Aciz Bırakan Kitap: Kuran

24 posts

Aciz Bırakan Kitap: Kuran banner
Aciz Bırakan Kitap: Kuran

Aciz Bırakan Kitap: Kuran

@mucizkitabe

"Ey insanlar! Size bir örnek veriliyor; onu dinleyin..." 22/73

Katılım Mart 2025
2 Takip Edilen124 Takipçiler
Marlon
Marlon@Ziusudras·
Fikret Çetin: Charles Darwin ve Türlerin Kökeni'nin yayın tarihi Kur'an'da verilmiştir.
Türkçe
74
11
235
182.5K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
The word (الحبك) marks the 67,183rd position in the chronological word count of the Qur'an. Up to the beginning of this specific word, there are exactly 282,486 letters. The verse containing this word consists of 15 letters. (image 1) The product of these three numerical values equals 284,673,854,070. Following the numerical clue provided in the verse "Over it are nineteen" (عليها تسعة عشر), we apply the number 19 as the primary factor in our calculation. And result... (image 2) This value precisely represents the Universal Gravitational Constant (G), the fundamental physical constant essential for calculating gravitational effects across the universe. "ما كان حديثا يفتري" 12/111
Aciz Bırakan Kitap: Kuran tweet mediaAciz Bırakan Kitap: Kuran tweet media
English
1
0
0
82
رغد العتيبي
رغد العتيبي@raghadd1250·
ماذا تعني كلمة ​{ الْحُبُكِ } الواردة في الآية؟
رغد العتيبي tweet media
العربية
63
92
1.4K
597K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
"Göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya güç yetirebilirseniz, geçin. Bir güç olmadan geçemezsiniz!" (Rahman, 33) 1400 yıl önce insanlığa meydan okuyan ayette kodlanmış muhteşem işaretler... "Kuran'da Kaçış Hızı Mucizesi" isimli ilk makale yayında..
Türkçe
0
0
0
158
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
The Quran states that only it itself has not been altered, not the Torah or the Gospel. On the contrary, it points out that Christian and Jewish religious leaders corrupted the revelation from the very beginning. (Indeed, even while the prophets were alive, they were invalidating the revelation by deifying the calf.) The Torah and the Gospel are a collection of fabricated passages filled with slander against the prophets. It is true that some truths have come down to us without being corrupted, but when we have a book like the Quran that has been preserved word for word, it is not worth investigating which truths might be present in corrupted books.
English
1
0
0
21
Michel Papineau 🇨🇦
Michel Papineau 🇨🇦@MichelStOnge3·
@mucizkitabe @justwantpeace31 @HalalNation_ lol! This is special pleading. The Qur’an affirms the Torah and Injil as revelation and says Allah’s words cannot be altered. Conveniently declaring them corrupt when they contradict Islamic claims is damage control that goes against classical scholarship and consistency.
English
1
0
0
34
Halal Nation ֎
Halal Nation ֎@HalalNation_·
Modern Bible removes verse on prayer and fasting! “O you who have believed, decreed upon you is fasting as it was decreed upon those before you that you may become righteous -“ Quran 2:183
English
75
746
3.3K
102.7K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Nope. The Quran confirms what came before it and also exposes its errors. Therefore, points where it does not dispute common themes found in other books can be accepted as true. However, it also records the slanders leveled against the prophets and their families (such as the slander that Prophet Solomon was not an unbeliever, that Prophet Job did not rebel against God, etc.).
English
1
0
2
23
Michel Papineau 🇨🇦
Michel Papineau 🇨🇦@MichelStOnge3·
@justwantpeace31 @HalalNation_ According to the Qur'an, allah protects all of his words - including the one revealed to Moses and the one revealed to 'Issa'. Yet, Muslims are quick to falsely dismiss them as "corrupted" because it doesn't suit their narrative. Hypocrisy!
