Hasan H. AKDAĞ

1.9K posts

Hasan H. AKDAĞ banner
Hasan H. AKDAĞ

Hasan H. AKDAĞ

@hasanhakdag

fikir işcisi | İnşaatMühendisi | https://t.co/JJHXQzklAv |

malatya,ankara, Katılım Eylül 2014
643 Takip Edilen2.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Batlamyus, Kopernik, Galileo, Kepler, Newton'un... gökyüzü ve gezegenler hakkındaki görüşlerini kısaca topladım. İslam bilim geleneği hakkında çalışma yaparken ön hazırlık safhasını oluşturacaktır. hasanhuseyinakdag.medium.com/kadîmden-günüm…
Türkçe
0
1
4
885
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Alev Alatlı, modern şehirciliğe geçişimizde neler kaybettiğimizi anlatıyor. Kaybettiğimiz şeyler, bizim asli değerlerimizdi. Yani ahlâkımız ve mahremiyetimizdi. "Hanımsız, beysiz, efendimsiz konuşulmadığı zamanlar. Tek çocukta kalmanın yanlış olduğuna inanılan zamanlar. Küfrün yüz kızarttığı zamanlar. Yurt dışını hariciyecilerden başka kimsenin görmediği zamanlar. Erkeğin evin mutlak reisi olduğu zamanlar. Sokak giysilerinin evde, ev giysilerinin sokakta giyilmediği zamanlar. Erkeklerde uzun saçın kuşku uyandırdığı, eşcinsellerden hazzedilmediği zamanlar. Evlilik dışı birlikteliklerin günah olduğu zamanlar. Giysilerin yazısız, markaların giysilerin içinde saklı olduğu zamanlar..."
Hasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
0
1
4
87
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Osmanlıların Kâbe'ye inşa ettiği "Altın Oluk"u Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde anlatır. Çelebi, 1670'te hac farizasını yerine getirmek için gittiği Kutsal Topraklar'da, Sultan I. Ahmed tarafından, Çelebi'nin babası Mehmed Zillî Efendi'ye "Altın Oluk" yaptırılmıştır. Rahmet Oluğu diye de bilinir. Bahar yağmurları Kâbe'nin hangi tarafından başlarsa, o tarafta bulunan vilayetler rahmet içinde olurmuş. "Altın Oluk"ta bu anlayış ile inşa edilmiş olabilir. Oluk, Rumeli (Osmanlı) tarafına bakan yönde yaptırılmış. Bu Oluk (Mizabı Rahmet) 1919'da Topkapı Sarayı'na getirildi.
Hasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
2
4
32
5.6K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
@AltayCemMeric Altay Hocam bunlara cvp vermeniz sadece onların teşvikini arttırıyor. "Bizi de adam yerine koydu, cvp verdi" hissiyatına kapılıyorlar. Ne kadar anlatırsan anlat, yine de anlamayacaklar. Çünkü düşmanlıkları anlattıklarınıza değil; direkt size.
Türkçe
2
1
13
1.1K
Altay Cem Meriç
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric·
“Bu eleştiri sanırım en beğenileni olmuş. Yalan söylemeye ve tahrife nispet ederek, bizzat tahrif edip yalan söylemesi dışında bir sorun yok. Ali Şeriati Şirk dini dediğinde tüm İslam ümmetini kastediyor. Zira Hz.Ebubekir’den itibaren başlatıyor Şirk dinini. Şu pasajları okumama rağmen anlatmamışım gibi göstermesi tam bir tahrif mesela. Cımbız dediği şeyin aynısı. Videoyu izlememiş mi ? Duymamış mı ? 50 kere söyledik. Kim tarihteki tevhid ehli müslümanlar Ali Şeriati’ye göre ? Yok. Şirk dinini yok eden batılı peygamber gibi derken de batı tarihi ile analoji kuruyor. Onlar nasıl kendi dinleriyle kavga ederken peygamber misyonu icra ediyorsa, bizim için de o misyon kendi dinimizle savaşmak oluyor. Bunu ben metne giydirmiyorum. Sen cımbızlamak zorunda kalıyorsun. Yoksa bu pasajlar kitapta da var, okudum da.“
Altay Cem Meriç tweet media
Ömer Budak@el_mukavim

Muhafazakar Şengör: Bir İslamcının Altay Cem Meriç Eleştirisi - 1 youtu.be/qENG619frm4?si… @YouTube aracılığıyla

