. Biz haciz esnasında polis çağırdığımızda polis bile gelmiyor arkadaşlar gelmiyor.Ben şu cümleyi duydum “başınıza bir şey gelirse arayın avukat hanım!” Bizi kim koruyacak ki?
Türkçe
29
28
642
358K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@OkanOkyay1903 @Ahmtacan Aynen dediğiniz gibiydi, azerilerinki Azerice, gürcülerinki gürcüce diğer halklarınki de kendi dillerinde idi. İsteyenler de tamamen gönüllülük esasına göre rusça idi. Hiç unutmam 90'larda İstanbul'a gelen azerilere sorardım; çoğu rusça'yı askerde öğrendiklerini söylerdi ...
Türkçe
0
0
1
23
Okan Okyay
Okan Okyay@OkanOkyay1903·
@Ahmtacan Eğitim dili neydi? Rusça Rus olmayanlar için seçmeli ders miydi? Ermenistan'da Ermenice Azerbaycan'da Türkçe miydi ilk orta ve yüksek ögrenim? Pekiyi basın, gazeteler, radyo?
Türkçe
2
0
0
332
Ahmet Açan
Ahmet Açan@Ahmtacan·
Ne kadar arsız ve utanmazlar! Sovyetler Birliği Türklere soykırım yapacak olsa 2 Dünya Savaşını mı beklerdi! Bin defa yazdık bin defa daha suratlarına çarpmaya devam edeceğiz! 130 dilin konuşulduğu SSCB’de Ruslar dışında çeşitli azınlıklardan (1934-1954 arası yirmi yıl içinde) çıkan ve Rusça’ya çevrilen yazarların sadece bibliyografyası 750 sayfa tutmaktadır. Tüm ülke, ulusal dillerde kitaplar yayınlayan yayınevleri ağıyla kaplandı. Sadece 1934 yılında Tatarca 145 yeni eser yayımlanmıştır. 1961’de bu sayı 2057’ye çıkmış, bu kitaplar toplam 24 milyon baskı yapmıştır. Gürcü yazar Cagaşvili şöyle yazar: “Son on-on beş yılda yayınlanan Gürcü eserlerinin toplamı, Gürcü halkının üç yüz yıllık tarihi boyunca yayınladığı eserlerden fazladır.” Hatta 1930’lardan önce yazıları bile bulunmayan Büryatlılar, Tüvalılar, Nenet, Oset, Çihan, Gülyak edebiyatı ortaya çıkmıştır. Ekim Devrimi’nden sonra dilsiz bırakılan halklar konuşmaya başladı. Mesela Sukhet – Alin dağlarında yaşayan Udege kabilesinden Cansi Kimonko, Leningrad Kuzey Halkları enstitüsünü bitirmiş bir öykücüdür. Genç bir Mansi şairi olan ve üç şiir kitabı çıkarmış olan Yuvan Şestelov başka bir örnektir. Mansiler, Sibirya’nın kuzey batısında yaşayan, nüfusları 7 bini aşmayan bir halktır. Ya da Uzak Doğu’da tayga ırmağı boyunca yaşayan küçük kabilerden biri olan Nanay şairi Akim Samara. Yine bir Nanay olan Grigori Koçer’in Büyük Bir Evin Sonuadlı romanı iki buçuk milyon nüsha basılmıştır. Mesela Dağıstan Cumhuriyeti’nde yaşayan kabilelerden Kubaçi boyu kendi dilinde gazete çıkarmaktadır. Yine Avarlar, Lazgiler gibi onlarca halkın edebiyatı sayılabilir. Halbuki bir asır önce Kafkas adlı şiirinde Şevçenko Çarlık Rusya’sında ‘Moldovyalıdan Finliye kadar tüm dillerde herkesin sustuğunu” yazıyordu. Bir Tacik şair olan Gassem Lahuti, 1935 yılında Paris’te yapılan bir kongrede şunları söylemiştir: “Muhammet ve İsa’nın ölüleri dirilttikleri kuşkusuz masal ve efsanedir. Ama onlardan söz edilir, üzerlerine masallar, efsaneler düzülür. Ekim Devriminin yeniden hayata kavuşturduğu halklar ise gerçek bir olgudur. Ama kimse onlardan söz etmez. Bu halkların adları sözlüklerde bile geçmez. Steplerde ve tundurularda, dağlarda