English
2
0
0
97
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Kuran-ı Kerim herhangi bir konuda muhteşem bir detay sunup Müslümanlar elçinin bunu bilmesinin imkansızlığına vurgu yapınca inkarcılar: "Muhammed'in yanında bilgili insanlar vardı öğretmişlerdir, Muhammed tüccarlık yapmıştı çevre bölgeleri tanıyordu bilmesi normal, rahip Varaka bin Nevfel Muhammed'in akıl hocasıydı, ondan ders almıştı vs..." Kuran'da kar kelimesi geçmeyince inkarcılar: "Muhammed kar görmediği için ne olduğunu bilmiyordu." Max kemalist zekası.
Türkçe
0
0
7
8.2K
Aykırı Yazar
Aykırı Yazar@AykrYazarzte·
Hiç düşündünüz mü? Kur’an’da yağmur, şimşek, fırtına geçiyor… Peki KAR neden hiç yok?
Aykırı Yazar tweet mediaAykırı Yazar tweet media
Türkçe
915
98
1.2K
2M
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
@hinavibimiz Allah-u Teala elçisine "senin ömrün için" (لَعَمْرُكَ) buyuruyor, Edip böyle zırvalıyor. Zira Allah'ın elçinin ömrü üzerine yemin etmesi onun bütün sistemini bozuyor. Bu sebeple Allah'ın ayetlerini az bir menfaat karşılığı "satıyor." Ticaretinin sonucunu yakında görecek.
Aciz Bırakan Kitap: Kuran tweet media
Türkçe
0
1
8
824
Hin Avibi
Hin Avibi@hinavibimiz·
Ayete KREDİ ve MEDİTASYON ekleyen adam çarpıtmadan bahsediyor :))
Hin Avibi tweet media
Edip Yüksel, J.D.@edipyuksel

@enbuyuksir Ayetin anlamı çarpıtılmış. Mealimde konuyla ilgili diğer ayetlere göre çeviriyorum. Dipnotta Sünni çevirinin çelişkilerini kasaca tartışıyorum. Lütfen Mesaj çevirime bak.

Türkçe
20
35
524
37.5K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Çocuksu olan senin zekan. 1.392.684 sayısını içinde Allah, Güneş, Doğu, Batı kelimesi geçen bağlam ayetinin içine kodlanması ve bunun Güneşin doğusu ile batısı arasındaki mesafeyi tam olarak vermesi mucizenin ağa babasıdır. Bunu kavrayamayan biri gözünün önünde melek geçidi yapılsa bön bön bakar.
Türkçe
0
0
2
108
Fikret Çetin
Fikret Çetin@fikretcetinorg·
Şu kısım esas kritik mesele: "Mekke halkına “Kuran’a inanmıyorsunuz madem o zaman benzerini siz getirin” demek itirazları savuşturmaya (iskat) yarayabilir ama peygamberliği kanıtlamaz. Mekke halkının -şu ya da bu sebeple- başarısızlığından üretilen dolaylı kanıt, nübüvvet iddiasından beklenen doğrudan kanıtın yerine geçmez." Ama neden öyle olduğuna dair bir delil getirmemiş Talha Alp. Şu haliyle mücerret bir iddia.
