Xallo retweetledi
Xallo
1.6K posts

Xallo retweetledi
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi

1 Mayıs'ta Meydanlara Sosyalist Mücadele İnisiyatifi Kortejiyle Yürü!
Kurtuluş Sosyalist Mücadelede şiarıyla 1 Mayıs'ta alanlara yürüyoruz. Formu doldur, birlikte yürüyelim.
🔗 docs.google.com/forms/d/e/1FAI…

Türkçe
Xallo retweetledi

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI
‘’dokuzunda kayboldu mayıs'ın,
cesedi bulundu
onikisinde...
kaçırıldığında da
kaybolduğunda da
ve cesetken de
yakışıklıydı...
amcamdı...’’
1995 yılında ‘’o dönem’’ muhalif şiirler ve oyunlar yazan Yılmaz Erdoğan tarafından kaleme alındı ‘Kayıp Kentin Yakışıklısı’ şiiri. Yılmaz Erdoğan’ın şiirinde belirttiği üzere bu şiiri amcası için yazmıştı. Bahsettiği amcası ‘’faili meçhul’’ bir cinayete kurban giden Namık Erdoğan’dı.
12 Temmuz 1991 yılında İstanbul Ticaret Odası’ndan kayıt alan Promesse (Promesse Tıbbi Malzemeler Limited Şirketi) adlı tıbbi malzemeler alanında çalışan bir şirket açılır. Şirketin kurucuları Zeki Çatlı ve Haluk Kırcı’dır. Şirketin sağlık alanıyla ilişkili açılması ise Abdullah Çatlı’nın da dahil olduğu uyuşturucu sektörünü ele geçirme hamlesidir. Şirketin esas kurulma amacıysa eroin üretiminde kritik bir hammadde olan ve Sağlık Bakanlığı denetimine tabi olan asit anhidrit sevkiyatını yönetmekti. Şirket bakanlıktan yüklü miktarda ihalaler alıyordu. Şirket, Anhidrit ihracatındaysa kayıt dışı bir şekilde ülkeye asit girişi sağlıyor ve bunu uyuşturucunun üretimi için yönlendiriyordu.
Yılmaz Erdoğan’ın Sağlık Bakanlığı’nda müfettiş olan amcası Namık Erdoğan asitin ve ihalelerin detaylı incelemesini yapıp soruşturma açarak konunun üzerine gitti. Soruşturmayı bırakması için tehditlere maruz kaldı. İddialara göre Mehmet Ağar kendisiyle görüşme teklifi etmiş ama Erdoğan bunu reddetmiştir.
Bu tehditlere karşı görevini dürüstlükle sürdüren Erdoğan Ankara’da 8 Mart günü kaçırıldı. 10 Mart günü Kırıkkale’de kafasına sıkılmış tek kurşunla ölü halde bulundu. Kırıkkale Savcılığı, soruşturma başlattı. Nuran Erdoğan’ın şikâyeti üzerine şüpheli sıfatıyla Mehmet Ünlü, Haluk Kırcı, Bilal Demirbağ, Menşure Sümer, Veysel Özsoy, Ünal Sümer, Mustafa Azılı, Mehmet Aydoslu’nun ifadeleri alındı. Ancak şüpheliler suçlamayı reddetti. Başsavcılık 11 Şubat 1999’da görevsizlik kararı vererek, dosyayı Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı da 23 Eylül 1999’da sekiz şüpheli hakkında ‘cürüm işlemek için teşekkül oluşturma” suçlaması’yla yaptığı soruşturmanın ardından takipsizlik kararı verdi.
Abdullah çatlı, Veli Küçük, Ayhan Çarkın gibi faşist çetelerin isminin geçtiği bu cinayet ve benzeri cinayetler bu kişilerin içerisinde bulunduğu Narko Ekonomi trafiğindeki konumlarını göstermesi bakımından önemli bir yerde durmaktadır. Bu kişiler ellerindeki medya ve resmi güçle para, uyuşturucu ve eroin ticareti için işledikleri cinayetleri vatan ve millet için işledikleri algısını yaymışlardır.