vadilerde, Türkmenler, Tacikler, Nenetler, Uygurlar, Kara Kalpaklar ve irili ufaklı, yerleşik veya göçebe, daha pek çok halk unutulmuş olarak yaşıyordu.” Sovyet halklarının tümünün kültür gelişmelerini anlatabilmek için ünlü yazar Hafız’ın sözlerini tekrarlamakta yarar var: “Bu çocuk sadece bir günlük. Ama bazılarının ancak bir yüzyılda alabileceği kadar yol gitti." Bakın sıkı bir antikomünist olan Prof. Dr. Stephen Kotkin ne yazıyor: “Sovyetler Birliği’nde Rusça öğrenmeye dahi gereksinim duyulmuyordu ve çoğu Rus olmayan öğrenci bu dile yabancıydı. Rusya Cumhuriyeti Eğitim Komiseri eğitimin her yerde Rusçalaşmasını önerdiğinde, Stalin buna karşı çıkmış, Rusça’nın sadece bir ders olmasında ve yerel dillere rağmen eğitim dili haline gelmemesinde ısrar etmişti. Yine de bir kaçınılmazlık hissediliyordu. Bir Merkez Komite genel kurulun da Stalin, ‘Tüm SSCB vatandaşlarının kendilerini belli ölçüde ifade edebilecekleri tek bir dil var – o da Rusça’ diyordu. Orduya katılan herkesin kendisini biraz da olsa Rusça ifade edebilmesi iyi olur, böylelikle şu veya bu tümen başka bir bölgeye intikal ettiğinde, mesela Özbek olan Samara’ya gittiğinde yerel halkla konuşabilir.” Dolayısıyla Rusça ancak 1938 yılında yani devrimden tam 21 yıl sonra zorunlu hale getirildi! Yıl 1979 Gazeteci Varlık Özmenek anlatıyor: “5,5 milyon nüfuslu Gürcistan’da 100’e yakın dil konuşuluyor, Türkçe dahil. (...) Başta Gürcüce olmak üzere Rusça, Azerice ve çeşitli dillerden 35 gazetenin yayınlandığı Tiflis’te meslektaşlara bunları söylerken amacım fantezi yapmak değil. (...) Şarkiyat enstitüsü 20 yaşında. Türkiye, İran, Arap tarihi ve dilleri inceleniyor. Yazarlarımızın romanları, hikayeleri burada çok tutuluyor, Evliya Çelebi’den, Nasreddin Hoca’dan, Orhan Kemal’lere, Aziz Nesin’lere kadar, bir bir sayıyorlar..
Ömer@OmerBoybeyi

@cemturktekin Cezalandırma mı yoksa planlı soykırım ile bölgeyi Tatarlar dan temizleme. Kırım Rusya nın en stratejik limanı değil mi Cem bey

Odunpazarı, Türkiye 🇹🇷 Türkçe
6
17
87
9.6K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@AnalistHoca01 - suni olrk 1 arada tutma çabaları. Sırf bu yüzden hiçbir zamana huzur bulamayacak, tıpkı tr gb. Halep v şam iki farklı ülkedir, sahil v cebel dürüz de aynı sekilde vs.
Türkçe
0
0
1
50
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@AnalistHoca01 İlber ortaylının büyük büyük Tatar dedeleri binlerce yıl önce mongolistan'da ısınmak için at bk'u toplarken sry'nin adı yine sry idi. Dünyanın en eski medeniyet beşiklerinden 1'i dır sry. Sorun; coğrafi v sosyolojik olrk 1-1'inden tamamen farklı 4-5 bölgenin ısrarla sry adı ile-
Türkçe
2
0
1
330
Hoca
Hoca@AnalistHoca01·
Doğru demiş rahmetli İlber Hoca… Düşünün; Mekke’nin lideri Ebu Süfyan’ın oğlu olan Muaviye bile İslam’dan sonra Hicaz’dan gelip Şam’da Emevi Devleti’ni kurmuş. Sonrasında Memlükler gibi yerlisi olamayan birçok başka oluşum… I. Dünya Savaşı’ndan sonra Fransızların hakimiyeti ve bağımsızlık… Ancak Darbe ile başa geçen Baas’a kadar en az 10-15 tane daha açık ya da örtülü darbe daha gerçekleşiyor.