talha hakan alp@hakantalhaalp

Mucize konusunda alttaki alıntıya cevap -Mucize zaten Kuran’da baskın biçimde fizik kuralları aşan olaylar olarak karşımıza çıkar. Mekke halkının bunları istemesi de gayet doğal. Çünkü Mekke halkına önceki peygamberlerin fizik kuralları aşan mucizelerini (Salih’in devesi, Musa’nın asası vb.) anlatan bizzat Kuran’ın kendisi. Zaten Mekkeliler de mucize isterken bunları referans alıyor: “Öncekilere gönderildiği gibi bize de bir mucize getir” (Enbiya, 5). -“Bu kuralların aşılması olayının onların istediği anda olmasını istemelerinde” tuhaf bir durum yok. Sonuçta mucize zaten anlık ve olağanüstü bir olaydır. Mucize talebinin mantığı, bir insan olarak peygamberin gücünü sınamak değil, bir peygamber olarak arkasında Tanrı’nın güç ve onayı var mı onu sınamaktır. Maksat tanrının bir defalığına ve olağanüstü biçimde tecelli eden gücünde peygamberliğe ilişkin onayı görmektir. Bunun için zamanın ne önemi var? Zaman faktöründen şartların olgunlaşması kastediliyorsa mucizede bunun da önemi yok. Ayrıca şartların olgunlaşması vs. doğal-sosyal nedensellik örüntüsü, olayların gelişiminde farklı olasılıklara kapı aralar, Tanrı’nın elini (onay) gizler ve mucizenin apaçıklığına gölge düşürür. Kaldı ki Firavun Musa’dan mucize istediğinde Musa Firavun’un istediği anda derhal mucizeyi göstermiştir (Bkz., Taha ve Şuara sureleri). -Mekke halkının -ilk kez mucize istediğinde- asıl maksadının ne olduğu konusu niyet okumaya girer. Ayrıca Mekke halkınının ilk mucize istediğinde niyetlerini deşifre edecek tarafsız veriye de sahip değiliz. İddia sahibinin sorumluluğu kanıt getirmek, kanıt isteyenin niyetini okumak değil. İddia sahibi kendi sorumluluğunu yerine getirdikten sonra karşı tarafın maksadı dalga geçmek mi değil mi onu o zaman ortaya çıkartır. Haklılığımızı karşı tarafın niyet ve ahlakıyla değil, kanıtlarımızla ortaya koyarız. -Okuduğum ayetlerin bağlamı genellikle fizik kuralları aşan mucizelerdir, evet. Ve Mekke halkının bu tür mucizeleri istemesinin sebebi de onları Mekke halkına tanıtan Kuran’dır. Aynı mucizeleri Firavun isteme hakkına nasıl sahipse Mekke halkı da isteme hakkına sahiptir. Sonuçta peygamberlik insanları tanrı nezdinde ebediyyen mahkum eden çok büyük bir iddiadır. İnsanların da o nisbette büyük kanıt beklemesi yerindedir. Ayrıca insanlar zaten genellikle bir dine inanmaktadırlar. Sırf sen iyi insansın, güzel şeyler anlatıyorsun diye insanlar kendi dinini bırakıp senin dinine gelmez. Her inançlı insanın gözünde kendi din kurucusu iyidir, güzel şeyler söyler. Ondan dinini bırakmasını makul izahlar yapıp beklemenin de manası yok. Çünkü onun din adamlarının elinde de benzer makul izahlar vardır. Avam zaten bu izahların doğrusunu yanlışını da ayırt edemez. O zaman geriye ya kılıç ya da avamın ağzını açık bırakacak kadar olağandışı mucize dediğimiz fizik kuralları aşan olaylar kalıyor. Ve Mekke halkına bu mucizelerin gösterilmediğini yine Kuran’dan okuyoruz (İsra, 59) -Kuran’da yerleşik anlamda icaz ve mucize yoktur. Mekke halkına “Kuran’a inanmıyorsunuz madem o zaman benzerini siz getirin” demek itirazları savuşturmaya (iskat) yarayabilir ama peygamberliği kanıtlamaz. Mekke halkının -şu ya da bu sebeple- başarısızlığından üretilen dolaylı kanıt, nübüvvet iddiasından beklenen doğrudan kanıtın yerine geçmez. Mucize ve icazı, belli açılardan bakıldığında iddia sahibinin haklılığını daha olası kılacak gerekçe ve ipuçları olarak anlarsanız orası ayrı. Ama böyle mütevazı gerekçelere dayanarak inanmayanları Tanrı ve hakikat karşısında -üstelik kesin ve keskin biçimde- mahkum etmeye kalkmak her şey bir yana epistemolojik hakkaniyete sığmaz.