Türkçe
64
155
1.2K
80.6K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
@UpdatingOnRome Hiç şüphesiz Yavuz Sultan Selim. 10 sene daha yaşadaydı, hâlâ Osmanlı İmparatorluğu ayakta olurdu.
Türkçe
0
0
0
14
Daily Roman Updates
Daily Roman Updates@UpdatingOnRome·
Tell me the one person in history who, if they had lived an additional one, five, or even ten years, could have significantly changed the world.
English
1K
23
1.2K
1.3M
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Şehircilikte kutsal alan her zaman belirlenmiştir. Peygamber Efendimiz, kum üzerine çizgiler çekip, şöyle demiştir: "Her kim bu sınırı geçip kutsal alana girerse, Kur'an'ın emirlerine ve ibadetin gereklerine uyarak hareket etsin." İslam'ın erken dönemlerinde kurulan şehirlerde bu anlayış, tamamen işlevsel bir fonksiyon göstermiştir. Basra, Kahire, Bağdat, Kûfe, El Mansur gibi şehirler de, ilk önce merkezi yer karar verilir. Bu yer için karar verme de ayrı bir kozmolojik - teolojik hadisedir. Kimisi bu yerlerin belirlenmesinde Allah dostlarının - evliyaların- rolünün keşif - ilhâm yoluyla olduğunu ifade eder. Süleymaniye Camii'nin inşa edileceği yer için tevatüren anlatılan bir menkıbe vardır. Kanuni rüyasında Peygamberimizi görür. Peygamber Efendimiz önde, Sultan Süleyman ise büyük bir edep ve bağlılıkla O’nun hemen ardındadır. Efendimiz, tepenin üzerinde ağır adımlarla yürürken Sultan, her adımda O’nun izini takip eder. Nihayet bir noktada duran Allah Resulü, elini kaldırarak bugünkü Süleymaniye’nin yükseleceği yeri işaret eder: ​"Ey Süleyman! Bu makama öyle bir cami inşa et ki, kıyamete kadar ümmetimin zikriyle dolsun" der ve cami tefrişatı hakkında da emirler verir. Bu rüyasını Mimar Sinan'a anlatan Sultan Süleyman, Sinan'a "galiba rüyadan haberlisin" diyince, Sinan ise "bende bir adım arkanızdaydım Sultanım" cevabını verir. Kutsallık - profan denkleminde kutsallığa ancak din yön verebilir. Çünkü kutsallık, bizatihi dinin bir parçasıdır. Süleymaniye Camii'nin inşasında olduğu gibi şehirlerin kuruluşunda da bu tarz sembolik anlatılar, menkıbeler, kozmolojik nüanslar her zaman vardır.
Türkçe
0
1
5
303
Derya Sysl
Derya Sysl@daryasysl·
Amir Temur 690 yoshinda 🇺🇿 “Biz kim Maliki Turon, Amiri Turkistonmiz, Biz kim millatlarning eng qadimi va eng ulugʻi Turkning bosh boʻgʻinimiz”
Derya Sysl tweet media
Türkçe
15
23
476
13.7K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Apartmanlarda yaşamayı empoze eden reklamlar, Kutu gibi daireler için verilen faizli krediler, 60 - 70 senelik ömrü olan betonarme binaları, tek seçenekmiş gibi sunmak, İslam mimarisini plansız ve düzensiz diye oryantalist anlaşla yazıp - çizmek, Evlerden avlulaları kaldırmak suretiyle mahremiyeti yıkmak, İnsanları kirada yaşamaya mahkûm bırakmak, 1+1 lerde yaşamayı lüks ve bağımsızlık olarak göstermek, Evliliği zorlaştırmak, Kedi - köpek anneliği denen salaklığı sosyal medyalarda yaymak...
Hasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
0
2
6
265
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
@idizerhan @serknadumna Serkan Hocam bu işin dertlisi ve pîrî bir mimardır. İnşallah hem fikri hem teknik geniş çaplı istifade edeni bol olur.
Türkçe
1
0
7
326
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Serkan hocamla (@serknadumna) görüştük. Kendisini iki ay sonra misafir edeceğiz. Başka şeyler de yapacağız ama asıl mücadelemiz çok zorlu bir mesele için olacak. Bir torba çimento bile satın alamayacak insanlara, yerel malzemeyle en ucuz evi yapmayı öğreteceğiz. En azından bunun izini süreceğiz. Bizi kırmadığı için kendisine ve yorumlarıyla yönlendirenlere teşekkür ediyorum
Erhan İdiz@idizerhan

