İdil Saguner

6.3K posts

İdil Saguner banner
İdil Saguner

İdil Saguner

@idilsaguner

Global Africa I The Cambridge Political Psychology Lab I Worked and lived in London, Istanbul, Doha and Abuja.

Turkey เข้าร่วม Ağustos 2009
2.7K กำลังติดตาม1.9K ผู้ติดตาม
ทวีตที่ปักหมุด
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
ATATURK: The Founder of Turkiye. He led the most extensive campaign against colonialism and imperialism, achieving VICTORY on every front, and served as a profound INSPIRATION to the world at large! Long live Republic of Turkey, may you remain forever free! 🇹🇷
İdil Saguner tweet media
English
0
8
57
30.3K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
@Reuters If NATO's founding principles are democracy and the rule of law, what purpose would it serve if great powers truly respected the rule of law?
English
0
0
1
347
Reuters
Reuters@Reuters·
Five years ago, the West risked a full-blown diplomatic crisis with NATO ally Turkey when 10 ambassadors called for the release of a man they saw as a political prisoner, prompting an angry President Tayyip Erdogan to order their expulsion. Since then, the West has mostly avoided publicly raising concerns about Turkey's record on rights and freedoms, instead focusing on boosting security ties with the regional military power and big arms exporter reut.rs/3ReETh0
English
34
55
136
50.1K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Thanks to leaders who kept trading your sovereignty for foreign interests, you are sadly still not truly free. With respect to those who gave their lives for your freedom: Happy Independence Day, #DRC 🇨🇩
İdil Saguner@idilsaguner

🇨🇩🌍 Afrika'da 2,3 milyon kilometrekarelik verimli Kongo Havzası, Berlin Konferansı sonrası Belçika Kralı Leopold'un kişisel mülkü haline geldi. Yanlış okumadınız. Bir grup Avrupalı lider 1885'te oturup Afrika kıtasını cetvelle bölerek kendi aralarında paylaştı. Kral, payına düşen devasa bölgeye "Kongo Özgür Devleti" adını verdi. Adında özgürlük vardı. Gerçekte ise tarihin en acımasız sömürge rejimlerinden biriydi. 19. yüzyıl sonlarında dünyada kauçuğa büyük talep vardı. Otomobil lastiklerinde, sanayi ürünlerinde ve elektrik kabloları için kullanılıyordu. Çok değerliydi. Belçikalı Leopold'un yönetimi altında Kongolular zorla çalıştırıldı. Köylere kauçuk kotaları konuldu. Kotayı dolduramayanlar kırbaçlandı, işkence gördü, öldürüldü. Sömürge askerlerinden kullandıkları her mermiyi raporlamaları isteniyordu. Bir kişiyi öldürdüklerini kanıtlamak için ise kurbanlarının ellerini getiriyorlardı. Zamanla bu uygulama sistematik bir vahşete dönüştü. Fotoğrafları hala duruyor. Bakmak kolay değil. Tarihçiler, bu dönemde Kongo nüfusunun yarısının öldürüldüğünü söylüyor. 10 milyondan fazla insan. Kongo 1960'ta bağımsızlığını kazandı. Ülke kaynaklarının emperyalist güçler tarafından yağmalanmasına karşı mücadele eden Patrice Lumumba başbakan oldu. Ama yalnızca birkaç ay sonra devrildi. 1961'de öldürüldü. Cesedi parçalandı, ardından asitle eritilerek yok edildi. Bugün eldeki belgeler, suikasti Belçika'nın gerçekleştirdiğini gösteriyor. Cinayet için CIA'in Belçika gizli servisine verdiği destek de belgelenmiş durumda. Belçika hükümeti lütfedip 2001 yılında Lumumba'nın ölümündeki "ahlaki sorumluluğunu" kabul etmek zorunda kaldı. Patrice Lumumba'nın naçiz bedeni toprak oldu. Ama fikirleri yok edilemedi. Bugün Afrika'da emperyalist yeni sömürgeciliğe ve kaynak yağmasına karşı mücadelenin simgelerinden ve bir ulusal kahraman. Videodaki Kongolu taraftarın adı Kuka Boladinga. Afrikalılar ona "Lumumba Vea" diyor. Yani "Lumumba Yaşıyor." 2013'ten beri Demokratik Kongo Cumhuriyeti milli takımının her maçında, Kinşasa'daki Patrice Lumumba heykeline atfen 90 dakika boyunca hiç kıpırdamadan duruyor. Lumumba'yı ve ünlü selamını yaşatıyor. Patrice Lumumba, dün gece oynanan Kongo-Kolombiya Dünya Kupası maçında da oradaydı. Bazı büyük liderler, zamanın ötesine geçer. Lumumba da Kongo'nun her milli maçında yeniden, yeniden can buluyor. #LumumbaVea #DRCongo #FIFAWorldCup