Türkçe
9
4
93
31.2K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Mucizeler konusunda X ahalisinin okumaları çok yüzeysel. Resule verilmeyen mucize, inkarı halinde toplumun helakına sebep olacak türden bir "beyyine." Tıpkı Firavun ve hempalarının boğulmaları ya da Salih kavminin mucizeyi (deve) yok etmesi sonucu mahvolmaları gibi. Çünkü bunlar apaçık mucizelerdi ve bunların göz göre göre inkarı toplumun artık inanmak için mucize beklemediğini, hangi mucize gelirse gelsin bunu inkar edeceğinin ortaya çıkması ve dolayısıyla helak olmalarının hak olması anlamına geliyordu. Allah-u Teala son Nebi'nin ümmetini helak etmeyeceğinden dolayı bu tarz bir mucizeyi elçiye vermedi.
Türkçe
0
0
2
203
talha hakan alp
talha hakan alp@hakantalhaalp·
İnsan her yeni mucize iddiası karşısında iddianın içeriğinden önce mantığını sorgulamak adına ilk şunu sormalı: Sabah akşam mucize isteyen Mekke halkına tek bir mucize gösterip ağızlarını kapatmak yerine “dileyen inanır dileyen inanmaz, bu iş mucize meselesi değil, hidayet meselesi, eski kavimlerin mucizeleri yalanlamaları size mucize göstermemize mani oldu, hem mucize göstersen ne olacak, inanacakları ne malum?” mealinde yanıtlarla yetinen Tanrı ne değişmiş olabilir ki 1500 yıl sonra fenomenlerin ağzından her ay yeni bir mucizeyi (!) deşifre ediyor olsun?! Yukarıdaki yanıtlar artık geçerli değil mi? Geçerli ama mucize göstermeye mani değil mi? O halde neden 1500 sene önce bunlar mucize göstermeye mani şeylermiş gibi mucize taleplerini ret gerekçesi olarak kullanıldı?
Türkçe
50
7
98
167.8K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Bu iddianın sorunu, meseleyi teorik bir problem ele alıp pratik yönünü hiç düşünmemektir. Kuran, “yaşayan” bir kitaptır. Ayetler nazil olduğunda hafızlar bunu belleklerine kazıyıp, namazlarda ya da müstakil ibadet olarak Kuran okumalarında kıraat ediyordu. Bu ayet indiğinde Roma-Sasani savaşı sürmekte olduğuna göre Müslümanlar hangi okuma biçimini tercih etti? Eğer iki biçimde de okunmaya müsaitse neden iki biçimde de okunduğuna dair rivayetler oluşmadı? Nitekim kelimenin etken okunduğuna dair tek bir rivayet yok. “Ayetin hangi biçimde okunacağını savaşın sonucu belirleyecekti” deniliyorsa, ayet şu durumda savaşın sonucuna kadar gizlenmiş olmalıydı. Oysa ayetler nazil olduğunda Resulullah ya da sahabe bunu bir yere kaldırıp saklamıyor, aksine herkese aktarılıyordu. Nasıl nazil olduysa o şekilde ezberleniyor ve kıraat ediliyordu. Dolayısıyla kelimenin okunuşunu sonradan değiştirme gibi bir durum söz konusu olamazdı. Böyle olduğunu kabul etsek bile, ortada iddia sahipleri için hala anlamsız bir durum söz konusu: Madem ki ayet savaşın durumuna göre okunacaktı, o halde en başta ikili okumaya izin veren şekilde tasarlanmasının mantığı neydi? Basit bir mantık silsilesini takip etmek bile iddianın tutarsızlığını gözler önüne seriyor. Bununla beraber, bu iddia teknik olarak da geçersizdir zira ayetin ters anlatıya kapı aralayacak şekilde sürmesi için bir sonraki ayetin “Rumlar bu galibiyetlerinden sonra birkaç yıl içinde mağlup olacaklar” şeklinde devam etmesi gerekir. Ancak bunun için de ilgili kelimeye ekstradan bir t harfi eklenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla her iki anlama gelecek şekilde gramer yapısı yalnızca ilk cümle için geçerlidir, ikincisi için değil. Aşağıdaki görseli inceleyebilirsiniz: Ayetin orijinali: غلبتالروم في ادني الارض وهم من بعد غلبهم سيغلبون Zıt anlamlı hali:غلبت الروم في أدنى الأرض وهم من بعد غلبتهم سيغلبون Görüldüğü gibi ilk kelimede (mağlup oldu) hiçbir değişiklik olmadan zıt anlamlı hale (galip geldi) gelebiliyorken sondan bir önceki altı çizili kelimenin anlamının (mağlubiyetten sonra galip gelecekler) zıt anlama bürünmesi için (galibiyetten sonra mağlup olacaklar) t harfi eklenmesi şart. Konuya hakim olmayanlar için ilgili kelimeyi bold ile vurguladım.
