Süheyla Karataş

14.2K posts

Süheyla Karataş banner
Süheyla Karataş

Süheyla Karataş

@ShyKrts

https://t.co/kKmkyYmfCJ Rogg&Nok Haber'de çalıştı. Yazar/mehmetaliersoy.html'da Gerente general Kibar Haber'de çalıştı.

Katılım Ekim 2023
556 Takip Edilen460 Takipçiler
Süheyla Karataş retweetledi
Rıza ZELYUT
Rıza ZELYUT@r_zelyut·
Hayır! -Bu iş ihanetten öte bir şey. -Bu iş, Türkiye'deki cumhuriyet rejimini yargıyı kullanarak çökertmek ve kontrollü seçimle padişahlık düzeni kurmak projesidir. -ABD Başkanı Trump, bu konuda Erdoğan'a yasallık verdiğini, yani istediği rejimi kurabileceğini söylemiştir. -ABD elçisi Barrack, bölgemizde demokrasilerin çalışmadığını, tek adam (krallık) rejiminin daha işe yaradığını açıklamıştır. -Bu açıklamalar, Türkiye'de demokrasi yerine padişahlık sisteminin kurulması için ABD'nin harekete geçtiğini gösteriyor. -Kılıçdaroğlu, bu projede Erdoğan'ın işini kolaylaştırmak üzere görevlendirilmiş özel eleman durumundadır ve bu yönde çalışmaktadır. -MHP bu projenin bir parçası yapılmış, milliyetçiler bölünüp zayıflatılmıştır. -En önemli direnç noktası olan CHP de etkisiz hale getirilirse hedefe ulaşılacak, Erdoğan saltanatı kurulmuş olacaktır. -Sorun, CHP'den daha derindir, daha yıkıcıdır. -Bu nedenle şu an CHP'yi savunmak; 103 yıllık cumhuriyeti; laik ve demokratik çağdaş düzeni savunmak demektir. -Görev de artık sadece CHP'lilere değil bütün millete düşmektedir.
Rıza ZELYUT tweet media
Türkçe
210
1.7K
5.9K
77.5K
Süheyla Karataş retweetledi
Süheyla Karataş retweetledi
Türk'ün Zaferi
Türk'ün Zaferi@T_zaferi9·
Doğru soru! Evler temizken sokaklar neden pis? —Sadece sokaklar değil maalesef Doğamızı da kirletenler var. Bir kaç gün önce bir dağ köyüne giderken ormanlık bir alana çöplerin atıldığını gördüm. Anlamadığım şey aslında şu, bir yerlere giderken aldığınız yiyecek ve içecekleri poşetle götürüyorsunuz da neden çöpleri aynı poşete doldurup çöp konteynerina değil de çevreye atıyorsunuz? —Doğa, sokaklar hepsi ortak kullanım alanı, yani hepimizin. Doğaya, topluma saygılı olmak gerekmez mi?
Türkçe
19
45
153
2.4K
Süheyla Karataş retweetledi
HKP | Halkın Kurtuluş Partisi
Bugün, İzmir'de... Bu ülkede Mustafa Kemal'in Tam Bağımsızlık şiarıyla savaşan devrimciler olduğu sürece hain planlarınızı asla hayata geçiremeyeceksiniz. Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızda Batılı Emperyalistleri "geldikleri gibi" gönderen bu yiğit halkın siz AKP'giller gibi bir avuç Amerikan uşağı karşısında diz çökeceğini düşünüyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz. Yenileceksiniz!
Türkçe
4
46
269
4.2K
Süheyla Karataş retweetledi
𝒮ℰℛ𝒦𝒜𝒩 𝒴ℐ̇𝒢̆ℐ̇𝒯
🎤 Sokak röportajında konuşan yurttaş: Bunlar şimdi 10 milyon, 10 sene sonra 50 milyon olacaklar, her gün 1 milyon çocuk doğruyorlar. Ben de Arap kökenliyim, atalarım Atatürk’ün de izniyle gelmiş bu topraklarda savaşmış. Sığınmacı olayı değil, işgal bu.
Türkçe
18
296
1.7K
46.1K
Süheyla Karataş retweetledi
̶P̶A̶R̶L̶A̶ 🇹🇷
Bir yurttaş meyve oranı analizi için gittiği Konya İl Laboratuvarı’nda “öyle bir analizimiz yok” cevabı aldığını aktarıyor İZLEYELİM👇 📌"İnternetten hangi tarım il müdürlüğünün bu analizi yaptığını araştırıp aradım, onlar da analiz yapmadıklarını söyledi.” 📌"Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir meyve suyunun içindeki meyve oranını analiz edemeyecek kadar aciz mi?" 📌"Madem tespit edemiyorsunuz, neye dayanarak meyve sularına meyve oranları yazılıyor?” 📌Markalar buna güvenerek mi istedikleri gibi at koşturuyor?”
Türkçe
17
181
371
4.6K
mühendisyen
mühendisyen@muhendisyenn·
Kıyamet alameti deniliyor. Kocaeli'de denizin son görüntüsü:
Türkçe
13
8
80
4.6K
Süheyla Karataş retweetledi
Banu AVAR
Banu AVAR@AvarBanu·
Yıllardır bunları yazıp, konuşup söylediğimizde "dıj güjjjler’ci kadın" diyerek gülenlere gelsin:
Naci Hanpolat@nacihanpolat