English
0
0
1
1.2K
jordan
jordan@JordanUhl·
Oh my god lmao
English
877
1.9K
17K
2.1M
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Gece, Hollanda penaltılarla Fas'a yenilerek Dünya Kupası'ndan elendi. Hollanda vatandaşı Faslı gençler sevinmek istemişler, polis izin vermedi. "Fas için sevineceksen neden Hollanda vatandaşı oldun?" diye hesap sordular, gençleri copladılar. Afrikalı bir takımın on dakika boyunca iyi futbol oynaması makul bir şeydir. Hatta sempatiktir de. Çünkü bir Afrika takımıyla karşılaşmak neredeyse garantilenmiş bir galibiyet demektir. Turnuvaya renk katar, sonra da evlerine dönerler. Ama Avrupalı rakiplerini tedirgin eden, kazanan, hele ki eleyen bir Afrika takımı asla kabul edilebilecek bir şey değildir. İşte bu nedenle, Avrupa takımlarının düne kadar tepeden baktığı 10 Afrika ülkesinden 9'unun son 32'ye kalması benim için 2026 Dünya Kupası'ndan kalan tek anlamlı anı olacak.
Türkçe
494
372
2.3K
850.1K
İdil Saguner รีทวีตแล้ว
Gönül Tol
Gönül Tol@gonultol·
Bu tasarıyı hazırlayanlar açısından sembolik önemi yüksek olabilir ancak tasarının yasalaşma ihtimali düşük. Yasalaşması için iki kanattan da aynı metinle geçmesi ve Başkan tarafından imzalanması gerekiyor. Temsilciler meclisinde dahi yeterince destek yok, Senato’da da bir eş tasarı yok.
Türkçe
1
8
47
18.9K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Trump ara seçimler yaklaşırken yeniden McCarthy dönemi söylemine dönerek komünizmi şeytanlaştırmaya çalışıyor. Ama bunu yaparken "komünizm", "Marksizm", "demokratik sosyalizm" gibi kavramları da gençlerin günlük siyasi tartışmalarının merkezine yerleştiriyor. Paradoks👌
Afshin Rattansi@afshinrattansi

Donald Trump: ‘COMMUNISM is the biggest threat to our nation since our founding, that includes World War 1, World War 2, September 11th, and the Pearl Harbor attack.’ In 40 years Chinese communism lifted 800 million out of poverty, in 40 years American capitalism produced 1 trillionaire. Trump and the oligarch class are frightened by communism because it represents the only ideology that threatens their position of power.

Türkçe
1
0
2
2K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Daron hoca önemli ve doğru şeyler söylemiş. Türkiye NATO, İran, iç siyaset, dış siyaset gibi gündelik dertlerle hemhal olurken dünya çok tehlikeli, bambaşka bir sürece evriliyor. Palantir, Anduril gibi dev teknoloji şirketleri, ABD ve çoğu NATO ülkesinde Savunma, İç Güvenlik, Hazine, Dışişleri, Sağlık, Enerji, Ulaştırma, Adalet, Tarım ve Ticaret bakanlıklarının yazılım ve veri yönetimlerini yaparak devletlerin ana damarlarına yayılıyor ve yerleşiyor. Devletler, fonksiyonlarını denetimden muaf biçimde özel teknoloji şirketlerine devrediyor. ABD'nin işgal ettiği topraklar dahil her yerde, demokrasilerin, teknokratik otoriter devletlerle değiştirilmesi gerektiğini savunan "The software state" fantezisi adım adım geliyor. Bu daha başlangıç... Fantastik soru ise beyaz Hristiyan tekno-milliyetçilerin yönettiği Palantir, Anduril, Citizen, Cicero Institute, Pronomos Capital, NAIA, DFC gibi devlerden oluşan "Peter Thiel ekosistemi" içindeki yapay zeka şirketlerinin, ülkeleri tamamen yönetmesi aşamasına ne kadar hızlı gidileceği.
Haber Aktif@haberaktifcom

Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun alkışlarla kesilen mezuniyet törenindeki konuşması: - Bilimin özerkliği kalmadı. - Demokrasi çökmek üzere. - Yapay zeka, gücü merkezileştirerek gelişmekte olan ülkelerin hayatını zorlaştıracak.