Malavi’de, bulunduğumuz bölgede barınma çok ciddi bir sorun. Bazıları için 500 TL’lik naylon alıp içine girmek bile lüks. Bu yüzden burada çok ucuza ev yapmak istiyoruz. İşçiliği onlara yaptıracağız, çatı bizden olacak. Lakin asıl mesele duvarlar. Pişmemiş toprak (kerpiç) 2 yıl dayanmıyor, odunlarla (başka seçenek yok) pişirenler ülkedeki ormanları yok ediyor. Aklımızda sıkıştırılmış toprak tuğlalar var ama bunun için bir uzmana ihtiyacımız var. Var mı bu işlerden anlarım diyen birileri?

Türkçe
9
15
241
17.7K
Anbean
Anbean@anbeannews·
Ahmed Şara Almanya’da röportaj verdiği sırada su şişesinin kapağını açamayınca sunucu yardım etti.
Türkçe
703
247
2.5K
2.3M
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Riyâzu's Salihin'de şehirciliğe misal bir ölçülendirme, ölçüyü şöyle tanımlıyor: "Yollarda oturmaktan sakının. Oturmak zorunda kalırsanız, yolun hakkını verin: Gözü aşağı indirmek, eziyet vermemek, selâmı almak ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmak." Bu hadis aslında güçlü bir "kamusal mekân ahlâkı"nı ortaya koyar. Modern şehircilikte "kamusal alan" dediğimiz şey, burada "yol" kavramıyla temsil edilir. Yol sadece geçiş için değildir; aynı zamanda sosyal etkileşim alanıdır. Ancak bu hadis, bu alanın keyfi kullanımını değil, sorumlulukla kullanımını vurgular. Gözü aşağı indirmek, mahremiyet hakkını ifade eder. Yolda geçen kimselere bakıp, rahatsız etmemeyi düstur belletir. Çünkü yol kavgalarının ekseriyeti, halkın tabiriyle "yan baktı, ne bakıyorsun, önüne bak" gibi şeylerle başlar. Ve yolda esas olan mahremiyet ve çevreye zarar vermemektir. Eziyet vermemek ise fiziksel erişilebilirlik ve konfor olarak günümüze tercüme edilebilir. Yolu işgal etmemek, gürültü, kirlilik, daraltma yapmamak gibi. Selamı almak; sosyal etkileşimi sağlar. Şehir sadece fiziksel değil, insani ilişkiler ağıdır. Bu, "soğuk modern şehir" eleştirisinin tersine, sıcak ve iletişime açık mekân üretmeyi teşvik eder. İyiliği emretmek ise toplumsal denetim mekanizmasının evvela bilinçte başlamasını sağlar. Bu, şehirde güvenliği sadece polisle değil, toplumun kendisiyle sağlama fikridir. Ve toplum, bir bütün olarak hareket eder. Hadis-i şerifte yola oturmak direkt yasak değildir. Fakat ahlaklı kullanım dahilinde serbesttir. Aksi halde kötülüğü men etmekten de mes'ul olan Müslümanlar, derhâl yolu temizleyecektir.
Hasan H. AKDAĞ tweet media
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag

