
Prof. Dr. Murat Yanık
2.6K posts

Prof. Dr. Murat Yanık
@ProfMuratYanik
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku ABD Eski Başkanı, Anayasa Hukukçuları Derneği Kurucu Başkanı, Washington DC, Georgetown Law Southampton Law





FETÖ çetesine ilişkin bir tespit v.aa.com.tr/3932875

Ne gerek var yeni bir düzenlemeye. AİHM'nin verdiği kararlar, mevcut mevzuata göre zaten yeniden yargılama hakkı veriyor. Olmayan bir hak olsa, vicdanen rahatsız olup, bu iş adalete aykırıdır diye, bunu yeni bir kanun ile yeniden ihdas edersiniz. Fakat burada "açıkça hem hukuka, hem de mevcut meri mevzuata, " yani hem anayasa, hem de ceza kanunlarımız (TCK, CMK) başta olmak üzere" açık aykırılıklar var. Yani kanun değil, "adil, doğru, dürüst bir yargılamaya" ihtiyaç var. Bunları ,hemen 15 Temmuz yargılamaları daha yeni başlamışken, bütün TV lerde ve konuşmalarımda, ayrıca hakkımda yürütülen bütün FETÖ yargılamlarında ve memleketin her yerinde, ben ve arkadaşlarımın takip ettiği her duruşmada defaatle söyledim. Fakat herkes sağır oldu, bunları ısrarla söyleyince duruşmalarda heyetler ya dinlemediler, ya da ısrarla savunma yapan arkadaşlarımızı tutukladılar. Bzilere, siz savunma yapmıyorsunuz, suçu ve suçluyu övüyorsunuz diye bizleri tehdit ettiler. Bylock delili değil, bu tutumunuz "bylock deliliği" dedik. Proğramın içine bakınız, sadece bu proğram suça esas olmaz, huzurdaki şahıs bunu niçin kullanmış, ona bakınız. Adam yemek tarifi, cüz okuma programı, ders takibi yapmış ise ,bu onun suçlu olduğunu değil, olmadığını gösterir dedik, kimse dinlemedi. Kanunda suç olmayan fiiller suç sayılmış, insanlara ceza verilmiş ise, bu zaten açık hukuk cinayetidir. Neden yeni bir kanuna ihtiyaç olsun. Sadece "insaf, vicdan, ahlak ve hukuka ihtiyaç" var. Ve bu er geç olmak zorundadır. Yalan ila nihaye devam etmez. Ancak 15 Temmuzu yapanlar (bunları 14.07.2020 tarihinde yazdım) şu an buna razı değiller... Sabır, dua ve gayret.... Unutmayınız "en büyük bir mesuliyet de" konuşması gerekenlerin, hala susmasıdır.



AİHM Yasak kararı, ülkemizde sadece #KHK'lılar için değil, tüm muhalif sosyal ve siyasal topluluklar için çok ÖNEMLİDiR. Zira Akp, kene gibi yapıştığı iktidarı bırakmamak için Hukuku araçsallaştırarak istediği kesimi siyasi kararlarla "Terörist Grup" ilan ediyordu. Bu kararla birlikte bunu Hukuken artık yapamayacaklar. En son yapılan seçimlerden birinci çıkan Anamuhalefet partisi @herkesicinCHP bile neredeyse "Ekrem İmamoğlu örgütü" ilan edilmeye çalışılıyor. Bu cinnete ve karanlığa karşı tüm sosyolojik ve siyasal muhalefet "Hukuk Devleti" ve "Demokrasi" düzleminde birlikte mücadele etmelidir. @iyiparti @herkesicinCHP @DEMGenelMerkezi @rprefahpartisi @SaadetPartisi @GelecekPartiTR @devapartisi @tipgenelmerkez @TBMMresmi




‼️ Yalçınkaya Grubunun İnfazıyla İlgili Çok Önemli Hatırlatma ‼️ Bakanlar Komitesi, Türk Hükümetine Yalçınkaya grubuyla uyumlu içtihatları sunması için Haziran 2026’ya kadar süre vermişti. Hakkında doğrudan ihlal kararı verilen; ancak kararın ruhuna aykırı uygulamalarla karşılaşanların bu tarihten önce Bakanlar Komitesine gerekli bildirimi yapması kararların uygulanması için çok önemlidir. Hangi konularda başvuru yapılabileceği ile ilgili daha önce yayımladığımız yazımıza göz atabilirsiniz: x.com/aihmizleme/sta… Bakanlar Komitesine nasıl başvurulacağı ile ilgili daha önce yayımladığımız rehberimize göz atabilirsiniz: x.com/aihmizleme/sta… @barolar @erincsagkan @istbarosu @ibrahimkaboglu @istbaroihm @ankarabarosu @muskoroglu