Türkçe
0
0
2
1.2K
İdil Saguner รีทวีตแล้ว
Oksijen
Oksijen@GazeteOksijen·
Müttefiklerinin birçoğu ABD’ye bağımlılıklarını azaltmaya uğraşıyor. Çünkü onlar da artık Trump yönetiminin kötü muamele ve baskı taktiklerinden muaf olmadıklarını fark ediyor. Bu yeni ortamda Amerika ile yakın bağ kurmak, güç yerine potansiyel zaaf gibi görünüyor. Gideon Rachman'ın Financial Times için kaleme aldığı yazısı Oksijen’de. gazeteoksijen.com/yazarlar/gideo…
Oksijen tweet mediaOksijen tweet mediaOksijen tweet media
Türkçe
0
3
2
1.9K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Eğer siyaset Lenin'in ifadesiyle ekonominin yoğunlaşmış haliyse ve savaş da siyasetin başka araçlarla devamıysa, demek ki kurtuluş savaşları hariç bütün büyük güç savaşlarını para şekillendiriyor. O zaman fırsat maliyeti devreye girer. Herkes oturup kazanacaklarının ve kaybedeceklerinin hesabını yapar. Trump, arkasındaki ABD gücüne rağmen, İran'la geldiği noktada ne kazanacağını değil, ortaya çıkan kaybı nasıl minimize edeceğini düşünmek zorunda kalıyor. Türkiye de her rasyonel aktörün yapacağı gibi, ABD ile ilişkilerde kazancı maksimize etmeye çalışmaktan çok "ne kaybedebilirim?" sorusunu sormakta haklı. Ancak, 80 öncesi Saddam Hüseyin'i "bölgesel denge unsuru" diye öve öve göklere çıkartan Batı'nın, İran-Irak savaşıyla kurduğu denklemin nasıl sonuçlandığı da ortada. Tarih, yanlış hesaplanan riskin uzun vadedeki maliyetlerine dair sayısız örnekle dolu.
NATO@NATO

The #NATOsummit in Ankara 🇹🇷 is just around the corner Find out what to expect from NATO's most important event of the year → bit.ly/nato-ankara-su…

Türkçe
0
0
0
164
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
X'te her gün milyarlarca içerik üretiliyor. X'in "For You" adlı algoritmik "yapay zeka editörü" sürekli seçim yapıyor, neyin öne çıkacağına karar veriyor. Hangi konu gündem olmalı. Sabah kalkınca neyi göreceksin. Neye öfkeleneceksin. Neyi önemli sanacaksın. Peki For You neden özellikle kutuplaştırıcı içerikleri çok yayıyor? Çünkü temel amacı seni mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmak. Şaşkınlık, öfke, hayranlık, korku duymanı ve etkileşimde bulunmanı sağlamak. Bu duygular bizi yorum yazmaya ve paylaşıma daha çok teşvik ediyor. X'in çıkarı ne? Daha çok reklam geliri ve daha fazla veri. Platformun değeri artıyor. Ama en önemli çıkar para değil: gündemi belirleme, hatta şekillendirme gücü. Ülkelerin vatandaşları için sakıncalı bulduğu şeyleri, hiç bir yasa, etik ilke, uluslararası kural takmadan o vatandaşlara gösterebilme, hatta onların gündemine sokabilme gücü. Gerçeği manipülasyon, algı yönetimi ve yalan arasında buharlaştırabilme gücü. Bu asimetrik güç, dünyayı çok tehlikeli bir yer haline getirecek.
İdil Saguner@idilsaguner