İmam Nevevi Hazretleri, Riyâzu's Sâlihin eserinin başlarında tevbe konusunu ayet ve hadislerle izah ederken, Peygamber Efendimiz'in, bir hadisini nakleder. Bu hadis-i şerifi "şehircilik ve mekân" bağlamında ele alacağım. Hadisi, mealen özetleyecek olursak, Allah'ın Resulü şöyle buyurmuştur: "Bir adam 99 kişiyi öldürür, tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sorar. Bir rahip “olmaz” deyince onu da öldürüp 100’e tamamlar. Sonra bir âlime sorar; âlim tevbenin mümkün olduğunu, fakat kötü çevresini terk edip iyi insanların olduğu yere gitmesi gerektiğini söyler. Adam yola çıkar fakat yolda ölür. Rahmet ve azap melekleri arasında anlaşmazlık olur; hangi yere daha yakın olduğuna bakılır. İyi insanların bulunduğu yere daha yakın çıktığı için Allah onu bağışlar." İnsan yalnız niyetiyle değil, içinde bulunduğu mekânsal çevreyle de şekillenir. Bu yüzden âlim, o kişiye sadece tevbe etmesini değil, kötülüğün hâkim olduğu yerden ayrılıp iyi insanların bulunduğu şehre gitmesini tavsiye eder. Mekân burada insanın ahlâkını etkileyen bir şehir iklimidir. Farabi'nin faziletli - erdemli toplumunda olduğu gibi. Bunu günümüzden düşünürsek bazı şehir parçaları sürekli aynı tür davranışları üretir. Mesela pavyonların yoğun olduğu eğlence bölgeleri, sürekli alkol satışının merkezleştiği tekel bayii kümeleri veya iddia bayilerinin toplandığı sokaklar, insanı aynı döngünün içine çeken bir çevre kurar. Bu mekânlar yalnız birer dükkân değil, alışkanlık üreten sosyal atmosferlerdir. Bu atmosferde bulunan kişi çoğu zaman farkında olmadan aynı davranış kalıplarını tekrar eder. Ve nihayetinde zelil ve ahlâksız bir hayat sürer. Buna karşılık camilerin, kütüphanelerin, aile mekânlarının, eğitim çevrelerinin yoğun olduğu mahalleler ise "iyi, doğru ve güzel" seciyesinde bir ahlâkî ve sosyal iklim üretir. İnsan burada erdemli ve şahsiyetli toplulukla temas eder, insanî alışkanlıklar edinir. Hadiste meleklerin iki yer arasını ölçmesi de bu yüzden anlamlıdır. İnsanın hangi mekâna doğru yöneldiği, yani hangi şehir atmosferine doğru yürüdüğü, onun dönüşümünün göstergesidir. Gül gülistâna; hâr, hâristana yakışır. Şehircilik açısından ders şudur: Mekân nötr değildir; şehir düzeni insanların ahlâkını besleyen veya bozan bir çevre meydana getirir. Bu yüzden iyi bir şehir, insanı iyiliğe yaklaştıran mekânların çoğaldığı; kötülüğü besleyen mekânların ise imha edildiği şehirdir. Peygamber Efendimiz'in misal verdiği kişinin yerinde şu an biz olsak, hangi tarafa daha yakın oluruz? "Çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi..." tasvirindeki şehirlerimize bakılırsa bizi ancak azap melekleri götürür.