Evren@sungur223

@AnalistHoca01 Hocam haklısınız ama Suriye için en kopuk şey sivil halk yapılanmaları ile kurumsal devlet arasındaki uzun süreli kopukluk ve Suriye kurulduğundan beri bu var,ayrıca İlber Ortaylı'nın da dediği gibi Suriye ismi ve coğrafyası bile yapaydır ve ideolojiler üzerinden döner.

Türkçe
1
0
11
5K
omer
omer@heromer74·
@haberebibak Vay amk! Adamdaki zekaya bak! Karısını pezevengi yapmış lan! Hem karısını hem de karısının bulduğu karıları sikme.. Olm bu nasıl bit kabiliyettir be!
Türkçe
1
0
0
946
Bi Bak!
Bi Bak!@haberebibak·
Courtney Boyer, 17 yıllık evliliğini açık ilişkiye dönüştürme sürecini anlattı: - Evliliklerinin 17. yılında cinsel hayatlarındaki durgunluk nedeniyle eşine "üçlü ilişki" teklif ettiğini söyledi. - Eşinin ilk başta sert tepki gösterdiğini ancak zamanla tek taraflı açık ilişkiyi kabul ettiğini belirtti. - Dört yıl içinde eşinin rızasıyla 5 farklı kişiyle birliktelik yaşadığını açıkladı. - Bu yeni düzenin evliliklerini bitirmek yerine birbirlerine daha çok bağladığını ve yakınlaştırdığını savundu. - Çocuklarının durumu öğrendiğini ve dürüst bir açıklama sonrası bu durumu normal karşıladıklarını ekledi. - Eşinin başka kadınlarla görüşmek istemediğini, sadece kendisinin dışarıdaki ilişkilerine izin verdiğini belirtti. - Şu an hayatında olan sevgilisiyle eşinin bir akşam yemeğinde tanıştığını ve hep birlikte vakit geçirdiklerini söyledi.
Bi Bak! tweet media
Türkçe
145
18
325
543K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@ozguraltuncu Zorla çalıştırdılar madem; bölgede eskilerin eşyaları arasında hala çıkan çarlık rubleleri neyin nesi? "Günde bir manatlık da olsa kazılacak" sözü atasözü gb birşeydir bölgede. Ruslar'a parasıyla işbirliği yaptık demez de zorla çalıştılar der, hayatınız yalan dolan ...
Türkçe
0
0
1
94
Özgür Hasan ALTUNCU
Özgür Hasan ALTUNCU@ozguraltuncu·
2000’li yılların ilk yarısında internet haberciliği yeni yeni yükseliyordu. Milliyet açık ara öndeydi. Galeri haberciliğinin en parlak dönemiydi; amaç daha çok tıklanmak, kullanıcıyı sayfada daha uzun tutmaktı. Bir gün “Dünyanın En Tehlikeli Yolları” başlıklı bir galeri habere denk geldim. Yaklaşık 50 yol vardı. Hepsine tek tek baktım. Çocukluğumun geçtiği, ilk büyük korkularımı yaşadığım Derebaşı listede yoktu. Buldum numarasını, bir meslektaşı olarak o günkü milliyet editörünü aradım. “O kadar uzak yerlere gitmeye gerek yok, dünyanın en tehlikeli yollarından birinin Türkiye’de olduğunu biliyor musunuz” dedim. Derebaşını anlattım. Hiç duymadım. Haber dış mahreçli, hem elimizde fotoğrafı yok” dedi. Öğrenciyken amatör makinemle çektiğim birkaç fotoğrafı gönderdim. Listeye son sıradan eklendi Derebaşı. Sonraki yıllarda haber hep tekrarlandı, listede yer aldı. Zamanla zirveye kadar çıktı. Tanındı, popüler oldu. Ralli tanıtımlarına ev sahipliği yaptı, lastik reklamlarının, telefon operatörü kampanyalarının çekim mekanına dönüştü. Belgeseli