Javan

941 posts

Javan banner
Javan

Javan

@Dasmereck

[email protected]

Bursa, Türkiye Katılım Mayıs 2025
328 Takip Edilen83 Takipçiler
Javan
Javan@Dasmereck·
@oguzerkan sen acayip bir kralsın varya. çok yaşa canım abim..
Türkçe
0
0
0
16
Oguz Erkan
Oguz Erkan@oguzerkan·
$AMD, $INTC, $ARM… Which is the best CPU play as the shortage looks confirmed? It’s about how the compute architecture will evolve going forward. Currently 75% of server CPUs are x86, where $INTC and $AMD hold a duopoly. $ARM, on the other hand, controls 25% of the market. Counterpoint predicts that $ARM CPU’s share in AI servers will reach 90% by 2030, taking $ARM overall market share in server CPUs to 50%. x86 will make up the remaining 50%. $AMD management expects to reach 50% market share in x86 server CPUs by 2030, up from almost 28% in 2025. This means that $AMD absolute market share in server CPUs will increase from 21% today to 25% by 2030. In short, $ARM will gain around 25% market share, $AMD will gain 4% while $INTC will lose 29% market share. $ARM > $AMD > $INTC
Oguz Erkan tweet mediaOguz Erkan tweet media
English
11
8
83
7.7K
Javan
Javan@Dasmereck·
@ersandiamond_ power bitti bacım şarja takıp gelicem hemen 🤣🤣
Türkçe
0
0
0
15
Edwin Drake
Edwin Drake@petrolandeco·
En büyük carry trade pozisyonu içerde aslında. Birbirimize karşı pozisyon alıyoruz. Güzel para kazanıyoruz! Teorinin Güzel Dünyası Standart para teorisi zarif bir mekanizma önerir. Merkez bankası faizi yükseltir. Kredi pahalılaşır. İnsanlar daha az borçlanır, daha az harcar. Talep düşer. Fiyatlar geriler. Enflasyon söner. Bu mekanizma onlarca yıl boyunca Batı ekonomilerinde işe yaradı. Fed 1980'lerin başında faizi %20'ye çıkardığında ABD enflasyonunu gerçekten dizginledi. Avrupa Merkez Bankası 2022-2023 döneminde faiz artırımlarıyla bölge enflasyonunu kontrol altına aldı. Peki neden Türkiye'de aynı reçete aynı sonucu vermiyor? Cevap teorinin kendisinde gizli. Bu mekanizmanın çalışabilmesi için kritik bir ön koşul var: Ekonomideki paranın büyük çoğunluğunun ulusal para birimi cinsinden tutulması gerekiyor. Yani insanların TL'de olması gerekiyor. Sayıların Anlattığı Hikaye Türkiye ekonomisindeki toplam nakit benzeri varlıklara bakıldığında çarpıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Yaklaşık 600 milyar dolarlık altın, 220 milyar dolarlık döviz ve 600 milyar dolara karşılık gelen TL para arzı. Toplamda 1,4 trilyon dolar civarında bir büyüklük. Ekonominin sahip olduğu para veya para benzerinin toplamı bu. Burada ne görüyoruz? Paranın yüzde 43'ü TL cinsinden. Geriye kalan yüzde 57'si, yani çoğunluğu, döviz ve altında tutuluyor. Yani enflasyon paranın sadece %43'ünü mü etkiliyor? Şimdi şu soruyu sorun: enflasyon %43 oldu, bu paranın ne kadarını etkiliyor? Dolar mevduatı olan birini değil. Altın tutan birini de değil. Yabancı para cinsinden geliri olanı da değil. Bu kişiler ve kurumlar çoktan TL sisteminin dışına çıkmış, enflasyon riskini kendi araçlarıyla bertaraf etmiş ve parasal sıkılaştırmanın hedef aldığı talep kanalının tamamen dışında konumlanmıştır. Merkez bankası yüzde 50 faizle enflasyona