ABD'NİN KÜRESEL ELİT-YÖNETİCİ ÜRETME FABRİKASI: "500'DEN FAZLA DEVLET VE HÜLKÜMET BAŞKANI AYNI TORNADAN ÇIKTI!" Fransa’nın efsanevi lideri Charles de Gaulle’ün torunu Pierre de Gaulle, Avrupa siyasetini sarsan bir ifşada bulundu. Siyasetçilerin büyük kısmının CIA destekli "Young Leaders" (Genç Liderler) programı tarafından yetiştirildiğini belirten de Gaulle, "Rusya’nın Avrupa’ya müdahale ettiğine dair iddialar, elitlerimizin Fransız halkına gerçekleri söylemesini engelleyen bir kurgudan ibaret" dedi. Uluslararası ilişkiler uzmanları ve stratejistler, egemenlik yapılarını hedef alan bu kurumsal modelin, Türkiye dahil pek çok gelişmekte olan ülkede farklı isimler ve vakıflar altında on yıllardır sistematik olarak işletildiğine dikkat çekiyor. "Bilişsel Sızma" ve Ortak Kimlik Üretimi Uluslararası ilişkiler uzmanları, Pierre de Gaulle’ün dikkat çektiği bu yapıları birer "bilişsel sızma" ve "insan kaynakları avcılığı" merkezi olarak tanımlıyor. Fransız-Amerikan Vakfı bünyesinde 1981 yılından beri yürütülen "Young Leaders" programı, her yıl iki ülkeden geleceğin bakanı, başbakanı, CEO’su veya medya patronu olmaya aday 30'lu ve 40'lı yaşlardaki parlak isimleri radarına alıyor. İki yıl boyunca kapalı kapılar ardında, Pentagon, CIA ve Beyaz Saray çevrelerinin de dahil olduğu üst düzey seminerlerde "eğitilen" bu isimlerin zihnine, ulusal çıkarlardan ziyade "Transatlantik ittifakın ve Amerikan liderliğinin küresel bekası" fikri kalıcı olarak yerleştiriliyor. Programın başarısı ise mezunlar listesinde gizli: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, eski Cumhurbaşkanı François Hollande, IMF eski Başkanı Christine Lagarde gibi küresel sistemin sadık uygulayıcıları bu tezgahtan geçen isimlerden sadece birkaçı. Aynı Tezgah Yıllardır Türkiye’de de Devrede! Fransa’da Macron gibi figürleri üreten bu sistemin bir benzerinin, Türkiye’nin yönetim kadrolarını, medyasını ve iş dünyasını dönüştürmek için de uzun yıllardır kesintisiz çalıştığı biliniyor. Türkiye’deki "genç lider devşirme" operasyonları temel olarak dört büyük saç ayağı üzerinden yürütülüyor: American Turkish Society (ATS) - Young Society Leaders: Fransa’daki modelin birebir kopyası olan bu yapı; Türkiye’nin dev holdinglerinin genç veliahtlarını, parlak start-up kurucularını ve ana akım partilerin yükselişteki genç siyasetçilerini New York odaklı bir networkün içine dahil ediyor. Atlantic Council - Millennium Leadership Program: Doğrudan NATO ve ABD Dışişleri Bakanlığı stratejilerini fonlayan bu düşünce kuruluşu, Türkiye’deki savunma, enerji ve dış politika bürokrasisindeki "geleceği parlak" isimleri keşfedip Washington’a taşımakla görevli. Marshall Memorial Fellowship (MMF): Soğuk Savaş yıllarından beri kesintisiz çalışan bu fon, Türkiye’deki genç parlamenterleri ve gazetecileri haftalarca ABD kurumlarında ağırlayarak, kriz anlarında kendi ülkelerinin milli reflekslerini törpülemeyi hedefliyor. International Visitor Leadership Program (IVLP): Doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bu resmi program; hedef ülkelerde gelecekte bakan, başbakan veya kritik bürokrat olma potansiyeli taşıyan genç siyasetçileri daha kariyerlerinin en başında keşfedip Amerikan devlet mekanizması ve vizyonuyla tanıştırmanın en etkili resmi aracı olarak çalışıyor. İdeoloji Fark Etmiyor: Sağcı, Solcu, İslamcı... Bu küresel ağların en