soli ozel

35.1K posts

soli ozel

soli ozel

@soliozel2

galiba yazmak sart oldu.rt lenenler ilgimi ceken yazilardir. icerikleriyle mutlaka hemfikir olmam gerekmiyor. bunun anlasilmasi neden zor onu da anlamis degilim

Katılım Aralık 2013
1.3K Takip Edilen89K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
soli ozel
soli ozel@soliozel2·
soli ozel tweet media
ZXX
37
30
335
187.1K
soli ozel retweetledi
Seren Selvin Korkmaz
Seren Selvin Korkmaz@selvinkorkmaz·
“Mutlak butlan” devlete, Özel yönetimi ise millete dönüyor. İronik olansa Ak Parti kendini var ettiği anlatısında hep “devlet” partisi olmakla eleştirdiği CHP’yi gerçek anlamda “milletin” partisine dönüştürüyor. CHP’de bu dönüşüm yeni başlamadı ama mutlak butlan meselesine direnç tam ve keskin bir dönüşüme de fırsat veriyor. Atanan Kılıçdaroğlu yönetimi meşruiyetini üye ve delege iradesinden değil iktidarın onayından türetmeye çalışıyor. Özel ise tam tersine meşruiyeti yeniden toplumda, meydanda, üyelerinde ve siyasal mobilizasyonda arıyor.
BirGün Gazetesi@BirGun_Gazetesi

Adres ve saat verildi: CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 30 Mayıs'ta Ankara'da halkla bayramlaşacak birgun.net/haber/adres-ve…

Türkçe
2
25
95
6.5K
soli ozel retweetledi
Safak Gokturk
Safak Gokturk@SafakGokturk1·
EN UZUN GÜN 24 Mayıs. Herkes, kaba kuvvete abananın mı, halkını taşıyanın mı asıl güç sahibi olduğunu gördü. Özgür Özel devleşiyor, efsaneleşiyor. Yakın çalışma kadrosu özel şansı. Karşısındakiler ise görünmez kılınıyorlar.
Türkçe
0
2
15
2.4K
soli ozel retweetledi
Karabekir Akkoyunlu
Karabekir Akkoyunlu@ulu_manitu·
@fatihportakal CHP'de koltuk kavgası yok. Meşru yönetimin gayrımeşru yollarla tasfiye edilmesi ve demokratik yollardan iktidar değişikliğinin önünün kapanması operasyonu ve buna karşı direniş var. Bunu bilecek kadar akıllısınız ama doğru yerde durmayı seçecek kadar erdemli değilsiniz.
Türkçe
8
61
549
23.5K
soli ozel retweetledi
Seren Selvin Korkmaz
Seren Selvin Korkmaz@selvinkorkmaz·
Mutlak butlan davası seçimlerin fiilen yok edildiği bir düzenin kamuflajıdır. Bu kamuflajı bile isteye giymek, üstüne Türkiye’nin kurucu partisinin genel merkezini polis ablukasına aldırmak ülkeyi ve CHP’yi geri döndürülemez bir yola sokmak anlamına geliyor. Türkiye’nin kurucu partisinin kapısının kolluk gücüyle çevrilmesi, Atatürk’ün koltuğunun böyle bir gaspa maruz kalması başlı başına simgesel bir eşik. CHP’nin kurumsal hafızasında 12 Eylül’den kapatılma dönemlerine kadar ağır kırılmalar var; ama böylesi bir şey yok. Bugün CHP Genel Merkezi önünde yaşanan arbede bir parti içi tartışma görüntüsü değil. Türkiye’de siyasal rekabetin hangi araçlarla yok edilmeye çalışıldığının sembolü. Bu eşiği geçirmeye çalışan pervasızlık ise hayret verici, utandırıcı. Milyonlarca insanın hayatı için ise yıkıcı.
T24@t24comtr

CHP Genel Merkezi binasına polis müdahalesi!

Türkçe
1
28
93
11.4K
soli ozel retweetledi
Danny (Dennis) Citrinowicz ,داني سيترينوفيتش
Strategic mistakes carry consequences I strongly agree with @DanielBShapiro The deal is deeply flawed. It will likely create serious strategic costs for any future confrontation with Iran. But given the options President Trump actually had, it was probably the least bad choice. A naval blockade was not going to force Iran to surrender. Returning to war would have caused massive economic damage, with no guarantee of Iranian capitulation. In the end, Trump was forced to accept Iran’s terms because the alternatives were even worse. This is a very bad deal but it may have been the best available option after a campaign that became a strategic fiasco. It was built on a profound misunderstanding of the Iranian system, and it has likely produced a more extreme and more determined Iran. In American terms: you break it, you own it. Israel and the United States may not have succeeded in toppling the Iranian regime, but they did shatter the fragile stability of the Gulf, and, to a significant extent, the stability of the global economy, without achieving regime change in Iran. At that point, it became America’s responsibility to restore at least a measure of stability to the global economic system, even at the high price of accepting the survival of the Iranian regime, strengthening it economically, and allowing it to preserve much of its conventional capabilities. It is an extremely costly price to pay. But when the alternatives are bad there was no other way. when you break the system, you own the consequences. #IranWar#Iran
Dan Shapiro@DanielBShapiro

