icarus-dream
1.4K posts



















X has now removed the blue check from Iran's MFA Spokesperson’s account—after stripping the Ministry and Minister's verified badges—despite our full Premium+ payments. This arbitrary de-verification fits X’s pattern of selective censorship and American digital piracy, aimed at suppressing the truth about the U.S.’ illegal war against Iran.






گرونی لحظه ای علتی غیر ازسیاسی بازی درایام جنگ نداره. کاش برخورد سفت وسختی بااینها میشد. چندشب پیش رفتیم خرید، روی اقلام که قیمت نداشت وبا دلار بالا میرفت، فرداش که مراجعه کردیم یک سرویس قابلمهی عادی ۲۳ میلیونی رو قیمت دادن ۳۲۵۰۰ ! اینها خود دشمنان داخلی برای ایجاد نارضایتین.




🎬 Gelin size Hollywood filmlerinde kamera ne zaman Meksika’ya, 'Ortadoğu’ya', Güney Asya’ya ya da Afrika’ya dönse ekranın neden aniden tozlu bir sarı tona büründüğünü anlatayım: Sinema literatüründe "Yellow Filter" (Sarı Filtre) olarak bilinen bu uygulama, aslında sadece sanatsal bir tercih değil, modern bir oryantalizm ve sömürgeci bakış açısıdır. Breaking Bad ve Traffic’te Meksika’yı, Extraction ve Slumdog Millionaire’de Hindistan’ı, Black Hawk Down’da Afrika’yı ya da pek çok ajan filminde İstanbul’u ve “Ortadoğu’yu” sanki üzerine sarı bir sis çökmüş gibi görmemiz tesadüf değildir. Bu görsel manipülasyon, Edward Said’in bahsettiği "Öteki"ni inşa etme sürecinin en kestirme yoludur: Batı dünyası parlak ve "soğuk mavi" tonlarla rasyonelliğin, ilerlemenin ve medeniyetin merkezi olarak sunulurken; "Küresel Güney" olarak adlandırılan ve tarih boyunca sömürgeciliğe maruz kalmış coğrafyalar sarı filtreyle boğularak "kaotik, tehlikeli ve durağan" birer suç mahalline indirgenir. Bu durum, kolonyalizmin kurduğu o üstenci görsel hiyerarşiyi her karede yeniden üretir. Sarı ton; kuraklığı, fakirliği ve "eskiyi" sembolize ederek izleyiciye bu bölgelerin modern zamana ait olmadığı ve "ıslah edilmesi gereken, kirli bir geçmişte takılı kaldığı" mesajını bilinçaltından fısıldar. Hikaye anlatma biçimi olarak bu filtreyi seçmek, o coğrafyanın gerçek renklerini ve modern dokusunu yok edip Batılı izleyicinin zihnindeki stereotipleri beslemektir. Sonuçta sinematografi, burada bir sanat dalı olmaktan çıkıp dünyayı "medeni merkez" ve "egzotik/vahşi çevre" olarak ikiye bölen politik bir araca, yani sömürgeci zihniyetin görsel bir mührüne dönüşür.