tehlikeli özelliği, tek bir siyasi ideolojiye bağlı kalmamaları. Sistemin mimarları için adayın sağcı, solcu, seküler veya muhafazakar olmasının hiçbir önemi bulunmuyor; tek kriter "gelecekte güç sahibi olma potansiyeli." İktidardan da muhalefetten de potansiyelli aktörler aynı havuzda toplanıyor. Nitekim Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında; Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi Soğuk Savaş döneminin sembol liderlerinden, AK Parti kurmayları Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Ömer Çelik gibi muhafazakar aktörlere; sivil toplum, akademi ve medyaya yön veren İlber Ortaylı, Kemal Derviş, Ruşen Çakır ve Aslı Aydıntaşbaş gibi seküler/liberal figürlere kadar çok farklı çizgideki birçok isim, kariyerlerinin erken dönemlerinde IVLP, Eisenhower veya Fulbright gibi Amerikan hükûmeti ve vakıfları tarafından fonlanan liderlik ve vizyon programlarında ağırlanmıştır. Küresel Bilanço Çok Daha Çarpıcı! Oyunun dünya genelindeki bilançosu ise çok daha ürkütücü boyutlarda. ABD hükûmetinin resmi verilerine göre, bugüne kadar sadece IVLP programından geçmiş 500’den fazla eski veya mevcut devlet ve hükûmet başkanı bulunuyor. Kariyerlerinin henüz en başında "keşfedilip" daha sonra ülkelerinde tepe noktalara tırmandırılan sembol isimler, küresel çarkın nasıl döndüğünü açıkça kanıtlıyor: Avrupa Tornası: İngiltere’de Margaret Thatcher, Tony Blair, Gordon Brown ve Theresa May gibi birbirine zıt kutuplardan gelen başbakanların tamamı daha koltuğa oturmadan önce bu ağa dahil edildi. Fransa’da ise göreve gelir gelmez ülkesini yeniden NATO’nun askeri kanadına döndüren Nicolas Sarkozy, henüz genç bir politikacıyken 1985 yılında aynı tornadan geçirildi. Kritik Coğrafyalar ve Küresel Kurumlar: Orta Doğu tarihini kökten değiştirerek Mısır’ı Sovyet ekseninden çıkarıp ABD-İsrail çizgisine çeken Enver Sedat; küresel sol/liberal rüzgarın sembolü haline getirilen Yeni Zelanda eski Başbakanı Jacinda Ardern ve hatta bugün Birleşmiş Milletler’in en tepesinde oturan Genel Sekreter António Guterres gibi yüzlerce isim, küresel elitlerin bu erken fark etme ve yetiştirme programlarının birer mezunudur. Ajanlık Değil, "Kültürel Uyum" Operasyonu Şunun altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var: Bu programlara katılan isimlerin hepsinin "birebir Amerikan ajanı" olduğu anlamına gelmiyor elbette bu yazdıklarımız. Buradaki asıl tehlike ve mekanizma çok daha örtülü işliyor. Bu tarz küresel ağlar; katılımcılarına küresel sistemle kültürel uyum, ortak çalışma zeminleri, birbirini anlama ve uluslararası projelerde/krizlerde birbirini tercih etme gibi konularda muazzam bir avantaj ve refleks birliği sağlıyor. Doğrudan bir talimata gerek kalmadan, aynı vizyon penceresinden bakılması hedefleniyor. Böylece, ülkelerindeki seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın, tepe yönetimlere daima küresel sistemle uyumlu, Washington eksenli ajandalara itiraz etmeyecek ve kriz anlarında "uluslararası dengeleri" kendi ülkesinin milli çıkarlarının önünde tutacak "tornadan çıkmış" liderler getirilmiş oluyor. Pierre de Gaulle’ün Fransa özelinde yaptığı bu ifşaat, aslında tüm ulus devletlerin karşı karşıya olduğu "egemenlik devri" tehlikesini ve küresel elitlerin yazdığı tiyatronun arkasındaki görünmez mekanizmayı bir kez daha gözler önüne seriyor. x.com/CitoyenInitie/…