AİHM Büyük Daire’nin Yasak Kararı Hakkında Değerlendirmem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Dairesi, Yasak v. Türkiye davasında FETÖ yargılamaları kapsamında Yasak’a verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezasının “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini ve “kötü muamele yasağı”nı ihlal ettiğine hükmetti. Üstelik bu kararla, daha önce aynı davada “ihlal yok” diyen AİHM Daire kararını da bozmuş oldu. Benzer suçlamalarla yargılanıp hayatları altüst olan on binlerce kişi bakımından bu kararın iç hukukta da önemli sonuçlar doğurması gerektiği açıktır. Kararda Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla verilen mahkûmiyet hükümlerinde ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmediği, kolektif sorumluluk yoluna gidildiği ve kast unsuru ispat edilmeden hüküm kurulduğu belirtilmiştir. Kararın temel mesajı çok açık. Bir kişinin sadece bir cemaatle ilişkilendirilmesi, birtakım faaliyetlere katıldığının veya gizli yapılanma içinde görev aldığının söylenmesi ya da hakkında tanık beyanı bulunması onu silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm etmeye yetmez. Mahkûmiyet için kişinin suçlanan eylemleri yaptığı tarihte örgütün suç ve şiddet amacını bilmesi, bu amaca bilerek ve isteyerek katılması, bütün bunların da somut ve kişiye özel delillerle gerekçelendirilmesi gerekir. Mahkeme, Yasak'a yüklenen eylemlerin tamamının eğitim faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu özellikle vurgulamakta, FETÖ/PDY’nin uzun yıllar boyunca Türk toplumunun çeşitli alanlarına, özellikle de eğitime yasal yollarla yerleştiğini ve kendisini bir “ahlak ve eğitim hareketi” olarak tanıttığını belirtmektedir. Bu nedenle Mahkeme, çok sayıda kişinin örgütün gerçek amaçlarından habersiz şekilde, sadece görünen yüzüyle onunla ilişki kurmuş olabileceğini kabul etmektedir. Bu çerçevede Büyük Daire, Türkiye'de binlerce dosyada mahkûmiyet gerekçesi olarak kullanılan delillerin manevi unsuru kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtiyor. Gizli yapı içinde görev üstlenme, sohbet ve eğitim faaliyetlerini düzenleme, "bölge talebe mesulü" ya da "ev abisi" gibi sıfatlar, dini sohbetlere katılma-düzenleme, kod adı kullanma, yapıya bağlı kurumlarda çalışma ve sigortanın bu kurumlardan yatırılması, tanıkların sadece fotoğraf üzerinden teşhise dayalı beyanları, HTS kayıtları, Bank Asya'ya 2014 sonrası para yatırma gibi delillerin; ancak kişinin örgütün terör niteliğini bildiği, şiddet amaçlarını benimsediği ve bu yapıya bilerek ve isteyerek üye olduğu somut bulgularla desteklenmesi halinde mahkumiyet için esas alınabileceği ve kişiye terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulabileceği ifade edilmektedir. Mahkeme, bu noktada Türkiye yargısının “milat” yaklaşımına da bir cevap vermiş. Aralık 2013 sonrası örgütle bağların sürdürülmesinin, bir kişinin cezai sorumluluğunun değerlendirilmesinde bir faktör olabilir. Ancak bu genel değerlendirme, yerel mahkemeleri kişiye özel kast tespit etme yükümlülüğünden muaf tutmaz. İlgili zamanda büyük ölçüde dini bir grup olarak algılanan bir yapıya mensup olmak, tek başına, kişinin suç için gerekli kasta sahip olduğu sonucuna götürmez. Bu yönüyle, kastın belirli bir tarihten sonra doğrudan oluştuğu varsayımına dayalı yaklaşım Mahkeme tarafından yeterli görülmemiştir. Sonuç olarak Büyük Daire’nin kararı, sorunun münferit hatalardan değil, yargının hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmış olmasından kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu karar kesindir ve Mahkeme önünde bekleyen benzer dosyaların da bu çerçevede hızlı bir şekilde sonuçlanacağı açıktır. Dolayısıyla, yargı organları ve iktidar istese de istemese de Anayasa’nın gereği olarak bu karara uymak zorundadır. Bu nedenle, FETÖ yargılamaları kapsamında devam eden soruşturmaların, kovuşturmaların ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının; AİHM içtihadı ve evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınması zorunludur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni yeniden yargılama yolunu açacak ve ortaya çıkan hak ihlallerini giderecek kapsamlı bir yasal düzenleme yapmaya davet ediyorum. Üzerinden on yıl geçti. On yıl, hiç kimsenin geri veremeyeceği bir ömür dilimidir. Bu süre içinde insanlar cezaevlerinde yıllarını yitirdi, aileler parçalandı, çocuklar annesiz ya da babasız büyüdü, bazıları hayatını kaybetti. Bu kararın gereğinin yapılması, adil yargılanma hakkının olduğu kadar derinleşen toplumsal adalet ihtiyacının da gereğidir.