cevap verdiğinde? Aslında paranın küçük bir kesimine sesleniyor. Geri kalanı duymuyor bile. Bu durum akademik literatürde "para politikasının iletim mekanizması bozukluğu" olarak tanımlanan kısma benziyor. Enflasyonun maliyeti paranın tümüne yansımıyor. Sıkılaştırmanın maliyeti ise kısa vadede paranın bir kısmına arbitraj imkanı sunarken, durdurma etkisi ekonomik genele yayılıyor. Hatta toplumun bir kısmı enflasyondan kazanç sağlıyor. Tasarruf imkanı az veya hiç olmayan, düşük ve sabit gelirli olanlar ise hem parasal hem ekonomik bütün etkiyi yaşıyor. Dolarizasyon ve İletim Mekanizması Bu tablonun akademik karşılığı olan "kısmi dolarizasyon" ya da "varlık ikamesi" (asset substitution), gelişmekte olan ekonomilerde para politikasının etkinliğini sistematik biçimde aşındıran bir yapısal kırılganlık olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik aktörler ulusal para biriminin reel değerine güveni yitirdiğinde, hem servetlerini hem de işlemlerini yabancı para cinsinden tutmaya başlarlar. Bu dönüşüm gerçekleştiğinde merkez bankasının faiz aracı, teoride hedeflediği kanalların yalnızca bir kesrini etkiler hale gelir. Burada daha ilginç bir mekanizma da çalışır; Politika faizinin daha geniş etki sağlaması için aşırı arttırılması. Çünkü faiz ne kadar artar veya ne kadar düşerse etki alanı da o kadar genişler. O zaman iletim mekanizmasında sorun varsa faizi daha da arttırırsınız. Müthiş çözüm.! Bunları çok defa yaşadık. Türkiye vakası bu teorinin neredeyse ders kitabi örneğidir. Hanehalkı düzeyinde dolarizasyon-( ki artık buna Altınizasyon demek daha doğru), yalnızca mevduat tercihini değil, fiyatlama davranışını da dönüştürmektedir. Kira sözleşmelerinden emlak alım satımına, bazı perakende fiyatlamalardan ticari sözleşmelere kadar uzanan geniş bir alanda TL, fiili değer ölçütü olmaktan çıkmış; yalnızca ödeme aracı işlevi görür hale gelmiştir. Bu koşulda merkez bankasının faiz kararı, fiyatlama dinamiklerini doğrudan belirleyen döviz kanalını hedef alamamakta, yalnızca TL cinsinden işlem yapan kesimi etkilemektedir. Tersine Çalışan Bir Sarmal Daha da girift olan boyut şudur: Yüksek faiz bazı koşullarda enflasyonu düşürmek yerine besliyor da. Şirketler yüksek faizle borçlandığında bu maliyet fiyatlara yansır. Üretim pahalılaşır. Arz daralır. Fiyatlar yükselir. Merkez bankası enflasyonu kısmak için faizi artırmış, ama maliyet kanalı üzerinden enflasyona yakıt taşımıştır. Fiili maliyeti artmayanlar dahi fırsat maliyeti hesabı ile kârlarını artırarak enflasyondan ekstra gelir elde eder. Bu olgu Türkiye'de defalarca gözlemlendi. Maliyet kaynaklı enflasyon, yani arz cephesinden gelen baskı, talep kaynaklı enflasyon kadar belirleyici bir rol oynadı. Hatta bu çoğu kez "fırsatçılık" ile enflasyonun beklenti tarafını da vurdu. Standart parasal sıkılaştırma talebi hedef alır. Ama Türkiye'deki enflasyonun esası sadece talep tarafında değil, maliyet ve kur tarafında. Sosyolojik Boyut: Enflasyon Bir Vergi Gibi Çalışır, Ama Regressif Bir Vergi Bu tablonun yalnızca teknik bir para politikası sorunu olmadığını kavramak kritik önem taşır. Enflasyon, toplumsal