Türkçe
0
0
0
114
Emre Ercis
Emre Ercis@e_ercis·
MERAKLISINA, BİR HAFTA SONU OKUMASI: RUM SURESİ, GAYBİ BİR HABERİ VEREN MUCİZE Mİ? Öncelikle amacım, bu konuda araştırma yapan ve ulaştığı bilgileri yorumlayarak, "Rum Suresi bir mucizedir" şeklinde ortaya bir kanaat koyanların emeklerini zayi etmek değil. Eminim her birisi bir hakikati ortaya koymaya çalışmıştır. Bu yüzden bende kendimce yapmış olduğum araştırmaların bir neticesi olarak bu yazıyı paylaşıyorum ve amacım kimseyle bir polemiğe girmek değil. Rum Suresi'nin 2-4 ayetleri arasında yer alan lafızlar, özellikle, "Kur'an-Bilim" kıyası yapan kesim tarafından "Yakın bir zamanda Bizans'ın zaferini önceden haber verdiği" iddia edilerek Kur'an'ın gaybi bir mucizesi olarak anlatılıyor. Ancak ortaya konulan bu iddia, Bizans ve Sasanileri anlatan tarih kaynakları referans alınarak yapılırken, en önemli turnusol olacak olan kıraat farklılıkları ve Arapça dilbilgisi kuralları ele alınmadan yapılıyor. Rum Suresi 2 ve 3. ayetleri, modern Mushaf'ta, " غُلِبَتِ الرُّومُ فِي أَدْنَى الْأَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَ / “Rum (Bizanslılar) yenildi. Onlar yenilgilerinden sonra galip geleceklerdir." şeklindedir. Bu ayetlerin kıraatlerine yönelik " غُلِبَت / gulibet " ve " غَلَبَت / galebet " olmak üzere iki ana varyant söz konusudur. Birinci okuyuş olan " غُلِبَت / gulibet " meçhul fiil ve edilgen yapı olup, "Yenildi" anlamına gelirken, ikinci okuyuş olan " غَلَبَت / galebet " ise, malum fiil ve etken yapı olup, "Yendi" manasına gelmektedir. Birinci okuyuşta, yenilen Bizans olurken, ikinci okuyuşta yenen taraf Bizans olmaktadır. Bu kıraat farklılığı, Kur'an'ın geleceğe yönelik gaybi bir bilgiyi verdiği yönündeki iddiayı, Arapça Dil Bilgisi yönünden zayıflatır. Çünkü hangi varyantın orijinal olduğu filolojik olarak kesin değildir; ve aşağıda görselini paylaşmış olduğum (Altı kırmızı çizili olan lafız Rum Suresi 2. ayet, mavi olarak çizili olan 3. ayet ve yeşil olarak çizili olan 4. ayet) erken dönemlere ait Mushaflarda noktalama ve hareke sistemleri bulunmadığından dolayı her iki okuma da mümkündür. Arapça Dil Bilgisi kurallarına göre, "Mazi/Geçmiş" zaman kipi, bazen gelecek anlamında kullanılabilir; ancak bu kullanımlar bağlama dayanır. Mesela, " سَيَغْلِبُونَ / Sayaglibun " fiilinin başındaki " س / Sin " harfi, gelecek zaman ekidir. Bu nedenle Rum Suresi 2. ayetinde yer alan, " غُلِبَتِ / gulibet(i) " fiilinin "Şu anda