Türkçe
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi

İşçi sınıfının ilk kez Taksim'e çıkışının 50. yılında, 1 Mayıs'ta omuz omuza Taksim'e yürüyoruz!
#OmuzOmuzaTaksime

Türkçe
Xallo retweetledi

Jale Yeşilnil, Kurtuluş Hareketi sempatizanı ve Dev-Lis’li bir öğrenciydi.
Aynı gün Taksim Meydanı’nda gerçekleşen ve tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçen saldırıda, devlet denetimindeki kontrgerilla güçlerinin saldırısı sırasında bir polis panzerinin altında kalarak hayatını kaybetti. Ölümsüzleştiğinde henüz 17 yaşındaydı.

Türkçe
Xallo retweetledi

Taksim Meydanı’nın Türkiye sosyalist hareketi açısından yeri her zaman ayrı olmuştur. Meydan, geçmişten bugüne her devrimci kuşağın kendi mücadelesini verdiği, devletle karşı karşıya geldiği bir alan olmuştur. Devlet açısından da sembolik bir öneme sahiptir; nitekim meydan üzerindeki hakimiyetini en son kaybettiği zaman Gezi Direnişi’yle karşı karşıya kalmıştır.
Taksim, onlarca yoldaşımızın düştüğü, kanının döküldüğü belleğimizdir. 1 Mayıs’a giderken, kavgamızın tarihsel birikimini, 1 Mayıs şehitlerini Sınıf Savaşı’nda paylaşacağız.
Bugün hâlâ süren bu kavganın içinde olan bizler. “Halkın meydanları kapatılamaz” diyerek yola çıkan ve bu uğurda düşen yoldaşlarımızın bayraklarını devralıp, ne zaman ki bize ait olanı geri alır, işte o zaman yoldaşlarımıza verdiğimiz sözü tutarız.
Türkçe
Xallo retweetledi

Dosya | 1 Mayıs 2026'ya giderken sosyalist hareket ne düşünüyor?
🎙️Söyleşi | Sosyalist Mücadele İnisiyatifi adına Beyza Kayaer
"İstanbul 1 Mayıs'ında Taksim'de olmak tarihsel bir görevdir"
sendika.org/2026/04/beyza-…

