M.R. Simityan

38.8K posts

M.R. Simityan banner
M.R. Simityan

M.R. Simityan

@s_simityan

Ne yaptıysak devletin bekâsından değil, memleket sevdasından...

Yorgun, huzursuz ve İslamcı... Katılım Nisan 2015
1.4K Takip Edilen7K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Bir zincir daha kaleme almak yerine daha derli toplu durması için değerlendirmelerimi bir yazı dizisinde toplamaya karar verdim. Dizinin ilk üç yazısına şu linklerden ulaşabilirsiniz. @s_simityan/bir-monotonluk-maratonu-yahut-seçim-sonuçlarını-konuşmak-i-b6a6b5e50b90" target="_blank" rel="nofollow noopener">medium.com/@s_simityan/bi… @s_simityan/i̇stisnalar-kaideyi-bozmaz-yahut-seçim-sonuçlarını-konuşmak-ii-f908d420dac8" target="_blank" rel="nofollow noopener">medium.com/@s_simityan/i̇… @s_simityan/17-aralık-2021-tarihinde-yazdığım-ve-ara-ara-da-referans-verdiğim-https-twitter-com-s-simityan-sta-91102eaa0294" target="_blank" rel="nofollow noopener">medium.com/@s_simityan/17…
M.R. Simityan@s_simityan

2021 yılı sonunda yazdığım şu flood büyük bir “sövgü” seli ile karşılanmıştı twitter.com/s_simityan/sta… Buradaki öngörülerimin bir çoğu doğru çıktı. Değerlendirme ve eklemelerim için bir zincir daha kaleme alacağım.

Türkçe
1
3
11
38.9K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Nitekim hakkını vererek okumak isteyen için el hak Emsile bile derin bir kitaptır.
Türkçe
0
2
14
1.2K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
İyice deli gibi etti kendini: Freud’un standart tüm çalışmaları şöyle 24 cilt. Yeni versiyonlarına bu versiyonda olmayan 100-200 sayfa daha eklemişler. Türkçe’deki çevirileri sınırlı. Zaten çoğunun çevirisi yok. Hepsini okumaya gerek var mı bence yok ama Totem ve Tabu ya da Musa ve Tek Tanrıcılık ile Freud’un “popüler”kültüre geçen kısımları anlaşılabilir; psikanalize dair kök tartışmalar ve klinik meseleler önceki ciltlerde. Yunan klasiklerinden kasıt Pre-Sokratik dönem değilse sadece İngilizce’de kaynak çeviri olarak kullanılan Platon’un meşhur Cooper versiyonu bile yaklaşık 1900 sayfa. Bu kitabın hepsini hakkını vererek bir ayda okuyamazsın. Ancak 3-4 ayda o da giriş kabîlinden bir hocayla dersini yapabilirsin. Aristo’yu saymıyorum bile; Türk akademisinde belki de hiç okunmamış ciltleri var :D Kasıt presokratiklersr bile Thukydides’in Peloponnesos Savaşları bile yaklaşık 400 sayfa insanlar bir dönem dersini yapıyor.
M.R. Simityan tweet media
Altay Cem Meriç@AltayCemMeric

200 Yunan klasiği max 100-150 günde okunur. Şunu bile ciddi bir şey sanıyorlar. O yazdığın iki metni toplam 30 saat sadece ders yapmışızdır. Böyle basit yapabildiğimiz şeyleri yapılamaz zannedip sonra bize kibirli diyorlar. Kardeş saatte çıtır çerez kitaplarınızdan 80-100 sayfa okuyup günde 400-450 dk ortalaması olan birinin ne okuyabileceğini bir hesap et hele. Adam “Freud hakkında da konuşuyor” diye kızıyor. Kökü topu 20 civarı 200-300 sayfalık metni var adamın. Sıkı otur 1 ayda hakkında yazılanlarla beraber yer yutarsın. 1 aylık işe insanlar kendini “uzman” kıldı diye sorun bizde mi ? Sen cin aliyi nasıl okuyorsan bize somut dolu metinler öyle geliyor bize. Hayatınızda hiç çalışmamışsınız ki çalışmak nedir bilesiniz ? Gayretiniz belli ki az. Şu hesabı yapamadığınıza göre zeka da parlak değil. Yol yakınken başka işe geçin. Bu işlerde sivrilemezsiniz.

