Sabitlenmiş Tweet
不羁之风
959 posts


@ThePenguinBTC 如果美国政府这个庄家想要大笔收购比特币作为储备,他会在7万美元这个高位采购吗?给无数币圈散户和大户抬轿子,他们获利离场后的砸盘必然给美国政府带来巨大损失,所以美国政府想要成为庄家控制比特币,肯定要把比特币砸到白菜价,降低持仓成本,把散户洗出去,让大户爆仓。
中文

Herkes Bitcoin'in düşüşüne bakarken, ABD onu sessizce dolar sisteminin içine alıyor.
Bitcoin son günlerde sert bir düşüş yaşadı.
Ekranlar kırmızı, ortalık "balon patladı" sesleriyle dolu.
Tam bu sırada, kimsenin pek dikkat etmediği bir şey oldu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, stratejik bir Bitcoin rezervi için Kongre ile çalışacaklarını söyledi.
Hem de aceleye getirmeden, ölçülü bir hızla.
Bir an durup düşünün. Fiyat düşerken, dünyanın en büyük ekonomisi onu biriktirmeyi konuşuyor.
Demek ki mesele fiyat değil.
İnsan ister istemez soruyor. Herkesin görmediği neyi görüyor bu ülke?
Çünkü bu, göründüğü gibi bir Bitcoin tartışması değil.
Çok daha eski ve büyük bir şeyin, doların tartışması.
Üstelik cebindeki paranın yarın ne edeceğiyle de doğrudan ilgili.
Anlatıyorum.
Önce şu basit gerçeği görelim.
Bir para, aslında bir söz senedidir. Üstünde yazan rakam değil, arkasında durduğu şey değerlidir. Bir söz senedi, ancak onu verenin gücü kadar kıymetlidir.
ABD'nin yüz yıllık sırrı da burada saklı.
Dolar her zaman aynı şeye yaslanmadı. Çağ değiştikçe, doların arkasında duran o gücü de değiştirdi. Ayakta kalmasının asıl sebebi buydu.
Geriye bakınca bu açıkça görülüyor.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki düzende doların arkasında altın vardı.
Elindeki doları getirene karşılığında altın veriliyordu. Doların gücü o altından geliyordu.
1971'de Başkan Nixon bu sözü tek gecede bozdu, doların altınla bağını kopardı.
Yerine yeni bir dayanak koydu: Petrol artık yalnızca dolarla alınıp satılır oldu, yani petrol isteyen her ülke dolar tutmak zorunda kaldı.
Her seferinde düzen değişti, ama gemi yüzmeye devam etti.
Şimdi o gemi yeniden çalkantılı sularda.
ABD'nin borcu tarihinin en yüksek seviyesinde. Çin ile rekabeti derinleşiyor. Dünyanın dört bir yanında ülkeler dolardan uzaklaşmanın yollarını arıyor. Ama ABD için asıl tehlike borcun büyüklüğü değil.
O borcu bugüne kadar ayakta tutan güvenin yavaş yavaş kaybolması.
İşte bu yüzden son dönemde ABD'den gelen kararlara tek tek değil, hepsine birden bakmak gerekiyor.
- Altın rezervlerinin yeniden değerlenmesi tartışması.
- Stratejik Bitcoin rezervi.
- Yapay zeka ve yarı iletken sanayisine yapılan dev yatırımlar.
- Üretimin yeniden ülkeye çekilmesi.
- Dijital paralara getirilen yeni düzenlemeler.
- Enerji güvenliği.
Tek tek bakınca birbiriyle alakasız kararlar gibi duruyorlar.
Üst üste koyunca hepsinin aynı soruya cevap aradığı görülüyor.
"Doları gelecekte ne ayakta tutacak?"
Çünkü ABD, doların arkasındaki o gücü tek bir şeye bağlamak yerine genişletiyor.
Altının yüzyıllardır yaptığı iş değer saklamaktı. Petrol sanayi çağının enerjisiydi. Yapay zeka ve yarı iletken ise geleceğin üretim gücü. ABD bütün bu farklı güçleri aynı çatı altında toplamaya çalışıyor.
İşte Bitcoin meselesi de tam buraya oturuyor.
Çoğu kişi Bitcoin'i doların düşmanı, onu yıkacak bir rakip olarak görüyor.
Oysa ABD'nin yaptığı bunun tam tersi. Onu dışarıda bırakıp savaşmak yerine, içine alıyor. Altının çağlar boyu üstlendiği o değer saklama rolüne, dijital çağın yeni adayı gözüyle bakıyor.
Bu bakış açısı her şeyi değiştiriyor.
Sahadaki veriler de bu durumu destekliyor.
Bugün Bitcoin'i elinde tutanların büyük bölümü, onu son altı ay ile iki yıl içinde almış kişiler.
Bu kesimin payı iki yıl önce yüzde 15'ken, bugün yüzde 53'e çıktı. Bu insanlar yalnızca fiyat çıksın diye beklemiyor. Bitcoin'in gelecekteki para düzeninde tutacağı yere pozisyon açıyor.
Şimdi geri çekilip resmin tamamına bakın.
Sahnede düşen bir fiyat, bir de ona gülen bir kalabalık var.
Perdenin arkasında ise dünyanın en büyük gücü, doları gelecekte neyin ayakta tutacağını sessizce hesaplıyor.
Belki de Bitcoin'in asıl anlamı, bugünkü fiyatında değil. ABD'nin yarının dolarını neye yaslamaya çalıştığı sorusunun içinde.
Çünkü paranın arkasındaki güç çağdan çağa değişir.
Değişmeyen tek şey, onu elinde tutanın hükmetme isteğidir.
Gelişmeleri takip ediyorum. Sizi bilgilendireceğim.