Bu yazı, tartışmalı bir filmin var olup olmamasıyla ilgili değil. İfade özgürlüğü, rahatsız edici ya da tartışmalı fikirlerin var olma hakkını da korumalı ve ben bu düşünceye sahip çıkıyorum. Çünkü ifade özgürlüğü başka bir konu, algoritmalar aracılığıyla hangi fikirlerin milyonlarca insana ulaştırılacağını (dayatılacağını) bilinçli olarak seçmek bambaşka bir konu. "Citizen Vigilante" adlı filmi baştan sona izledim. Başroldeki karakter, eski bir ABD ordu subayı. Emekli olup Avrupa'ya taşınmış. Yasaların insanları yeterince korumadığını düşünüyor, geceleri çıkıp (Müslüman) göçmenleri infaz ederek kendince "adalet dağıtıyor." Film, örneğin Almanya'da, ticari dağıtıma girememiş. Buna karşın X, filmi küresel olarak gösterime soktu. Beni düşündüren filmin kendisi değil, X'in yaptığı bu tercih. Hiç kimse dini, etnik kökeni ya da göçmen kimliği nedeniyle insanları topluca damgalayan, kanun dışı şiddeti meşrulaştırmaya çalışan ve toplu cezalandırma fikrini normalleştiren anlatılara maruz kalmak zorunda olmamalı. İşte tam da bu nedenle, küresel ölçekte çok büyük bir etkiye sahip X'in, böyle bir içeriği öne çıkarmasını sorguladım. Bunun sansür istemekle ilgisi yok. Bu, hesap verebilirlik talep etmektir. Mesele bu filmin var olup olmaması değil. Herhangi bir özel platformun nefreti, kanun dışı şiddeti ve toplu cezalandırma fikrini normalleştiren anlatıları insanların hayatına doğrudan koyabilecek güce sahip olması. Ve bunun insanların zihnine, duygularına yaptığı etki. Çünkü bir platform bu ölçekte bir etkiye ulaştığında, aldığı kararlar artık yalnızca ticari ya da editoryal tercihler olmaktan çıkar. Kamusal tartışmanın bir parçası haline gelir. Kontrolsüz güç, güç değildir. Ve insanlar internete girdiklerinde, hakları da onlarla birlikte girmelidir.

Türkçe
0
0
0
139
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
FIFA'yı mı, Infantino'yu mu, Amerika'yı mı kimi big brother olmakla suçlamışlar çıkaramadım. Bilirse Bay @nazeningemi bilir.
Türkçe
1
0
1
796
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Selçuk hocanın Milli Takım yazısı çok güzel. "Bu bir futbol hikayesi değil; ders kitaplık bir davranış bilimi vakası" diyor. "Vasatlığı ödüllendirmeyi bıraktığımız gün, vasatlık da bizi terk eder" diyor. Çok doğru. Ben de başka bir yanından bakıyorum konuya: Diyelim ki ortada olağanüstü bir sezgi ve deneyim var. Diyelim ki bu sezgi ve deneyim, Türkiye'nin en önemli spor kurumlarından birini yönetmeye yeterlidir. Yok. İşte o öyle olmuyor. Önce, bu olağanüstü sezgi ve deneyimi sağlıklı çıkarımlara dönüştürecek analitik muhakeme lazım. Ki, milyarlarca liralık bütçeleri, hukuk ve disiplin süreçlerini yönetecek, uluslararası sözleşmelerini hazırlayacak, FIFA UEFA gibi kurumlarla teknik müzakereleri gerçekleştirecek olan yönetim ekibini seçebilesiniz. Sonra da bu ekibi yönetecek donanım lazım. Ki, Türk futbolunun geleceğine ilişkin stratejik vizyonu oluşturabilesiniz. Bunlar eğitimsiz olur mu? Olmaz. Türkiye'nin en önemli spor kurumlarından birini yönetmek için eğitim tek kriter değildir. Ama en önemlilerinden biridir. Hiç kriter değilmiş gibi davranamayız.
Selçuk Şirin@SelcukRSirin