Türkçe
4
8
165
22.2K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Biri verdiği örneklerin yanlışlığı hususunda eleştirdiğinde “Örneklere takılmayın” diyorsa bu o kişinin konunun tafsilatını anlamadığını gösterir. Teşbihler ve emsaller nakıs olabilir ya da tarifi tam olarak kapsamayabilir fakat yanlış hatta olması gerekenin zıddı olamaz.
Türkçe
0
0
13
591
علي العثماني الحنفي
علي العثماني الحنفي@aliosmanihanefi·
Fikret Çetin 'apaçık arapça' için farklı bir yorum getirince Keşşaf'a bakmak istedim. Hazret direk arabiyyeni Arapça, a'cemîyyeni de Arapça dışında bir dil olarak anlıyor.
علي العثماني الحنفي tweet media
Türkçe
5
3
84
12.7K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Çok sıkıntı olan bir diğer mesele de avam ve havas kavramlarının çok hoyratça kullanılması. Dini ilimlerle biraz ilgilenmeye başlayan pek çokları kendisini havas diğerlerini avam mesabesine koyuyor. Bu ne siyam sibâka ne de bu kavramsallaştırmanın ruhuna uyan bir kullanım biçimi.
Türkçe
0
7
30
6.5K
M.R. Simityan retweetledi
M. Yakup Altuğ
M. Yakup Altuğ@debbusi·
Dini ilimlerle biraz ilgilenmeye başladığı için avamlıktan havaslık mertebesine yükseldiğini zanneden pek çokları, aslında o ilimlerin mütehassısları nezdinde hala avam mertebesindedir.
M.R. Simityan@s_simityan

Çok sıkıntı olan bir diğer mesele de avam ve havas kavramlarının çok hoyratça kullanılması. Dini ilimlerle biraz ilgilenmeye başlayan pek çokları kendisini havas diğerlerini avam mesabesine koyuyor. Bu ne siyam sibâka ne de bu kavramsallaştırmanın ruhuna uyan bir kullanım biçimi.

Türkçe
0
2
31
3.7K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
@hakuin_zn İddia yayınlamadığı yönünde. Bunlar bahsi diğer.
Türkçe
0
0
0
160
hakuin2
hakuin2@hakuin_zn·
@s_simityan yayınlanınca doğru ve gerçek mi oluyor :)
Türkçe
2
0
0
200
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Freud’un doğruluğu yanlışlığı başka bir tartışma fakat vakaları hayattayken yayınlanıyor: Dora (1905), Küçük Hans (1909), Sıçan Adam (1909), Schreber (1911) ve Kurt Adam (1918). Payel yayınlarından tercümeleri de var bir kısmının. Bugün yerleşik bir çok klinik metod psikanalizin mirası denebilir. Konuşma da problemli çok kısım var. Merak edenler Saffet Murat Tura’nın Freud’dan Lacan’a Psikanaliz kitabına ve Payel’in başındaki çeviren önsözüne bakabilirler.
GZT ALFA@gzt_alfa