yenildiler" mi yoksa "yenilecekler" mi anlamına geldiği bağlama göre tartışmalıdır. Dolayısıyla bu zamansal hareketlilik, ayetin geleceğe yönelik gaybi bir bilgi içerdiği yönünde yapılan tezlerin dilbilgisel olarak temellendirilmesini imkansız hale getirir. Yine bir başka sorun olarak karşımıza, "Fiil uyumu sorunu" çıkmaktadır. " غُلِبَتِ / gulibet(i) " fiilinin dişil eki " ـتْ " , cem-i/çoğul olan " الرُّومُ / er-Rum " kelimesiyle uyuşmaz. Çünkü, " الرُّومُ / er-Rum " kelimesi, çoğul anlamlı ama tekil kalıp şeklinde cem-i te'vili bir isimdir ve fiilin müennes/dişil değil müzekker/eril gelmesi beklenir. Kur'an'ın bu kullanımı, Klasik Arapça'da örneğine çok az rastlanan ve şiirsel olmayan bir biçim olmasından dolayı, bu yönüyle de yine Kur'an'a isnat edilen "Belagat Mucizesi" iddiasıyla çelişmesine neden olur. Bir önemli meselede, klasik tercümelerde, "En yakın bölge" olarak çevrilen, " اَدْنَى الْاَرْضِ " ifadesinde mevcut. "En yakın bölge" olarak çevrilen, " اَدْنَى / edna" kelimesinin kökü olan, "د ن و " hem yakınlık hem alçaklık anlamına gelir. Bu, coğrafi veya soyut bir konumu gösterebilir. Filolojik anlamda, "en alçak toprak" anlamı sonradan mucize ispatına delil olmak adına, "Deniz seviyesinin en düşük noktası" olarak yorumlanmış ve lokasyon olarak Lut Gölü gösterilmiştir. Günümüzün modern jeolojik bilgilerine dayalı olarak anakronik bir yorum niteliğinde kullanılıyor olsa bile erken dönem tefsirlerde bu yorumun karşılığı olmadığı için çok fazla bir anlam ifade etmez. Bu ayetlere yönelik farklı kıraat varyantlarının olması ve çeşitliliği, "gaybi mucize" olarak referans alınan metnin tek biçimli "ilahi" bir formda gelmediği, sözlü aktarım aşamalarından geçtiğini ve bunun da, metnin harf veya hareke düzeyinde "mucizevi bir koruma" altında olduğu iddiasıyla çelişir. Sonuç olarak, Rum Suresi'nin 2–4. ayetleri üzerinden, "Gaybi bir Mucize" çıkaranların öncelikli olarak; 1-Fiil kiplerindeki belirsizliği 2-Lafız'daki cinsiyet uyumsuzluğu 3-Çift yönlü kıraat ihtimalleri ne yine Arapça Dil Bilgisi kurallarına uyacak şekilde cevap vermeleri gerekir. Çünkü, "Gramatik Kusursuzluk" ya da "Kehanet Mucizesi", belli medeniyetlere ait tarih kaynaklarında aktarılan bilgilerden yola çıkarak ispatlanmaz. Belki bu ayetler için erken Arap şiirlerindeki "politik‐dini" söylem geleneğinin bir örneğidir ve bu yönüyle retorik olarak güçlüdür diyebiliriz ama dilbilimsel anlamda bir "mucizedir" diyemeyiz.
