Tuncay Besim

41.2K posts

Tuncay Besim

Tuncay Besim

@TunBe2

psikiyatrist dr.

Katılım Kasım 2013
680 Takip Edilen8.9K Takipçiler
Tuncay Besim retweetledi
Vala Afshar
Vala Afshar@ValaAfshar·
What do the happiest, healthiest and longest living people have in common? It’s not fame, fortune or status. Academic research gives us the definitive answer. The main conclusion of Harvard's nearly 87-year-long Study of Adult Development (one of the longest studies of adult life ever conducted) is that strong, meaningful relationships are the single most important predictor of long-term happiness, health, and a long life. It’s not wealth, fame, social class, IQ, or even genes that determine well-being as we age—it's the quality of our connections. Harvard Study of Adult Development started in 1938 and it is the longest-running scientific study of happiness and health in history. For over 85 years, researchers have tracked the lives of 724 men and their families (now including more than 1,300 descendants) to determine what actually makes a "good life." The "One Word" Finding: Relationships The current director of the study, Dr. Robert Waldinger, famously summarizes the decades of data with one clear message: "Good relationships keep us happier and healthier. Period."  The study’s findings can be broken down into three major lessons: • Social Connection is Vital: People who are more socially connected to family, friends, and community are happier, physically healthier, and live longer than people who are less well-connected.  • Quality Over Quantity: It’s not just the number of friends you have or whether you’re in a committed relationship; it’s the quality of your close relationships. Living in the midst of conflict is actually worse for your health than getting a divorce.  • Relationships Protect the Brain: Being in a securely attached relationship in your 80s is neuroprotective. People who feel they can count on their partner in times of need keep their memories sharper for longer.
Vala Afshar tweet media
English
9
88
172
21.1K
Tuncay Besim retweetledi
ZA
ZA@LaikCumhuriyett·
SON DAKİKA: Sürekli şikayet etmenin, beyninizi daha fazla olumsuzluğu fark etmeye alıştırabileceğini biliyor musunuz? Ve zamanla sizi daha fazla hasta edebileceğini? Beynimiz verimliliği sever ve sık tekrarlanan davranışları kalıcı hale getirir. Her şikayet ettiğinde, beyindeki nöronlar sinir hücreleri “birlikte ateşlenen nöronlar, birlikte bağlanır” kuralına göre (Hebb Yasası) yeni ve daha güçlü bağlantılar kurar. Sonuç: Şikayet etmek kolaylaşır ve alışkanlık halini alır. Beyin, negatif şeyleri fark etmeye daha yatkın hale gelir (negatiflik önyargısı güçlenir). Zamanla pozitif şeyleri görmek zorlaşır; şikayet “varsayılan mod” olur. Bilimsel Etkileri Hipokampus küçülür: Stanford Üniversitesi araştırmalarına göre sürekli şikayet, problem çözme, hafıza ve akıllı düşünme merkezi olan hipokampusu küçültür (Alzheimer’da da en çok etkilenen bölgedir). Kortizol yani stres hormonu artar: Savaş-kaç tepkisini tetikler, kan basıncını yükseltir, bağışıklığı zayıflatır. Uzun vadede diyabet, kalp hastalığı, obezite ve felç riskini artırır. Başkalarını da etkiler: Beyinler “nöronal ayna” sistemiyle birbirini taklit eder. Sürekli şikayet eden biriyle vakit geçirmek, sanki ikinci el sigara içmek gibi negatif etki yaratır. Kısaca: Şikayet etmek “zevkli” gelse de, beynini fiziksel olarak yeniden kablolayarak seni daha mutsuz, stresli ve sorun odaklı biri yapar. Nasıl Düzelir? Şükür pratiği yap: Şikayet etme isteği geldiğinde “Şu an şükrettiğim 3 şey nedir?” diye sor. Kaliforniya Üniversitesi araştırmasına göre bu, kortizolu %23 azaltır, ruh halini ve enerjini yükseltir. Çözüm odaklı şikayet et (eğer gerçekten gerekirse): Net bir amacın olsun. Önce olumlu bir şey söyle. Sadece mevcut sorunu belirt. Pozitif bitir. Bu makale ve benzer bilimsel içerikler (nöroplastisite üzerine), şikayetin sadece “kötü bir alışkanlık” olmadığını, beyni kalıcı olarak değiştiren bir davranış olduğunu gösteriyor. Özetle: Şikayet etme, beynini “negatif avcı” moduna geçiriyor. Dur ve şükretmek için kendine 3 sebep bul!
ZA tweet media
Türkçe
6
101
470
25.9K
Tuncay Besim retweetledi
Martin Picard
Martin Picard@MitoPsychoBio·
Chronic stress and serious mental illnesses age us quickly likely because of energy constraints. It costs energy to stress out: Faster heart rate, cortisol, neural activity, cellular stress response programs, sweating, etc. Nothing is free in biology. And negative states of mind activate costly stress response pathways that cost energy. Because we have a finite energy budget, that means that stress must steal energy from the things that sustain our health and keep us from aging too quickly. sciencedirect.com/science/articl…
Martin Picard tweet media
Neuropsychopharmacology@npp_journal