Freud'un kuramları güvenilir mi❓🤔

Türkçe
1
0
11
2.6K
M.R. Simityan retweetledi
dranatomikrobiyoloji
dranatomikrobiyoloji@dranatomikro·
Dr bey, Doğrudan benim ilgi alanıma giren bir dezenformasyon değil bu veya sert bir cevap diline gerek yok çünkü Freud'un kuramlarının geçerliliği doğrudan bir halk sağlığı sorunu değil ve bu konuda yanlış yayılan bilgi üzerine ağır bir mücadeleye girişmeme gerek yok. Sadece düzeltmem yeter. O yüzden okursanız sevinirim. Freud'un vaka defterlerini yayınlamadığı iddianızla başlamak istiyorum, çünkü bu dallanıp budaklanmadan dimdirekt bir yanlış. Freud beş ayrıntılı vaka çalışması yayımladı: Dora (1905), Küçük Hans (1909), Sıçan Adam (1909), Schreber (1911) ve Kurt Adam (1918). Bunlar öyle acaba eserleri değil; kütüphanelerde, dijital arşivlerde, herkesin erişimine açık metinler. Evet, Freud'un metodolojisi bugünkü standartlarda bilimsel değildi: Kontrol grubu yoktu, örneklemi dar ve temsil gücü düşüktü, hastanın anlatısını yorumlama biçimi doğrulama yanlılığına açıktı. Bunu kabul etmek gerekir, sanırım herkes de hemfikir zaten bunda Ama "bilimsel kriterlerin hiçbirini karşılamaz" demek, Freud'dan türeyen kavramların bağımsız deneysel araştırmalarla test edilmediğini varsaymak olur ve bu varsayım yanlıştır. Bilinçdışı bilişsel süreçlerin varlığı, Kihlstrom'un Science dergisindeki inanılmaz muhteşem denebilecek çalışmasından bu yana bilişsel psikolojinin en sağlama oturmuş bulgularından birisi (1). Savunma mekanizmalarının ölçülebilir ve sağlık sonuçlarını öngörücü olduğu Vaillant'ın Harvard'daki onlarca yıl sürmüş boylamsal çalışmasıyla gösterildi (2). Bağlanma kuramı doğrudan psikanalitik gelenekten çıktı ve gelişim psikolojisinin en güçlü kanıt tabanına sahip çerçevelerinden birisi. Aktarım (transferans) deneysel sosyal psikoloji laboratuvarlarında bağımsız olarak doğrulandı. Carhart-Harris ve Friston, Brain dergisinde Freud'un yapısal modelinin beyindeki varsayılan mod ağı ve serbest enerji ilkesiyle nasıl örtüştüğünü gösterdi (3). Freud'un spesifik kuramsal iddialarının çoğu (Ödipus kompleksi, psikoseksüel evreler, penis kıskançlığı) bugün geçerliliğini yitirmiştir, evet bu konuda da herkes hemfikir zaten. Ama Freud'un tüm kavramsal mirasını, üzerinde yüzlerce bağımsız araştırma yapılmış bilinçdışı süreçler, savunma mekanizmaları ve bağlanma kuramıyla birlikte inkar etmek, elde ettiğimiz çok büyük bir mirası etrafındaki çöplerden arındırmak yerine onlarla birlikte çöpe atmak değil mi sizce de? "Tedavi başarısı da yok" iddianızı ise konuşmanızın en tuhaf kısmı açıkçası. Bence tehlikeli ama en kolay çürütülen kısım da bu. Bakın Cochrane ile başlayacağım, ötesi yok. Kanıta dayalı tıptaki en yüksek kanıt düzeyi seviyesinde bir sistemik derlemede, 23 randomize kontrollü çalışma analiz edildi ve kısa süreli psikodinamik psikoterapinin yaygın ruhsal bozukluklarda anlamlı şekilde etkili olduğu bulundu (4). Leichsenring ve Rabung'un JAMA'da, dünyanın en prestijli tıp dergisinde yayımlanmış meta-analizi, uzun süreli psikodinamik psikoterapinin karmaşık ruhsal bozukluklarda 1.8 gibi çok büyük bir etki büyüklüğüne sahip olduğunu gösterdi (5). Shedler'in Amerikan Psikoloji Derneği'nin amiral gemisi dergisi American Psychologist'teki meta-analizi, psikodinamik terapinin etki büyüklüğünü 0.97 olarak buldu ve bunun bilişsel davranışçı terapi için raporlanan etki büyüklüklerine eşdeğer olduğunu ortaya koyuldu (6). Yine bakın Leichsenring'in American Journal of Psychiatry'deki RCT'si psikodinamik terapi ile BDT'yi sosyal anksiyete bozukluğunda doğrudan karşılaştırdı ve takipte her iki tedavinin eşdeğer sonuçlara ulaştığını