Türkçe
Xallo retweetledi
Xallo retweetledi

1 MAYIS İŞÇİ SINIFININ GÜNÜ OLMALI!
1 Mayıs İşçi Sınıfının Günü Olacaksa; 1 Mayıs’ta Kürsüde Düzenin Temsilcileri Değil Sınıfının Temsilcileri Olmalı!
1 Mayısı neredeyse bir buçuk asır önce işçi sınıfının uluslararası dayanışması yarattı.
1 Mayıs tüm dünyadaki, her ulustan işçilerin tek bir sınıf olarak, ortak talepler doğrultusunda birlikte
mücadele verme iradesinin simgesidir.
Bunun yanı sıra bu topraklarda geçmişten bugüne 1 Mayıs yasaklara, engellemelere, baskıya rağmen
kan ve can bedeli bir mücadele vererek alanları doldurmanın simgesidir.
O halde 1 Mayıslar da bu iradeye ve ödenen ağır bedellere uygun bir biçimde örgütlenilmeli, bu
iradeye ve ortak tarihe gölge düşürülmemelidir.
2025 1 Mayısı İzmir’de sınıfsal özünden ve devrimci anlamından kopartılmış, işçi sınıfı, emekçiler,
ezilenler ve artan bir yoksulluğa mahkum edilen emekliler açısından onların gündemlerinin işlendiği,
düzen siyasetinden bağımsız bir emekçi kürsüsü olmaktan ziyade düzen partilerinin temsilcilerinin
sahne aldığı bir müsamereye dönüştürülmüştür.
İzmir 1 Mayısı’nı örgütleyen tertip komitesi bu konuda 1 Mayıs öncesinde ve sonrasında yapılan tüm
uyarıları ve eleştirileri görmezden gelmiş, 2025 1 Mayısı ardından ise bir değerlendirme toplantısı
yapmaktan dahi imtina etmiştir.
Tüm bunlar yaşanmamış gibi aynı bileşenlerden oluşan bir tertip komitesi yine aynı usülle, kendinden
başka hiçbir bileşeni kapsamaya çalışmaksızın bugün 1 Mayısı yine kendi bildiği gibi örgütlemeye
çalışmaktadır.
Bu tutumdan vazgeçilmelidir. 1 Mayıslar tertip komitesi ve bileşenlerini aşan bir toplamın ve çok daha geniş emekçi bir kitlenin gündemidir. 1 Mayıs kimsenin tekelinde değildir. 1 Mayıs tertip komitesi İzmir’de gerçek bir temsil yeteneğine sahip olmak istiyorsa kendi dışındaki kesimleri de kapsamak, onların çağrı ve taleplerine yer vermek zorundadır.
1 Mayıs Sınıf Mücadelesinin, Sınıf Savaşımının Kürsüsü Olmalı!
Bu topraklarda yaşayan işçiler emekçiler sömürünün ve baskının azalmadığı arttığı, yoksulluğu giderek
daha yakıcı hissettiği koşullarda 1 Mayısı karşılıyorlar. İşçi cinayetlerinin bir katliama dönüştüğü ve sıradanlaştığı, asgari ücretin dibi gördüğü ve aynı zamanda bir bakıma genel ücrete dönüştürülmeye
çalışıldığı, emekçilerin sahip olduğu her şeyin talan ve yağma konusu edildiği koşullarda 1 Mayısı
karşılıyoruz. 1 Mayısın tarihsel alanları üzerinde hala yasaklar hüküm sürüyor. Bu 1 Mayıs’ta aramızda olması gereken on binlerce mücadele arkadaşımız hala zindanları dolduruyor. Kayyımlar, OHAL uygulamaları, devlet terörü, hayatın her alanındaki gerici-baskıcı yasa ve dayatmalar emekçilerin
boğazını sıkıyor. Emperyalistler arası paylaşım kavgası Orta Doğu’da emperyalist bir haydutluğa, emperyalist bir savaşa dönüşüyor, tüm emekçiler için yıkım getiriyor. Orta Doğu’da ezilen ulusların boynuna vurulan işgal ve ilhak zinciri giderek ağırlaşıyor.
Bu topraklarda işçi sınıfı ve ezilenler 1 Mayısı bu ağır tablonun eşliğinde karşılıyorsa o halde 1 Mayıs
da işçi sınıfının, emekçilerin ve tüm ezilenlerin bu tabloya karşı verdiği mücadelenin ağırlığını taşımalıdır.
1 Mayıs sermayeye, egemen sınıfa, onun temsilcilerine ve onun iktidarına karşı mücadelenin hem bayrağı, hem zirvesi hem de kürsüsü olmalı.
1 Mayıs Düzen Siyasetinden de Düzen Muhalefetinden de Bağımsız Olmalı!
1 Mayısın sınıfın kürsüsü olmasının ilk koşulu düzenden ve düzen güçlerinden bağımsız olması, bu
güçlerden bağımsız örgütlenmesidir. İzmir 1 Mayısı son birkaç senedir çağrısından kürsüsüne kadar
İzmir’deki yerel iktidar ve yönetimlerin teknik imkanları ile örgütlenilmeye çalışılmaktadır. Ancak 1 Mayıslarda zaten özü itibariyle emekçilere ait olan ancak yerel iktidarların bir lütufmuş gibi sunduğu teknik imkanların tahsis edilmesinin de bir bedeli vardır.

