
Mehmet Kılıçparlar
2.9K posts

Mehmet Kılıçparlar
@mnkparlar
PUGAT Yazarı ✍ - Gamzede - İç / Dış Politika





▪️Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten Hürriyet’e özel açıklama: 119 ülkede 2 bin 707 FETÖ’cünün peşindeyiz▪️ PKK terör örgütünü 45 yıldan beri “dışarıdan” kullanarak Türkiye’yi bölemeyen emperyalist ülkeler, aynı amaca ulaşmak için “içerideki hain örgüt” FETÖ’yü kullanmaya devam ediyor. Son iki aydır sosyal medyada yeniden hareketlenen FETÖ’cülerin siyasetçileri ve medyayı da kullanarak kaos çıkarma peşinde oldukları herkesin dikkatini çekiyor. İlgili kurumlar da konuyu yakından takip ediyor. Türkiye’nin “dışarıdan” değil ancak içeriden hainler tarafından yıkılacağı hesabını yapan emperyalist ülkeler, FETÖ’cülere kol kanat geriyor. Terör örgütü FETÖ’ye ev sahipliği yapan ve koruyup Türkiye’ye karşı kullanan Batılı ülkelerin şu ana kadar tek bir FETÖ mensubunu iade etmemesi bunun en önemli göstergesi. Türkiye’nin şu ana kadar ABD’den 423, Almanya’dan 746, Fransa’dan 57, İngiltere’den 81, Hollanda 217, Belçika’dan 140, İsviçre’den 91, Norveç’ten 40, Yunanistan’dan 133, İsveç’den 49, Finlandiya’dan 25, Avusturya’dan 21 FETÖ mensubunun iadesini talep etmesine rağmen bir kişi bile Türkiye’ye teslim edilmedi. Adalet Bakanlığı verilerine göre; Türkiye 119 ülkeden toplam 2 bin 707 FETÖ mensubunun iadesi için 2 bin 889 iade talebinde bulundu. Bu taleplerin 2 bin 23’ü ABD ve 11 Avrupa Birliği ülkesine gönderildi. Bugüne kadar Romanya’dan iki, Cezayir’den bir kişi olmak üzere sadece 3 kişinin iadesi gerçekleşti. ABD ve Almanya gibi AB ülkeleri ile Türkiye arasında adli yardımlaşma ve anlaşmaları olmasına rağmen bugüne kadar bırakın iadeyi bir kişi hakkında soruşturma dahi açmadılar. Bu da halen Türkiye’de devlet içinde uzantıları olan FETÖ terör örgütünün Batılı ülkeler tarafından kullanışlı aparat olarak korunduğunu gösteriyor. Nitekim yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, buna özel bir önem vereceğini Hollandalı mevkidaşı ile yaptığı görüşmedeki tutumuyla gösterdi….







15 Temmuz gecesinde henüz sahada hiçbir hareketlilik yokken, emniyetin üst düzey yetkilileriyle gizli bir toplantı yapıldığı iddiası neye dayanıyordu? Bu toplantı gerçekten oldu mu, dilekçe kime aitti ve resmî ifadeler neden birbirini doğrulamıyor?







Bu duruma düşeceğime Foseptik çukuruna düşeyim daha iyi.