gösterdi (7). Bateman ve Fonagy'nin yine American Journal of Psychiatry'deki RCT'si, psikanalitik gelenekten türeyen zihinselleştirme temelli tedavinin borderline kişilik bozukluğunda standart psikiyatrik tedaviden anlamlı şekilde üstün olduğunu kanıtladı ve bu tedavi bugün İngiltere'nin NICE kılavuzlarında önerilen tedaviler arasına girdi (8). Klasik Freudcu psikanaliz, haftada beş seans koltukta yatarak yapılan o biçimiyle büyük ölçüde tarihsel bir pratiktir, evet. Ben buna da itiraz etmiyorum. Ama ondan evrilen modern psikodinamik psikoterapi, Cochrane'den JAMA'ya, APA'dan NICE'a kadar her düzeyde kanıt desteğine sahip bir tedavidir. "Başarısı yok" demek bu literatürün tamamını görmezden gelmek oluyor. İbn-i Sina'nın yolunu açtığı modern tıbbın her bir kilometre taşı, aslında İbn-i Sina'ya da atfedilemez mi? Tıp ve bilim bir usta-çırak yoluyla nesilden nesile aktarımdır. O alana spesifik çalışan ve bir şeyler katan herkes, o alanda kaydedilen tüm ilerlemelerde pay sahibidir. Hele Freud gibi bir alan açmış kişi, o alanda yapılmış tüm yontmaların, tüm adımların, tüm sonuçların saygıyla teşekkür etmeyi borçlu olduğu büyük bir bilim insanıdır. Bugün ilgili alanda Freud'un her sözü doğru değildir, ancak doğru olduğu gösterilen çoğu sözde Freud'un izi vardır. Tıpkı İbn-i Sina örneğinde olduğu gibi. Yazıda kullandığım kaynaklar: 1-Kihlstrom JF. The cognitive unconscious. Science. 1987;237(4821):1445-52. PMID: 3629249 2-Vaillant GE, et al. An empirically validated hierarchy of defense mechanisms. Arch Gen Psychiatry. 1986;43(8):786-94. PMID: 3729674 3-Carhart-Harris RL, Friston KJ. The default-mode, ego-functions and free-energy: a neurobiological account of Freudian ideas. Brain. 2010;133(Pt 4):1265-83. PMID: 20194141 4-Abbass AA, et al. Short-term psychodynamic psychotherapies for common mental disorders. Cochrane Database Syst Rev. 2006;(4):CD004687. PMID: 17054212 5-Leichsenring F, Rabung S. Effectiveness of long-term psychodynamic psychotherapy: a meta-analysis. JAMA. 2008;300(13):1551-65. PMID: 18827212 6-Shedler J. The efficacy of psychodynamic psychotherapy. Am Psychol. 2010;65(2):98-109. PMID: 20141265 7-Leichsenring F, et al. Psychodynamic therapy and cognitive-behavioral therapy in social anxiety disorder: a multicenter randomized controlled trial. Am J Psychiatry. 2013;170(7):759-67. PMID: 23680854 8-Bateman A, Fonagy P. Effectiveness of partial hospitalization in the treatment of borderline personality disorder: a randomized controlled trial. Am J Psychiatry. 1999;156(10):1563-9. PMID: 10518167 Ayrıca "bilim", "bilim felsefesi" "evrim" gibi konuları, biyolojiyi vb münazara etmek isterseniz de kapımın açık olduğunu tekrar yineleyim. Fakat dediğim gibi bunu bir kavga diliyle değil, gerekli olgunluğa yakışır bir moderatör eşliğinde yapalım. Anekdotal tartışmaların bir yere getirmeyeceği aşikar, o yüzden planlanmış bir yayın faydalı olacaktır diye düşünüyorum. İyi çalışmalar dilerim. Not: Psikiyatri ve felsefeye olan merakımdan dolayı konu hakkında bir miktar hakimiyetim var. Ancak elbette psikiyatrist meslektaşlarımın ve psikoloji alanında çalışan değerli araştırmacıların yorumları benden çok daha kapsamlı olacaktır.
Türkçe
17
11
219
28.4K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Demiştik. Bu reelpolitik meselesi -ki alıntıladığım twit silinmiş- ve Buhari’deki hadisin usulsüz bir şekilde “yanlış” kabul edilmesinden olacaklar belliydi. En temel kavramlar da bile hata çıkaran birisi var ve kimse umursamıyor. Usulsüz olunca istersen en “hak” tarafta ol yine batıla kayarsın maalesef. x.com/s_simityan/sta…
M. Yakup Altuğ@debbusi