Futboldan anlamam, insan davranışından anlarım. Milli Takım 24 yıl sonra bir kuşağın umuduyla Dünya Kupası’na gitti ve Haiti’den sonra turnuvayı en erken terk eden ikinci takım oldu. Bu bir futbol hikâyesi değil; ders kitaplık bir davranış bilimi vakası. Tablo şu: Transfermarkt’a göre ~473,7 milyon euroyla grubun açık ara en pahalı, 48 takım içinde 13. en değerli kadrosuyuz. Kişi başı gelirde ise ~26. sıradayız. Yani gelirimizin kat kat üstünde bir serveti sahaya sürdük. Peki neden olmadı? Çünkü kaynağın çokluğu değil, akılcı kullanımı belirler başarıyı. Onun da yolu hesap verebilirlikten geçer. Rule of Law Index’te 143 ülke içinde 118., grupta sonuncuyuz. Kimsenin hesap vermediği yerde para performansa değil, gösterişe gider. Davranış biliminin temel kuralı: Ödüllendirilen davranış tekrarlanır (Skinner). Steven Kerr bunu 1975’te bir klasiğe çevirdi: “A’yı ödüllendirip B’yi ummanın saçmalığı.” Kurumlar gerçekten istediklerini değil, görünür ve ölçmesi kolay olanı ödüllendirir; sonra şaşırır. Biz tam da bunu yapıyoruz. Performansı değil gösterişi ödüllendiriyoruz: transferi, polemiği, magazini. Daha turnuvaya katıldıkları için villa vaadi, ortada başarı yokken kahramanlaştırma… Kamu kaynağı yanlışı ödüllendirirken her marka da bütçesini aynı vitrine yığıyor. Ödülü peşinen veriyoruz; sonra sıfır puanla dönünce şaşırıyoruz. İyi haber: Bu işin çaresi de bizde var. Filenin Sultanları aynı ülkede, aynı kültürde dünya bir numarası oldu. Demek ki sorun kültür değil, sorun sistem. Voleybolda emek görülüyor, performans ödüllendiriliyor, hesap soruluyor. Yani, önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış. Futboldan hâlâ anlamam. Ama insan davranışından şunu biliyorum: Vasatlığı ödüllendirmeyi bıraktığımız gün, vasatlık da bizi terk eder. Yazının tamamı @GazeteOksijen ‘de!

Türkçe
0
2
9
5.5K
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
@mmuratt1964 Katılıyorum size. Ama yazının amacı ekonominin önemini tartışmaktan ziyade analizin çerçevesini değiştirmekti.
Türkçe
1
0
1
17
M. Murat T🇹🇷
M. Murat T🇹🇷@mmuratt1964·
@idilsaguner Mesela Suudi Arabistan ile yapılan son enerji anlaşmasının jeopolitik analizini yapsak sonuç ne olur ? Hangi ağ ortaya çıkar?
Türkçe
1
0
0
30
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
Türkiye-ABD ilişkisini iki devlet arasındaki ikili bir ilişki olarak çerçevelemek ya da ilişkinin zorunlu olup olmadığını tartışmak çok anlamlı değil. Çünkü devletler arası ilişkiler artık birbiriyle kesişen çok katmanlı çıkar ağları içinde şekilleniyor. NATO, Rusya enerji bağımlılığı, Körfez yatırım akışları, AES'le artan Sahel teması, İsrail ile gerilimli ama tamamen kopuk olmayan ekonomik ilişkiler, Ukrayna ile savunma ticareti, Suriye'de belirleyici konum. Bunların hiçbiri tek başına "Türkiye-ABD ilişkisi" başlığı altında açıklanamaz. Ama hepsinin birbirine temas ettiği noktalar var. Önemli olan şu: Türkiye bu ağın içinde nerede duruyor ve o konum ona ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor? Türkiye'nin birden fazla ağa aynı anda dahil olabilen nadir aktörlerden biri olması değerli. Ancak birçok ağın önemli bir parçası olmak, her ağda vazgeçilmez olmak anlamına gelmiyor. Kalıcı bir güç unsuruna dönüşmek için dış politikayı ustalıkla yönetmenin yanında yapısal kırılganlıkları azaltmak, kurumsal kapasiteyi güçlendirmek ve teknolojik altyapıyı daha da geliştirmek gerekir. Aksi halde, bir kriz anında gerçek sınırlarla yüzleşmek zorunda kalmak olasıdır. Bu arada, gücün ve etkinin büyük ölçüde kişilere yaslanması da sürdürülebilir ve başkalarına aktarılabilir bir şey değil.
Elif Şahin@elifsahinn19

Türkiye’nin ABD ile kurduğu ilişki bir “bağımlılık” ilişkisi değil. Kopamayacak kadar stratejik, eski biçimiyle sürdürülemeyecek kadar sorunlu, yeni bir çerçevede devam etmesi gerekecek kadar da zorunlu bir ilişki. İki ülkenin özgün ilişkisini asimetrik olmaktan çıkarıp bu noktaya getiren “özgüvenin” temelinde, Türkiye’nin ilmek ilmek inşa ettiği yeni güç modeli var.

