
Zoka
4K posts



Beypazarı Maden Suyu - Niyazi Ercan: “Babam Gaziantep’ten Ankara’ya geliyor. Şan Sineması’nın kantinini işletiyor.” “Bir gün, “ben bunları satacağıma üreteyim, daha çok kazanırım diyor.” “Önce meşrubat fabrikasını kuruyor. Kulüp Kola, Cem Kola gibi markaları çıkarıyor” “Cem Kola çığ gibi büyüyor, bütün marketlere, kahvelere, lokantalara kola veriyor.” Ankara’da meşrubat işi çok iyi giderken yabancı markalar fabrikalar açmaya başlayınca babam, “her işin bir sonu var.” diyor. Sonra Beypazarı’ndan bir grup babamın yanına geliyor. “Bizim küçük bir maden suyu tesisimiz var ama işletemiyoruz, size satmak istiyoruz.” diyorlar. Babam önce makinelere bakılmasını istiyor. Onlar da, “Bizim tesis öyle değil, şişeleri elle dolduruyoruz, elle kapatıyoruz.” diyor. Tam kalkıp gidecekleri sırada babam, “Sizi buradan üzgün göndermeyeceğim. Kaç para istiyorsunuz?” diye soruyor ve tesisi gidip görmeden satın alıyor. Sonra babam, “burada ekmek bu kadarmış.” diyor ve Ankara’daki kola işini tasfiye edip bütün gücünü Beypazarı Maden Suyu’na veriyor. Saatte 2 bin şişe dolum yapan tesisi önce 6 bine çıkarıyor. Bugün ise saatte 300 bin şişe dolum yapan bir tesise dönüştü. Biz maden suyu üretmiyoruz. Doğadan çıkan maden suyunu sadece filtre edip şişeliyoruz. Ben çalışanlarıma işçi gözüyle bakmıyorum. Onlar benim kardeşim, iş ortağım. Onların derdiyle dertleniyorum. İhtiyacı varsa yardımcı olmaya çalışıyorum. Onlar mutsuzsa ben mutlu olamam. Türkiye’de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi 15-16 litre civarında. Avrupa’da ise bu rakam 160-180 litre. Avrupa’da insanlar su yerine maden suyu tüketiyor. Bizde ise hâlâ sadece çok yemek yenildiğinde içilen bir ürün olarak görülüyor. Çok kişi çalıştırmak, çok iş yapmak anlamına gelmez. İşe ne kadar eleman gerekiyorsa o kadar kişi çalıştırmak gerekir. Ama onların bütün haklarını eksiksiz vermek, ihtiyaçlarını karşılamak ve değer vermek şartıyla. Hayal kurmadan başarı olmaz. Önce hedef koymanız, sonra da çalışmanız gerekiyor.



JUST IN: Germany considers legalizing Sunday shopping, as its stagnant economy searches for ways to boost growth.





52 χρόνια από την ολέθρια και αποφράδα ημέρα της τουρκικής εισβολής. Θλιβερή επέτειος της περιφρονητικής και προκλητικής καταπάτησης της διεθνούς νομιμότητας, των ανθρωπίνων δικαιωμάτων και του συνόλου των κανόνων λειτουργίας της διεθνούς κοινότητας. Μιας διαρκούς καταπάτησης, που πανηγυρίζεται και σήμερα χωρίς ντροπή από τον Τούρκο εισβολέα και κατακτητή. Ο οποίος πιστεύει ότι ο χρόνος και η δύναμη του ισχυρού, θα ξεθωριάσουν τη θύμηση, θα αδρανοποιήσουν το καθήκον μας και θα οδηγήσουν στην αποδοχή των τετελεσμένων. Τελούν όμως υπό καθεστώς αυταπάτης. Διότι η μνήμη είναι ζωντανή, όσο η κατοχή αποτελεί καθημερινό και οδυνηρό βίωμα. Διότι μας έχουν κληροδοτήσει οι πρόγονοί μας, οι πεσόντες και οι αγνοούμενοί μας, καθήκον ακλόνητο και χρέος βαρύ και ιστορικά εδραζόμενο. Χρέος και καθήκον να απαλλαγούμε από τα δεσμά της κατοχής, να απελευθερώσουμε και να επανενώσουμε την Κύπρο μας. Με απόλυτη και αποκλειστική προσήλωση στα Ψηφίσματα του Συμβουλίου Ασφαλείας του ΟΗΕ. Ως Κράτος Μέλος της Ευρωπαϊκής Ένωσης και καθοδηγούμενοι από το ευρωπαϊκό κεκτημένο και τις θεμελιώδεις αρχές, τις αξίες και τη νομοθεσία της ΕΕ. Το «Δεν Ξεχνώ» δεν είναι σύνθημα, αλλά ο τρόπος επιβίωσης μας. Μέχρι τη δικαίωση.




52 years since Türkiye illegally invaded Cyprus. We don’t forget. We condemn the ongoing Turkish occupation of 37% of the Republic of Cyprus and reiterate our call to Türkiye to withdraw its troops and restore the rights and freedoms of all Cypriots. This concerns all of us and EU has an active role to play for a reunited Cyprus inside EU.



Fethiye'de bir vatandaş ile beach çalışanı arasında tartışma çıktı... Vatandaş: Ben atalarımın savaştığı denizin kenarına giriyorum. Çalışan: Haklısın ama burayı bize bakanlıklar kiraya veriyor. Vatandaş: Kiraya vermiyor, siz ceza ödüyorsunuz. Sahillerimiz işgal altında! Türk milleti bu toprakları kanıyla canıyla elde etti ama denize giremiyor!







🔴 Marketlerde kuru soğanın kg fiyatı 9,99 TL seviyelerinde. Bu hiç normal değil.. Hatay, Adana, Osmaniye'de çiftçilerin üretim maliyeti en az 10 TL olan kuru soğanı arz fazlalığı yüzünden kilosu 5-6 TL'den zararına satmak zorunda kaldığını hatırlatalım. Gıda fiyatlarının aşırı yükselmesi kadar aşırı düşüşü de risktir. Bu fiyat kısa vadede tüketici lehine gibi gözükse de orta ve uzun vadede aleyhine olabilir. Zira zarar eden çiftçilerin üretimden uzaklaşması önümüzdeki dönemde fiyatları ciddi şekilde artırabilir. Hep söylediğimiz gibi, tüketiciyi korumanın yolu üreticiyi korumaktan geçer. #kurusoğan #soğan #tarım #gıda #enflasyon


Bulgaria will no longer participate in the Coalition of the Willing, Prime Minister Roumen Radev announced, distancing the country from the group of nations supporting Ukraine. Radev said the war should be resolved through diplomacy rather than further arms deliveries. Source: Bloomberg