İnanılması çok zor bir dönüşüme şahit oluyoruz. Gerçekten çok acayip. Birkaç sene öncesine kadar Allah’ın faizi cephe mantığı ile ele almasının nedeni olarak getirilen tüm gerekçeler, şu an faizin zaruretinin ve uygulanabilirliğin kaçınılmaz kriterleri olarak sunuluyor. Hatta takat nispetinde faizden uzak durmayı öğütlerken, buna rağmen uzak duramadıklarının pişmanlığını yaşamak ve onlardan bile tövbe etmek önerilirken, şimdi şaraptan başka içecek bir şeyin olmadığı dünya metaforlarına dönüldü. Şu an uygulanamaz denen faizsiz yaşamın nasıl da güzel uygulanabilir olduğu 5 sene önce aynı söylemin sahipleri tarafından anlatılmış zaten. Tüm söylemin özeti o ki, mevcut fıkıhla ve bu fıkhı üreten zihniyetle günümüzün dünyasında yaşamanın mümkün olmadığı iddia ediliyor. Bu görüş kılçıksız modernizm ve reformizmdir. 5 sene önce yaşananilir olan fıkıh şu an hayatı yaşanamaz hale getirmiş durumda. Şimdi burada getirilen gerekçenin hakiki ve fiili bir “uygulanabilirlik/uygulanamazlık” olgusu olduğunu nasıl düşünelim? Kendini ehli sünnete nispet eden mahfiller cenahlar mecralar neyin hatrına bu yuvarlanışı görmezden geliyor, hatta destekliyor, anlamak güç.