Türkçe
2
0
5
713
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
@mmuratt1964 Tam tersine, etkisi çok büyük. Hatta ağın merkezindeki belirleyici unsurlardan biri. Jeopolitik güç de ekonomik kapasitenin yerine geçmez zaten, onun üzerine inşa edilir. Ekonomik kırılganlık arttıkça dış politika özerkliği de daralır.
Türkçe
1
0
1
41
M. Murat T🇹🇷
M. Murat T🇹🇷@mmuratt1964·
@idilsaguner Yazdıklarınız doğru ama ekonominin hiç mi etkisi yok? Ya da Türkiye'nin ekonomisi dış politikasına hiç mi etki etmiyor?
Türkçe
1
0
1
38
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
🇧🇫🇫🇷 Burkina Faso hükümeti "cihatçı teröre aktif destek vererek sömürgeci emellerini açıkça ortaya koymakla" suçladığı Fransa ile diplomatik ilişkilerini resmen kesti. Bu gelişme tek başına bir olay değil, Afrika'nın Sahel bölgesindeki köklü kırılmanın son halkası. Fransa; Mali, Nijer ve şimdi de Burkina Faso'da, altmış yıllık nüfuzunu tamamen kaybetti. Burkina Faso, Fransa'nın eski sömürgelerinden. Batı Afrika'nın ortasında, Sahel bölgesinde, stratejik bir konumdadır. Burada üs ve asker bulundurmak Fransa'ya bölgesel istihbarat, hareket kabiliyeti, diplomatik etki ve nüfuz sağlıyordu. Mali, Nijer, Çad hattında hareket edebilmek için kritik bir köprüydü. Burkina Faso'nun madencilik sektöründe Fransız şirketlerinin ezici varlığı, askeri varlığıyla paralel yürüdü. Burkina, dünyanın önemli altın üreticilerinden biri. Afrika'da ilk beşte. Ancak ülkede 2015'ten sonra başgösteren teröre karşı Fransız askeri varlığı sonuç üretemedi. 10 yılda binlerce asker, milyarlarca euro harcandı. Aynı süreçte cihatçı gruplar toprak kaybetmek yerine genişledi. Sivil kayıplar arttı, devlet otoritesi eridi. Sonunda halk, Fransa'yı kurtarıcı değil işgalci olarak görmeye başladı. Yüzbaşı İbrahim Traore'nin 2022'de darbeyle iktidara gelmesi, iki ülke arasındaki kopuşun mihenk taşı oldu. Traore askeri anlaşmaları iptal etti, özel kuvvetleri ülkeden gönderdi. Fransız medya kuruluşlarının faaliyeti yasaklandı, üç Fransız diplomat casusluk suçlamasıyla sınır dışı edildi. "Sorun sadece başarısızlık değil. Fransa bu istikrarsızlığın sürmesinden çıkar sağlıyor, teröristleri destekliyor" diyor. Bu iddia havadan gelmiyor. Fransa, tarihsel olarak bölgedeki istikrarsız ortamları on yıllarca kendi çıkarları için kullandı. Batı Afrika operasyonlarını tamamen "yakın ilişkiler" kurduğu hükümetler üzerinden yürüttü. Hem kendi çıkarlarını, hem de Batı'nın genel bölge politikasını böyle şekillendirdi. "Françafrique" denilen bu sistem, aslında Fransa'ya sadık yönetimlerin ayakta tutulmasından ibaret. Bunun yanında bir de "Afrika Fransız Kolonileri Frangı" sistemi var. Fransa Hazinesi'nin garantisi altında bir para birimi. 14 Batı ve Orta Afrika ülkesi halen kullanıyor. Sistem, bölge ekonomileri üzerinde Fransa'ya yapısal kontrol sağlıyor. Mali 2022, Nijer 2023, şimdi Burkina Faso 2026. Fransa'nın Sahel'de neredeyse hiç etkisi kalmadı. Sadece diplomatik bir kayıp değil. Onlarca yılda kurulmuş istihbarat ağı, lojistik altyapı, ekonomik nüfuz zinciri birlikte çöktü. Geriye kalan tutunma noktaları Çad, Senegal ve Fildişi Sahili. Ama oralarda da baskı artıyor. Fransa'nın sadece kendi çıkarlarını umursayan Sahel politikasının başarısız olduğu gerçek. Bu, Traore'ye halkın Fransa'ya karşı öfkesini siyasi sermayeye dönüştürme şansı verdi. Ama sunduğu alternatif, halkın hayatını iyileştirmiyor. Yoksulluk diz boyu, insan hakları ihlalleri derinleşiyor, cihatçı terör toprak kazanmaya devam ediyor. Çünkü Fransa'yı kovup Rusya'yı çağırmak bağımsızlık değil. Efendi değiştirmek. Tabloyu eksiksiz görmek için bunu da görmek lazım. #Sahel #BurkinaFaso #Françafrique #NeoColonialism #CaptainTraore
SIG Burkina Faso@sigbf