With all due caveats about a deal that has not been announced yet, some thoughts: The US-Iran deal being described in the news is a weak deal, and the net result of this war is significant damage to US strategic interests. That said, since the war was a mistake from the beginning, we can at least be thankful it appears President Trump is moving, belatedly, to end it. This war was ill-conceived in every respect. There were no clear strategic objectives, and no way to achieve most of the objectives mentioned at an acceptable cost. After the Strait of Hormuz was closed, and the global economic crisis started to spread, reopening it became the most important objective. That meant Iran had far greater leverage than we did. So President Trump faced only terrible options, of his own making. The deal being reported is among the less terrible options he could have chosen. At least he is not choosing to escalate the war, which would cause an even greater global economic crisis. The least terrible deal would have been a verified opening of the Strait -- and nothing else. Keep full sanctions on Iran over its nuclear program, maintain watchfulness and deterrence established in the 12-Day War last June, and try to negotiate a significant rollback of the program and intrusive inspections. This deal is weaker than that. It reportedly provides $25 billion in unfrozen assets without receiving any concessions on the nuclear program. That money will give the regime a lifeline and help it begin restoring funding to its proxies. And there are no guarantees that Iran will make meaningful concessions on enrichment or HEU once those talks do start. Those talks, which will likely drag on, may well take place without a credible US military threat backing them up, as the United States labors to recover from all it expended and lost in this campaign and shore up other strategic priorities (IndoPacific) that have been set back, and as US midterm elections approach. Meanwhile, the deal says nothing about Iran's ballistic missile program or its support for proxies. Yes, US and Israeli strikes degraded, but did not eliminate, many Iranian attack capabilities. But overall, Iran has gained significant leverage for the future by demonstrating it can control the strait, by attacking its neighbors and US bases in the region and causing significant damage, and by taking the United States' and Israel's best punch and surviving with enough ability to project aggression in tact. It's a bleak day for US strategic interests. But it's better than continuing the war and making it even worse. Once the dust clears, one thing must not be forgotten. The Iranian people continue to live under a vicious regime. Trump has barely spoken of them in weeks. They deserve help, support, and appropriate non-military external pressures on the regime to give THEM the best chance to change it. The Administration, which put so much faith in military power to do what it could not, should invest in Iran experts, communicators, Persian language broadcasting, transition planning, diplomacy, and more aimed at supporting the Iranian people in their quest for freedom from tyranny. That was true in January when the Iranian people were demonstrating for their freedom. And it is still true today, despite this stupid war.

English
42
161
551
134K
soli ozel
soli ozel@soliozel2·
öyle doğru ki
Turgut Tarhanli@turgut_tarhanli