Türkçe
2
3
19
4.9K
M.R. Simityan retweetledi
M. Yakup Altuğ
M. Yakup Altuğ@debbusi·
İnanılması çok zor bir dönüşüme şahit oluyoruz. Gerçekten çok acayip. Birkaç sene öncesine kadar Allah’ın faizi cephe mantığı ile ele almasının nedeni olarak getirilen tüm gerekçeler, şu an faizin zaruretinin ve uygulanabilirliğin kaçınılmaz kriterleri olarak sunuluyor. Hatta takat nispetinde faizden uzak durmayı öğütlerken, buna rağmen uzak duramadıklarının pişmanlığını yaşamak ve onlardan bile tövbe etmek önerilirken, şimdi şaraptan başka içecek bir şeyin olmadığı dünya metaforlarına dönüldü. Şu an uygulanamaz denen faizsiz yaşamın nasıl da güzel uygulanabilir olduğu 5 sene önce aynı söylemin sahipleri tarafından anlatılmış zaten. Tüm söylemin özeti o ki, mevcut fıkıhla ve bu fıkhı üreten zihniyetle günümüzün dünyasında yaşamanın mümkün olmadığı iddia ediliyor. Bu görüş kılçıksız modernizm ve reformizmdir. 5 sene önce yaşananilir olan fıkıh şu an hayatı yaşanamaz hale getirmiş durumda. Şimdi burada getirilen gerekçenin hakiki ve fiili bir “uygulanabilirlik/uygulanamazlık” olgusu olduğunu nasıl düşünelim? Kendini ehli sünnete nispet eden mahfiller cenahlar mecralar neyin hatrına bu yuvarlanışı görmezden geliyor, hatta destekliyor, anlamak güç.
Uğur Güzel@Sagparti_Resmi

youtu.be/r4oGU62pKOs

Türkçe
6
7
71
19.3K
M.R. Simityan retweetledi
Selman
Selman@TragtFursten·
Bu mesele geçen haftaki çeviri vs. yerel islamcılık tartışmalarıyla da ilgili. Yerel islamcılıktan kasıt Tanzimat dönemiyle irtibat kurmak değil . Ki o dönem İslamcılığı oldukça enternasyonalisttir. Hedef çeviri islamcılığın oluşturduğu anti-emperyalist tonu törpülemek.
Türkçe
1
4
17
2.6K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
2013’te Ürdün’de bir camide namazın selamını imamla birlikte verdik. Cami amcaları üstümüze gelip “imamla birlikte selam verilmez, namazınız bozuldu” diye tartışmaya başladı. Amcalara Hanefiliğin de hak mezhep olduğunu anlatmaya çalıştık. En son ikna olan amca ayrılırken “ama bi daha böyle yapmayın” dedi.
Türkçe
7
4
99
33.6K
M.R. Simityan retweetledi
Muhammed Yetim
Muhammed Yetim@muhammedyetim·
Buradaki filtre meselesine bir şerh düşmek gerekirse durum şu: Osmanlı medreselerinde Şiî İmamiye akaidinin nazarî kurucu metni olan Tecridü'l-itikad doğrudan okutulmaz, aslında okutulan, Cürcanî'nin Hâşiyetü't-Tecrîd'idir. Yani Tecrid metninin şerhinin hâşiyesi... (Eser için bkz. sayfamdaki sabit paylaşımım) O da nazarî bahislerde kelâm melekesi iyice yerleşsin diye okutulur. Hâşiye'de, Şiîliğin ayırıcı itikat esası olan imamet bahsi yoktur. Üstelik Cürcanî'nin bu hâşiyesi bir başka Şiî'nin, Nasîruddin el-Hilllî'nin hâşiyesine cevap olarak yazılmıştır. (Hakkında bkz. nazariyat.org/sayilar/cilt-5…) Tecrid metnine dönecek olursak: Tecrid metninin Hâşiye öncesi devirde sık okutulan şerhi, Şemsüddin İsfahanî'nin Tesdîdü'l-kavâid'idir. Zaten Tecrid Hâşiyesi de bu metnin dakîku'l-kelâm dediğimiz umûr-i âmme ve cevher-araz kısımları üzerine yazılmıştır. Bu şerhin en büyük hususiyeti Tûsî'nin imamet bahsinde ortaya attığı zorlama argümanlara detaylı ve sağlam cevaplar vermesidir. Hasılı Şiî Tusî'nin akide metni, Sünnî şerhler ve hâşiyeler rehberliğinde öğrenciye okutulagelmiştir. Dinî olmayan ilimlerde bu türden bir filtre gerekmez ama dinî ilimlerde, özellikle kelâmda bu filtre kaçınılmazdır.
adem ceylan@adem_ceylann