Türkçe
58
1K
3.6K
126.4K
Süheyla Karataş retweetledi
Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)
Ahali, 46 raporlu (deli raporlu) fesliye üstad deyip, ayağına çikolatalar götürdüğünden beri, Banu Avar'ı TV ekranlarında göremiyorsunuz, Çünkü bu ablamız "Uyandırma Servisiydi", gemicilerin S.O.S. sinyalini oluşturan Mors kodu (···---···) kullanıyordu... #MedyaKritik
Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)@Saka_larr

🚩Yıllardır neden ekranlardan yasaklı olduğunu öğrendik. TRT, Star, Kanal D dahil pek çok kanalda ABD li uzmanlar (CİA) var. Kimin ana akım medyadan yasaklanması gerekiyor onlar karar veriyor, dizilerin senaryosunu onlar onaylıyor. Ülkeyi onlar yönetiyor!

Türkçe
3
348
1.1K
67.6K
Süheyla Karataş retweetledi
Eren..
Eren..@Uzaktan8138·
Emekli polis memuru; "Emekli emekli olalı böyle bir zulüm görmedi, sürüm sürüm sürünüyor. Ölüyorum lan, açlıktan ölüyorum!" Üzerini örtmeye çalıştıkları çığlık budur!
Türkçe
34
617
2K
18.7K
Süheyla Karataş retweetledi
Yeliz Şeviktürk Altınöz
Sosyal medyada sıkça görüyorsunuz: "Ata tohumu satan köylüye ceza kesildi." Resmi kurumlar hemen hukuki kılıfı öne sürüyor: "Bitki pasaportu yok, hastalık riski var, mevzuata aykırı..." Peki işin aslı ne? Kanunlar ne diyor, bu kurallar küreselcilerin ekmeğine nasıl yağ mı sürüyor? Olay sadece yerel bir denetim değil dostlar. Türkiye’nin de imzaladığı küresel bir sözleşme var: UPOV. Yani bitki çeşitlerinin patent enstitüsü. Bu sistem diyor ki; bir tohumu ticari satacaksan o tohum 'tek tip' ve 'kararlı' olacak. Bu tohum köylünün elinde doğaya uyum sağlayıp çoğalamasın, üretici her yıl sisteme mahkum olsun! İşte o cezalar, gıdamızı tamamen barkodlayıp küresel mekanizmalara bağlama sürecinin bir parçasıdır. Tohumu kontrol eden, insanlığı kontrol eder. Bu yüzden ata tohumlarımıza evlerimizde, bahçelerimizde sivil ağlarla sahip çıkmaya devam edeceğiz!"👇 UPOV Sözleşmesi, gıdanın ve tarımın küresel ölçekte tek bir çatıdan yönetilmesi, dijitalleştirilmesi ve şirketlerin kontrolüne verilmesi için tasarlanmış uluslararası hukuki bir altyapıdır. Türkiye dahil 70'ten fazla ülkenin bu sözleşmeye taraf olması, yerel tarım kanunlarının (5553, 5042 vb.)yazılması ile sonuçlanmıştır… 👇 #AtaTohumu #Tarım #GıdaEgemenliği #KüreselSistem #Biyogüvenlik #UPOV #TohumculukKanunu #Farkındalık
Türkçe
57
659
1.4K
37.6K
Süheyla Karataş retweetledi
Balamir
Balamir@Bala_mirs·
FETÖ'cülerin açtığı davaya gitmeyip, dava saatinde adliyenin üzerinden F-16 uçuran, FETÖ'cülere "Erkekseniz gelin, alın beni!" diye meydan okuyan efsane komutan Orgeneral Saldıray Berk. Aziz ruhu şad olsun.
Türkçe
75
696
8K
215.3K
Süheyla Karataş retweetledi
ilkay
ilkay@Kemalistilkay02·
Bu aşağıdaki beyefendi de tıpkı Bilal Erdoğan gibi bir Cumhurbaşkanı oğlu. ✴️İsmi Levent Sezer. ODTÜ Mezunu. ✴️Babası Cumhurbaşkanı olmadan önce İş Bankasında maaşlı çalışıyordu, Babası CB oldu, maaşlı çalışmaya devam etti. ✴️Kendisi için valilikler araç tahsis etmedi, yurtdışı gezilerine gitmedi. ✴️O'nu gece hayatında görmedik, iş insanlarının yanında görmedik, lüks otellerde, rezidanslarda görmedik. ✴️Zengin arkadaşları var mıydı bilmiyoruz. Vardıysa bile arkadaşlarına şirket kurdurup devlet ihaleleri aldığına da şahit olmadık. ✴️Babasının Cumhurbaşkanlığı döneminde Levent Bey nişanlanmıştı, nikah merasimi