Silahlı sol terör örgütü üyeliğinden hüküm alıp 3 yıl hapis yatan kişi, AİHM Yasak kararından rahatsız olmuş. Çok mu acıttı?





🚨Süleymancılar, Nurcular, Kuytulcular, Menzilciler ve diğerleri... ▪️FETÖ'ye öykünen örgütler de tehdit unsurudur! 🔻"FETÖ’cülüğe öykünen örgütler, hem risk ve tehdit unsurudur hem de FETÖ’cülerin içlerine girip barındıkları örgütler olarak tehlike oluşturur." 🔻"Bunlarla mücadelenin de kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği açıktır." 🔻"Sonuç gerek FETÖ’ye gerekse ona öykünen veya benzeri arayışta olan çete örgütlere karşı etkili hukuk politikaları geliştirmek ve uygulamak, devletin sürekli faaliyetleri arasındadır." Sayın Mehmet Uçum'un yazısı... 👇👇👇

Vatan haini casusluk örgütü FETÖ’cülere af peşinde koşan Bülent Arınç’a Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’dan cevap: “▪️FETÖ, açığa çıktığı üzere casusluk ve terör amaçlı bir ihanet örgütüdür. İşin ibadet ve ticaret kısmıyla Türkiye içinde operasyon yapma kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. İhanet fonksiyonu ise tamamen illegal etkinliğe ve konspirasyon faaliyetine dönüştü. Konunun bu yönünü değerlendiren ve sürekli takipte olan devlet, bu ihanet örgütüyle mücadelede asla taviz vermiyor. Sürekli yapılan operasyonlar, açılan soruşturmalar ve kovuşturmalar bunu gösteriyor. Mücadele kararlılığının devamı hayatidir. ▪️Ayrıca bu örgütün “dini istismar eden salt bir terör örgütü” olmaktan ziyade “dini duyguları kullanan bir casusluk ve terör örgütü” olduğunun açığa çıktığı hep göz önünde tutulmalıdır. Bu teşhirden ve hakikatten hareketle bu örgütün iç ve dış faaliyetlerinin, irtibatlarının, etki alanlarının, emperyalist kökenli bir casusluk faaliyeti kapsamında hassasiyetle takip edildiğine de şüphe yoktur. ▪️Yine bu örgüt, artık “kült” hareket değil sadece casusluk hareketi olarak kendisini emperyalistlerin hizmetine sunduğu ölçüde varlığını sürdürme gayretindedir. Bu yönüyle de örgütün casusluk ve terör örgütü olarak kodlanmasının ve takibinin önem taşıdığı açıktır. ▪️Tüm bunlar nedeniyle mağdurluk dili kurarak KHK’lılara yönelik çözüm bulma talepleri gibi “FETÖ’cüler için istenen her türlü hoşgörü siyaseti”, bu casusluk ve ihanete bilerek ya da bilmeden destek vermek anlamına gelir. Bu tuzağa asla düşülmemelidir. Bu hususta çeşitli siyasi aktörlerin yaptığı hamlelere karşı hukuku ve güvenliği korumak için net ve sert bir tutum alınması son derece önemlidir. Yine halkın FETÖ’cülerle birlikte hareket eden veya onları koruyan yahut onları koruduğu izlenimi veren siyasilere yönelik tepki geliştirmesi de bu konuda kesin karşı duruş ihtiyacının toplumsal gerekçesidir. Elbette sağlık sebebi gibi istisnai bazı konularda gereği ilgili makamlarca yapılır ancak bu istisnai durumlar üzerinden duygu sömürüsü vasıtasıyla genel bir infaz düzenlemesi veya af arayışının provokasyon ve istismar olduğu ve bunun asla kabul edilmeyeceği bilinmelidir.