Türkçe
0
1
6
443
Boşuna Tıklama
Boşuna Tıklama@bosunatiklama·
Balıkesir'de 1 milyon 110 bin TL'ye satılan koç:
Boşuna Tıklama tweet media
Türkçe
245
17
1K
2.3M
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
IV. Murad'a hayran olmamak mümkün değil. Ne sancağa çıkma var, ne de ilk on padişah gibi eğitim var, ne de eğitecek lalalar var. Buna rağmen başarmış. Kader-i İlahi işte, on sene daha ömrü olsaydı ne Venedik kalırdı, ne Almanya, ne de İspanya. Vatikan Ulu Camii'nde namaz kılardık
Türkçe
16
8
412
36.2K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Teoman Duralı, çağdaş dünyanın doğuşuna ve seyrine dair yaptığı tahlillerde, “İngiliz–Yahudi medeniyeti” tabirini yalnız tarihsel bir birliktelik olarak değil, zihnî bir koalisyonun adı olarak kullanır. Devamı: hasanhuseyinakdag.medium.com/çağdaş-i̇ngili…
Türkçe
0
1
5
1.7K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Salih Mirzabeyoğlu'nun "İslam'a muhatap anlayışı"nı mimari ve şehircilik bağlamında ele alacak olursak; mekânın ve şehrin imanî idrake göre yeniden tertibini ima eder. Kozmosun halkalar hâlinde tasavvuru, Mirzabeyoğlu’nda fikir–oluş–aksiyon zinciri olarak okunabilir: Merkezde iman ve fikir, çevrede onun cemiyet ve şehir formuna bürünmüş tezahürü. Şehir bu bakımdan nötr bir organizma değil, dünya görüşünün maddede billurlaşmasıdır. İlahî kürsünün hem fizik hem metafizik boyutu kuşatması fikri, Mirzabeyoğlu’nda "zamanı ve mekânı fikre bağlama" iddiasıyla kesişir. Mekân, sadece imar edilecek arsa değil; ideolocyanın (ideolojik çerçevenin) tezahür alanıdır. Bu yüzden geometri ve plan, teknik tercihler olmanın ötesinde bir dünya tasavvurunun disipline edilmiş ifadesidir. İbn Arabi’de ontolojik, Gazali’de epistemolojik olan çerçeve; Mirzabeyoğlu’nda inkılabî ve inşa edici bir mahiyet kazanır. Şehir, kozmik düzenin pasif yansıması değil; iman merkezli bir dünya görüşünün aktif olarak kurduğu ve biçimlendirdiği varlık sahasıdır. Üstad Necip Fazıl'ın şehir kurma anlayışının devamı şeklinde okunabilir. Çünkü; Mirzabeyoğlu’nda şehir; iman merkezli fikrin inkılabî ve inşa edici tezahürü olarak belirirken; Necip Fazıl’da ise şehir; kaybedilmiş ruh merkezinin yeniden tesisinin çağrısıdır. Yani, Necip Fazıl merkezi inşa ederken, Mirzabeyoğlu, o, merkez etrafında devrimci inşa faaliyetleri gösterir.
Türkçe
0
1
5
450
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
@CihanPiyadeoglu Neden bu kadar zorunuza gitti ki hocam? Demek ki sizin dersi yalnızca dört kişi dinliyor. Bu da bir başarı. Umut verici.
Türkçe
2
0
9
2.4K
Cihan Piyadeoğlu
Cihan Piyadeoğlu@CihanPiyadeoglu·
Selçuklular Tarihi ders anketine baktım az önce. "Öğretim elemanı ders konularına hakimdi." seçeneğine "kesinlikle katılmıyorum" cevabını veren dört kişi var. Öğrenciler arasında benden daha iyilerinin olması umut verici.
Türkçe
30
14
434
44.9K
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
SAFEVİ ŞAHI, ŞAH ABBAS'IN, HZ. EBUBEKİR VE HZ. ÖMER'E KÜFRETMEYEN; SÜNNİ BAĞDAT YÖNETİCİLERİNE VE HALKINA YAPTIĞI İŞKENCE Safevi şahı, Şah Abbas 1624'de Bağdat kalesini düşürdü ve şehri işgal etti. Kalenin düşmesinin müsebbibi ise Bağdat valisi Bekir Paşa'nın evladı olan Derviş Mehmed'tir. Safevi ordusu ile anlaşıp, gizlice kalenin kapısını Safevi ordusuna açıp, işgal etmesini sağladı. Bağdat kadısını, hatibini ve valisini huzuruna çıkartan Şah Abbas; bunları Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'e küfretmeye zorladı. Elleri bağlı olan Bağdat Kadısı Nuri Efendi, elleri çözülürse istenilen şeyi yapacağını söyler. Elleri çözüldükten sonra, Şah'ın yüzüne karşı "sana ve senin gibi kafirden daha kötü ebedi mel'una bin lanet" dedi. Dört halifeyle alâkalı ayet ve hadisleri okudu. Kadı Efendi'nin Şiiliğe geçmeyeceğini gören Şah Abbas, kadı efendinin çenesini deldirip, diri diri hurma ağacına artırdı. Daha sonra Ulu Cami hatibi Mehmed Efendi'ye aynı şeyleri söyledi. İlk iki halifeye küfret, seni bağışlayayım, dedi. Mehmed Efendi de, Kadı hazretleri gibi şaha lanet okudu. O da aynı akıbete maruz kaldı. Hurma ağacına asılan kadı ve hatib efendiler, Kızılbaş kurşunlarıyla şehid edildi. Sıra, Bağdat valisi Bekir Paşa'ya geldi. Demir kafes içerisine konulup, yedi gün boyunca uyumasına müsade edilmedi. Sonra meydana kurdukları ateşin üzerine konup, bütün yağları eriyinceye dek konuşturmaya çalıştılar. Konuştuktan sonra, kendisini, yakıcı maddeyle yağlanan kayığa oturtup, nehre saldılar. Ve feci şekilde can verip, şehid oldu. Bağdat'ta yaşayan, Sünni halkı ise kılıçtan geçirdi. Oysaki canlarına ve mallarına dokunulmayacak diye söz vermişti.
Hasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
1
20
54
2.6K
Cemile Bayraktar
Cemile Bayraktar@cemilebayraktr·
Komplo teoricisi,antisemitist,entiermenist "tarihçimiz" Kadir Mısırlıoğlu şimdi de Afgani'ye dil uzatmış,bunca zan cehennemdeki yeri...
Turkey 🇹🇷 Türkçe
16
2
1
0
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
Günahıyla - sevabıyla bir İlber Ortaylı geçti dünyadan. Azîz milletimize tarihimizi anlattı ve sevdirdi. Yazdığı kitaplarla tarihimizi kâmil ve zevkli bir üslupla anlattı. Cenab-ı Allah İlber Ortaylı'ya amelî ve niyetiyle muamele etsin. #İlberOrtaylı
Hasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
0
0
7
407
Hasan H. AKDAĞ
Hasan H. AKDAĞ@hasanhakdag·
İmam Nevevi Hazretleri, Riyâzu's Sâlihin eserinin başlarında tevbe konusunu ayet ve hadislerle izah ederken, Peygamber Efendimiz'in, bir hadisini nakleder. Bu hadis-i şerifi "şehircilik ve mekân" bağlamında ele alacağım. Hadisi, mealen özetleyecek olursak, Allah'ın Resulü şöyle buyurmuştur: "Bir adam 99 kişiyi öldürür, tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sorar. Bir rahip “olmaz” deyince onu da öldürüp 100’e tamamlar. Sonra bir âlime sorar; âlim tevbenin mümkün olduğunu, fakat kötü çevresini terk edip iyi insanların olduğu yere gitmesi gerektiğini söyler. Adam yola çıkar fakat yolda ölür. Rahmet ve azap melekleri arasında anlaşmazlık olur; hangi yere daha yakın olduğuna bakılır. İyi insanların bulunduğu yere daha yakın çıktığı için Allah onu bağışlar." İnsan yalnız niyetiyle değil, içinde bulunduğu mekânsal çevreyle de şekillenir. Bu yüzden âlim, o kişiye sadece tevbe etmesini değil, kötülüğün hâkim olduğu yerden ayrılıp iyi insanların bulunduğu şehre gitmesini tavsiye eder. Mekân burada insanın ahlâkını etkileyen bir şehir iklimidir. Farabi'nin faziletli - erdemli toplumunda olduğu gibi. Bunu günümüzden düşünürsek bazı şehir parçaları sürekli aynı tür davranışları üretir. Mesela pavyonların yoğun olduğu eğlence bölgeleri, sürekli alkol satışının merkezleştiği tekel bayii kümeleri veya iddia bayilerinin toplandığı sokaklar, insanı aynı döngünün içine çeken bir çevre kurar. Bu mekânlar yalnız birer dükkân değil, alışkanlık üreten sosyal atmosferlerdir. Bu atmosferde bulunan kişi çoğu zaman farkında olmadan aynı davranış kalıplarını tekrar eder. Ve nihayetinde zelil ve ahlâksız bir hayat sürer. Buna karşılık camilerin, kütüphanelerin, aile mekânlarının, eğitim çevrelerinin yoğun olduğu mahalleler ise "iyi, doğru ve güzel" seciyesinde bir ahlâkî ve sosyal iklim üretir. İnsan burada erdemli ve şahsiyetli toplulukla temas eder, insanî alışkanlıklar edinir. Hadiste meleklerin iki yer arasını ölçmesi de bu yüzden anlamlıdır. İnsanın hangi mekâna doğru yöneldiği, yani hangi şehir atmosferine doğru yürüdüğü, onun dönüşümünün göstergesidir. Gül gülistâna; hâr, hâristana yakışır. Şehircilik açısından ders şudur: Mekân nötr değildir; şehir düzeni insanların ahlâkını besleyen veya bozan bir çevre meydana getirir. Bu yüzden iyi bir şehir, insanı iyiliğe yaklaştıran mekânların çoğaldığı; kötülüğü besleyen mekânların ise imha edildiği şehirdir. Peygamber Efendimiz'in misal verdiği kişinin yerinde şu an biz olsak, hangi tarafa daha yakın oluruz? "Çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi..." tasvirindeki şehirlerimize bakılırsa bizi ancak azap melekleri götürür.
Hasan H. AKDAĞ tweet mediaHasan H. AKDAĞ tweet media
Türkçe
0
3
8
2K