İsmaili Şii Nasîrüddin TÛSÎ’nin Tecrîdü’l-iʿtikad’ını büyük bir özgüvenle medreselerinde okutan, şerh ve haşiyelerle filtreleyen ve tenkîd eden akıldır ehli sünnet. Varolasın hocam.

Türkçe
2
2
27
5K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Her zaruret dedikleri umumi belva değil öyle olsa aynı metin içerisinde hem zaruret hem de umum belva ayrı ayrı kullanılmazdı. Umum belva has bir kavram bildiğim kadarıyla. Bu sebeple gördüğünüz bir metinde var mı diye sordum. Maslahat ve mefsedetten etki etmez demiyorum zaten teknik tabire bir atıf yapmıştım ama mesele değil. Cihad örneğinde özü ibadet olan bir şeyden para girmesinde şöyle bir fark var: Cihad çağrısı yapılırsa 'para verirsen gelirim' diyemezsen orada ihtiyar olmaz zira, cihada katılmak farz. Beytü'l malın tek gelir kaynağı ganimetler de değil. Ayrıyetten mahiyetleri değiştirebiliyor ki Hz.Peygamber o parayı kullanabiliyor aksi takdirde beyt'ül mâl'e giren zekatlar sebebiyle Hz.Peygamber ve ailesi o parayı kullanamazdı ve onların farklı taksimi gerekirdi. Fakat ulaşan rivayetlerden anladığımız beytül mâl içerisinde böyle bir taksim olmadığı. Örnek olarak Müslümanlar cihad dolayısıyla ganimet alıyor dense bile buradaki illiyet bağı yine zayıf cihadda şehit olunabilir ya da ganimet çıkmayabilir. Bu yine karşılığında kesin gelir elde ettiğim bir faaliyetle aynı kıyas düzleminde olmazdı. Daha uzatıp vaktinizi almayayım. Dualaşalım inşallah. Hayırlı Ramazanlar.
Türkçe
0
0
1
126
Enes Ergöktaş
Enes Ergöktaş@enesergoktas·
Zaruret dedikleri yer umum belva. İnkita-i talim. İmam Karâfî'nin dediği üzere fakihin fetvasina etki eden şey toplumu ve bireyi bilmesidir hatta bunun onda meleke haline gelmesidir. Alimlerin el açmaya sebep olacak duruma düşmesi sosyoljik ve psikolojik bir gerçeklik ki bu da fetvayı etkiliyor. Maslahat ve mefsedet hükme etki ediyor. Toplumun yapısının değişmesi ve artık beytul malden ulemaya tahsisat ayrılmaması değişen sosyolojiyi gösteriyor bu da zarureti etkileyerek yeni fetvayı zorunlu kılıyor. Bu da artık örf haline geliyor. Örf dediğimiz zamanla oturuyor zaten, değişiyor dinamik. Bunun devlet başkanlarına teşmil edilmesi benim dediğimi destekler problem değil. Özü ibadet olan bir şeyden müslümanın cebine para girebilmesi araya beytul mal girse de ilk gelir kaynağı ibadet. Muariz diyor ki dinden asla para kazanılmaz. Paranın nereye harcandığı vs önemli teknik olarak dinden geldiği için haram olurdu. Bağlantı burada. Lafızlara bu kadar takılmayalim. Anlama çabaniz için teşekkür ederim. Dua beklerim hayırlı Ramazanlar.
Türkçe
1
0
1
201
Enes Ergöktaş
Enes Ergöktaş@enesergoktas·
Bak bu çok yazılıyor. Gelin Şeriatîden etkilenmiş yüzeysel insanlar size dininizi öğreteyim. Bu şekilde ilimden para almak anasının ak sütü gibi helaldir. Deliller: 1) Usulu fıkıh delili: Bir şey herkesi kuşatan, kaçınılması imkansız olan genel sıkıntı halini alırsa (umum belva) ona göre hüküm verilir. Eğer ulemanin öğrettiği ilimden karşılık alması haram olsaydı din ilmi yok olur giderdi. Çünkü zenginler ticareti ile uğraşır, âlimler de geçinmek üzere ilmi terkederdi. Ayrıca bu haram olsaydı alimlerin sadaka ve zekat alması da haram olurdu. Çünkü ona bu paranın verilme sebebi ilmidir. Sebepler gayelerin hükmünü alır. Sebep âlim olması ise sadaka da haram olurdu. Oysa Efendimiz bunu hadiste açıkça helal saymış hatta ilim talebesi kardeşini geçindiren kişiye "Belki de sen, onun yüzünden iş buluyor, rızıklandırılıyorsun” buyurmuştur.(Tirmizî, Zühd 33) 2) Rivayet delili: Bir grup sahabi, bir kabile reisini Fatiha Suresi okuyarak tedavi etmiş ve karşılığında bir miktar koyun almışlardı. Durumu Hz. Peygamber’e (sas) sorduklarında, Efendimiz aleyhisselam, "Üzerine ücret almanızın en haklı/doğru olduğu şey, Allah’ın Kitabı’dır." (Buhâri, Tıb, 34 buyurmuştur. Rukye Kur'an okumaktır, Kur'an okumaktan ücret almak caiz ise öğretmekten alınan ücret evveliyetle caizdir. Çünkü öğretmek okumaktan daha yararlı ve umumidir. Buna tedavi sebebiyle aldı ücreti diye itiraz getirmek doğru değildir çünkü efendimizin söylediği illet tedavi değil Allah'ın kitabıdır. Ayrıca tedavi dahi olsa sizin iddianiz gibi dinden para almak haram olsaydı bu da haram olurdu. Çünkü illet varsa hüküm vardır. Burada Kur'an illeti vardır. 3) Ayete yanlış mana verme: “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun" (Yasin suresi 21) ayeti dinin tebliğ makamı ile ilgilidir, uzmanlık, emek ve zaman tahsisiyle ilgili değil. Ayrıca bu tür ayetler karşı tarafın hakikat karşısında önyargısıni kırmak için söylenir; ayetlerde para karşılığı ilim öğretmenin haramlığına dair bir şey yoktur. Eğer öyle olsaydi ganimetin 1/5'inde efendimize pay olmazdı. "Şunu bilin ki, ganimet olarak aldığınız şeylerin beşte biri Allah’a, Rasûlü’ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir." (Enfal suresi 41) 4) İtibar delili: Ulemamız fıkıh kitaplarında para karşılığı ders vermenin cevazını ilim satmaya değil, zaman ve emek satmaya bağlamışlardir. İlim satılan bir mal olamaz ama emek ve zaman mal olabilir. İtibar değişince hüküm değişir. 5) Ganimet delili: Allah müslümanlara ganimeti helal kılmıştir. Oysa ganimet cihad gibi en yüce bir amelden sonra elde edilir. Hadisi şerifte şöyle bir olay olmuştur: Amr b. el-Âs (ra) anlatıyor: Resûlullah (sas) bana haber göndererek huzuruna çağırdı ve şöyle buyurdu: "Ey Amr! Seni bir müfreze başında sefere göndermek istiyorum. Allah sana ganimet nasip eder, seni sağ salim geri döndürür. Ben de sana maldan iyice (bolca) veririm." ​Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Resulü! Ben mal toplama hırsıyla Müslüman olmadım. Ben İslam’a duyduğum arzu ve seninle beraber olma şerefi için Müslüman oldum" dedim. ​Resûlullah (sas) buyurdu ki: "Ey Amr! Salih (helal ve temiz) mal, salih (iyi ve liyakatli) kimsenin elinde ne güzeldir!" (Müsned, Ahmed Bin Hanbel/Buhari, Edebul Mufred) Demek ki Efendimiz salih bir insanı zengin etmek istemiştir. 6) Sosyolojik ve Psikolojik delil: Eğer ulema ilimden para kazanmak zorunda kalarak, başkasının eline bakarak yaşamak zorunda olsaydı saygınlığı yok olurdu. Toplumda ulema dilenci konumuna düşerdi. Bu da onların el açmasına sebep olurdu ve ilmin izzeti giderdi. Her zaman onlara maaş bağlayacak bir İslâm devleti yoktur. Ki olsa bile onu sizin nazarinizda helal kılan nedir? 7) Sekülerlik Delili: İslam'da İslami ve seküler ilim ayrımı yoktur. Hepsi Allah'ın ilahi isimlerinin tecellisidir. Eğer ilimden para almak haramsa tüm öğretmenlikler haramdır. Almamaya gelince çoğunlukla takvadır. Bazen de zillettir. Ama kişi takvaya uymuyor diye kinanmaz.
victor@vctrcstl