Türkçe

Devletin sansürünü dayanışma ile yıkacağız!
Toplumsal Muhalefet@toplumuhalif015
Yandaş medyanın ve iktidarın kuyrukçuluğunu yapan hesapların aksine, yoksulluğa mahkûm edilen halkın, geleceksizliğe sürüklenen öğrencilerin, sokak ortasında katledilen kadınların sesini duyurduğumuz için Instagram hesabımız askıya alındı. Halkın sesi olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Yeni Instagram hesabımızı linkten takip edebilirsiniz⬇️ instagram.com/toplumslmuhale…
Türkçe
Xallo retweetledi

Yandaş medyanın ve iktidarın kuyrukçuluğunu yapan hesapların aksine, yoksulluğa mahkûm edilen halkın, geleceksizliğe sürüklenen öğrencilerin, sokak ortasında katledilen kadınların sesini duyurduğumuz için Instagram hesabımız askıya alındı.
Halkın sesi olmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Yeni Instagram hesabımızı linkten takip edebilirsiniz⬇️
instagram.com/toplumslmuhale…

Türkçe
Xallo retweetledi

Bugün, partimizin olmadığı bu şartlar altında dahi en önemli görevlerimizden biri faşizmin Türkiye halklarına karşı giriştiği hayasızca, alçakça, canavarca saldırıya karşı direnmektir. Çağımızın bu en vahşi, en kanlı diktatörlüğü, egemen sınıflıların sürekli bir talebidir. Daima zorladıkları bir taleptir. Günümüzde faşist saldırganlık gemi azıya almış durumdadır. Her gün ama her gün işçilere, emekçilere, devrimcilere kan kusturmaktadır. Cinayetler işlemektedir. Hunharca saldırmaktadır. Faşizmin nihai geberişi demokratik halk devriminin zaferi ile mümkündür. Bu kesin bir gerçek. Ama bugünde faşizme karşı görevlerimiz var. Sosyalist hareketin bu dağınıklık ortamında, partimizin olmadığı bugünde de görevlerimiz var. Faşizme karşı omuz omuza aktif mücadele bu görevimizin merkezini oluşturmaktadır. Faşizme karşı en geniş yığınları bir araya getirmek ve faşizme aman vermemek gerekiyor. Ama unutmamalıyız ki faşizmi yenecek olan işçi sınıfının devrimci savaş örgütüdür, partisidir. Faşizmin nihai mağlubiyeti ise ancak demokratik halk devriminin zaferi ile mümkündür.
Önümüzdeki 1 Mayıs Türkiye işçi sınıfı açısından çok önemli bir gündür. Her şeyden önce proletaryanın öncülerinin, Marksist-Leninistlerin işçi sınıfının en geniş kesimine siyasi, ekonomik, demokratik taleplerini ileteceği bir gündür. Sosyalizme giden yolda işçilerin ve emekçilerin güncel talepleri 1 Mayıs’da bir kere daha en güçlü biçimde haykırılacaktır. Azgınca saldıran faşizme yeni ve büyük bir şamar daha indirilecektir. İşçilerin ve emekçilerin meydana getireceği mahşeri kalabalık oligarşiye gücümüzü bir kere daha gösterecektir. Ama büyük güç örgütsüz oldukça, yani devrimci bir partiye sahip olmadıkça, etkisiz bir güçtür. Oligarşide bunun farkındadır. Ama her 1 Mayıs sınıfımızın en geri kesimlerine dahi sınıfımızın gücünü önümüzdeki acil talepleri göstermekte ve her 1 Mayıs partimizin oluşmasını biraz daha hızlandırmaktadır. Ve oligarşi bunuda görmektedir. 1 Mayıs’dan korkmasının asıl nedenide budur. Her 1 Mayıs proletaryanın devrimci partisinin kurulmasını biraz daha yakınlaştırırken, oligarşinin saltanatının yıkılmasınıda biraz daha yakınlaştırmaktadır.
İşte 1 Mayıs 1977 katliamının ardında yatan gerçek budur. Oligarşinin (işbirlikçi tekelci burjuvaların ve toprak ağalarının) korkusu, kapıldığı panik, gözü dönmüşcesine 1 Mayıs’a saldırmasının nedeni oldu.
Ne var ki 1 Mayıs 77’de kaybettiğimiz 34 arkadaşımız 1 Mayıs 78’deki gücümüze güç katıyor. Onların mücadelesini bugün 34 değil binlerce yeni işçi ve emekçi ilerletiyor. Bütün tehditlere, engellemelere ve provakasyonlara rağmen yüzbinlerce işçi ve emekçi 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz. Sokakları afişlerimizle donatıyoruz, bezlerimizi pankartlarımızı hazırlıyoruz. Mücadelemizi, taleplerimizi anlatan bildiriler basıyor, dağıtıyoruz. Kısacası 1 Mayıs 78’i 1 Mayıs 77’den daha görkemli, daha bilinçli yapacağız.
KADIN VE ERKEK İŞÇİLER EMEKÇİLER;
Çağımızda iki temel güç var. Her türlü sömürünün, baskının nedeni olan kan emici, asalak kapitalistler sınıfı ve her şeyin yaratıcısı biz: İşçi sınıfı. Ve bir savaş var; kapitalistler ile işçi sınıfı arasında her geçen gün gelişen ve büyüyen bir savaş. Her geçen gün işçi sınıfının yeni zaferler kazandığı, kapitalist sınıfın biraz daha batağa battığı bir savaş. Sonu belli olan bir savaş bu. Sonu belli: Zafer sosyalizmin. Zafer bütün ülkelerin işçi sınıfının.
Türkçe
Xallo retweetledi