tabakaları birbirinden çok farklı biçimlerde etkileyen derin bir dağılım meselesidir. Servet sahipliği bakımından ekonomi üçe bölünmüş durumdadır. Döviz mevduatı, altın, gayrimenkul veya hisse senedi gibi reel varlıklara erişimi olan üst kesim, enflasyona karşı büyük ölçüde korunmaktadır. Bu kesim için yüksek enflasyon, çoğu zaman servetin değer kazanması anlamına bile gelebilmektedir; çünkü sahip olunan varlıklar enflasyonla birlikte nominal olarak değer kazanır. Orta kesim ise kısmi bir koruma altındadır; bazı varlıklara erişimi vardır, bir miktar döviz ya da altın tutabilmekte, ancak sabit gider yükleri nedeniyle enflasyonun bir bölümünü hissetmektedir. Alt gelir grubu ise tamamen açıktadır. Birikimi yoktur, dövize erişimi yoktur, aldığı ücret enflasyonun gerisinde kalmaktadır. Bu kesim, parasal sıkılaştırmanın hedeflediği talep kanalından değil, bizzat enflasyonun kendisinden en çok zarar gören kesimdir. Öte yandan tam da bu kesim, yüksek faizin büyümeyi yavaşlatması, istihdamı daraltması ve kredi kanalını tıkaması durumunda işini kaybetme riskiyle ilk yüzleşen kesimdir. Yani enflasyon onu yoksullaştırır; enflasyona verilen parasal yanıt ise onu işsiz bırakabilir. Her iki durumda da bedeli o öder. Bu yapı ekonomik bir dengesizlik değil, sosyal bir kırılganlıktır. Enflasyonun bu denli kalıcı hale gelmesinin ardında yalnızca parasal bir mekanizma arızası yoktur; adeta genetik bir güven erozyonu ve toplumsal rasyonalite de vardır. TL'ye güvenmeyen birey davranışsal olarak rasyoneldir: çevresinde herkes döviz alıyorken, geçmiş deneyimler değer kaybını kanıtlamışken TL tutmak bireysel açıdan mantıklı değildir, fikrini içselleştirmiştir. Ama bu bireysel rasyonellik, toplu olarak uygulandığında dolarizasyonu derinleştiren ve para politikasını işlevsiz kılan kolektif bir irrasyon üretir. Oyun teorisinin klasik esiri burada da karşımıza çıkar: Herkesin kendisi için doğru yaptığı şey, herkes için yanlış bir denge üretir. Faizin Çıkmazı: Her Kapı Aynı Duvara Çıkıyor Mekanizmanın bozukluğu yalnızca enflasyon kanalında değil, faiz kararının yarattığı ikincil etkilerde de kendini gösteriyor. Ve bu noktada tablo gerçek anlamda labirente dönüşüyor. Faiz yüksek tutulduğunda kısa vadeli arbitraj peşindeki sıcak para ülkeye akar. Bu istendiği için olmayabilir de ama kaçınılmaz bir yan etkidir. Dışsal sermaye kuru geçici olarak değerlendirir. Ancak faizin düşeceğine dair en küçük sinyal ya da küresel bir türbülans anında bu para, geldiğinden çok daha hızlı çıkar ve kur üzerinde ani ve derin bir baskı oluşturur. Çünkü bu sermayenin ülkeye bağlılığı yoktur; yalnızca getiri farkına bağlılığı vardır. Üstelik buna içeride arbitraj için TL'ye geçmiş, aslen döviz olan pozisyonlar da katılır. Öte yandan faiz düşürüldüğünde kredi genişler, talep hızla artar, ithalat patlar ve cari açık kısa sürede kontrolden çıkar. Bu sefer kur baskısı dışarıdan değil içeriden gelir. Üstelik düşük faiz ortamında altın ve dövize olan talep de fırlar; vatandaş ve kurumlar TL'den kaçarak hem ithalat faturasını büyütür hem de dolar likiditesini çift taraftan kurutur. Buna bir de şunu eklemek