IŞIKLARI SÖNMEYEN BİR ÜNİVERSİTE #BilgiÜniversitesi 'nin maruz bırakıldığı, yaşam - ölüm ekseninde, ağır bir karar karşısında, - Derin siyasi ve sosyal analizler, - Kişisel olumsuz deneyim paylaşımları, - "Ben demiştim" lafları, - "Zaten belliydi" sinizmi, - "Orada benim başıma şu gelmişti (Oh olsun!) nidaları, - Bu "balyoz" karara hemen teslim olup, "Burada ne güzel günler geçirmiştik. Elveda Bilgi" romantizmi, - "Zaten Türkiye'de hukuk mu kaldı?" sığlığı ve pısırıklığı, Sesleri duyuluyor ve mevcut şartlar altında hiçbir anlam ifade etmiyor. Karşı karşıya kalınan sorunun, Bilgi'yi de aşan bir ağırlıkta olduğunu görme şuuru ve yönelimi gözardı edilemez. 30. yılını 7 Haziran günü kutlayacak, Türkiye'nin seçkin bir eğitim ve araştırma kurumunun, asıl kurucu unsurları olan öğrenciler ve öğretim ve idari kadrosunun Bilgi'yi seçkin bir "gerçek" akademik kurum haline getirme gayretlerinin, 1999 yılı Ekim ayından itibaren çok yakından tanığıyım. Yıllarca, mesai saatlerini gözetmeyen bir azimle, saatler boyu üniversitede çalışmalarını sürdüren akademik kadronun olduğu bir üniversite oldu Bilgi. 17 yıl Hukuk Fakültesi dekanlığını üstlendiğim bu kurumda, bu gerçeği, "ışıkları sönmeyen bir üniversite" olarak tanımlardım tercih günlerinde. Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Türkiye Hümanist Ceza Hukuku Doktrini'nin öncülerinden, rahmetli Prof. Uğur Alacakaptan ise, bir "Üniversitenin kapılarının kapatılamayacağı" deyişiyle açıklardı bu gerçeği. Ve öğrencileri uyarırdı: "Burayı bir özel üniversite sanmayın, Bilgi bir kamu tüzel kişisidir." Bilgi Üniversitesi'nin tüm öğretim üyelerinin 30 yıla varan bir süreçte dokuduğu bu kurumsal kimlik, ürettiği akademik yenilikçilikle Türkiye yükseköğretiminin, birçok devlet ve vakıf üniversitelerinin de benimseyip uyguladıkları politikalar, programlar üretti. Bu nedenledir ki, onbinlerce Türkiye ve diğer ülkelerin yurttaşları geleceklerini bu kurumda geliştirebilecekleri umuduyla, Bilgi'yi seçtiler. Bireysel tercihlerin de ötesinde, söz konusu olan bu durum "halkın kendi geleceğini tayini"ne dair temel normun da bir tezahürüdür, bu bağlamda bir uygulanma biçimidir. Bunları yok sayan bir bakış, insanın değersizliği gibi bir temel üzerinde yükselir. Adını ne koyarsanız koyun, bu gerçek değişmez. Buna yol açan bir işlem hukuken de savunulamaz, hükm-i karakuşi mertebesindedir. Bunun bilincinde olan, tüm #Bilgili öğrenciler, mezunlar, öğretim elemanları ve idari personelin haklarını aramaları, tartışılamayacak, kendi geleceklerini tayin etme hakkının gereği kaçınılmaz bir sorumluluktur. Turgut Tarhanlı