Bizim Olanı Almaya: 1 Mayıs'ta Taksim'e!
2026 1 Mayıs'ını karşılamaya hazırlandığımız bu süreçte İstanbul özelinde gelişen alan tartışmasında belli başlı eğilimler ortaya çıkmıştır. Başta Taksim ve Kadıköy olmak üzere alan üzerinden sürdürülen bu tartışma esasen sadece İstanbul 1 Mayıs'ını kapsayan lokal bir tartışma değildir. Esas olarak devrimci politika ve devrimci görevler bağlamında tartışılması gereken önemli bir husustur.
Alan tartışmaları sadece ilkelerle, tarihsellikle ve iradeyle açıklanamaz. Bugünkü somut durumun tahlili yani güncellikle de ele alınması gerekir. İşçi sınıfı, 2026 1 Mayıs'ını ağır bir yoksullukla ve ona eşlik eden siyasal baskıyla karşılamaktadır. Bu tabloya ise dağınık, lokal ama sürekli bir itirazla karşılık vermek istemektedir. Ancak yetersizdir. Geniş kazanım elde etmekten uzak bir durumdur mevcut durum. Nefes borularını arttırma ve genişletme aşamasındadır diyebiliriz.
AKP-MHP ise iktidarının uzun yıllarına borçlu bir merkezilik sağlamıştır. İşçi sınıfına dönük her saldırısında kendi ideolojik ve politik ajandasına uygun yeni saldırılar da eklemektedir. İBB operasyonları, devrimcilere dönük saldırılar, ''barış süreci'' gibi her başlıkta kendi iç krizini erteleyen, toplumun algısını yöneten ve toplumsal muhalefeti paralize ederken kendi iç krizini tarafları ''ortak düşmana'' karşı mobilize eden bir amaç eşlik etmektedir. Yer tartışması bu tabloyla ilişkili ele alınmalıdır.
Taksim-Kadıköy İkiliğine Dair
Bütün tarafların ortaklaştığı 1 Mayıs; kitlesel, ve sınıfın ihtiyacını gören bir 1 Mayıs'tır. Hiçbir taraf elbette bu gerekliliği kategorik olarak reddetmiyor. Ancak elbette bu ihtiyacı karşılayacak olan birden fazla 1 Mayıs değildir. Bu ihtiyacı Taksim'de kutlanacak kitlesel bir 1 Mayıs karşılayabilir. Taksim tartışmalarını biçimsel yaklaşımlarla, basit kıstaslarla, ahlaki ve vicdani üstünlükle, siyaset yapmaya hizmet etmeyen yüzeysel düşmanlıklar ile tanımlayamayız.
Kadıköy'de 1 Mayıs'ı mümkün kılan durum Kadıköy'de ısrarcı olanların mücadelesi değildir. Aksine Taksim'de ısrarcı olan iradelerin nesnellikle örtüşmesinin bir sonucu olarak iktidarın verdiği bir tavizdir. Taksim'in diyetidir. Bizim açımızdan kazanımdır. Ancak bugün devrimci politika bağlamında Kadıköy tercihi yetinmeciliktir. İktidarın çizdiği sınırlara hapsolmaktır. Bu gerçeği göz ardı ederek ''kitlesel'' 1 Mayıs argümanının arkasına saklanmak aynı argümanla çizgiyi hep en geriye koymanın adı olacaktır.