gerekir: Faiz tam yerinde olsa bile bu kararı yüksek bulan piyasa oyuncuları ile düşük bulan analistler her zaman var olacak ve bu görüş ayrılığı tek başına belirsizlik yaratmaya yetecektir. Bu da "madem belirsizlik var döviz veya altın alalım"a döner. Faiz yüksek olursa sıcak para tuzağı. Faiz düşük olursa cari açık ve dolarizasyon tuzağı. Faiz tam ayarında olursa bile algı tuzağı. Her senaryo aynı kırılgan noktaya, yani kur spekülasyonuna götürüyor. Bu bir paradoks, kısır döngüdür. Ve bu döngüyü yalnızca faiz kararıyla kırmak mümkün değildir. Hatta tam aksine bazen faiz kararları bu döngüyü daha yıkıcı yapar. Merkez Bankası Ne Yapabilir, Ne Yapamaz? Burada dürüst bir envanter çıkarmak gerekiyor. Merkez bankası kısa vadeli faizleri belirleyebilir. Döviz rezervleri üzerinden kur müdahalesi yapabilir. Zorunlu karşılık oranlarını değiştirerek kredi genişlemesini hızlandırabilir ya da yavaşlatabilir. Makroihtiyati araçlarla, örneğin kredi büyüme limitleri ve tüketici kredisi kısıtlamaları gibi önlemlerle talep tarafını sınırlayabilir. Enflasyon hedeflemesi çerçevesinde piyasaların beklentilerini yönetmeye çalışabilir. İletişim politikasıyla, yani açık rehberlik (forward guidance) aracıyla belirsizliği azaltmaya gayret edebilir. Bunların hepsi değerli araçlardır. Merkez bankası bu araçları ustalıkla kullandığında sonuçlar gerçek anlamda farklılaşabilir. 2021-2023 arasında yaşananlar ile 2023 sonrasındaki Merkez Bankasıan bakış arasındaki fark uygulanan politikadan arı olarak, bu ayrımın somut kanıtıdır. Ama merkez bankasının yapamayacakları da bir o kadar belirleyicidir. Merkez bankası cari açığı kapatamaz. Bu yapısal bir denge sorunudur; ihracat kapasitesi, enerji ithalatı bağımlılığı, sanayi dönüşümü ve dış ticaret kompozisyonu gibi değişkenler merkez bankasının yetki alanının çok dışındadır. Merkez bankası dolarizasyonu tek başına geri döndüremez. Vatandaşın dövize güveni onlarca yıllık deneyimin ve kolektif hafızanın ürünüdür. Faiz kararı bu güveni tek başına inşa edemez; yalnızca elverişli bir zemin hazırlayabilir. Merkez bankası bütçe disiplinini sağlayamaz. Maliye politikasının genişlemeci seyrettiği bir ortamda parasal sıkılaştırma bir eliyle verilen suyu diğer eliyle silen bir mekanizma haline gelir; ekonomi yazınında bu gerilim "fiscal dominance" yani mali baskınlık kavramıyla tanımlanmaktadır. Merkez bankası ücret-fiyat sarmalını tek başına kıramaz. Çalışanların reel ücretlerini korumaya çalıştığı, işverenlerin bu artışı fiyatlara yansıttığı ve sarmalın kendini beslediği bir ortamda yalnızca faiz bu dinamiği durdurmaya yetmez. Merkez bankası yapısal dönüşümü gerçekleştiremez. Yüksek katma değerli ihracat, enerji bağımlılığının azaltılması, teknoloji yatırımları; bunların hiçbiri para politikası araçlarıyla hayata geçirilemez. Para politikası, uygun zemin hazırlanmadan tek başına bırakıldığında; bir elin tutuşturmaya çalıştığı ateşi diğer elin söndürdüğü nafile bir çabaya dönüşür. Kısır Döngüden Çıkışın Koşulu Bu paradokstan çıkmanın tek koşulu: Sürdürülebilir cari fazla vermeden, en azından kalıcı bir denge kurmadan, bu labirentten çıkan