Türkçe
1
1
13
6.6K
soli ozel retweetledi
Yıldıray Oğur
Yıldıray Oğur@yildarado·
Bugünkü yazı: Paralel eski Türkiye’ye de veda… karar.com/yazarlar/yildi… Her zaman eski Türkiye’ye paralel olan başka bir eski Türkiye daha vardı. Ve yeni Türkiye de o paralelin içinde demlendi. O paralel eski Türkiye’nin 1996’dan beri kalelerinden biri de Bilgi Üniversitesi’ydi. 90’larda Kuştepe’de entelektüel hayatın, 2000’lerin ilk 10 yılında Dolapdere’de ifade hürriyetinin, 2010’lu yıllardan sonra Santral İstanbul’da küresel, asri hayatın merkeziydi. Bir koridorunda Murat Belge’nin karşılaştırmalı edebiyat, diğerinde İsmet Özel’in klasik şiir dersi verdiği bir üniversite bugün bile hala mümkün değil. Muhafazakarların onlarca üniversitesi var ama artık İsmet Özel’in şiir üzerine ders verebileceği bir üniversite yok. 2000’lerin muhafazakar demokrat fikri yükselişinin kalesi olan Şehir Üniversitesi’nden sonra, 90’ların liberal-sol kalesi Bilgi de artık yok. Orijinal eski Türkiye, çoktan tasfiye oldu. Paralel eski Türkiye’den de geriye artık çok az şey kaldı.
Türkçe
7
41
134
34.4K
soli ozel retweetledi
Saunders
Saunders@saunders777·
2003 yılında Bilgi'ye girdim. Dolapdere'ye aşinaydım ama Kuştepe'ye nasıl gidip geleceğiz diye düşünürdüm hep çünkü o dönem Kuştepe gibi bir bölgede özel üniversite öğrencisi olmak her açıdan zor bir durumdu. Okula başladım ve yaşadıklarıma inanamadım. Kuştepe'de ne kadar okul çağında çocuk varsa hepsi bizim okulda. Bilgisayar odalarını kullanıyorlar, açılan kurslara iştirak edip kendilerini geliştiriyorlar, o da yetmiyor okulda okuyan üniversite öğrencileriyle oturup sohbet edip spor vb. bir sürü aktiviteyi beraber yapabiliyorlardı. Bilgi böyle bir okuldu işte. Var olduğu Kuştepe bölgesini kucaklamış, oradaki insanlarla kendi öğrencileri arasına set çekilmesine izin vermemiş, oradaki çocukların geleceklerine dokunmayı bile kendine misyon edilmiş bir okuldu. Çok üzgünüm.
Türkçe
0
19
127
8.3K
soli ozel retweetledi
Avlaremoz
Avlaremoz@avlaremoz·
🔸Türkiye-İsrail İlişkilerinin 77. Yılında: Tamam Mı, Devam Mı? 🖋️ Ayşe Hür (@HurAyse) ▫️14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti ilan edildikten 11 dakika sonra ABD tarafından de facto (fiilen), 17 Mayıs'ta da SSCB tarafından de jure (hukuken) tanınmıştı. Böylece İsrail’i resmen tanıyan ilk devlet SSCB olmuştu. Devlet ilanının hemen ertesi günü Suriye, Ürdün, Mısır, Lübnan ve Irak birleşerek İsrail’e karşı savaş açtı. Türkiye ise başlangıçta Filistin'de bir Arap Devleti kurulmaksızın İsrail Devleti'nin kurulmasını "endişe" ve temkinle karşılamıştı. Ancak savaşa rağmen 30 Haziran 1948'de Türkiye ile İsrail arasında bir posta anlaşması imzalandı. Eylül 1948'de Türkiye, Yahudi Ajansı (Jewish Agency) ile işbirliği yaparak Türkiye vatandaşı Yahudilerin İsrail'e göçünü kolaylaştırdı. BM Genel Kurulu, 12 Aralık 1948'de ABD, Fransa ve Türkiye'den oluşan bir Filistin Uzlaşma Komisyonu kurmaya karar verdiğinde Türkiye komisyona katılmayı kabul ederek İsrail'e karşı tutumunu değiştireceğini işaretini verdi. Nitekim daha savaş devam ederken 27 yıllık “tek parti” döneminin son günlerini yaşayan CHP iktidarı 28 Mart 1949'da İsrail'i tanıdı. Böylece İsrail’i tanıyan “ilk Müslüman ülke” oldu. Aradan 77 yıl geçti. 15 Mayıs 2026 günü Shay Gal adlı analistin X hesabından duyurulan “Konstantinopolis Protokolü: İsrail’in Türk Sistemi’nden Çıkış Planı” adlı gönderiye göre "İsrail için Türkiye dosyası artık diplomasinin ötesine geçmişti.” Protokolün adı bile Türkiye’nin “Jerusalem” yerine “Kudüs” demesine bir nazire idi. Protokolün kapsamı ise 77 yıllık ilişkiyle ilgili olarak "tamam mı devam mı?" sorusunu sorduracak kadar sertti. avlaremoz.com/turkiye-israil…
Türkçe
1
5
14
5.4K
soli ozel retweetledi
Seren Selvin Korkmaz
Seren Selvin Korkmaz@selvinkorkmaz·
📌Gençlik politikaları çoğu zaman seçim dönemlerinde ve özel günlerde açılan bir vitrin gibi ele alınıyor. 19 Mayıs da biraz da siyasetin gençlerle kurduğu ilişkinin aynası gibi. Oysa saha uzun süredir başka bir şey söylüyor. Bugünün gençliği ne yalnızca özel gün ritüelleriyle, ne parti programları ile, ne de birkaç sosyal medya trendiyle bağ kuruyor. TikTok diliyle konuşmak, gençlikle aynı duyguyu paylaşmak anlamına gelmiyor. ✅IstanPol’ün 2024 yerel seçimleri sonrası araştırmalarında ilginç bir tablo vardı: Ailesi AK Parti ya da MHP’ye oy veren ama CHP’ye yönelen gençleri asıl etkileyen şey muğlaklık değil, gündelik hayatla kurulan ilişkiydi. İmamoğlu ve Yavaş’ın liderlik profili, belediyelerin somut hizmet kapasitesi ve belli ölçüde hissedilen tutarlılık duygusu öne çıkıyordu. Genç seçmen bazen sanıldığı kadar kopuk değil, daha çok güveneceği bir yön arıyor. Sadece dokunan değil bağ kuran bir siyaset arıyor. ✅Gençlerin taleplerinin merkezinde ise üç şey var: geçim, özgürlük ve saygınlık ✅Gençler mesaj değil, muhataplık istiyor. Vaat sıralaması değil süreklilik istiyor. Sembol değil, sahicilik istiyor. ✅ Pek çok siyasinin henüz kavrayamadığı mesele ise şu: Gençlik seçim dönemlerinde mobilize edilecek bir demografik kategori değil. Türkiye’nin yeni toplumsal sözleşmesinin merkezindeki kuşak meselesi. Gençlerin siyasete bakışında öfke kadar yorgunluk, kopuş kadar arayış, güvensizlik kadar yön ihtiyacı var. Bu duygulara yön veren, bu güven ihtiyacını karşılayan siyaset bugünü de geleceği de kazanır.
Türkçe
1
7
19
3.3K