Taksim Tercihi İrade Beyanının Ötesindedir
Taksim Meydanı tarihsel bir kavganın yeridir. Yasaklara karşı daha önce kazanılmıştır, yeniden kazanılabilir. Bugünden söyleyelim kazanıldığı gün bugünkü çabaların bir sonucu olarak kazanılmış olacaktır. Elbette Taksim mutlak değildir, her durumda devrimciliğin ölçüsü de değildir. Taksim beyanı tek başına devrimciliğin ölçüsü olamaz. Bu iddiayı dile getirenlerin yanlışlığını söylemek gerekir. Ancak bugün Taksim tercihi sadece ''irade''nin bir sonucu olarak verilmiş bir karar değildir. Nesnel durumun ortaya koyduğu bir gerçekliktir. Tarihsel olduğundan daha fazla bir şekilde günceldir.
Bu haliyle bile Kadıköy ve başka alanlarda yapılacak 1 Mayısların içeriği ve akışı öngürebilirdir. Kadıköy ve başka alanlarda olanlar dahi Taksim 1 Mayıs'ını takip edeceklerdir. Ancak Taksim 1 Mayıs'ı öngürelemezdir. Sınıfın en ileri talepleri Taksim'de kavgaya tutuşacaktır. Sonraki politik sürece ve sonraki 1 Mayıslara yön verecektir. Kadıköy ve diğer alanlar ise kazanımı bırakalım beklenti bile içermeyen 1 Mayıslar olacaktır.
Kitlesel, militan; sınıfın politik ve ekonomik kazanımlarının kaldıracı olacak politik bir çizgide durmaya devam edeceğiz. Bu çizgi bizim için mevcut konjonktürde Taksim'de somutlanmıştır. Ancak bu kazanımların sadece 1 Mayıslardan ve Taksim'den geçmediğini biliyoruz. Bu bütün bir programa ve pratiğe yedirilmiş enternasyonalist-militan bir sosyalizm çizgisinin hayata hakim olmasından geçer.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın Proletarya Sosyalizmi!

Türkçe
Xallo retweetledi

Taksim İradesi Sahipsiz Değildir!
İşçi sınıfının ilk kez Taksim'e çıktığı 1 Mayıs 1976'nın 50. yılında, yine Taksim'de olacağız!
Yasaklara, sömürüye, yoksulluğa ve emperyalist savaşa karşı 1 Mayıs'ta Taksim iradesine sahip çıkıyoruz.
#1MayıstaTaksimdeyiz
1 Mayıs Taksim İnisiyatifi@1m2026
TAKSİM İRADESİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR! Türkiye işçi sınıfının ilk meydan kutlaması için Taksim’e çıktığı 1976 1 Mayıs’ının 50. yılında, Taksim kararlılığında olan tüm dostlarımızı omuz omuza yürümeye çağırıyoruz. #1MayıstaTaksimdeyiz #1M2026
Türkçe