Türkçe
不羁之风 retweetledi

Piyasalar neden düştü? Herkes Amerika'yı konuşuyor. Asıl cevap Japonya'da.
Dün Amerika'dan güçlü bir istihdam verisi geldi. Beklenenin neredeyse iki katı.
Herkes düşüşü buna bağladı.
Borsa aşağı, altın aşağı, Bitcoin aşağı. Sebep buymuş gibi göründü.
Ama bu sadece kıvılcımdı. Asıl barut çoktan dökülmüştü.
Hem de çok daha uzakta.
Çünkü o gün yalnızca teknoloji hisseleri düşmedi. Altın da düştü, gümüş de, Bitcoin de.
Tek bir veri bunu yapamaz.
Bunu ancak hepsini birbirine bağlayan görünmez bir zincir yapabilir.
O zincirin ucu Tokyo'da.
Dikkatli okuyun.
Zincirin ilk halkası, Hürmüz Boğazı'nda.
Son aylarda İran kaynaklı gerginlik bu boğazı kilitledi. Geçişler zorlaştı. Petrol fiyatı kısa sürede 100 doların üzerine çıktı, bazı günlerde çok daha yükseğe.
Sadece o boğazdaki gerginlik, dünyanın enerji faturasını birden kabarttı.
Şimdi bu kabarmanın nereye dokunduğuna bakın. İlk bakışta petrolle hiç ilgisi yokmuş gibi duran bir yere. Yapay zekaya.
Son yılların en gözde yatırımı yapay zekaydı. Dünyanın en büyük şirketleri buraya akın etti.
Yapay zeka veri merkezlerinde büyük makineler çalışıyor. Bunlar hem çalışmak hem soğumak için durmadan elektrik tüketiyor.
Yani yapay zekanın yakıtı enerji.
Enerji pahalanınca, bu işin maliyeti de doğrudan arttı, beklenen kâr azaldı.
Bu yatırımların büyük kısmı şirketlerin kendi parasıyla değil, ödünç parayla yapıldı.
Hem de dünyanın en ucuz parasıyla. Japonya'dan gelen parayla.
Burada durup şunu anlamak gerekiyor. Çünkü bütün hikâyenin temeli bu.
Japonya'da faiz yıllarca neredeyse sıfırdı.
Akıllı oyuncular Japonya'dan bedavaya yakın yen borçlandı, o parayı bozdurup dünyanın dört bir yanında getirisi yüksek varlıklara yatırdı.
Amerikan teknoloji hisselerine, yapay zekaya, altına, Bitcoin'e.
Mantık basit.
Ucuza borçlan, yüksek getiriye yatır, aradaki farkı cebine at.
Buna carry trade deniyor.
Yani bugün ekranda gördüğünüz birçok varlığın fiyatının altında, görünmeyen bir yen borcu duruyor.
Kâr böyle daralınca, bu borç dağında ilk çatlak oluştu. Yüksek borçla bu işe girenler, çıkış kapısına bakmaya başladı.
İkinci halka, yen'in kendisinde.
Yen aylardır değer kaybediyor. Sebebini anlamak için şuraya bakmak yeterli.
Faiz farkına.
Amerika'da faiz %3.5'in üzerinde. Japonya'da ise %0.75. Arada neredeyse üç puanlık bir uçurum var.
Para suya benzer, hep daha çok kazandığı yere akar. Düşük faizli yen'i bırakır, yüksek faizli dolara koşar. Bu akış sürdükçe yen zayıflar.
Japonya bu değer kaybını durdurmak için geçtiğimiz aylarda elindeki dolarları satıp karşılığında yen topladı.
Amaç yen'in fiyatını yukarı itmekti. Nisan sonunda bir günde yaklaşık 35 milyar dolar harcadı, sonra bir kez daha denedi.
Ama o müdahaleler tutmadı. Bu kadar büyük para bile yen'i ancak birkaç gün ayakta tutabildi. Sonra düşüş kaldığı yerden devam etti. Üstelik bu yöntemin bir de sınırı var.
Japonya sonsuza kadar elindeki doları satamaz.
Sonra dün, o güçlü Amerikan istihdam verisi geldi ve işi büsbütün kilitledi.
Bu veri de tek başına bir şey yıkmaz. Asıl etkiyi insanların kafasında yarattı.
Herkes şöyle düşündü. Amerika bu güçlü ekonomiyle faizi yakında indirmez. Yani iki ülke arasındaki o faiz uçurumu yakın sürede kapanmayacak.
