
Hasan H. AKDAĞ
1.9K posts

Hasan H. AKDAĞ
@hasanhakdag
fikir işcisi | İnşaatMühendisi | https://t.co/JJHXQzklAv |











Muhafazakar Şengör: Bir İslamcının Altay Cem Meriç Eleştirisi - 1 youtu.be/qENG619frm4?si… @YouTube aracılığıyla






Malavi’de, bulunduğumuz bölgede barınma çok ciddi bir sorun. Bazıları için 500 TL’lik naylon alıp içine girmek bile lüks. Bu yüzden burada çok ucuza ev yapmak istiyoruz. İşçiliği onlara yaptıracağız, çatı bizden olacak. Lakin asıl mesele duvarlar. Pişmemiş toprak (kerpiç) 2 yıl dayanmıyor, odunlarla (başka seçenek yok) pişirenler ülkedeki ormanları yok ediyor. Aklımızda sıkıştırılmış toprak tuğlalar var ama bunun için bir uzmana ihtiyacımız var. Var mı bu işlerden anlarım diyen birileri?



İmam Nevevi Hazretleri, Riyâzu's Sâlihin eserinin başlarında tevbe konusunu ayet ve hadislerle izah ederken, Peygamber Efendimiz'in, bir hadisini nakleder. Bu hadis-i şerifi "şehircilik ve mekân" bağlamında ele alacağım. Hadisi, mealen özetleyecek olursak, Allah'ın Resulü şöyle buyurmuştur: "Bir adam 99 kişiyi öldürür, tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sorar. Bir rahip “olmaz” deyince onu da öldürüp 100’e tamamlar. Sonra bir âlime sorar; âlim tevbenin mümkün olduğunu, fakat kötü çevresini terk edip iyi insanların olduğu yere gitmesi gerektiğini söyler. Adam yola çıkar fakat yolda ölür. Rahmet ve azap melekleri arasında anlaşmazlık olur; hangi yere daha yakın olduğuna bakılır. İyi insanların bulunduğu yere daha yakın çıktığı için Allah onu bağışlar." İnsan yalnız niyetiyle değil, içinde bulunduğu mekânsal çevreyle de şekillenir. Bu yüzden âlim, o kişiye sadece tevbe etmesini değil, kötülüğün hâkim olduğu yerden ayrılıp iyi insanların bulunduğu şehre gitmesini tavsiye eder. Mekân burada insanın ahlâkını etkileyen bir şehir iklimidir. Farabi'nin faziletli - erdemli toplumunda olduğu gibi. Bunu günümüzden düşünürsek bazı şehir parçaları sürekli aynı tür davranışları üretir. Mesela pavyonların yoğun olduğu eğlence bölgeleri, sürekli alkol satışının merkezleştiği tekel bayii kümeleri veya iddia bayilerinin toplandığı sokaklar, insanı aynı döngünün içine çeken bir çevre kurar. Bu mekânlar yalnız birer dükkân değil, alışkanlık üreten sosyal atmosferlerdir. Bu atmosferde bulunan kişi çoğu zaman farkında olmadan aynı davranış kalıplarını tekrar eder. Ve nihayetinde zelil ve ahlâksız bir hayat sürer. Buna karşılık camilerin, kütüphanelerin, aile mekânlarının, eğitim çevrelerinin yoğun olduğu mahalleler ise "iyi, doğru ve güzel" seciyesinde bir ahlâkî ve sosyal iklim üretir. İnsan burada erdemli ve şahsiyetli toplulukla temas eder, insanî alışkanlıklar edinir. Hadiste meleklerin iki yer arasını ölçmesi de bu yüzden anlamlıdır. İnsanın hangi mekâna doğru yöneldiği, yani hangi şehir atmosferine doğru yürüdüğü, onun dönüşümünün göstergesidir. Gül gülistâna; hâr, hâristana yakışır. Şehircilik açısından ders şudur: Mekân nötr değildir; şehir düzeni insanların ahlâkını besleyen veya bozan bir çevre meydana getirir. Bu yüzden iyi bir şehir, insanı iyiliğe yaklaştıran mekânların çoğaldığı; kötülüğü besleyen mekânların ise imha edildiği şehirdir. Peygamber Efendimiz'in misal verdiği kişinin yerinde şu an biz olsak, hangi tarafa daha yakın oluruz? "Çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi..." tasvirindeki şehirlerimize bakılırsa bizi ancak azap melekleri götürür.





