COMMUNIQUE RELATIF A LA RUPTURE DES RELATIONS DIPLOMATIQUES ENTRE LE BURKINA FASO ET LA REPUBLIQUE FRANÇAISE Le Gouvernement du Burkina Faso porte à la connaissance de l’opinion nationale et internationale qu’il a pris la décision de rompre ses relations diplomatiques avec la République Française pour compter de ce jour 26 Juin 2026. Cette décision fait suite à une évaluation approfondie de l’état actuel des relations bilatérales entre le Burkina Faso et la France. En effet, les conditions indispensables à la promotion de relations fondées sur le respect mutuel, la confiance réciproque, le respect du principe de non-ingérence dans les affaires intérieures et de la souveraineté nationale, ne sont plus réunies. Cet état de fait se traduit entre autres par un activisme incessant du régime en place en France contre les intérêts du Burkina Faso, des ambitions néocoloniales affichées avec le soutien actif à des réseaux subversifs et aux terroristes qui endeuillent notre pays et le Sahel, la perfidie et la partialité des discours et des opinions sur notre pays pour en faire un paria de la communauté internationale. Face à ces visées impérialistes de domination de notre pays et d’asservissement de notre peuple, nous avons fait le choix de la responsabilité et de la souveraineté. Le Gouvernement tient à souligner que cette décision ne remet nullement en cause les liens historiques, humains, culturels et sociaux qui unissent les peuples burkinabè et français. Elle vise exclusivement le cadre institutionnel des relations entre les deux États au plan diplomatique. Le Gouvernement rassure l’opinion nationale et internationale de sa volonté et de son engagement à assurer la protection des ressortissants auxquels il réaffirme son hospitalité ainsi que la préservation de leurs intérêts. Il invite l'ensemble des citoyens à faire preuve de responsabilité, de retenue et de civisme vis-à-vis des ressortissants français et de l’ensemble des expatriés vivant sur le sol burkinabè, dans le strict respect des lois de la République. Le Gouvernement réaffirme sa détermination à poursuivre une politique étrangère indépendante, fondée sur la diversification de ses partenariats, le renforcement de la coopération Sud-Sud, le développement de relations équilibrées avec tous les États et la promotion de la paix, de la sécurité et du développement durable. Le Gouvernement du Burkina Faso demeure ouvert au dialogue avec l'ensemble des États de la communauté internationale sur la base du respect mutuel, de la réciprocité, de l'égalité souveraine et de la défense des intérêts légitimes de chacun. Il demeure engagé à bâtir avec toutes les Nations éprises de paix et de justice, un monde libre, plus juste et plus solidaire. Le Porte-parole du Gouvernement, Pingdwendé Gilbert OUEDRAOGO Officier de l’Ordre de l’Etalon #ConseilDesMinistres #SigBurkina #Com_Gouv_BF #BurkinaFaso

Türkçe
0
0
6
406
İdil Saguner รีทวีตแล้ว
İdil Saguner
İdil Saguner@idilsaguner·
This is not about one film. It's about the unprecedented power a private digital platform now has to shape public discourse across the world. No one should have to be exposed to narratives that collectively stigmatize people because of their religion, ethnicity, or migrant background, justify extrajudicial violence, or normalize collective punishment. Freedom of expression protects the existence of controversial ideas. It does not shield the deliberate algorithmic amplification of those ideas from public scrutiny. A social media platform is not a library. It is an amplifier. Choosing to actively amplify content is an editorial decision with real-world consequences. When a platform with global reach actively amplifies such content, questioning the responsibilities that come with that power is not censorship. It's accountability. The real question is not whether this particular film should exist. The real question is whether any private platform should possess the power to algorithmically amplify narratives that normalize hatred or collective punishment for millions of people around the world. @article19org @accessnow @EU_Commission @EDMO_EUI @amnesty @hrw @mozilla @AmadeuAntonio @GesichtZeigen @mmfa @splcenter @PENamerica @rankingrights @AINowInstitute @CenDemTech @theGNI
Elon Musk@elonmusk

x.com/CitizenVMovie/…

English
0
1
0
97