kapı hiçbiri zaman görünür olmayacak. Cari açık var olduğu sürece dövize olan kronik ihtiyaç devam edecek, bu ihtiyaç kuru kırılgan tutacak, kur kırılganlığı TL'ye güvensizliği besleyecek ve para politikası faiz artırarak durumu dengelemek isteyecek; kısır döngü tekrar başlayacak. Merkez bankasının elindeki araçlar; doğru kullanıldığında bu döngünün hızını yavaşlatabilir, zamanı satın alabilir ve piyasalara geçici nefes aldırabilir. Ama döngüyü kırmak başka bir irade gerektirir: Yapısal dönüşüm, maliye disiplini, ihracat kapasitesinin büyütülmesi ve en kritik olanı, güvenin yeniden inşası. Bu irade para politikasının değil, ekonomi politikasının bütününe ait bir sorumluluktur. Bu arada ters yürüyecek bir mekanizmadır. Yanlış yorumlandığını düşündüğüm önemli bir nokta da şudur: Güven arttığı için yapı dengelenmeyecek, dengelendikçe güven artacaktır. Ama esas sorun da böyle çözülmüş olmayacak. Güven arttı, kur ve faiz dengelendi diyelim; Bunun doğal sonucu değer kazanan TL ve büyüme olur. Teori böyle. Peki bu durumda Cari Açık ne olcak? Yine mi labirente dönüş! Artık Türkiye'de okuma yazma bilen herkesin katıldığı ortak bir fikrimiz var. "Cari açık sürdürülebilir şekilde kapanmadan, maliye politikası para politikasıyla aynı yönde hareket etmeden ve vatandaşın ulusal paraya olan güveni yeniden tesis edilmeden; bu döngüden çıkış yok." Evet. Diyelim bunların hepsi oldu. Herşey harika mı şimdi. Ama ben iddia ediyorum ki yukarıda ki durum gerçekleşir ise bu bir sonraki yıl Cari Açık tüm zamanların rekorunu kırar. Labirente geri döneriz. Çıkış? İki bileşenin bir arada olmasına bağlı: 1) Cari Açık bitmeli. 2) Tek para TL olmalı. Bu durumda iletim mekanizması doğru çalışır. Ama şunu iyice anlayalım ki bunların hepsi gerçekleşirse dahi biz aynı şekilde davranmaya devam ettikçe aynı yere geri döneceğiz. Teorinin Güzel Dünyasında çıkış yolu mevcut olabilir. Ama çıkış, yalnızca teorinin güzel dünyasın da olabilir.
Türkçe
21
29
185
10K
Javan
Javan@Dasmereck·
@ersandiamond_ ingilizce+arapça+türkçe kombinasyonunu çok iyi kullanıyor kral 🤣🤣
Türkçe
0
0
46
1.5K
Javan
Javan@Dasmereck·
@fikriakyuz99 borçlunun yakınlarını aramak suçtur arkadaşlar... Borçlu böyle bir durumda şikayet edip tazminat dahi alabilir. Kafanıza göre insanları rahatsız edemezsiniz.
Türkçe
0
0
1
1.1K
Fikri Akyüz
Fikri Akyüz@fikriakyuz99·
İş Bankası kredi borcu olanların borçlarını Gelecek Varlık isimli bir şirkete satmış. (Başka bankalar da bunu yapıyor.) 1.5 milyarlık borcu Gelecek Varlık'a 222 milyona satmış. (Aradaki fark zaten katlamalı faizdir.) Varlık şirketi ne yapıyor? Taciz üstüne taciz telefonları açıyor. Borçlunun anasını, babasını, eşini oğlunu, eltisini görümcesini bacanağını sürekli arıyor. "Ne koparırsam kârdır" diyor. Toplamda 500 milyon tahsil etse, 278 milyon kâr elde ediyor. Varlık şirketleri, kanuna göre kurulmuş olan ama zalimane davranan birer tahsilat ofisidir. Bankaların bu tür satış işlemlerine son verecek bir yasal düzenleme yapılması lazım. Kredi verirken yeterli teminat almayan bankaların riskini borçlunun anası babası evladı taciz edilmek suretiyle niye üstlensin?