This review examines evidence that serious mental illnesses are associated with accelerated biological aging, highlighting the consequences of greater symptom severity, poorer treatment response, and increased medical comorbidity nature.com/articles/s4138…

English
14
108
608
59K
Tuncay Besim retweetledi
Psychiatry Excellence
Psychiatry Excellence@psycheureka·
Addiction is not just about reward. It reflects predictable dysfunction across brain systems governing behaviour, learning, and control. Here are 5 core neurobiological processes underlying addiction and relapse: 🧵👇 (Click through to see all 5)
Psychiatry Excellence tweet media
English
4
32
79
5.2K
Tuncay Besim retweetledi
JAMA Psychiatry
JAMA Psychiatry@JAMAPsych·
Among individuals with severe, treatment-resistant #Schizophrenia, #dementia was common and showed a distinct clinical and genetic profile not explained by #Alzheimer disease, cardiovascular risk, or medication effects. ja.ma/4uWAsGG
JAMA Psychiatry tweet media
English
7
86
221
19.1K
Tuncay Besim retweetledi
Nebil Özgentürk
Nebil Özgentürk@nebilozgenturk·
Sabahattin Ali.. ÖLDÜRÜLDÜ.. Bugünlerde..78 yıl önce! Alçakların zamanı yoktur..
Türkçe
15
306
3.1K
46.6K
Tuncay Besim retweetledi
behic ak
behic ak@behicak·
behic ak tweet media
ZXX
1
30
144
2K
Tuncay Besim retweetledi
Psk. Dr. Zübeyit GÜN
Psk. Dr. Zübeyit GÜN@zubeyitgun·
Çocukluğumuzun kurbanı, Yetişkinliğimizin failiyiz... Bize olanların sorumlusu değil ama Böyle kalmamızın sorumlusuyuz...
Türkçe
3
12
109
4.3K
Tuncay Besim retweetledi
Tunc Tataker
Tunc Tataker@tunctataker·
Sıkılmayı öğren, bazen hiçbir şey yapmadan oturmayı normalleştir. Sabretmeyi öğren, tek başına da hayattan keyif almayı ve oyalanmayı öğren. Hayat, sürekli havai fişeklerinin patladığı bir eğlence alanı değil.
Türkçe
33
285
3.1K
68.7K
Tuncay Besim retweetledi
Felsefe Parrhesia
Felsefe Parrhesia@Fparrhesia·
Zaman bir çok yarayı iyileştirir ama iyileştirirken seni değiştirir.
Türkçe
21
394
2.7K
242K
Tuncay Besim retweetledi
Robert Y. Chen
Robert Y. Chen@therealRYC·
🚨 ADHD isn't one thing - it's THREE A massive neuroimaging study just identified 3 neurological "biotypes" of ADHD. DSM-5 behavioral categories fit into brain-based subtypes - just in time for the new DSM. Could this explain the huge heterogeneity seen across patients? 🧵
Robert Y. Chen tweet media
English
18
104
547
32.7K
Tuncay Besim retweetledi
Berker Duman
Berker Duman@berkerduman·
Lityum; Alzheimer hastalığı öncüsü olan hafif bilişsel bozuklukta hastalığı yavaşlatmıyor gibi görünüyor📌 Li, nöroprotektif etkileri ve preklinik araştırmalardaki olumlu veriler nedeniyle Alzheimer hastalığı açısından koruyucu olabilir diye düşünülüyordu jamanetwork.com/journals/jaman…
Berker Duman tweet media
Türkçe
0
3
25
2.9K
Tuncay Besim retweetledi
Tuğçe yıldız
Tuğçe yıldız@tugce190333·
nietzsche ağladığında kitabında geçen muhteşem bir cümle var: “benim “biz” haline gelebilmem için önce “ben” olmam gerek.” (s. 315) günümüz ilişkilerinin de sorunu tam olarak bu: henüz "ben" bile olamamış milyonlarca insan "biz" olmaya çalışıyor.
Türkçe
48
396
4.3K
94.5K
Tuncay Besim retweetledi
Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu
Anthropic yapay zeka ve sebep olacağı işsizlik ile ilgili çok detaylı bir rapor yayınladı. Kısaca; AI tüm meslekleri eşit şekilde etkilemeyecek. Yeni analizlere göre bazı işler yapay zekâya çok daha açık. Öne çıkan bulgular: • AI en çok bilgi temelli işleri etkiliyor • Özellikle: finans, yönetim, yazılım, hukuk, pazarlama AI’nin en çok otomatikleştirdiği görevler: • Kod yazma ve hata düzeltme • Veri analizi ve raporlama • Müşteri sorularını yanıtlama • Veri girişi ve doküman işleme • finansal analiz destekleri AI’ye en az maruz kalan meslekler: • İnşaat • Tarım • Tamir ve teknik işler • Üretim • ulaşım Sebep: bu işler fiziksel beceri ve gerçek dünya etkileşimi gerektiriyor. Demografik farklar: • AI etkisi yüksek işlerde üniversite mezunları daha fazla • beyaz yakalı çalışanlar daha fazla etkileniyor • genç çalışanlar daha yüksek maruziyete sahip Özetle: AI işleri tamamen ortadan kaldırmıyor. Mesleklerin içindeki görevleri otomatikleştiriyor. Geleceğin en değerli becerileri: • AI ile çalışmak • strateji ve yaratıcılık • insan ilişkileri • kompleks karar verme Yeni model: Human + AI collaboration olacak. Şimdiden alışın...
Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu tweet mediaProf. Dr. Kaan Yılancıoğlu tweet mediaProf. Dr. Kaan Yılancıoğlu tweet media
Türkçe
24
78
555
70.3K
Tuncay Besim retweetledi
behic ak
behic ak@behicak·
behic ak tweet media
ZXX
4
24
150
2.7K
Tuncay Besim
Tuncay Besim@TunBe2·
Farklı görüntüler, tek özün imtihanıdır.
Tuncay Besim tweet media
Türkçe
0
1
2
168
Tuncay Besim retweetledi
Alişan Burak Yaşar
Alişan Burak Yaşar@alisanburak·
DEHB tek bir hastalık olmayabilir. 🧠 25 Şubat 2026’da JAMA Psychiatry’de yayımlanan dev bir çalışma, aynı tanıya sahip çocukların aslında üç farklı nörobiyolojik biyotipe ayrıldığını gösterdi. Bu hafta yayınlanan bir araştırma, DEHB tanılı çocuklardaki biyolojik çeşitliliği anlamak için normatif modelleme ve yarı denetimli kümeleme yöntemlerini bir araya getiren kapsamlı bir çalışmadır. Bilim insanları, beyin ağlarındaki yapısal benzerlikleri inceleyerek DEHB’nin geleneksel tanı ölçütlerinin ötesinde üç farklı biyotip sergilediğini ortaya koymuştur. İlk grup duygusal düzensizlik ve yaygın beyin değişimleriyle, ikinci grup ağırlıklı olarak hiperaktivite ile, üçüncü grup ise belirgin dikkat eksikliği ile karakterize edilen özgün nörobiyolojik profillere sahiptir. Çalışma, bu alt tiplerin farklı nörotransmitter sistemleri ve bilişsel süreçlerle ilişkili olduğunu belirleyerek kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açmaktadır. Elde edilen bulgular, DEHB’nin tek tip bir bozukluk olmadığını, aksine karmaşık ve çok katmanlı bir nörolojik yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Paylaştığım bilgiler, 25 Şubat 2026 tarihinde JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel makaleye dayanmaktadır. Araştırmanın kaynak künyesi şu şekildedir: • Makale Başlığı: Mapping ADHD Heterogeneity and Biotypes by Topological Deviations in Morphometric Similarity Networks. • Yazarlar: Nanfang Pan, MD; Yajing Long, MD; Kun Qin, PhD, MD ve diğerleri. • Yayımlandığı Dergi: JAMA Psychiatry. • Yayım Tarihi: 25 Şubat 2026. • DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0001. Özetlediğim 3 farklı biyotip (Şiddetli-Bileşik/Duygusal Disregülasyon, Ağırlıklı Olarak Hiperaktif/Dürtüsel ve Ağırlıklı Olarak Dikkatsiz), bunlara ait beyin ağı farklılıkları ve nörotransmitter bağlantıları (serotonin, dopamin vb.) doğrudan bu makalenin bulguları arasındadır. Aynı şekilde, orbitofrontal korteksin biyotip sınırlarını aşan ortak bir temel ağ bağlantı noktası olarak rol oynadığı bilgisi de yine bu çalışmanın tartışma ve sonuç bölümlerinde detaylandırılmıştır. #DEHB #DikkatEksikliği #Hiperaktivite #Psikoloji
Alişan Burak Yaşar tweet mediaAlişan Burak Yaşar tweet mediaAlişan Burak Yaşar tweet mediaAlişan Burak Yaşar tweet media
Türkçe
11
26
233
16.3K