Dün bahsi geçince acm'nin kanalına bakayım dedim daha önce sosyal medyada karşıma çıksa da kanala göz gezdirmemiştim. Bir de ne göreyim adam dini birçok içeriği üyelere özel yapıp bunun üzerinden para kazanıyormuş meğer. Açıkça kuran ayetine karşı iş yapan birine uyup daha çok sapanların daha çok ilimlendiğini sanması da ayrı komedi. "Sizden Hiçbir Ücret İstemeyenlere Uyun, Onlar Doğru Yoldadırlar. Yâsin 21"

Türkçe
12
26
163
12.6K
M.R. Simityan
M.R. Simityan@s_simityan·
Benim bildiğim kadarıyla zaruret ya da istihsan ile delillendirilmiştir. Her istihsan ile hüküm vermeye sebep umum belva olmayabilir. Müteahhirin olmasının sebebi mütekaddimun ulemanın zaten cevaz vermemesidir. Bu teknik bir mesele büyüklük, küçüklük, önem, ehem meselesi değil. Ben Reddü'l Muhtar'a baktım, yoktu. Ama şu kitaba bakın burada böyle geçiyor derseniz de mutluluk duyarım dua ederim. Beytü'l mâl'e gidenlerden Hz.Peygamber ve ehli beytin kısmı sınırlıdır. O da Hz.Peygamber ve ehl-i beytin zekat sadaka alamaması ve Hz.Peygamber'in devlet başkanlığıdır. Cihadı ya da tebliğsi sebebiyle değildir. Öyle olmasa devlet başkanlarına teşmil edilmezdi bu durum. Zaten başta caiz olduğunu söylediğim için muarızın iddiasına atıfta bulunmadım. Örf dediğim şey de teknik bir tabir her sosyolojik psikolojik durum örfü açmaz. Sosyolojik ve psikolojik olan izzetin gitmesi ile örf delili arasındaki bağlantı nedir tam olarak? Bilakis anlamak için çaba harcıyorum. Öteki türlü sohbete yazmazdım.
Türkçe
1
0
0
304
Enes Ergöktaş
Enes Ergöktaş@enesergoktas·
Birincisi umum belva bu kadar dar değil müteahhir ulemanin Kur'an'ı öğretmeye cevazı umum belva sebebiyledir. Sen eğer istihsan dersen istihsan sebebiyle hüküm vermeye iten şeylerden biri umum belva denir. Tenakuz yoktur. Ulema zaten kıraat karşılığı para almaya cevaz vermemiştir çünkü mahza ibadettir ama öğretime vermiştir. Ayrıca burada şu sıçramasından daha büyük bir mefsedet vardır. Yasaklansaydi umum belvayi daha çok gerektirirdi. İkincisi karşı taraf ayet ile dini bir şeyden para almayi kesinlikle haram sayıyor. Fıkhen araya şu girdi bu el değiştirme oldusuna girmeden. 1/5 beytul male gitse bile nihayetinde yine efendimize oradan dönüyor. Demek ki aslı ibadet olan bir şeyden bir kimseye gelir gelebilir. Bu da muarizin zihnindeki asla bundan para alınmaz anlayışını kırıyor. Zaten ben sizin getirdiğiniz ayet tebliğ makamı ile ilgili derken buna dikkat çekiyorum. Muarizin zihnindekini def ediyorum. Örf dediğin sosyolojik psikolojik şeylerden bağımsız değil onu açmaktan ibaret. Biz bunu derken zaten örfü detaylamdiriyor maslahat ve mefsedete vurgu yapıyoruz. Anlamamak için çaba mi harcadın?
Türkçe
1
0
2
566