yapıldı. Ünlü Rus kamyon markası “Kamaz” lansman çekimini Derebaşında yaptı mesela. Bunun anlamı çok daha farklıydı. O yol, bizim olduğumuz kadar Rusların da yakın tarihinden izler taşıyordu. Nasıl Moskova Metrosu, Sovyetler döneminde Nazi savaş esirlerinin emeğiyle yapılmışsa; Derebaşı da işgalci Çarlık ordusunun zorla çalıştırdığı, çoğu sivil olan büyük dedelerimizin kazma kürekle açtığı bir yoldu. Amaç, işgal ordusunun askeri sevkiyatını Trabzon’dan Bayburt üzerinden Erzurum hattına daha hızlı ulaştırmak ve işgal sahasını genişletmekti. Sonra tarih yön değiştirdi. Bolşevik ihtilali olunca Çarlık ordusu dağıldı, geri çekildi. Ve silah zoruyla yaptırılan o yol, bu kez büyük dedelerimizden bize miras kaldı. Öncesinde yaylalara saatlerce yürüyerek çıkan insanlar, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gelen kamyonlarla bu yolları kullanmaya başladı. Yaşlılar, çocuklar kamyon kasalarında yaylaya gitmeye başladı. Ama yol kamyonlar için fazla dardı. Virajlar ölümcüldü. Her virajda aynı sahne yaşanırdı.. Kamyon durur… Muavin elinde takozla iner… Arka teker uçuruma santim kala durdurulurdu… Araç bazen 5-10 manevrayla virajı dönebilirdi. Birçok yolcu o korkuyu yaşamamak için Derebaşı’nda iner, son soğanlı dağlarına dik yaya patikayla son viraja kadar yürümeyi tercih ederdi. 60’larda minibüs seferleri başladığında da korkular bitmedi. Yaylamıza yolcu taşıyan bir minibüsün yuvarlandığı kazada çocuklar ve yaşlılar hayatını kaybetti. Üstelik tehlike sadece viraj değildi. Sis çöktüğünde bir metre önünü bile göremezdin. O zaman bir kişi araçtan iner, uçurumun kenarında yürür, şoför de onu takip ederek ilerlerdi. Hatta yolculuğun kendi içinde oluşmuş sessiz bir ritüeli vardı. Derebaşı’na kadar minibüslerde kemençe kasetleri çalardı; sohbet olur, şakalaşılır, yaylaya varmanın heyecanı yaşanırdı. Ama araç Derebaşı virajlarına geldiğinde hava bir anda değişirdi. Şoför kaseti çıkarır, yerine Kur’an-ı Kerim kaseti takardı. 90’lı yılların ikinci yarısına kadar bu maceralı yolculukları biz, babalarımız, dedelerimiz son 3 kuşak insanımız eksiksiz yaşadı. Bugün yaylamıza çok daha güvenli, yeni bir yoldan ulaşıyoruz. Ama Derebaşı virajları hala orada duruyor. Savaşın ve kendi geçmişimizin izlerini taşıyan, zorla çalıştırılan insanların alın teriyle açılan, hayatta kalma mücadelesine ve yeni bir hayata tutunma çabasına tanıklık eden o yol, Of - Çaykara bölgesinin ortak hafızasında, yalnızca yayla ile köyü birbirine bağlayan bir geçit değil; kuşaktan kuşağa anlatılan büyük bir hikaye olarak yaşamaya devam ediyor…
Boşuna Tıklama@bosunatiklama

Bayburt Derebaşı Virajları, dünyanın en tehlikeli yolu seçildi. (NDTV)

Türkçe
27
132
1.8K
272K
Yakışıklı horoz
Yakışıklı horoz@yakisiklihoroz·
@onedio Suç oranı en düşük illerdeki hırtlar, batıda suç oranlarını arttırıyor amk. Neyin kafası bu. Bir İzmirli Muğlalı Aydınlı doğuda nasıl çete kurup suç işlesin.