Türkçe
474
948
5.2K
692K
Javan
Javan@Dasmereck·
@mtgcezz Ahraz diyen kızla olmaz abi. Red artı red flag.
Türkçe
0
0
0
111
✧˖° tugce
✧˖° tugce@mtgcezz·
ya gelmiş 28 yaşına kafasında saç kalmamış hala kaçıngan bağlanıyorum diyo ahraz akakjskansd pas tutucan orda paaass unuttular seni unuttular
Türkçe
64
131
6K
286.9K
Javan
Javan@Dasmereck·
@btcabi O parayı vermeden şikayet etmen gerekiyor. Ödediğin zaman fiyatı kabul etmiş oluyorsun...
Türkçe
1
0
2
55
Bitcoin Abi
Bitcoin Abi@btcabi·
Bi kahveye az önce 200₺ verdim. Dünyada kahve fiyatları son 1 yılda %30-40 düştü, Türkiyede ise tam tersi %30 zamlandı. 7 yılda küresel fiyat 3.5 kat arttı, bizde 30 kat. Brezilyadaki kuraklık bahane, bizdeki soygun gerçek. Buna kim dur diyecek?
Bitcoin Abi tweet media
Türkçe
16
40
202
18.1K
Javan
Javan@Dasmereck·
@reha37 e kitap versiyonu var mı üstadım?
Türkçe
1
0
0
492
Abdullah Reha Nazlı
Psikolojiye bakınca felsefe görüyordum. Psikolojiye bakınca biyoloji görecek kadar okudum. Sonra biyolojiye bakınca mühendislik görene kadar aralarında örüntü aradım. Sonra hepsini felsefe ile birleştirdim. Beyin "dış dünyanın kopyası"nı oluşturarak evreni görür. Beyin sapınızda ısındığında ısındığınız, soğuduğunda üşüdüğünüz bir nokta var. Kulağınızda dengeyi hesap etmek için bir sıvı var. Birinin yüzünü görünce onun mimiklerini ayna nöronlarız kopyalıyor, aynı hissi yaşıyorsunuz. #ratiomundi
World of Science@Science_TechTV

Your brain relies on the vestibular system to know where you are in space.

Türkçe
5
29
330
24.5K
Javan
Javan@Dasmereck·
@dogalmaxx Bunu insan okuyacak be abi. Amk twitteri ansiklopediye döndü amk
Türkçe
0
0
10
2.4K
paracelsus
paracelsus@dogalmaxx·
Modern tıp ve ana akım diyetetik, bağırsak sağlığını ve düzenli dışkılamayı basit bir "mekanik" veya tesisat sorunu olarak görür; bu nedenle kabızlık çeken veya sindirim sorunu yaşayan kişilere sürekli daha fazla su içmeleri ve bolca lif (tahıl, kepek, çiğ sebze) tüketmeleri ++
zer@tastamamsikinti

Güne iyi sıçarak başlayınca günün akış

Türkçe
18
39
2K
878.3K
Javan
Javan@Dasmereck·
@selcukjk @kamilkoccom Haklısınız ve bende bu yüzden peşin ödeme sevmem. Parayı geri almak her zaman zordur. Mücadele etmeniz hoşuma gitti ayrıca. Bol şans
Türkçe
0
0
1
2.7K
Selçuk
Selçuk@selcukjk·
Geçen hafta bu @kamilkoccom ‘un sabah 5:30 Ankara-Bursa otobüsüne bilet aldım. Hatta otobüse yetişeyim diye de Havalimanından Aşti’ye taksi ile geldim 1500 lira verdim taksiye 250 liraya Havaş ile gelmek varken. Neyse 5:25’te bileti aldım bu arkadaşlar bileti alır almaz bana otobüs 1 saat rötar yapacak mesajını yolladı. Aynı saatte Türkay Turizm mi ne onun da otobüsü vardı ama sırf büyük firma diye bu çakal esnaf gibi davranan firmayı tercih ettim. Sabahın ayazında 1 saat mal gibi bunları beklemek yerinde saatinde yerinde olan firmanın otobüsüne bunların sattığı biletin yarı fiyatına bileti alıp bunların çağrı merkezini arayıp iptal talebinde bulundum çünkü iptal seçeneği yok uygulamalarında. İade talebimi de red cevabı vermişler, sözlerinde duramadıkları için benim 2 bilet parama çökmeyi kendilerine hak görmüşler. Şimdi bu arkadaşları tüketici hakem heyetine şikayet edip bilet parasının 2-3 kayı dosya masrafı ödeteceğim, üstüne de ekşide falan olumsuz yorum döşeyeceğim. 1700 lira çok güzel reklam yaptınız tebrikler.