Çankaya Köşkünde yapıldı, babası nikahın yapıldığı gün elektrik ve su sayaçlarının endekslerini not aldırdı ve o gün sarf edilen elektrik ve su paraları Sayın Cumhurbaşkanının maaşından ödendi. ✴️Levent Bey'in babası Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı Dönemi sona erdi. O ise kariyerine aynı şekilde İş Bankasının maaşlı personeli olarak devam etti. ✴️Şimdi yaşı gereği belki de EYT'den faydalanıp emekli olmuştur. Hiç bilmiyoruz, duymuyoruz, görmüyoruz... ‼️Görmesek de, bilmesek de, duymasak da, Levent Bey örnek bir siyasetçi oğlu profiliydi. Biz ondan razıyız. Umarız mutlu bir hayat sürüyordur...
ilkay tweet media
Türkçe
568
1.6K
12.5K
721.6K
Süheyla Karataş retweetledi
DENİZ_TOPRAK2
DENİZ_TOPRAK2@TOPRAK_2_·
Kafir!.. Uzun yıllar önce Bursa’da bir davulcu yaşıyordu… Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız, geriye kalan 11 ayda ise düğünlerde, şenliklerde, mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu… Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı ve aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu; hayatını ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış, kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı… Aklını kurcalayan soru işte burada devreye giriyordu: –Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?.. Düşündü, taşındı Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışmaya karar verdi… Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu, gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular dökülmüştü: -Caiz değildir!.. Adamcağız büyük bir üzüntü içinde hikayesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp, adamcağızın hikayesini ve Diyanet’in verdiği cevabı anlattıktan sonra şu soruyu sordu: –Diyanet “caiz değildir” diyorsa demek ki bir bildiği vardır ! Benim de onlara bir sorum olacak: Oradaki din görevlileri maaşlarını devletten alıyor. Devlet ise bu paraları halktan aldığı vergilerden ödüyor. Vergi verenlerin içinde meyhanecisi de var, kerhanecisi de var… Bu durumda aldıkları maaş caiz midir, değil midir?!. Ortalık karıştı tabii ! Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, “Konu yanlış anlaşılmış, yanlış karar verilmiştir. Kefen parası caizdir” açıklaması yaptı!.. -Ruhun şad olsun Hasan Pulur..
DENİZ_TOPRAK2 tweet media
Türkçe
4
48
224
7.9K
Süheyla Karataş retweetledi
🇹🇷Ayşe UÇAR
🇹🇷Ayşe UÇAR@ayseucar5·
Bir hatırlatma! Mahir Kaynak Büyük Ortadoğu Projesi için 24 Şubat 2004 yılında Faruk Bilgin ' e verdiği röportajda şunları söylüyordu; Amerika Birleşik Devletleri petrolün ve enerji kaynaklarının bulunduğu bir alanı kontrol etmek istiyor. Dikkat ederseniz Büyük Ortadoğu Projesi dünya kaynaklarının çok önemli bir kısmını ihtiva eden bölgeler. Biz bunun da doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü enerjiye hakim olmak demek, onun sınırlarının üzerinde asker bulundurmak değildir. Piyasaya hakim olduğunuz zaman, zaten o alanı kontrol ediyorsunuz sayılır. Amerika Birleşik Devletleri' nin bu konuda herhangi bir rakibi de söz konusu değildir. Bir başka açıdan baktığınız zaman, bu Büyük Ortadoğu Projesi ' ni kapsayan ülkeler adeta bir İslam coğrafyası. Eğer İslam ' ın sınırlarını çiz deseydiniz aynı sınırları çizerdiniz. Bu röportajda önemli bir kısım var, " Piyasaya hakim olduğunuz zaman, zaten o alanı kontrol