Türkçe
1
0
1
196
Onedio
Onedio@onedio·
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye'de suç oranı en yüksek ve en düşük iller belli oldu. 📌 Suç oranı en düşük 10 il: 10. Erzurum 9. Mardin 8. Hakkari 7. Erzincan 6. Muş 5. Bayburt 4. Siirt 3. Bitlis 2. Şırnak 1. Adıyaman 📌 Suç oranı en yüksek 10 il: 10. Uşak 9. İzmir 8. Isparta 7. Manisa 6. Karaman 5. Aksaray 4. Antalya 3. Çorum 2. Denizli 1. Aydın
Onedio tweet media
Türkçe
156
40
457
434.5K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@rahleited @aras122334 Şu arkadaşa neden cevap vermediniz mesela? Gayet tane tane v açıklayıcı yazmış, verecek cevabınız mı yok? x.com/i/status/20477…
Saladin@Yusufsaladin22

1-Selçuklu, Karakoyun- Akkoyun egemenliği birer asır ki Selçuklu egemenliği dışında Bayındırlar zamanında Kürt beylerinin tamamı bunlara bağlı değildi. Bir yüzyıllık kısmî bağlılık sonrasında bu güçler bölgede erimiş Kürt beyleri tam bağımsızlıklarını geri kazanmıştır. 2- Bu mirlikler neye göre küçük? Etki alanları diyeceksen, Kürt tarihinde bir mir, başka bir mirin toprağına kolay kolay istila hareketi başlatmıyor bu da onun egemenlik sahasını kısıtlıyor. Ama bu mirliklerin egemenlik sahaları birleşince zaten Akkoyun, Karakoyun gibi bir alana tekabul ediyor. Neye göre bunlar küçük? İdari, siyasi askeri diyorsan, Artuklu'yu Bitlis Mîrlerinden daha güçlü kılan ne? Artukluya hangi Kürtler bağlı kalmış? Mardin'de yerel bir kaleyi zapteden Kürt ve bir dönem Hasankeyf. Sanki Artuklu, Bitlisî kendine bağlı kılmış da. Safevi ve Osmanlı imparatorluk, bunların statüsü ve bunlara Kürtlerin hangi cihetle bağlı kaldı ile Kürt mirlerinin statüsü mukayese edilemez. Bitlis Hanlarının ya da Cizre, Hakkari) Osmanlı ya da Safeviye bağlı kalması onları "küçük" mirlik yapmaz. Zira buraya ne yeniçeri atanır ne vergi memuru atanır ne sikkeyi ne hutbeyi Osmanlıya okurlar. Gereksiz bir küçümseme çabası. "Senin hangi devletin vardı" Bitlis, Hakkari, Cizre devlet değil miydi? Neye dayanarak bunları devlet statüsünden çıkarttın? Osmanlının buralara asker yollayıp en son Kürdistan beglerini lağvetmesi, bir devlete karşı olmadı mı? Kürdistan fethi neden oldu? Kürdistan madalyası niye çıktı? Devlet olmayan "küçük" mirliklere karşı mı? Ne gereksiz kucumse çabaları bunlar. Bedirhan Begi Osmanlı Sultanından ne ayırıyor? Topraklarının büyüklüğü mü, halifelik sıfatı mı? Kürtler, Kürdistan coğrafyasında yüzlerce yıl kendini yönetti, kendi meclisleri okulları eğitimleri oldu kendi kitaplarını okudular okuttular, kendi yargılarını kurdular. Kemalizm bunların tamamını kaldırdı. Bunu "hepiniz Türkiye vatandaşısınız" kılıfı ile kimse örtmeye çalışmasın. Kemalizm, Kürtlerin millet olmaktan Doğan bütün hakların gaspetmiştir, saygı duymamıştır. Biz Türk-İslâm tarihinin de parçası değiliz. Kürdistan Tarihi'nin parçasıyız. İran = Türk-İslâm tarihi denklemi de tamamen hatalıdır. Keyaniler de Timurlular da İran tarihinin parçası olabilir ama Mervaniler ve Osmanlı aynı zamanda Türk İslam parçası olamaz.

Türkçe
0
0
0
75
Maarifçi
Maarifçi@rahleited·
@aras122334 Yok Mervaniler Kürt, Mervanilerin tarih sahnesine çıktığı tarih de belli hüküm süresi de belli, Mervanilerle neyi kanıtlayabilirsiniz ?