Selçuk tweet mediaSelçuk tweet media
Türkçe
126
154
1.7K
343.3K
Javan
Javan@Dasmereck·
@yunuspaksoy 7 dakika gecikmelisin yunus. biraz hızlanman lazım sanki ?
Türkçe
0
0
0
184
Yunus Paksoy
Yunus Paksoy@yunuspaksoy·
SON DAKİKA — KALİBAF: Trump, kuşatma uygulayarak ve ateşkesi ihlal ederek kendi hayal dünyasında bu müzakere masasını bir teslimiyet masasına dönüştürmeyi ya da yeniden savaş çığırtkanlığı yapmayı meşrulaştırmayı amaçlıyor.
Türkçe
36
142
1.4K
228.6K
Abdullah Reha Nazlı
Yakalayamayacağınız kadar uzak, peşini bırakmayacağız kadar yakın… Bir şeyin kendiliğinden bu aralıklarda olması muazzam düşük ihtimaldir. Bir şeyin düzenli olarak bu aralıklarda kalması kesinlikle ve kesinlikle bir düzendir. Israrla kovaladığınız ama hiç ulaşamadığınız şey aleyhinizde bir düzendir. Bu döngüden çıkınız. Limbik sisteminiz; yakalayamayacağınız ödüllerde enerjinizi, isteğinizi anında çeker. Boşa enerji harcasak genlerimiz kaybolurdu. Ama mümkün olması bir “dürtü” oluşturur. O zaman da başka şeyleri bırakıp bir an önce bu ödüle ulaşmak istersiniz. Sistem, şirketler, ideolojiler, insanlar bunu kullanır. Her zaman orada ama hiçbir zaman sizin olmayan şeylere sert bir tepki öneririm. #ratiomundi
癒される動物@cutest_animal1

永遠に続く追いかけっこ

Türkçe
8
18
425
29.6K
Javan
Javan@Dasmereck·
@TuncSatiroglu İçeride kaldık kardeşim. Bırakın da geçelim yani😁😁
Türkçe
0
0
4
1.4K
Tunç Şatıroğlu
Tunç Şatıroğlu@TuncSatiroglu·
Kapattık Açın Açmıyoruz Açın yoksa kötü olur Açmıyoruz dedik O zaman biz de kapadık Hayır sadece biz kapatabiliriz siz kapatamazsınız Kapattık hacı, bitti o iş O zaman açın Açmıyoruz Açmazsanız biz de açamayız Olsun biz gene de açmıyoruz O zaman biz hiç açmıyoruz Tamam hiç açmayın Siz açmadan biz açmıyoruz Biz açmıyoruz siz açın Ama bu haksızlık herkes aynı anda açsın Öyle, işine gelirse
Türkçe
69
25
1.3K
77K
RUSEN || Press
RUSEN || Press@RusenPress·
Moskova'lı adam, bir aşk ilanı için 918.000 dolar harcadı. Kuryeler gece boyunca BİR MİLYON gül taşıdı ve tüm salonu onlarla kapladı. Çiçeklerin kime olduğu bilinmiyor — ve en önemlisi, kimin tarafından olduğu da bilinmiyor. Kadın ise bu jest karşısında şaşkın olduğunu söyledi. Dünyada böyle erkekler kalmadı dedi.
RUSEN || Press tweet mediaRUSEN || Press tweet mediaRUSEN || Press tweet mediaRUSEN || Press tweet media
Türkçe
9
3
20
6.5K