ediyorsunuz sayılır " ... Yani Ekonomik olarak ele geçirdiğiniz her ülkeye HAKİM olup her istediğinizi yaptırabilirsiniz. Dış borç yükünüz artar, Enflasyon tavan yapar ve halk yoksullaşır, En önemli gelir kaynaklarınız ( Tarım ve hayvancılık) çökertilir. ( çiftçilerin bir çoğu %52 si yabancıların olan bankalara borçlandırıldı . Borçlarını ödeyemeyen ( maliyetini dahi çıkaramadıkları için) çiftçilerimizin topraklarına icra yolu ile el koyuyorlar. Hakim olmak istedikleri ülkelerin ordularını içten istila ederler ( TSK nın içine doldurulan fötöcüler eli ile KOZMİK odanıza girerler,) bunları yapmak için " Askeri vesayet" sözleri ile propaganda yaparlar. Mahir Kaynak, şöyle devam ediyor; "Türkiye olmadan bölgesel operasyonlar yapmanız çok zor olur. Eğer Türkiye' nin İncirlik üssü olmasaydı, Kuzey Irak' ı yaklaşık on yıl boyunca Saddam' dan koruyabilir miydiniz? Mümkün değildi. Kuzey Irak'ı Saddam ' dan korumak için İncirlik üssü kullanıldı ve Kuzey Irak başımıza bela edildi." Sonrasında Arap Baharı ile Suriye, Mısır, Libya kan gölüne çevrildi. Yavaş yavaş bölge önce ekonomik olarak çökertildi, halk yoksul bırakıldı. Ülkeler " Demokrasi " adına paramparça edildi. Mahir Kaynak önemli bir isimden bahsediyor. 2002 Ocak ayında Sn. Erdoğan' ın görüştüğü isim! " 1996' da Karanlıklar prensi diye adlandırılan Richard Perle ve Douglas Feith' in de içinde bulunduğu yeni göreve gelen neo-conlar Netanyahu hükümetine bir bölgesel strateji raporu sunmuşlardı. Bu raporda Saddam Hüseyin'den kurtulmanın yanında Suriye ' nin zayıflatılması ve kontrol altına alınması öneriliyordu. " Önce " Dostum Esad" diyen Sn. Erdoğan düşman ilan etmiş ve " KATİL Esed " demişti.. Mahir Kaynak: Irak'ta ki gelişmeler Barzani' yi olası Irak federasyonunda Kürt bölgesinin merkezi olarak Kerkük' ü kendi bölgelerinde kalmasının gerektiğini vurguluyordu. Kısacası BOP projesi eşbaşkanları ile görevlerini layıkıyla!!! yerine getiriyorlar. Son bir dönemeç, Büyük İsrail için toprak genişletmek! Daha çok cana kıymak, daha çok güce sahip olup Ortadoğu halkını tam köle haline getirmek!! Son nokta Türkiye! Ege adalarının işgali Kaçakların nüfus yoğunluğu Enflasyonun tavan hali Ekonomik çöküş Tarikatların cemaatlerin vakıflar ve dernekler aracılığıyla kazandığı MÂLİ güç! ( kullanıma açık güc) Ey Türk gençliği! Birinci vazifeni UNUTMA! #MutlakButlanaHayır
🇹🇷Ayşe UÇAR tweet media
Türkçe
4
53
71
1.1K
Süheyla Karataş retweetledi
ilkay
ilkay@Kemalistilkay02·
Tom Barrack’ın arzu ettiği Osmanlı’yı Vehbi Koç’tan dinleyelim: “Türkler askere giderler, Hocalık, Bakkallık, Bekçilik ve Arabacılık yaparlardı, Türklerin vazifesi buydu! Katolikler, Ermeniler, Museviler askere gidip ölmez, ticaretine bakar, muazzam para kazanır, en güzel yerlerde yaşarlardı. Biz onlara hayran hayran bakardık.”
Türkçe
105
1.6K
7.7K
301.5K
Süheyla Karataş retweetledi
DAYI
DAYI@EsiniSevenBiri·
Oha paraya bak 7.7 milyar liralık ihale vermiş kendi şirketine. Bir ilçe belediyesinin verdiği ihaleye bak. Resmen belediyeyi soymuş herif. Hem de alenen öyle kasasına ihale verme falan da yok :) İmamoğlu casus ya. Aynen. Suçu olmasa niye alsınlar.
🎙️Muhabir@Muhabir_Haberr

#ÖZEL | AKP’li Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’in 7,7 milyarlık ihaleyi kendi şirketine verdiği iddiası gündemde👇

Türkçe
82
2.7K
13.6K
387.2K