Emre Ercis tweet mediaEmre Ercis tweet media
Türkçe
32
16
155
22.4K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
İşte bir başkası: "Sen dağları görür, yerinde durur sanırsın oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürürler." 27:88 Bu ayet net biçimde dünyanın hareket halinde olduğunu anlatmaktadır. Ancak hiçbir eski müfessir bunu bu şekilde yorumlayamamıştır. Hemen hepsi kıyametin kopmasının delili ve dağların ahirette yürütüleceği şeklinde yorumlamıştır. Zira Dünya'nın döndüğünden haberdar değillerdir. Oysa ahirette dağların yürütülmesi ayetin anlamıyla uyumsuzdur. Zira ayet "sen durur görüyorsun (mevcut halde) ama öyle değil" demektedir. Üstelik devamında "bu Allah'ın sanatıdır" denilmektedir. Dağların kıyamette yürütülmesi "Allah'ın sanatı" ile değil "Allah'ın kudreti" ile ilgilidir. Sanat durduğunu gördüğün bir şeyin esasında "yürüyor" olmasından ve senin bunu fark etmemendedir. Zaten ayette geleceğe dair hiçbir atıf yoktur. Dahası mucizevi lafzı destekleyen ek bir veri bulunmaktadır. 93 ayetli Neml suresinin 88. ayetidir bu. Ve 18 kelimeden müteşekkildir. 93×18=1674. Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönüş hızı: 1674 km/s
Türkçe
0
0
1
159
Altay Cem Meriç
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric·
Bu bağlamda nakillerin en büyük faydası bahsettiğim gibi bu bilginin o dönemde dolaşımda olmadığını göstermesidir. Bu mucizelik anlamını pekiştirir. Bir diğeri attığınız nakil sorduğum soruya cevap olmazdı. Zira ben “zaten firavunun kötü olduğu tüm metin boyunca anlatılıyor. Kimse onun ölümü ardına acaba gökler ve yer onun arkasından ağlamış mıdır ? diye sormaz. Bu neden vurgulandı ?” diye merak etmiştim. “Kötülerin ardından gökler ve yer ağlamaz” cevabının bu soruya cevap olmadığı açıktır. Bir diğer bahis pek çok rivayet ve konu vardır ki mucizeliği yönüyle sonrakilere daha açıktır. Örneğin ; “Milletler aç kurtlar gibi üstünüze çökecekler” bu rivayetin anlamı bize zahirdir. Oysa sahabi döneminde gaybi idi. Yine “baldırı çıplak koyun çobanları binalar yapmada yarışacaklar” rivayeti böyledir. Sayısı arttırılabilir. Bu kriter geçerli olsaydı biz bir gaybi haberin mucize olabilmesi için hakkında bizden öncekilerin hiçbir şey söylememesini şart koşmalıydık. Böyle bir şartın abes olacağı aşikardır.