Türkçe
3
0
0
238
Maarifçi
Maarifçi@rahleited·
Senin hangi devletin vardı da Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti geldi işgal etti hıyar, bin yıldır bu coğrafyada beraber yaşıyor bu iki topluluk, sen de Yukarı Mezopotamya'ya ve Ermeni Platosu'na çok değil Türklerden iki yüz yıl önce Emevi ve Abbasilerin Doğu Roma'ya karşı yaptıkları İslâm Fetihleri sonrası yaklaşık M.S 9. ve 10.yy'da gelmeye başladın, esas yoğunluklu Kürt göçü de Yukarı Mezopotamya ve Ermeni Platosu'nda Selçukluyla başlayan nihai Türk İslâm egemenliği sonucu oldu, şimdi tarih neyse onu konuşacağız, oturup yalan mı söyleyeceğiz, yüz yıllarca Selçuklu'ya, Artuklu'ya, Karakoyunlu'ya, Akkoyunlu'ya, Safevi'ye, Osmanlı'ya bağlı olmuşsun, küçük mirliklerin olmuş, ardından Osmanlı topraklarında Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, kim senin hangi ülkeni, devletini işgal etmiş, Hindistan'dın da Büyük Britanya mı devletini işgal etti, Filistin'din de İsrail mi topraklarını işgal etti, Cezayir'din de Fransa mı topraklarını işgal etti, sen zaten bu milletin ve bu tarihin bir parçasısın, Azeri Türkleri, İran Kürtleri, Beluciler, Farslar nasıl İran Tarihinin bir parçasıysa sen de bu coğrafyadaki tıpkı etnik Türkler, Lazlar, Gürcüler gibi Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalmış Türk-İslam tarihinin bir parçasısın. Retorikten, hamasetten, kof etnikçi histerik belagatlardan başka bir şey yok. Daha "işgal", "sömürge" kavramının anlamını bilmiyor atıp tutuyor cahil velet, bunlar gibi binlerce embesil var, bilimsiz, cahilâne salyalı söylemler.
can azad@canxazad

Bize ne ulan sizin yaşayacağınız zorluklardan? Pedagojik formasyonu varmış soytarının. Kaç Kürt çocuk bilmediği dile maruz kaldı da geri kalmış bölge diye hesapladınız, kaç nesil mahvoldu ulan sizin işgalinizden? Devletinizi yanlış ülkeye kurmuşsunuz. Siktirin.

Türkçe
19
4
57
10.5K
Vasat_civciv☀️
Vasat_civciv☀️@BezginCivciv·
@akrep121375 @fikriakyuz99 Koç'un sabancının parasından sana giren çıkan ne orspu evladı. Dünyanın hiç bir yerinde olmayan faizi millete sokacaklar sonra krediler batınca da batık para milletin vergilerinden ödensin öylemi?
Türkçe
0
0
0
18
hızlı terzi
hızlı terzi@akrep121375·
@fikriakyuz99 Borcu batıranın 7 sülalesinin varlıgına el konulmalıdır. Batırılan para ülkenin serveti. Birileri sürekli bankaları dolandırarak aslında her vatandaşın sırtına borç yüklüyorlar. Tanıdıgım ne kadar banka dolandıran varsa hiçbiri pişman degil hatta fırsatını bulsa gene dolandıracak
Türkçe
30
1
71
11.2K
Fikri Akyüz
Fikri Akyüz@fikriakyuz99·
İş Bankası kredi borcu olanların borçlarını Gelecek Varlık isimli bir şirkete satmış. (Başka bankalar da bunu yapıyor.) 1.5 milyarlık borcu Gelecek Varlık'a 222 milyona satmış. (Aradaki fark zaten katlamalı faizdir.) Varlık şirketi ne yapıyor? Taciz üstüne taciz telefonları açıyor. Borçlunun anasını, babasını, eşini oğlunu, eltisini görümcesini bacanağını sürekli arıyor. "Ne koparırsam kârdır" diyor. Toplamda 500 milyon tahsil etse, 278 milyon kâr elde ediyor. Varlık şirketleri, kanuna göre kurulmuş olan ama zalimane davranan birer tahsilat ofisidir. Bankaların bu tür satış işlemlerine son verecek bir yasal düzenleme yapılması lazım. Kredi verirken yeterli teminat almayan bankaların riskini borçlunun anası babası evladı taciz edilmek suretiyle niye üstlensin?
Türkçe
471
955
5.2K
699.7K