Yatırımcılar bu beklentiye göre pozisyon aldı. Dolara talep arttı, dolar güçlendi, yen üstündeki baskı bir kat daha büyüdü.
Müdahale tutmuyor, faiz farkı kapanmıyor. Geriye Japonya için tek bir çıkış kalıyor.
Faiz artırmak.
İşte bu yüzden tahmin piyasalarında Japonya'nın 16 Haziran'da faiz artırma ihtimali yüzde 97'ye çıktı.
İşte en kritik kısma geldik.
Japonya faiz artırınca dünya piyasaları sarsılır. Bunu piyasayı izleyen herkes bilir. Ama çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir incelik var.
Bu sarsıntı, faiz artışından sonra değil, daha önce başlar.
Sebebi basit.
Büyük oyuncu haberi beklemez. Artışın geleceğini günler öncesinden görür ve usulca kapıya yönelir. Haber çıktığında o çoktan çıkmıştır.
Tarih bunu defalarca kanıtladı.
Japonya son iki yılda dört kez faiz artırdı, her seferinde Bitcoin sert düştü.
Mart 2024'te artırdı, yaklaşık yüzde 23.
Temmuz 2024'te artırdı, yüzde 26.
Ocak 2025'te artırdı, yüzde 31.
Aralık 2025'te artırdı, yine yaklaşık yüzde 30.
Dört artış, dört düşüş. Tesadüf diyemeyecek kadar düzenli.
En öğreticisi sonuncusuydu.
Japonya faizi 19 Aralık'ta artırdı. Ama riskli varlıklar daha Ekim başında düşmeye başlamıştı.
Bitcoin 6 Ekim'de 126 bin doları gördü.
Aralık'taki o beklenen artış geldiğinde, Bitcoin zirvesinden yüzde 30 aşağıdaydı. Artış günü Japon borsası düşmedi, hafifçe yükseldi. Çünkü satacak olan zaten çoktan satmıştı.
Gelelim bugüne. Aynı senaryo, sahne sahne tekrar oynuyor.
Faiz artışı kesinleşmeye başlayınca ilk satılan, en kırılgan varlıklar oldu. Teknoloji hisseleri ve Bitcoin önden düştü.
Ama hikâye burada bitmiyor. Asıl merak edilen soru şu. Madem mesele Japonya ve riskli varlıklar, altın neden düştü? Altın güvenli liman değil miydi?
Cevap, bu varlıkları kimin tuttuğunda gizli.
Bu varlıkların büyük kısmı aynı fonların elinde. Hedge fonları. Bu fonlar tek tek varlıklara değil, koca bir portföye bakar.
Portföyün bir köşesinde büyük zarar başlayınca, bir kuralları devreye girer.
Toplam riski hızla azaltmaları gerekir. Bunu yapmanın yolu da, zarardaki varlığı değil, kârdaki varlığı satmaktır. Çünkü nakit oradadır.
Peki son yılların en çok kazandıran, en kolay paraya çevrilen varlığı neydi?
Altın ve gümüş.
İşte bu yüzden altın ve gümüş de satıldı. Kötü oldukları için değil. Tam tersine, en iyileri oldukları için. Zarar başka yerdeydi, ama faturayı en sağlam varlık ödedi.
Şimdi bütün parçaları aynı masaya koyun.
Hürmüz'de tırmanan enerji. Kârı sorgulanan yapay zeka yatırımları. Durmadan değer kaybeden yen. Tutmayan müdahaleler. Kesinleşen bir faiz artışı. Bir de bunların üstüne, fonların mecburi satışı.
Bunların hiçbiri yalnız başına bütün piyasayı yıkmaz. Ama hepsi aynı haftada gerçekleşti.
İşte böyle anlarda güvenli liman diye bir şey kalmaz. Kimse satmak istediğini satmaz. Satabildiğini satar.
Herkesin gözü dün Amerika'daydı. Ama asıl düğme, yıllardır Tokyo'daydı.
Bana göre piyasa şu an Japonya'nın faiz artışını fiyatlıyor.
Yıllar sonra dönüp bu düşüşe baktığımızda, ismini koyacağız. Japonya'nın faiz artırımı.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.


Türkçe

@zhiyun114514 没有美国和麦克阿瑟的干预,今天日本就是朝鲜,天皇和大名出行平民敢抬头看一眼就得杖毙。麦克阿瑟能想到最残酷的野蛮对于日本就是文明和进步。
中文



