Mesut Kaya@ezZencani

Kur'an'ın ifadelerini ilk müfessirlerin görüşleri ışığında anlamak çok daha isabetli. "Harika!" denilecek yorumlar bence onların tespitlerinde saklı. Bakın İbn Abbas ayeti nasıl açıklamış: "İbn Abbas’a soruldu: “Gök ve yer bir kimse için ağlar mı?” O da şöyle dedi: “Evet, +

Türkçe
27
25
459
60.4K
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Eski dönem müfessirleri (Allah hepsine rahmet eylesin) kendi imkanları dahilinde anlamalarına olanak olmayan ayetleri doğal olarak kavrayamamışlardır. Bunları belirtmek onlara saygısızlık değildir. Aksi, Allah'ın ayetlerine karşı kör kalmak olurdu. Birkaç örnek verelim: "Görmedin mi Rabbin gölgeyi nasıl uzattı? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra biz Güneş’i ona (gölgeye) delil kıldık." 25:45 Gölgenin uzayıp kısalması, Güneş’in gökyüzündeki konumuna bağlıdır. Bu konum, gün içinde Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle belirlenir. Gölgenin değişiyor olması, Dünya'nın döndüğünün bir kanıtıdır. Yani ayet lafız olarak da bir mucizedir. Ayette sayısal mucize de mevcuttur. Ayet 6236 ayetli Kuran'ın baştan 2900. ayetidir. 2900/6236 = 0,465 Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı: 0,465 km/s. Ancak hiçbir müfessir ayetten Dünya'nın döndüğünü çıkaramamıştır. Çünkü bilmiyorlardı. Biz de onların döneminde yaşasak bilemezdik. Bu onları eksik yapmaz, bizi de çok zeki ya da ilim sahibi yapmaz. Böyle onlarca örnek verebilirim. Kuran hem lafız hem de bunu destekleyici sayısal verilerle mucize olduğunu her katmanda ispatlar. Resulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Sizden öncekilerin haberi, sizden sonrakilerin haberi, aranızdaki meselelerin hükmü Allah’ın kitabındadır... İlim adamları ona doyamaz. Tekrarlamakla eskimez. Harikalıkları bitip tükenmez…” "“Bütün ilim Kuran’dadır fakat insanların anlayışı yetersizdir" -İbn Abbas
Aciz Bırakan Kitap: Kuran tweet mediaAciz Bırakan Kitap: Kuran tweet media
Türkçe
1
0
2
219
Aciz Bırakan Kitap: Kuran
Aciz Bırakan Kitap: Kuran@mucizkitabe·
Kuran'ın ayetleri katman katmandır. Her seviyeden okuyucuya ayrı cepheden hitap eder. Ve kimi ayetler işaretlerini gelecek nesillere bırakacak şekilde kodlanmıştır. Yüce Kitap'ın mucizelerinden biri de budur. Örneğin: "Sen dağları görür, yerinde durur sanırsın oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürürler." 27:88 Bu ayet net biçimde Dünya'nın hareket halinde olduğunu anlatmaktadır. Ancak hiçbir eski müfessir bunu bu şekilde yorumlayamamıştır. Zira Dünya'nın döndüğünden haberdar değillerdir. Her biri ahirette dağların yürütüleceğinden bahseder ki ayetin anlamıyla uyumsuzdur. Zira ayet "sen durur görüyorsun (mevcut halde) ama öyle değil" demektedir. Geleceğe dair hiçbir atıf yoktur. Üstelik lafzı doğrulayan büyük bir mucize bulunmaktadır. 93 ayetli Neml suresinin 88'inci ayetidir bu. Ve ayet 18 kelimeden müteşekkildir. 93×18=1674. 1674 km Dünya'nın kendi ekseni etrafında, saatteki dönüş hızıdır. Allah-u Teala gelecek çağlara işaretlerini işte böyle bırakır.
Türkçe
1
0
1
717
Fikret Çetin
Fikret Çetin@fikretcetinorg·
Böyle genel geçer bir kural yok. Kimi ayetler var, zamanla asıl anlamı daha netleşiyor. İlk dönem tefsirlerinde mesela şöyle ifadelere raslanır: Bu Kuran'ın sırlarındandır, anlamı henüz açığa çıkmamıştır. Kimi ayetler de var anlamı zamanla yanlış anlşılmaya başlıyor... İbn Abbas'a nispet edilen mezkur yorum pek kuvvetli bir açıklama değil. İbn Abbas'a nispeti de büyük ihtimal sorunlu olmalı.
Mesut Kaya@ezZencani

Kur'an'ın ifadelerini ilk müfessirlerin görüşleri ışığında anlamak çok daha isabetli. "Harika!" denilecek yorumlar bence onların tespitlerinde saklı. Bakın İbn Abbas ayeti nasıl açıklamış: "İbn Abbas’a soruldu: “Gök ve yer bir kimse için ağlar mı?” O da şöyle dedi: “Evet, +

Türkçe
16
3
154
96K