



Ayşenur DAĞDEVİREN
66 posts

@vizyondag
Demokrasi ve Birlik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi🇹🇷














TÜRKİYE MODELİ: “ÇERÇEVE KANUN” HAZIRLANIP İLAN EDİLMELİ! Serece dair müstakil bir “Çerçeve Kanun”un hazırlanması olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. Silahlarını bırakıp gelecek olanları devlet ve toplumla bütünleştirmek için nasıl bir çözüm modelinin önerildiğinin ve hangi yasal altlığın oluşturulmak istendiğinin açıklıkla ortaya konulması, sürecin başarıyla hitamı için hayati önemdedir. Dağdan inecek olanlar kendilerini neyin beklediğini veya kendilerine nasıl bir gelecek sunulduğunu bilmelidirler. O yüzden bu “Çerçeve Kanun”, hazırlanıp ilan edilmelidir ki tüm güvensizlikler ve kuşkular kendiliğinden gitsin. Kritik eşiğin aşılmasında bu çerçeve kanun belirleyici olacaktır. Bu iş güvensizlikle ve kuşkuyla yürümez. Şimdi birileri kalkıp diyecektir ki, “Kanunu çıkardıktan sonra PKK silahlarını bırakmazsa ne olur?” Ne mi olur? Diyelim o vakit: Kaybeden PKK olur, Kandil olur. Hem de temelli. Süreci bu saatten sonra kim bozarsa kaybeden o olur. “Çerçeve Kanun” silahlarını bırakıp gelecek olanlar için düzenlenen bir kanun olacağı için, ancak silahlarını bırakıp gelenler için işleyecek bir kanun olarak elimizin altında duracaktır. Başka türlüsü olursa Türkiye bir şey kaybetmiş olmaz. Tam tersine sunduğu yasal çözüm önerileriyle bu Türkiye modeli hem dünyada bir emsal oluşturmuş olur hem de süreçten ve barıştan yana olan vatandaşlarının genel kabulünü sağlamış olur. Toplumu kazanmak, bu ülkenin Kürtlerini kazanmak kazanımların en büyüğü olur. Sürece direnenler kaybetmeye mahkum olurlar. Biz süreçten yana umutsuz değiliz. Öcalan’ın kabul edeceği “Çerçeve Kanun”un, kendi örgütü tarafından da itirazsız kabul göreceğinden kuşku duymuyoruz. Öcalan’ın böyle bir gücü var. Kanun hazırlanma sürecinde Öcalan’ın mülahazaları elbette önem arz edecektir. Çünkü örgütünü en iyi bilen odur. O yüzden diyoruz ki kalıcı barışı sağlamada öncülük rolü devletimize-hükümetimize, sürecin başlatıcısı olan cumhur ittifakının iktidar katında olan değerli partilerine düşüyor. Yani AK Parti’ye ve MHP’ye. Kandil’dekilerin konjonktürü kollayan ve güvensizlik içeren pozisyonuna göre süreci ötelemeye veya ertelemeye kalkışmak çok büyük bir yanlışlık olur. Türkiye’ye tuzağı çekmeye çalışan o malum güçlerin istediği de bu. Süreç bozulsun istiyorlar. Bu tuzağa düşmemek gerek. Süreci Kandil’in pozisyonu değil, devletimizin-hükümetimizin cesaretle ve bilgelikle sarmalanmış öncü pozisyonu tayin ve tespit etmelidir. Son kertede örgütü üzerinde Öcalan’ın sözü belirleyici olacaktır. Tıpkı Suriye’de olduğu gibi. Burada akla gelen bir soru da şu: “Müstakil Çerçeve Kanun”un hedefi ve amacı ne olmalıdır? Temel amaç, elbette dağın bütünüyle boşaltılması ve silahların ebediyen toprağa gömülmesidir. Dağı bütünüyle boşaltmadığınız sürece sorunu kökten çözmüş olmazsınız. Nihai amaç ise topyekun gönüllü demokratik bir bütünleşmeyi sağlayacak yasal ve idari bir altlığın oluşturulmasıdır. İşte önerilerimiz… -Dağdakilerin, yani silahlı unsurların kademeli bir biçimde dönüşlerini sağlamak. -Cezaevlerinde örgütten dolayı yatanların toplumla yeniden buluşmalarını sağlamak. Süreç devam ederken özellikle hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlere öncelik tanımak. -Yurt dışında yaşayanların eve dönüşlerini sağlamak. Devlet ve toplumla bütünleşme süreçlerinde elbette denetim ve kontrol mekanizmaları hayati öneme sahiptir. Kontrol ve denetim için bir süre öngörülmelidir. 3 yıl uygun bir süredir. “Çerçeve Kanun”a uyacak olanlar için bir büyük bütünleşme ve kalıcı barış için tüm kapıların açık olduğu görüldüğünde, bugün için “kritik” denilen eşiklerin tümü kendiliğinden aşılacak ve süreç amacına ulaşacaktır. (2 Mayıs Cumartesi, Demokrasi ve Birlik Derneği Kurultay Konuşmamızdan.)